|
||
| :wacko: ne yapacağıma şaşırdığım ender günlerden birine uyandım.. bana dayatılan bi şey de yok; ne yapacam lan ben o zaman.. o da ne, uyandığım yer gri duvarlı sade bi oda. burası neresi_? kalkıyorum yataktan ama orda yatan bir ben hala var. yürüyorum kapıya doğru ama yatakta hala bir ben var. olm bu kim lan ali!! walla amcacım ne diym, bilmiyom, yeni gelmiş olmalı.. neyse biz yatmaya devam edelim. sen bilirsin amcacım, anahtarım sende de onu nie bıraktın dışarı? iki kelime alicim.. bu an için sadece iki kelime, sus ve yat..!!!!!!!!! pardon.. |
||
|
||
| Her ne kadar diğer ben seninle konuşabilmem için beni zorladıysa da nedense hep diğer,diğer ben galip geliyor. BEN SUSMA HAKKIMI KULLANIYORUM |
||
|
||
| sonsuz bi gün daha bitmiyo işte.. bu kuledeyim aslında sevdiklerimle beraberim.. ama hala yalnızım yoruldum savaşmaktan.. kendimle nefes almakla yada ne biliim yoruldum.. bende deli gibi eğlenebilmek.. kendimi kaybetmek salıncakta sallanırken yüzümde rüzgarı hissetmek istiyorum.. ee peki bağlayan ne beni zincirlerim nerde.. anahtarı kimde..? aa bak ceren koş orda bi salıncak senin için hemde kulenin en sevdiğin yerinde..hem düşün hem dilediğini yap die.. gidiyorum yok işte.. herşey gibi buda benim hayalim bıktım hayallerimin elimde patlamasından sorun bende mi acaba onları sürekli hayatımın odağı yaptığım için sürekli onlarda yaşadığım için sorun bende mi ACABA.....? |
||
|
||
| Gözler...Kötü bakan kötü gözler..Kurban arayan hep karşıdakine bakan asla içe dönmeyen gözler.Arkasında insansı kokusuyla bir zihin taşımayan gözler. Dinsel,cinsel,ırksal,iktidarsal açlıkların evrene açılmış kötü huylu kanser gözleri... Gözlerden kurtarmak için topladık bütün körlükleri kuleye,bu odaya kilitledik. Artık her şeyi görebiliriz. |
||
|
||
| hava çok güzel,bende bi bakayım dedim,ama nemi unutmuşum,uzağı göremiyorum | ||
|
||
| Diyor ki Whom... Kilitçi amca misafir..gidici yani. Ama diyorum.. O misafir gelir bizi misafir eder,kapı önüne atsa iyi...ilk fırsatta hayat önüne defeder seni,beni. Yutkunuyoruz.Hayat zor yutuluyor çünkü. |
||
|
||
düşünüyom kulenin en tenha en kalabalık yerinde.alla alaa..yaw bööle otur,yat,kalk nereye kadar be... kule değil mi burası, kaçıp dönerim de; du bakiym bi kafa bulmak lazım, da ne diyecem ki, plan yok, nereye kaçıyon... buz: yok yok artık tek çare kutuplara gitmekte.. anaa bu kim yaw.. aha da kapı da yok; buz: kutuplara gitmemize hiç bir amca engel olamaz.. buz: sandılar buz: yollarda kırıldılar çocuklar buz: yok muydu anneleri buz: vardı buz: özenle sevmediler mi sevdiler buz: ama kırdı bir amca gelip onları işte whm: çocuklar amcadan kaçabilir yaw.. buz: evet..tabutlara bir tek ama whm: ya da öyle sandırırlar. buz: sandırmaz her yerde bulurlar. whm: kutuplar işte..? buz: çocukları bulup kaybederler. whm: bulduğu çocuğun hiçliğinde kendi kaybolabilir, umarım. whm: yoğuncasına ararken. buz: yok ete kemiğe büründü mü hiçlik bir tek acı da kaybolur whm: ete kemiğe bürünmüş halimizi bulamayabilir, whm: eğer ki o gelmeden kutuplara gidersek.. buz: onlar her bir halimiz ortasına ateş eker buz: biz kutuplara gidemeden vuruluruz. whm: sezimize güvenek de erken davransak whm: ya da sanışlarına güvensek buz: en erken yerimizden vururlar ama olsun yüzümüz kutuplardan yana ya ölümüzü de oradan gelen rüzgar yıkar whm: yüzümüz dönük pozumuzdan etkilenen yeni çocuklar whm: onlar alır ilhamı en azından.. buz: gene vurulmak için yola çıkan çocuklar yeni cesetler bir az bir fazla ne farkeder..amcalar hep aç..hep avda çocukları bekler.. buz: amcalar tükenmez çünkü biz yüzer yüzer ölürken onlar biner biner doğar. whm: kötülüğe ekilen tohum iyiliktekinden geç büyür whm: buna inansak, sorun çözülür mü_? buz: tabi vurulduğumuzda mutlu ölürüz.. whm: vurulmayız da yaw... whm: belki geçmişteki birileri inanmıştır buna. buz: biz ki kutupları istedik hiç bir amca kötü bedeniyle önümüze set çekemez..biz ki kutupları istedik ölümüzlen bile gideriz. |
||
|
||
| bu akşam yalnız kalmak yok.. isyan etmiycemde hayatımdan.. ayaklarımda terliklerim.. koridorun başına geçiyorum herkesin kapısını çalıyorum herkes başını uzatıyor hadi diorum gelin biraz olsun az da olsa görelim sıyrılalım kendimizden birbirimize yardım edelim kendiniz için diilse bile bnm için beni yalnız bırakmamak için.. çünkü ben LAZIMIM HAYATINIZA...
|
||
|
||
| yatağımın üstünde oturuyorum pencereye karşı, ellerim kucağımda düşünüyorum belli ki. yorulup yana doğru yatıyorum, ayaklarım hala aşağıda ama, yere değmiyor. pencerem biraz buğulu, çok değil ama, beş on metre ilerdeki ağaçlar görünebiliyor. ağaçlar ileriye gidiyorlar, rüzgardan değil ama, bayağı gidiyorlar. ağaç gider mi ki? ya da belli ki ben geri gidiyorum. ben gidebilir miyim ki? kalkıp pencereyi açıyorum, belime kadar aşağı sarkıyorum. bu tehlikeli derler... ağaçlar hala sallanıyor, benim başım dönüyor. ağaçlar güçlü gibi görünüyor. yerleri, kökleri belirli. sadece sallanıyorlar, yaprakları ıslak, şikayetçi görünmüyorlar. birbirlerine sarılmışlar sanki. belli ki onlar buraya ait. gitme fikirleri yok. ne kadar zamandır burda olduklarını onlar bile hatırlamıyorlardır. yok hayır. ağaçlar ileri gitmez. belli ki ben geri gitmişim. gözlerim ağaçlara kilitlenip kalmış bunları düşünürken, özenmişim belli ki. en yakındaki ağacın en üst dalından başımı yavaş yavaş aşağı indiriyorum, bisürü dal, sonra güçlü, olduğu yere ait, yanındakine sarılmış, mutlu gövdesi.. sonra kökler, o da bilmiyor ne kadar derinde.. toprağa bakıyorum; ıslak. fırtınadan etkilenmiş benim gibi. yavaşça kuleye geliyor gözlerim, kendime. ayaklarım, sağlam basmıyor yere; her an kalkıp uçacakmış gibi. bacaklarım, vücudum, ellerim, ben. ben de ait miyim bu kuleye, bu en güzel sahile ağaçlar gibi? ben ağaç gibi dedemin öldüğü yerde değilim ki. ayaklarım sağlam basmıyor yere, fırtınada bir kuleye sığınmışım, belli ki güçlü değilim ağaç gibi. yanımda sarıldığım mutlu bir ağaç yok ki, hem ben mutlu muyum ki? ağaç bana baktığında ne düşünmüştü acaba? ya da beni düşünmüş müdür ki mutlu ağaç.. bunları düşünürken bakakalmışım açık ellerime, saçlarım düşmüş omzuma. bir damla yaş belki. ama ağlamadım ki..? gidip yerime oturuyorum. iğreti durmuşum burda, ellerim yine kucağımda. yine yorulup yatıyorum yana doğru. ağaç nasıl durabiliyor acaba o hatırlamadığı kadar uzun zamandır ayakta.. uyuyorum. |
||
|
||
| dünya avuçlarımın arasında ama benmiyim küçülen yoksa dünya mı anlamıyorum. hatta dünya ben miyim o nu bile kestiremiyorum. |
||
|
||
| aaaaa fildişine çerçi gelmiş... üüüüvvvv dondum da yaw, şuradan bi oyuncak neyim alayım da gidip odaMda oynayayım biraz... elimde takasa sunacak bi şey de yok ki.. aha kilit! çerçi abiye kilidi veriyom, o da bana fırıldak veriyor. elimde fırıldak, koşuyorum uçurumun kamburundan ormana doğru, fırıldak dönüyooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo ooooooooooooooooooo ooooooooooooooooooooooooooooooo.................. ........ |
||
|
||
| güzel bi günü elinden kaçırınca hani eski ona benzer güzel günleri düşünürsün ya, öyle bir zamandayım. ama bunu düşünmeyi kesmişim bayadır. şaşıyorum kendime; insanlar bana bir şeyler söylüyor, inanmıyorum onlara. başkalarından duyduklarını tekrarlıyorlar diyorum. bir şey kafama vura vura sokulana kadar inanmıyorum. sonrası mı ne. . kafam acıdı |
||
|
||
| Gitmek gerekir artık uzaklara, bir anda, özellikle beklenmeyen bir anda sıyrılıp gitmek, herşeyi yüzüstü bırakıp... Arkandan lanetler okunacağını bile bile, sadece istediğin için gitmek gerekir bazen... Senden beklenen herşeyi bırakıp, kurtulup saydam zincirlerinden sıyrılmak gerekir, nereye gittiğin ya da nezaman döneceğin önemli değildir artık; çünkü tek gerçek "gitmiş" olmaktır. Çek Git... |
||
|
||
| bazen gitmek sevmenin ta kendisidir. | ||
|
||
| benden daha yorgun bi güne açtım gözlerimi.. odam sıcacık.. sandal kokuyor.. üşeniyorum kalkmaya yatıp günümü nasıl geçireceğimi planlaıyorum al işte gene plan hayatımı kalıplar içine oturtmaktan neden haz alıyorum bi günüde oluruna neden bırakamıyorum bırak o nasıl yaşanmak istiosa öle yaşansın ama yok illa müdahale edip bi yerlerinin doğlalığını bozuyorum.. bunu düşünüp kalkıyorum sabahlığımı geçiriuorum üstüme ayağımda terliklerim dolanıyorum.. nasılsa gün bi yerlere götürcek beni.. günaydın kulem kulemiz..
|
||