SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Okuma Odası

Konu: İntihar Ve Yaşam Üzerine

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 18:03:03
Gelelim fikre. Ben hem ölümün ele alınıp , düşünülüp enine boyuna tartılıp , doğasının kavranıp , ardından doğal bir sonuç olarak ; yaşamın değerinin  hem entellektüel anlamda verimli hem de eylemsel açıdan , kişi için dolu dolu ve gayeli yaşam öyküsü ile sonuçlanabileceği fikrine katılmıyorum. Herkes herkese bu konuda nasihatler verip duruyor. Kimsenin varolmakla ilgili bir sıkıntısı olduğunu sanmıyorum. Var olmayı eksik becerişin ( kime göre eksik neye göre eksik tartışılır ) ayrıca felsefi olarak tartışılabileceğini , varsayılanın aksine ölüm olmaksızın ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü , pekala ölümü kavramsal olarak ele alan ve kavrayan bir zihin , yaşamı en verimli biçimde , diğerlerine fayda sağlayarak geçirmeye karar verse ve bu eylemi sürdürse dahi , ölüm kara ve soguk nefesini insanın yüzüne üflemeyi ve dolayısıyla yakalanan anlamı ustalıkla yok etmeyi sürdürebilir. Konuyu bir kez olsun farklı bir açıdan ele almayı denemek gerekmez mi. Düşün sanatı bu kadar özgürlük tanımışken bizlere hem de. Hümansit yaklaşımları , genel toplumsal  etik anlayısını , tıp biliminin kuruluş felsefesini , kanunları bir kenara bırakarak bunu yapmayı deneyemez miyiz ? Elbette deneriz.

Kendimi aşığı olduğum düşün alanında zihinsel eylemler icin bu kadar geniş ve bağışlayıcı bir okyanus olarak gördüğümü söylememek için tevazu göstermeyeceğim.

 

Başlıyorum.

 

İnsan anlam arayısını kesmelidir fikri üzerinde neden durmuyoruz. Eleştiriyi , kendinde gelişme diye nitelendirdiğini sıyırmaya çalışmalıdır. Düşünmeyen bir tür olsa kendisi icin her anlamda huzurlu bile olup olmadığını bilemediği , gerçek bütünlüklü bir ortam. Kozmosa ya da yaratıcıya , bu olup biten her ne ise , hepsine uyabilecek bir teslimiyet. Ben insanın sahip oldugu çelişkilere , varoluş koşullarına baktığım zaman , ne yazık ki yaşamın , ölümle bir anlamlı bir süreç olduğu ve değerlendirilmesi gerektiği sonucuna çıkamıyorum. NEDEN ? Neden yaşamdan zevk alacak mısız  , neden , neden fayda sağlayacakmışız  , neden yıkıma karşı durmalıyız ya da yanında yer almalıyız ki ! Bana göre tüm bu zorunluluklar ciddi bir yanlışın sonucudur.ister buna big bang diyin ister mistik bir anlam yükleyin. Tüm bu açıklamaların eylemindeki özne ben miyim değil miyim ? Ölümü yüzleyecek , yaşamı tattıktan sonra , elinden ayağından canı , hiç uğruna çekilecek , ölürken yasadığını , yaşarken öldüğünü idrak edecek özne , bir edebi karakter olmaktan , bir dublör olmaktan öte mi değil mi !   Tüm bunlara deva olabilmesi için , İnsan ve insanlık tarihi ne hızla son bulur , yani ölmeyi , yani yaşamayı artık çoğalmayarak durdurur , gerçek bir varlık anarşisi ortaya koyarsa , o zaman yeni bir arayışa girişmiş olduğunu dillendirebiliriz. Acı çeken ruhum bu kadar olsun yeni bir arayışı hak ediyor olsun. Ben kozmik bir oyuncak değilim. Ben yasadığımı sanan , korkuları olan , ete kemiğe bürünmüş bir zaman dilimiyim. Söz hakkımı anlam arayışına karşı çıkarak , şimdiye dek ölüseverlik yapmıslardan yana kullanıyorum. Hayvan olmayı , bitki olmayı yeğleyebilecegim bir aklın hangi konforunu sürmekten söz edebiliyoruz anlayamıyorum .

 

Görüyorsunuz ya , bendeki varolma ve var olamama öfkesi eşitlenmiş durumda. Her zaman her yerde açıklıkla ifade edeceğim ki..Korkmasaydım , bana verilen ve değerli olması gerektiğini iddia ettiğimiz bu süreci , münasip bir taraflarına sokmalarını temenni ederdim. Korkumu yenebildiğim ilk anda , gerçek bir anarşik gibi davranarak , istemimle , yaşamıma son verecegim.

 

Çünkü yaşam fazla güzel. Bu güzelliği ile gelip beni besleyip , özendirip sonra da çekip gideceğim diyorsa , baştan red etmeyi göze alacagım kadar kavgalıyım bu güzellikle.

 

İnsan olmanın bir parçasıysa ölmek , kendisini soğuk varlığını kucaklayarak yıkıyorum . Red ediyorum . Red etmeyi herşeyden çok diliyorum diyelim şimdilik.

 

İnsan varlığı ile ilgili cok ters şeyler sezebiliyor , bu türün varlığını sürdürmemesinden yana cok rahat tercih yapabiliyorum. Kim bana faydalı düşünmem , iyi olarak kabul edilen genel geçerden yana olmam zorunluluğunu , felfesi anlamda en azından , getirebilir ki.

 

Ölmekmiş , ölümü düşünüp yaşamakmış. Zırva tüm bunlar bana kalırsa. Ben ölecegimi düşündüğüm zaman gerçek bir aşağılanma hissediyorum. Gerçek sözcüğü sizlerde neyi ifade ediyor. İliğimi kemiğimi sızlatacak kadar ciddi ve soyut bir huzursuzlanma bu. Bu benim kabul edebilecegim birşey değil. Denedim ama yapamıyorum.Kim , kim oluyor ki ( Şu söylemdeki ironiye bakın ! Ne olduğunun bile farkında değiliz ) ..beni çöpe sıyırabiliyor !



İdama mahkumsam , bir parmak bal misali ağzıma çalınan bu yaşamı , kusmuğumla bir gerisin geri  tükürmek istiyorum infazımın yüzüne.


 

Defekasyon da çabası olurdu. Cesedimin üzerine defeke etmek isterdim. 

 

Çünkü hiçbir fikir beni yaşamı sevmekten alıkoyamaz. Ve seviyorsam terk edilmeyi göze alacak kadar tutkusuz kılamaz. Varlık ateşi her durumda yakıcı birşey ise , onunla yanacak cesareti arzuluyoruyorum icimde. Ölüme ölüm kadar keskin cevabımı  "ben" diye haykırmak istiyorum tüm insanlığın üzerine.

 

Bu kadar.

 


Notun Notu : İnsandaki mutluluk arayışındaki isterik tutum gözünüze çarpıyor mu ? “ Ben öleceğim , öleceğim için ölmeden evvel iyi vakit geçirmeliyim , bu benim hakkım , hadi , hadi , hadi  “  düşüncesinin ardından gelen sürekli ve kesintisiz bir “ mutlu muyum , değil miyim , en iyisini elde ediyor muyum , daha iyisini alabilir miyim “ türü sorgulamalar ;  sistemlerin , tüketim çılgınlığının ve ardından nevrotik toplumlar olarak sonuçlanan hastalıkların , savaş ve  toplu kıyımların mimarı değil midir en nihayetinde. Buradaki yapış yapışlığı görebiliyor musunuz. Kaynar suya atılmış bir kurbağanın erimiş bacaklarını birbirine çırpışı olarak betimlersem , ne yapacagız. Kim bu manzaraya sevgi ile eğilebilir.


 


İyi servis edilmiş lezzetli bir yemeğin içerisinde , bir sapığın sperminin yemekle bir ağzımıza bulaşmasını kaçımız arzu edebiliriz ?


Fulya Engin


http://www.mevsimsiz.com/yazi.asp?id=7786

04.02.2008 10:09:20
Güneşinkızı demiş ki

Hayatımız boyunca her zaman bu yanlışla hareket etmiyor muyuz?

Evet hayatın kendisini bile, ölümle kıyaslayacak denli tutkusuz yaşıyoruz!

Yani şimdi ölüm olmasaydı ne yapacaktık, ölümsüzlük adına mı yaşayacaktık?! Tersten değerlendirince ne de komik duruyor...

Hep bir kıyaslama, durmadan kıyaslama ve yalın olandan yavaş yavaş uzaklaşma...

Naçizane fikrim böyledir fakat ben de kıyaslıyorum ne yazık ki!
 
 

04.02.2008 10:09:57
mylia demiş ki

Söylediklerine katılıyorum durmaksızın bir kıyaslama da, kişi en çok tutkularından vazgeçiyor.

Oysa unuttuğumuz en temel şey yazıda da anlatıldığı gibi yaşamında, ölümünde öznesi biziz.

Ete kemiğe bürünmüş bir zaman dilimiyiz.. Zamanı nitelikli hale getirmek ya da korkunç bir girdabın içinde yok olup gitmek.


04.02.2008 10:10:30
kopil118 demiş ki

İntiharım bir tür hesaplaşma içinde geçecek. Bunu da yaptım bir nevi. Yazmış olduğum 165 sayfaya sığmış hayatımı kâğıda aktardım. Yaşam mı dediniz? O benim için basit bir görev.

04.02.2008 10:11:01
depresif demiş ki

işte tam da bu yuzden "dogumla ölüm arasındakı hayat denilen bu ince çizgiyi dünya üzerinden geçmeden"yaşamayı diledim hep..


insana kendi kendinin katili olma lüksü verılmelıydı..

04.02.2008 10:11:24
fikir demiş ki

"... intihar parçasıdır hayatın
Unutmayı deneyin
Gizlediğiniz istediğiniz kadar;
Bir çekmecede kilitli
Pırıl pırıl bir anahtar
Gününü bekler sabırla,
Bilincinizi kurcalar
Nasıl olsa elinizde
Başka bir anahtar var.

..."

Metin Altıok

İntihar hayatın bir parçasıdır...
Çok da abartmayın...


Sayfa: [ 1 ]