SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Okuma Odası

Konu: Yarenlik

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 18:04:25
Varsın anlamasın ağyar halden ne çıkar? Biz yürüyelim yine de, gözlerimiz yangın, gözlerimiz fersiz ve sitemli… Gözlerimizde gizli uçurumlar, fersûdeliğimiz âşikâr… Olsun yarenlik; rahat/sızım… Olsun…

Gündelik sevdalara geçmedi kaydımız; gün, delik deliktir içimizde yıllar yılı… Dipnotumuz düşmüştür hayata; çekilmez çok yanımız olsa da, yansız kalmadık zulüm teranelerine!.. Terennümlerimiz aşk olsun diye düştüysek yola ya da düşürüldüysek; şüphesiz bundandır, yüzümüz yere düştüğünde düşüşü yeryüzünün.

Yalımlarımız uzak kıldı bizi içine sevgi tohumu katılmamış her aştan. Başımız aşka fedadır, diye diye ulaştık ferdalara. Kim bilir kaç gün oldu yola bırakalı gözlerimizi? Gün saymayı unuttuk sene hesabından!..

Şimdi yangın varsa gözlerimizde, bırak, olsun yarenlik... Satırlar sır dolsun. En güzel'e yolcu olalım her yolda; varsın, taşsın yalazlar sadrımızdan!

...

Ya böyle mi olmalıydı dünya? Bir müşfik anne bulduğumuzda, koşmalı mıydık ellerini öpmek için hasretle; zaman, ışık hızıyla devrilirken ömrümüze?.. Oysa bir zamanlar, anneler vardı ki, şefkatleri ulaşırdı yarınlara... Zaman mı yaşlandı ne; yükümüze direnç katsın diye yorgunluğumuzu bileylerken...

...

Ah yarenlik; şakaklarımda müzminleşen şarkımı duyuyor musun? Sevda böyle bir şey galiba; kilometrelerin sıfırlandığı nokta... Anlıyor musun beni? Gece, ilmeğine geçiriyor gecikmişliğimi... Uzaklarda olman neyi değiştirir ki? Yalnızca, yanarım daha fazla, fazla fazla... Füzûn bir yalnızlık olur adım, derin bir iç çekişle Fuzulî'yi çağırırım asırlar berisinden iliğime...

Kimse dinlemez sessizlik dinletimizi, sen dinle yarenlik; can kulağını çevir de aşka, duy gönlümüzün derûnî gazellerini... Ki, bir yerlerde imzan durur bilirsin!

Ama bir ses ver önce, "tın.. tın.." ayak sesin duyulsun. Gece gözlerim yetişemiyor ihtimallere! Haydi bir ses ver de, sesim fezada kaybolmasın. Uçur sesini içimin en uç yanlarına!.. Gözlerim, gecelerce güz...

...

 

Muammalığımıza mesafeli duruyor dünya! Dursun da yarenlik; satır satır serilişimizi sayfalara, kim anlatır hüzünbaz bakışlı ince ruhlara? Bir bebeğin bakışından devşirip umudu nasıl da demleriz biz!.. Topu topu terekemiz bir çuval harftir ki, alıcı bulmaz bezirganlarda; bergüzarlığımız geçer kayıtlara usulca... Suretimiz aşka resmolur. Terekemiz teseliîmiz. Kimse bilmeyedursun yarenlik...

Pervanelerin bahtında bahtiyarlıktır aşk. Vakit be vakit dönerek yanarız, yanarak döneriz... Bir mum ağlayışıdır talihimizin tahlîli. İçimdeki çığı çağır artık diyorum! Çağlarca içleniyorum sana... "İç" diyorum... Ve içerliyorum sessiz... Tarihleri yazmaya yetiştiremiyorum; nasıl da akıp gidiyor ömür... Kayıtta kalmaya kayıtsızım neylersin. Az var bahara; ürküten, titreten nevbahara...

...

Kapılar ardında küçük bir kız çocuğu gibiyim yarenlik... Zulamda hüzün ve hasret... Azığım, gözyaşından ibaret... Ne çok ırak kaldık visal muştulu rüyalara! Ve üstelik yeni bir bahara az kala, cemre olup düşesim geliyor havaya, suya, toprağa… Yorgunum yarenlik; tek ateşlik topum. Şu'le şu'le şerholma vaktidir! Ağır bir kış geçip giderken ömrümden, ağrılı kalırım kış uykusundan kalkmamış gözlerime. Ve kalakalırım göz önünde bir güz hanendesi gibi hareli…



Bizde mevsimler içte yaşanır yarenlik… İlkbahar: düş. Güz: düşüş. Yaz: yanışın rengi. Ve kış: harmanlanan armoni…

Bahara çok az kaldı yarenlik; azalıyorum, az alıyorum şua'sını umudun… Levha levha asılıyor her anım. Ne çok zamandı ardımızda kalan; şirazesiz defterlerin ciltsizliğinde şerhalandım… Bahara az kala yine yaralandım… Ağyar anlamasın halden de; sen anlayasın diye, bunca satırların sütunsuzluğunda kaldım. Aşka daldım bir küçük düşte, mazur görülmemi diliyorum her düşüşümde… Ve yeni bir nevbahar girişinde, intizarımdır sana armağanım… Yarenlik

Zeynep Dilyare


Sayfa: [ 1 ]