|
||
| Şairi halkı aldattığı için siteden kovan Platon ile Felsefeyi gökten yere indiren Aristoteles’de şiir yazmışlardı. Platon, alışıldığı üzere, düşünsel kariyerine şiir yazarak başlamıştır. Sokrates’le tanıştıktan sonra yirmi yıl onun öğrencisi olmuş, kendi kuramını oluşturarak olgun yaşlarında bütünüyle felsefeyle ilgilenmiş, Akademia’sında öğrenciler yetiştirmiştir. Platon’un şiirleri dehasını destekleyen birer anlatı harikasıdır. ( Topouzis, Kostas(2000), Antik Yunan Lirikleri I, çev.: K.Cüneyt Çetinkaya, Öteki, Ank.). Borges’in belirttiğine göre, “isterdim gece olmayı, binbir gözle uykunu gözetleyeyim diye” dizesi, Platon’un “Yunan Antolojisi” nde yer alan kısa bir şiiriymiş. Şiir, bilindiği gibi Platon için Tanrısal sözdür. Tutkular hakimdir onda. Bu nedenle şiirin esası tutkunun büyüklüğüdür. Platon’dan günümüze birkaç dize ve kısa kimi şiirler kalmıştır. Bazı şiirler de Platon’a atfedilmiştir. Platon, felsefede olduğu kadar, şiir konusunda da yeteneklidir. Yazı yazmayı Dionysio adlı bir kişiden öğrenmiştir. Argos’lu Aristona’dan güreş dersleri almış, daha sonra şiir yazmayı öğrenerek, dithyramboslar ve şarkılar yazmıştır. Platon’un aşk şiirlerinden bazı örnekler aşağıdadır: I. Elma veriyorum sana, eğer beni istersen kabul et ve kızlığını ver bana. Yok eğer geri çevireceksen, olsun, onu görmen için tutuyorum; nasıl da geçiyor gençlik. II. Gel otur bu çamın dibine Zephyros’un durmadan yapraklarında Islık çalarak estiği Çağlayan suların yanında uykuyu getirecek flüt büyülenmiş gözlerine senin. III. Agathonas’ı öperken ruhumu dudaklarında tuttum; zavallı ruhum onun içine girmek istiyordu. IV. Bazıları Musaların dokuz tane olduklarını söylüyorlar: Yanlış. Lesbos’lu Sapfo var, onuncu. V. Yol kenarındaki ceviz ağacı: Çocuklar taşlarına hedef ederek diktiler beni ıssızlığa şimdi dallarım kırıldı. Filizlenmiş dallarım da budandı. Yağmur gibi taş yağıyor Meyvelerim lanetli artık. Ben kadersiz ceviz ağacı büyüdüm ve hak ettim ziyan olmayı. Yukarıda adı geçen “Yunan Derlencesi /Antolojisi” olarak adlandırılan yapıt, M.Ö. yedinci yüzyıldan, M.S. onuncu yüzyıla kadar Yunan edebiyatını temsil eden üç yüz kadar şairin 4.500 kısa şiirini içeren bir derlencedir. Gerçekte, birbiriyle örtüşen iki derleme vardır. Bunlardan birincisi, onuncu yüzyılda derlenen ve adını Almanya / Heidelberg’deki Palatine Kütüphanesi’nden alan Palatine Derlencesi, diğeri de, on dördüncü yüzyıldan gelen ve adını hatip ve derlemeci Maximus Palanudes’den alan, Palanudes Derlencesi’dir. Palanudes Derlencesi ilk kez 1484 yılında Floransa’da yayımlandı; Palatine Derlencesi de 1606 yılında yeniden bulundu( Borges, Jorge Luis(2006), Şu Şiir İşçiliği, Çev.: Mukadder Erkan, s.25, De Ki Yay. Ank.). Dithyrambos’lar şarap Tanrısı Dionysos’la ilgili şiirlerdir ve Alman Filozofu Nietzsche’nin “Tragedya’nın Doğuşu” adlı yapıtında işlediği Apollon-Dionysos karşıtlığının da özünde yer alırlar. Dionysos’ca dithyrambos’da insan, bütün simgesel yeteneklerinin doruğuna çıkacak ölçüde uyarılmış durumdadır. Bu durumda doğanın özü kendisini simgesel olarak insanın ağzından / sözünden dile getirecektir. Burada sözünü ettiğimiz kahkaha atıp dans eden insana Kazancakis’in kahramanı Zorba’yı örnek verebiliriz. Apollon’dan esinlenen, epos, öykü ve şiire karşılık, halk türkülerinin “melos”u yani “melodisi” Dionysos’tan gelmektedir. Dionysos, esrime, şarkı, coşku ve danstır kısaca. Platon, bu anlamda müziğe de ilgi duymuş, “Devlet” adlı yapıtında müziği de insan karakterini yumuşattığı için eleştirmiş ve yadsımıştır( Nietzsche, Friedrich(1993), Dionysos Dithyrambosları, çev.: Oruç Aruoba, Kabalcı, İst.- Tragedyanın Doğuşu, İş Bak. Yay.). Büyük Antik Yunan düşünürü Aristoteles, yirmi yıl Platon’un öğrenciliğini yapmış; daha sonra o da kendi felsefesini geliştirmiştir. Aristoteles Platon’un düşüncelerini “cıvıltılar” olarak nitelendirmiştir. Aristoteles’e ait olan şiirlerde arkadaşları Eudimos ve Ermeias’ın adları geçmektedir. Onun olduğu savlanan 67 yazıtın genellikle sahte olduğu kabul edilmektedir. Aristoteles kurduğu lisenin(Liceum) bahçesinde on üç yıl gezinerek dersler vermiştir. Bu yüzden onun felsefe okuluna Peripatetiki’ler de denilmektedir. Hadım edilen Armeia’ya pagan dediği ve yazdığı için suçlanmış, zehir içerek Halkidikya’da ölmüştür. Bazıları ise Aristoteles’in 70 yaşında hastalıktan öldüğünü söylerler(Kyn.: Souida Sözlüğü.). Onun yazdığı savlanan şiirlerinden kimi örnekler aşağıdadır: I. Arete, ölümlülerin yaşamının bin bir belası Tanrısal kazancı, Yunanistan’da, ey kızım, senin için ölmek, kaderin en tatlısıdır, senin için, karşı durmak onulmaz işlere. Öyle sonsuz, yakıcı bir alevle sararsın ki aklı altının, servetin derdini yener ve baba evinde tatlı uykuyu. Senin için ey kızım. Zeus oğlu Herkül ve Leda’nın oğulları, Dioskur’lar binlerce acı çektiler senin için. her yerde senin kudretini duyurarak. Akhilleus ve Aias senin tutkunla gittiler Hades’e, senin tutkunla Atarnea’nın beslemesi, Helios’tan mahrum kaldı yaptığı işlerle. Musaların, Mnemosyle’nin kızlarının överek ölümsüzleştirdiği- Büyük aşkın armağanı olarak onurlandırarak. Arete: Erdem. Herkül’e yol gösteren peri. II. Karya ve Likyalılar kralları Sarpedon’u Ksanthos’un sonsuz akıntısına gömdüler. III: Yolcu! Sen buradan geçerken görmen için duruyorum Amazon Penthesileia’nın serin mezarını. Şunu söylemeliyim ki, bu şiirlerin, Poetika’nın yazarı, söz ve söylem üzerine düşünceleri hala tartışılan, derslerde okutulan, büyük düşünür Aristoteles’e ait olduğundan kuşkuluyum. Şiirle ilgilenen bir kişi de bunun böyle olduğunu örnekleri okudukça hemen anlayacaktır. Platon’un şiirlerinin / liriklerinin biraz daha gerçek olduğu, yani Platon’a ait olabileceği düşünülebilir. Burada asıl önemli olan, totaliter bir düşünür olan Platon’un “Devlet” adlı yapıtında karşı çıktığı şiiri kendisinin de bir dönem yazması, lirik aşk şiirlerinin şairi olmasıdır. Büyük filozof da olsa insan çelişkileriyle insan olarak güzeldir. Platon ve Aristoteles’in şiirleri bana bunu düşündürdü. Abdullah Şevki |
||