|
||
| 1947 yılında, Antakya'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Konya Erkek Lisesi'nde bitirdikten sonra, Hava Harp Okulu'na girdi. Kaleme aldığı romanlarından birçok ödül aldı. Bunlar sırasıyla şöyle: ÖDÜLLERİ: Kültür Bakanlığı Çocuk Öyküleri Başarı Ödülü (1979) Türk Dil Kurumu Ödülü (1981) Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü (1981) Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü (1982) Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülü (1983) Ömer Seyfettin Öykü Ödülü (1994) Yunus Nadi Roman Ödülü (1997) Yunus Nadi Öykü Ödülü (2000) Truva Kültür Sanat Ödülü- Yılın Edebiyatçısı (2005) GÜNEL’İN YAPITLARI Roman: Ökse, Umut Zamanı, Yağmurla Giden, Aksayan, Acının Askerleri, Kalanlar ve Gidenler, Ve O Güzel Kadının Çocukları, Eski Desenler, Yasak Odası, Baraka, Ateş Uykusu, Bütün Zamanlar/ Ateş ve Kuğu Öykü: Sevgi Bağı/ Başka Bir Yaz/ Dünyanın En Güzel Kadını/ Yine Bir Gülnihal/ Hergis/ Bisiklet Günleri/ Evet Aşk/ Ateşi Seçtim/ Karanfil ve Hançer/ Çiçekler Korunağı/ Kar Düşleri/ Uzun Yol Sürücüsü/ Taraça Şiir: Sonsuz ve Gizli Tarih- Yaşantı: Sonsuz Aşkım Hatay Deneme- Eleştiri- İnceleme: Benzer Romanlar, Karşı Yazılar Çocuk Kitapları: Evcilik Oyunu, Ağlama Bebeğim, Dost Eller, Sevinç Dolu Bir Akşam, Kayısı Ağacı, Penceredeki Çocuk Yazar Burhan Günel’in ikinci şiir kitabı “Adınla”, Karşı Yayınlar’dan çıktı. Günel, kitabında son on yılın şiirlerinden seçmelere yer veriyor. İSTANBUL Akar dağ parçaları halinde ellerinin acısı ellerimden gelincik tarlası bir kadın erir kıştan kalma karları uykudan önceki yalnızlığı büyütür tenimde kırmızı... ”ŞİİR BENİM İLK AŞKIMDIR” Yazar Burhan Günel, “vazgeçemediğim aşkım” dediği şiirlerini ikinci kez bir kitapta topladı. “Sonsuz ve Gizli” şiir kitabının ardından “Adınla” da, son on yılda yazdığı şiirlerden seçme yapan Günel, “neden şiir” sorusunu şu sözlerle yanıtladı: “Şiir benim ilk aşkımdır; vazgeçemediğim aşkım. Sonsuzdur ve hep gizlidir. Düzyazıcı olarak şiirim ortalarda her zaman görünmez. Ama bendedir hep”. “Avucunda eski karların beyazlığı”yla, “şafak ipeği sabahlardan geçen” Günel’in şiirleri için ne söylenebilir? Günel’in romanlarındaki ince dil işçiliğini ve imge zenginliğini bilenler şiirinde de aynı tadla buluşacaklar. nereye çevirsen başını bahar orada başlar... http://www.ntvmsnbc.com/news/427231.asp#storyContinues Acının Askerleri adlı romanın değerlendirilmesi: Yazar : Burhan Günel Yapıtın adı : Acının Askerleri Yayınevi : Yarın Yayinevi Sayfa sayısı: 284 Yayın tarihi : Eylül 1997, Ankara, 3. basım ISBN NO. : 91-87840-48-0 Yapıtın özeti: Konu, Birinci Dünya Savaşı´ndan hemen sonra Antakya´nın Fransız´lar tarafından işgalinin ve o birinci işgalden sonraki işgalleri de yaşayan Naima´nın yaşam öyküsüdür. Yazar yapıtında "İŞGAL" in bir insan zihnindeki profilini çizerek değil, yazarak işlemiş ve o işgalin bir yaşamı, ya da yaşamları nasıl etkilediğini, 1970´li yılların Türkiye´sine taşıyarak vermeye çalışmış. Baş karakter olarak Naima vardır, ama Naima´nın kızı Zeynep, torunu Nimet, kocası Bekir, Şahin ve yeni bir portre gibi duran Sinan da romanda yerini almıştır. Roman, uzun yıllara yayılmış, bir tarih değerlendirmesi gibi de algılanabilinir. yapıtın değerlendirilmesi: (Lahey okuma grubu tarafından) Yönetici:Yapıtın adını biraz irdeleyelim. Yapıtın adı konuya uygun mu, siz olsaydınız işlenen konuya göre başka bir ad düşünür müydünüz? Necdet: Bence Acının Askerleri hem yapıta hem de Naima´nın yaşamına uygun düşmüş. Ama başka ad da düşünülebilirdi. Cuma : Aslında Naima gerçekten bir acının askeri. Kitabın adı konuya uygun. Sonra sanırım yazar kitabının dikkatleri çekmesi için de bu adı koymuş olabilir. Salih : Bana göre konuyla kitabın adı birebir uymuş. Sabriye: Bence işgal sözcüğü üzerinde düşünülmeliydi. Yazar neden romana Acının Askerleri adını koymuş onu bilemem, ama bence kitabın adına işgal daha uygun. Nursel : Konuya uygun, ama Sabriye´nin söylediği gibi işgal de olsaydı bu kadar çekici olurdu. Sema : Bence bu ad romana çok uygun, işgal sözcüğü tercih edilseydi bana göre konunun içi boşalır, roman eskirdi. Hamiyet: Anlatılanlardan yola çıkarsak bu ad en uygun. Yönetici: İşlenen konuya göre kahramanlar ve çevre uyumunu nasıl buldunuz? Romanı okurken anlatılan çevre sizce belirgin mi? Salih : Romanın geçtiği çevrede büyüyen birisi olarak anlatılanların çevreye uygun olduğunu düşünüyorum. Belki de bundan daha iyi anlatılamaz. Cuma : Bana göre yazar da o çevrede yetiştiği için epeyce sağlam ve canlı anlatmış. Necdet : Romanın konusu tanıdığım bir çevrede geçtiği için, anlatılanlar hem konuya, hem de konunun geçtiği çevreye çok uygun. Yani şimdi Türkiye´ye gitsek, Naima´nın evini ya da ona benzer evleri bulabiliriz. Bazı şeyler şimdiye uymasa bile geçmiş yaşamdaki çevreye çok uygun. Bir de çevredeki insani ilişkiler de hâlâ romandakinin benzeri. Sabriye : Ben o çevreden çok uzakta büyüdüğüm için pek bilemeyeceğim. Nursel : O çevreyi tanımıyorum, bana çevre anlatımı çok canlı gelmedi. Bazı romanlarda anlatılan çevreye gitsem, o çevreyi elimle koymuş gibi bulacağımı düşünürüm, ama bu romanda çevre o kadar açık değil. İnsanlara ait detaylar çok ama çevreyle ilgili detayı pek bulamadım. Sema : Ben de çevreyi biraz bulanık buldum. Konuyu Anadolu´nun bir başka köşesinde de düşünebiliriz. Yönetici:Yazar romanda hangi motiflerden yararlanmış, bu motifleri işleyişinde başarılı mı? Necdet: Yaa, motif olarak kent var. Mahalle var, deniz var, asker var. Hepsini de işlemiş ama bence hepsi eşit olarak romanda yerini alamamış. Sema : Bana göre bir çok motifden yararlanmış. Necdet´in dediklerinden başka, şoför, otobüs, aile yapısı, işçilik, fakirlik ve zenginlik motifleri de var. Ama bence işgal motif olarak romanın tümünü kapsamış. Sabriye : Doğru, yazar sanki işgali verebilmek için özel bir çaba göstermiş. Cuma : Ben de arkadaşlara katılıyorum, ama bence eksik olan bir motif var, oradaki insanların yaşayışları pek işlenmemiş gibi. Yönetici: Dili konusunda ne düşünüyorsunuz? Necdet: Dil kolay anlaşılır ve yöresel söylemleri de içeriyor.. Dilde yadırgadığım bir durum yok. Sabriye : Benim bir şey dikkatimi çekti. Burada yazar diyaloglarda başka, Naima´nın flaşbeklerinde başka bir dil kullanmış. Diyaloglarda yöresel bir dil, Flaşbeklerde ise çok düzgün bir Türkçe var. Bence bu çelişkili bir durum. Yazar diyaloglarda da yöreseli tercih etmeseydi bana göre daha iyi olurdu. Salih : Dilbilgisi açısından bir şey söyleyemeyeceğim, ama anlaşılır bir dil olduğu kesin. Nursel: Bence de ikili bir anlatım var. Çok kolay anlaşılıyor. Biraz okuyucuya zorluk çıkarsaydı daha iyi olurdu düşüncesindeyim. Yönetici: Buradaki kolay tümceleri kullanırken, yazarın bir kaygısı var; o da toplumcu gerçekci yazarların çoğunda varolan "kolay anlaşılma" kaygısıdır. Belki okuyucuyu tembelliğe iten bir durum bu, ama gerçekci yazarların yöntemlerinden birisi olsa gerek.. Dil konusunu böyle değerlendirdikten sonra KARAKTER´lere geçelim. Romandaki karakterleri irdeleyecek olursak neler söyleyebiliriz. Necdet: Romanın baş karakteri olan Naima yerli yerine oturmuş bir karakter. O yörede yaşayan capcanlı biri. Benim annem de Naima´nın yerinde olsaydı, onun yaptıklarını yapar, onun düşündüklerini düşünürdü. Bana göre yazar Sinan´a daha değişik görevler verebilir, onu kavga ettirebilirdi. Buradaki en olumlu karakter ise bana göre Şahin. Öteki karakterler de iyi işlenmiş, ama Şahin´in biraz daha cesur olmasını isterdim doğrusu.. Salih: Romanda, Naima kendi kişiliğinde işgalin etkilerini adeta yaşıyor. Hem kendi yaşıyor, hem de bize o dönemleri yaşatıyor. Bana göre buradaki en olumlu kahraman Zeynep. Şahin de iyi, ama pasifliği ona uygun değil. Bana göre Sinan sonradan eklenmiş gibi. Aslında romanda öne çıkarılması gereken karakter o, eleştirel yönden ele alınacak karakter Bekir. Sabriye: Bence Naima karakteri romana ve konuya uygun bir karakter. Kendine verilen görevin dışında başka bir şey yapması da mümkün değil. Bence Şahin olumlu kahraman. Zeynep de sonradan anlıyor hatasını, bence o en olumlu karakter. Sinan´ın onu değiştirdiğini düşünüyorum. Sinan´ın karakteri romana pek uymamış. Bana göre Bekir en olumsuz karakter. Nursel: Naima gerçekten baş karaktere uygun. Bana göre öyle olması da gerekiyor. Öteki karakterler onun önüne geçseydi olmazdı. Bence olanlardan biraz da Şahin sorumlu. Zeynep´in çok acımasız olması beni rahatsız etti. Dünyada ve yaşamda hiçbir şey öylesine kesin değildir. Bence Sinan´ı yazar yetmişli yılların bir figürü olarak romana koymuş. Ama Sinan karakteri romana fazla bir şey katmamış. O olmasaydı da roman bize kendini sonuna kadar okutabilirdi. Sema: Naima´nın çizdiği karakter çok uygun. Naima romanda yaptıklarından başka ne yapabilirdi ki? Bence karakter olarak kendine en uygununu yapmış. Başka şeyler yapsa bence kişiliğine uymazdı. Naima´dan sonra en çok beğendiğim karakter Şahin. Zeynep´i hep olumsuz olarak gördüm. Onun gibi yaşayan nice insanlar var, ama onun yaptıklarını yapmıyorlar. Sinan bence olumlu bir karakter değil. Birilerini öldürmüş de olabilir. Siyasi bir maske takması bence onu kurtarmaz. Keşke romanda olmasaydı o karakter... Hamiyet: Bence kahrakterlerin hepsi de olumlu ve kendilerine düşeni yapıyorlar. Cuma: Ben Şahin´i en olumlu karakter olarak belirledim. Naima biraz da kendini düşünüyormuş gibi geldi. Onun içinden işgali çıkarınca geriye pek fazla bir şey kalmıyor. Kendini düşünerek kızıyla kocasının yaptıklarına tepki göstermiyor. Yazar bence Sinan´ı okuyucu bulma kaygısıyla romandaki kahramanlardan biri olarak belirlemiş. Yönetici: Yazar romanında zamanı, hem kronolojik sıraya göre, hem de flaşbek olarak kullanmış. Ayrıca yazar kişi formu olarak da birinci tekil kişiyi kullanmış. Üçüncü tekiller de var ama genellikle kullanılan form birinci tekil kişi formu. Murat TUNCEL |
||