|
||
| Bilgisayarın başına oturuyorum. Parmaklarım ağırlaşmış klavyeye zor basıyor. Annelerin , babaların ‘sınır ötesinde’ yiğitlerinin kaybedişindeki acı ile okullu çocukların sokaklarda ‘kan istiyoruz’ diye bağırışlarını, ‘BARIŞ’ ın özne olduğu hangi kelimelerle bir araya getirip de cümlemi kurmalıyım!!!… Kuramıyorum…Özne yok…Yüklem hiç yok… Virgüler, noktalar yerine ise virgüllü nokta var!... Kelimeler kirlendi .. Sokaklarda önlüklü çocuklar bölük pörçük dağınık minik gruplar halinde sınıflarından ellerini kollarını sallayarak çıkmışlar, okul dışına… Ellerinde bayraklar.. Minik parmaklarda kurt işareti ile ‘kana kan’ diye bağırıyorlar. ‘Kahrolsun PKK, sana binlerce askerimiz veda’…ve sık sık ‘Ya Allah bismillah…la ilahi illallah , ‘diye bağırırlarken, birbirlerine girip kelimeler yumruklara dönüşüyor. Bazı dükkânlarda ise ‘milli marşlar’ bangır bangır çalıyor. Ders kitaplarını kapattıkları gün çocukların dillerinde SAVAŞ-KAN kelimeleri ÖZNE olmuş… Binlerce askerimiz ‘feda’ diyen önlüklüler büyür yanı başımızda..Diğer tarafta ağlayan analar, babalar, kardeşler. Çocuklarını askere yollamaya korkacak kadar tedirgin olan nice analar var; saklamıyorlar duygularını…Binbir emekle büyüttükleri , okuttukları , artık tam ülkenin ve oğlunun verimini alacağı çağda bombalanması … Gözbebeğinize kıyabilir misiniz? Bu öfke bu hırs nedir… Çocukların gözbebeklerinde ‘savaş-kan’ kelimelerini okuyorum… ‘ Askerler ölmesin, analar ağlamasın, çocuğum’ dememle önlüklü çocuk dikilerek, ‘binlerce askerlerimiz ölsün, PKK’nın kökünü kazıyacağız, teyze’…sözünün içinde içim eriyor. ‘Ölüme ölüme’ diye bağırıyor çocuklar…Kankardeşlikten kandüşmanlığına dönüşmüş minik bedenler.. Çocuklar bölünüyor!...Çocuklarımız… Analar ağlıyor…O sokaktaki çocuklar olayın ciddiyetinin farkında bile değiller!. Bu arada sol düşünceli öğrencilere saldırılar oluyor. Kürt kökenli dükkanların pencereleri indiriliyor..Bir kürt evinin yandığını duyuyorum… Televizyon ekranlarında ‘milli marşlar’, ‘internet’ de Türk bayrakları ve milli marşlar’…Nedir bu? Darbe günlerinde miyim nedir? Tıpkı 12 Eylül faşizminin olduğu günler gibi.. Sağduyumuzu kaybettik. İntikamın cahilce olduğunu bilmemize rağmen cehalete sığınıyoruz. “ Kör öfkenin PKK’ya, Barzani’ye ya da ABD’ye uzanamayınca en yakındaki masumları, farklı etnik kimlikten komşuları, aynı ranzada uyuyan arkadaşları hedef almasından, birbirine kırdırmasından ya da ortamdan istifade başka siyasi hesapları görmeye yaramasından korkuyoruz.. Öfkenin, bir arada yaşama kültürümüzü, azmimizi, irademizi vurmasından kaygılanıyoruz. Daha da kaygı verici olan, Türkiye’yi birbirine düşürmenin bu kadar kolay olması...Toplumu bir arada tutan harcın, asırlık bağların, coğrafi, insani ortaklıkların bunca kolay gözden çıkarılması... ” diyor Hasan Cemal. Evet kimse bu acılardan, dökülen kanlardan çözüm üretebileceğini sanmasın. Peki Milli Eğitim’in görevi nedir? Çocuklarımız sınıflarında ders yapmaları gerektiği anlarda sokaklarda ‘kana kan’ diye bağırıyorlar. …Yasal mıdır ? Bazı öğretmenler öğrencileriyle ‘pikniğe’ gider gibi o gün sınıfını sokağa atmış… Öğretmenim ne yapıyorsun? NE? Demokratik kitle örgütleri nerde? Milli Eğitim Müdürleri, ‘el insaf’…Bir memurun yürüyüş yapması sakıncalı iken, bu minicik bedenlerin ‘kan istiyoruz’ diye bağırışları, birbirlerine girişlerine engel olamadınız.. Yiğitlerin şehit olduğu ‘Sıcak savaşın’ içinde olduğumuz bir anda okullar da nasıl önlem almazsınız…Öğrencilerin yeri sınıflardır… Polis sessiz… İki polis yan yana konuşuyor, ‘öğrenci onlar, yürüsünler’… Hatırlarım birkaç önlüklü çocuk ellerinde pankartlarla haklarını aradıkları sırada ‘izinsiz’ yürüyüş ve protesto ettiler diye neler yaşadılar. Yargılandılar çocuklar?! Hatta işkence yaşadıklarına dair raporlar tutuldu. Demokrasi istiyordu çocuklar… Çocuklar bölünüyor? Anti faşist olarak karikatürüze edilen Avni’nin özgür çocuklarının torunları faşizmin kitabını okuyorlar. Böyle olunca Oğuz Aral’ın çizdiği Avanak Avni’yi Fransa alıyor elimizden. (Avni’nin ünü, Türkiye sınırlarını aşmış; Güney Afrika’ daki ırkçı olaylara karşı, Meksika’da ise ABD emperyalizmi karşıtı gurupların sembolü olmuştur) Filistinli sanatçı Ali Naci’nin karikatürünün sol köşesinde her daim sırtı dönük, elleri arkasında bağlı, yamalı çıplak ayaklı çocuk figürü vardır. Kendisidir bu çocuk. Halkının açlığını yoksulluğunu, savaşının derin sessizliğinin izleyicisidir.. Şimdi o karikatürde bizim çocuklarımızı görüyorum, sırtlarını dönmüşler… Çocuklar bize sırtlarını dönmemeli.. İşte o an okul zillerinin susturulduğu andır!.. Vicdan Kayır Siyasete konu açamadığım için buraya ekledim bu makaleyi taşınırsa sevinirim |
||