|
||
| Her açılışını yabancılıkla karşılardım gözlerimin. Çapakların arasından sızanları koyacak bir yer bulamazdım ve mecburen onlar için kendimi küçültürdüm içimde. Aslında pek de zor olmazdı bu; bir önceki gece ölen parçamın, sınırlarım içinde bıraktığı boşluk yeterdi onlara. Ben her gece intihar ederdim o zamanlar; şarap kadar kırmızı, şarap kadar alkollü gözyaşlarımla verirdim kendimi toprağa. Ve her sabah kendimi cinayet mahalinde bulurdum, bir katilin pişmanlığıyla. Salyalı yastıklar, rutubetli tavanlar, tedirgin bakışlar.. hepsi yeni, hepsi yabancı ve hepsi yüzüme çarptığım suyla doğumumu beklemekte. Bir kaç iç geçirme arasında kendi yasımı tutar, başlardım yeni yaşantıma. Yabancılıklarla doldururken içimdeki boşluğu, bir köşeye sinip intihar mektupları atardım günün sonuna. Ben sadece ‘neden’leri yazardım o zamanlar; inanmazdım sonuçlara. Bekleyen herşeyden uzaklaşmaya çalışırdım, köşemde daha da büzülerek, küçülerek, sinerek. Yüzümü yıkamama inadında, ölü doğan bir çocuğun masumiyetinden yaptığım kağıt gemileri yüzdürürdüm şarap şişelerinde. Ve boğulurdu gemiden atlayan nedenlerim, kabullenişin verdiği sukut içinde. Ama delil yetersizliğinden verilen beraat kararları, hep bir cinayet şüphesi bırakırdı üstümde. Ben hiçbir şeyden emin olamazdım o zamanlar; sarhoş bir nedenim olurdu hep, belirlenmişlikten kaçışlarımda. Dengesiz adımların takıldığı taşlar bekleneni fısıldardı yorgun bedenimin uzayan sakallarına. Ve ben her koşunun sonunda, ölümün elinden tutmuş yolun karşısına geçen, büyük bir çocuk olarak bulurdum kendimi. Bir sabah; ölümü fazla kaçırdığım bir gecenin ertesi, gözlerimi açamadım ben. Ne bir yastık ne bir duvar ne de bir bakış vardı, kendi yerime koyabileceğim.. karanlık... Ben o sabah göz kapaklarımı yenen çapaklardan kurtulmak için yüzümü yıkamak zorunda kaldım. Gözlerimi açtığımda, etrafımdaki herşey içime sokamayacağım kadar tanıdıktı, bense tekrar ölemeyecek kadar soğuk... O gün bugündür içimi kaplayan badanasız tavandaki örümcek ağının hayaliyle kandırıp kendimi, her gece tekrar doğuyorum ben.. Umut Yaşar Karaoğlu |
||