SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Şiirimi Öldürürüm Belki de Şiir İçin

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 17:30:43
Annesine tutsak bir bebek olgunlaşınca kavuşur özgürlüğüne, ona olan bütün bağlarından sıyırarak kendini merhaba demiştir dünyaya dünden sonra bugünden önce, ondan ayrıdır artık ama onundur yine de.

Bir kukla, yaşama el salladığı ilk günden itibaren kuraldır, kendini gerçek hisseder, ayrı bir karakterdir artık, ayrı bir yaşam ama ayrı değildir onu var edenden.


Bir heykel, bir şeye benzediği zaman ayrıdır artık eski halinden ama bilir fazlalıklarıdır onu var eden.

Bir sözcükler topluluğu, bir heykel gibi fazlalıklarından sıyrılınca şiirdir. Ve bu yönüyle şairler heykeltıraştır aynı zamanda.

Tam karşılığı bu da değildir aslında, başından beri örneklediğim, bebek, kukla, heykel v.s. bunların hepsi maddesel, doğada var olan şeylerdir. Şiirden bahsediyoruz olmayandan yani boşluktan. Hiçbir zaman dolduramadığımız ama varlığına inandığımız o boşluktan. Bu yönüyle onu var eden yani bunca karmaşık sözcükler evreninde yoktan bir şeyi var etmekten daha zor olan şeyi yapmak. Maddenin içindekini görmekten. Hem de bu yüzyılda.

“Ölü eliyim artık,


 kelebekler konmuyor parmaklarıma.”


Bugün böyle bir iklimden bahsedeceğim size, yağmuru sözcükleri, ışığı eylem, baharı devrim olan şiir ülkesinin ikliminden, İhsan Topçudan.


İlk şiiri 1964 yılında Kilis Hududeli gazetesinde yayımlanan şairin bugüne dek, Üçüncü Mevki Duygular (1969), Yarınsız Sayfaları Yırtıyorum (1975), Arayış Yol Arıyor (1990), Gökyüzünü Yitiren Kuş (1994), O Yitik Kıpırtı (1996), Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzluk Veren Gül (2003) adlı şiir kitapları yayımlandı. 2005 yılında Kocaeli Günümüz Şiir Antolojisi’ni hazırladı ve yine 2006 yılında içerisinde benim de bir şiirimle katıldığım Nicomed’in Gözyaşları adlı İzmitli şairler ve Şiirleri adlı sesli şiir seçkisinde “şiir eylemle buluşsun” adlı şiiri ile yer alan İhsan Topçu Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi’nde öğretim görevliliğini de sürdürmektedir.

onun için midir bilmem

temize çekmelerden hep tiksindim de

ne annemi ne babamı ne de kendimi

ben en çok müsvedde defterlerimi sevdim

 
Bu yüzyılın beraberinde getirdiği tüketilen duygu ve sömürülen emeği şiirde ana konu edinmiş İhsan Topçu, kullandığı yalın diliyle de her dem taze bir akıcılığa sahiptir şiirlerinde.


Temize çekmelerden tiksinen, müsvette defterlerine aşık bir şair İhsan Topçu.


İhsan Topçu’nun şiirinde en önemli öğeye sahiptir emek. Onu sık sık karşımızda görürüz. Bir devrim için harcanan emek, bir eyleme yol alan emek ve bir aşkın olabilme ihtimaline harcanan emek olarak.


iirimizin ve insanımızın bu yüzyılda aradığı doğaya ve doğallığa duyulan özlemin baş ağrısını dindiren bir gripin görevi yükleniyor İhsan Topçu’nun şiiri.


Şiiri eylemle buluşturma özlemi içerisinde olması ve yazdığı şiirlerin hep bu yöne adanmış bir adım olmasıydı önceleri onun şiirinde sevdiğim. Okurun beyninde hep bugüne dair ne yaptın? Sorusunu uyandıran yüzyıllar öncesine ait kutsal bir metin gibi gelirdi bana İhsan Topçu’nun şiiri. Sonra anladım ki bunların yanında, okuyucuya cennet bahçesinden armağan bir güzel buket doğallık sunuyor İhsan Topçu. Doğayı yorumlama gücüne hayranım.

            Elbetteki bir şairi şair yapan çok okuyup, sözcük yutup, sözcük haznesini mükelleştirmenin yanında, zamanın doğru dilimlerinde doğru yerde bulunmak, daha doğrusu yaşanılanlardan kendine doğru şeyler çıkarmaktır. Bunu başarmaksa arkamızda güçlü bir anılar yumağı bırakmaktan geçer.

 “…ey gücün ve kavganın kaynağı


sığınağım ol


beynimi de yüreğimi de birlikte emzir


sonra sal bu insan vahşetinin üstüne


şiir eylemle buluşsun.”


İşte onun şiirinde şehir insanın şiirini yani günümüz insanın beynini kemiren, kalabalığın ve bunun getirdiği duygusal yoksunluğun açtığı o onarılmaz yaralardan örnekler görürsünüz, “hiçliği” bulursunuz sonra İhsan Topçu bir başka şiiriyle karşınıza çıkar tek yolun kaçış olduğunu gösterir size yeni bir özlem için gerekli olan ondan kalan ve ona uzanan yoksunluk.


Bu anda kendinizi ya Trabzon’nun yeşilinde Dağlarcayla ya da Sapanca’nın mavisinde Sait Faikle bulursunuz.

İhsan Topçu’nun şiiri bu yönüyle bir sürgündür. Şehrin çatışmalarından onun şiirleriyle bir empati, bir göz yumma anıyla kaçan anlık ruhlar sürgünü, bende varım bu sürgünde onu okuyan herkesle birlikte, onun ikliminde olmak güzel, hüznüyle, sevinciyle, bugüne dair ağıtıyla, dünden kalan şenliklerimizle.

Yanmak hiç bu kadar güzel olmamıştı, Teşekkürler İhsan Topçu.



“…ben bu şiir karesinin ah


neresine kendimi koysam…


bana kalan mı çok bu kareden


benden giden mi”


Ümit Çetin


Sayfa: [ 1 ]