SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Şiir ve Biçim Üzerine/ Cahit Sıtkı Tarancı

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 17:28:40
Bugün aruzla da, heceyle de, serbest vezinle de yüzümüzü güldürecek derecede güzel şiirler yazıldığı halde, bu vezinleri kullanan şairlerin çoğunda ortak, sakat bir kanaat üzerinde durmak istiyorum. Bu şairlerin her biri, kendi kullandığı vezinden gayrisiyle yazılan şiirlere bir kıymet atfetmemek gibi, dar bir şiir anlayışıyla müteharriktir.

Şüphesiz, bir şairin kullandığı, daha doğrusu kendince yarattığı araçtan aşkla bahsetmesi güzel bir şeydir. Aruz vezninin görmüş geçirmiş mükemmeliyetini Yahya Kemal’den, hece vezninin Türkçeye kazandırdığı ses kıvraklığını Ahmet Hamdi’den, serbest veznin Türk şiirine açtığı imkân hazinelerinin zenginliğini Nâzım Hikmet’ten dinleyenler, bu aşkın bazen şairlerine, kullandıkları vezin hakkında ne lezzetli şiir hakikatleri söylettiğini elbette bilirler. Fakat bu aşk, bugünün birçok genç şairinde olduğu gibi, diğer vezinlerdeki şiir meziyetlerini inkâra kadar götürdü mü onları, âşıklıktan çıkıp koyu bir taassup olur.

Şaşılacak şeydir, fakat böyledir. Bazen insanın vezinsiz, kafiyesiz şiir söyleyebileceğini, bu gibi şiirlerde de en mükemmel aruz veya hece şiirinde olduğu kadar kusursuz bir form bulunabileceğini aruz veya hece şairine mümkün değil anlatamazsınız. Şiir bahtını vezin ve kafiyeye bağlamış olan böyle bir şair, Oktay Rifat’ın "Gün Sonu Konuşması"ndaki şu son parçanın sade ve derin güzelliğini tadamamaya mahkûmdur.

Benzemezler insan dostlarıma.
Ağaçlar gölgesini esirgemez;
Güneş köpekten daha sadık,
Dizlerime sıçrar, ellerimi ısırır,
Karşılık beklemeden.
Hele kuşlar!
Avcılara bile kin beslemezler.
 

Bundan birkaç sene evvel, sevdiğim bir hece şairine, bazı mısraları kafiyesiz, oldukça güzel bir şiirinin çok hoşuma giden kafiyesiz mısralarını sonradan neden kafiyeli bir hale soktuğunu sorduğum zaman, yaptığı işten memnun ve muzaffer bir tavırla: "Azizim," dedi, "eski şekliyle şiirimde form yoktu. Bu şekliyle daha parfait olmuyor mu?" Sesimi çıkarmadım ve bahsi değiştirdim.

Fakat işin tuhafına bakın ki serbest vezin şairi de buna tamamıyla zıt bir haletiruhiye içindedir. Vezin ve kafiyenin bazen bir şiir zarureti olduğunu, bazen bir manzumenin bütün sihrini vezin ve kafiyeye borçlu olduğunu ona bir türlü kabul ettiremezsiniz. O, Necip Fa-zıl’ın:

Kimbilir nerdesiniz
Geçen dakikalarım,
Kimbilir nerdesiniz?
Yıldızların, korkarım,
Düştüğü yerdesiniz.
Geçen dakikalarım.


mısralarıyla başlayan şiirinde vezin ve kafiyenin nasıl bir ses dünyasının varlığına yol açtığını asla fark edemeyecektir. Çünkü ona göre vezin ve kafiye suni, şiire tamamen yabancı ve lüzumsuz bir şeydir; ifade tabiiliği ve ses çeşitliliği ancak serbest vezinde mümkündür, şair ancak bu vezinde kanatlarının hürriyetini duyabilir.

Bu şairlere anlatamazsınız ki vezin nihayet kelimelerin arzu edilen sesi çıkarabilmesi için şu veya bu şekilde tertibinden başka bir şey değildir; bu tertip aruz ve hecede olduğu gibi şairi birtakım kayıtlarla bağlar, yahut serbest vezinde olduğu gibi kayıtlarını şairin kendisinden alır. Hem bu tertipler arasında öyle zannedildiği gibi mühim farklar da yoktur. Aruzla yazılmış bir mısra heceye de uyabilir, serbest vezinli bir şiirde de geçebilir. Ancak şiir bütün olarak alındığı zaman aruzla mı, heceyle mi, serbest vezinle mi yazıldığı belli olur. Nasıl ki yemiş vardır, dalında güzeldir, yemiş vardır, tabakta, bunun gibi; mesela şiir vardır, aruzla söylendiği için güzeldir, şiir vardır, aruzla söylendiği için güzeldir, şiir vardır serbest vezinle söylendiği için güzeldir. Asıl mesele, söylemek istediğimiz şeye nihai ifadesini verebilmektir. Bu, şiirine göre, bazen hece ile veya aruzla, bazen de serbest vezinle mümkündür. Şair, şiirinin özlediği vezni keşfedebilen adamdır. Hece vezniyle yazılmış öyle şiirler vardır ki, okurken "Keşke serbest vezinle yazılsaydı!" deriz. Buna mukabil serbest vezinle yazılmış nice şiirler de vardır ki: "Benim vezinli kafiyeli yazılmam icab ederdi!" diye bar bar bağırır.

Bunun için, bir vezne saplanıp kalmak, her nebatın her toprakta yetişebileceğini iddia etmekten farksızdır. Ve hakiki bir şairin bu kadar gaflet içinde olabileceğine ihtimal veremiyorum. O halde, şiirde vezin taassubu gösteren şairin şairliğinden şüphe ettiğimi söylemekten çekinmeyeceğim.

 

Şiir Sanatı, Varlık Yayınları; s.169-171


04.02.2008 11:49:36
deliçocuk demiş ki

cahit sıtkı değince yaş otuzbeş ve desemki şirini yazmamak mumkunmu.... dünyanın en güzel aşk şiirlerinden biri olarak kabul ettiğim aynı sehrin havasını ve asklarını soluduğum hemserimin şiiri bazen bir sokkata bazen bazen karanlık harabe bir mekanda bazen üçüncü sınıf bir birahanede duman ve arabesk altında  dilimden yaşama döktüğümdür...

özellikle son cümlesini açmak isterim.... bu şiirin neden bende bu kadar anlamlandığını en iyi belki onlar anlaır...


hatırla ki mahser günüdür ..
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum...

islam inancında mahser günü ananın oğulu kardeşin kardeşi kadının kocasını tanımadığı herkesin kendi derdine düştüğü ve sorgulamanın yapıldığı o gün.. büyük ustat cahit sıtkının sewdasına engel olamayacağını oyle bir günde bile bu kutsal sewgi ateşi ile onu arayacağını soylemesi sanırım affınada sebep olabilir o yerde....

senin için ölürüm.. senin için her şeyi yaparım gibi sozlerin yanında bittiği bu kutsal cümleler herkesin başına diyelim...


04.02.2008 11:50:08
delikız demiş ki

DESEMKİ
Desem ki vakitlerden bir nisan aksamidir
Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim
Senden kopardim ciceklerin en solmazini
Topraklarin en bereketlisini sende surdum
Sende tattim yemislerin cumlesini.
Desem ki sen benim icin,
Hava kadar lazim,ekmek kadar mubarek
Su gibi aziz bir seysin
Nimettensin,nimettensin!
Desem ki...
Inan bana sevgilim inan.
Evimde senliksin,bahcemde bahar;
Ve soframda en eski sarap.
Ben sende yasiyorum,
Sen bende hukum surmektesin.
Birak ben soyliyeyim guzelligini,
Ruzgarlarla,nehirlerle,kuslarla beraber.
Gunlerden sonra bir gun
Sayet sesimi farkedemezsen,
Ruzgarlarin,nehirlerin,kuslarin sesinden
Bil ki olmusum.
Fakat yine uzulme,musterih ol;
Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,
Ve neden sonra,
Tekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,
Hatirla ki mahser gunudur,
Ortaliga dusmusum seni ariyorum.
 

Cahit Sitki Taranci


Sayfa: [ 1 ]