|
||
| oyun I (sahne) - eylül hicran polat (En dingin haliydi yağmurun. Sahnede yaşlı bir kadın. Ve arbane sesi. Ve eteklerinde ziller. Üstelik şizofren mi ne? Bir ağlayan, bir gülen…) I Kilitli sandıkta asırlık intihar Mirasıdır kalbimde çentiği olanın Oysa döl bekleyen toprak arsız bir yakarıştadır… Ey ahali, susturun tüm tellalları… Ve üç alkışa beş imza atan “hüzün” yazıcılarını… Oynayacağım… Keyfime kâhya istemez… Oyun II / (Aylardan Eylül… puslu bir hava… yangın yerinde tavla… zar tutana ceza!) I Keskin bir sızı gözlerinde Ha deldi ha delecek Göğün ipek örtüsünü… Kendisine ağlayan zavallı beşer Tasından taşarken yaşın Unutma! Top tüfek altında ölüler Ah! binlerce kez toprak üstünde ezildiler… Ömrümden ömür hanginize yeter!.. II Gamsız bir yakarış sözlerinde Ha tuttu ha tutacak Bedduası ezberlenmiş bestelere… Kazandıkça kaybetmeyi seven kumarbaz Ahu zârımdır hep dû-şeş Yine de susma! Yazılsın adın sahipsiz mısralara Ki kaybolmasın mezar taşın III Ve ruhum Çıkmadan önce benden Üç kere lanet et İçmediğim suya! Yolumdaki taşa! Sudaki sahte halkalara! (Oyun bitti, takvimlere geçti kayıtlar… Dünyanın tüm yağmurları birleşin! Artık on bir ay var…) OYUN III (Elim Sende ) (Pazar tezgahındaki limonlardır şiirleri... ekşimsi tadlar bırakır dilinizde yazık! Ki siz bilemediniz kaç şiddetinde kırılır camlar... Yine de bakmayınız tadına tuzlamadan...) -I- Gidişine kızan yağmur Toprağından sakındı katresini Okuduğu kitapları yakmıştı zahir "Hain" yazısı kaldı mezar taşında Annesi ağlar onursuzluğuna... Yırtık bir gözdür bıraktığı hediye Parmaklarında ışığı tükenen kor Boynunda asılı levha Bastıkça kırılıyor kaldırımdaki ayna... Gölgesine bakıyor utanmadan Bilin! Korkusunu atabilse gidecek burdan... -II- Alır eline keskin bir bıçak Bahanenin öznesine saplar canavar Sanmayınız ellerinde kan... ah kızıl kan Sessizliğin üstüne bir kadındır kusan Siz yeşil, dünya yeşil, aşk yeşil Beyaz noktalara acır şaşıran... Arap saçı kelimelerden örer ağını Tükürüğü yapışır tüm vücuduna Kaleminin ucu kırık Zehrini akıtır mısralara Şifre çözücüsü lazım örümcek kadına Anlayın! imgelerinden asılsa gidecek burdan... (Evet, gitmeli burdan, yeni anneler, yeni topraklar bulmalı.. Yağmura inat salyangozlara acımalı/ağlamadan.. Sonra, aşık olmalı sahicisinden... yeniden yakmalı canını düş satıcısı... En güzelinden bir kadın olmalı. Çıplaklığında boğulmalı şeytan / boşalmadan... Merdiven dayamalı gökkubbesine.. İnandırmalı cem-i cümleyi iffetli olduğuna... Ellerini göğe açmalı... İnanın! dua edebilse gidecek burdan... ) Eylül Hicran Polat |
||