|
||
| Sonunda soğuklar gelmeye başladı; artık o baharın şımarık havası yerini kendi içime dönebildiğim kışa bırakacak... Sessizlik ve soğuk dolduracak sonunda odamı... Bir yandan üşürken,ellerim titrerken, hırkama bürünüp şarabımı yudumlayabileceğim odamda ve tabi sigara... Belki bir kalem,kağıt alır elime anlatırım sil baştan tüm olanları, belkide yine kırılır cesaretim ve susarım hep olduğu gibi... |
||
|
||
| müziği kapayayım da kulaklarınızın kiri, pası yeniden yerini alsın.. Çatırt çuturt efekt mefekt işte, kapıyı açıyom bi şekilde.. ama kilit biraz gevşemiş, daha rahat açılıyor artık... o da ne yerde bi not.. ormana gittim dönicem.. |
||
|
||
Agac yesil, duvarlar saydam, siyahlar yok, burda Kirlenmek, uyumak, sikilmak yok, burda yalnizca durulacak, belki de surekli o yesil agacin arkasina saklanmaya calisilacak, ve bu sadece toprakta beni bekleyenden saklanmami saglayacak, almak isterse beni, bir adim one cikmasi yetecek, peki ben buna deger miyim? |
||
|
||
| Öylece dolanıyorum kulanin içinde; birinide görmeyi ummuyorum aslında; belkide biraz dışına çıkıp izlemeliyim burayı; biri yıldızlara bakıyor, biri kapının arkasında bekliyor-neyi bilmiyorum- biri ormana kaçma bahanesiyle kendine kaçıyor, biri ışık istiyor, biri kulenin ve yaşamın tüm anlamını yanındaki varlığa yüklüyor, ve biri onları izliyor... |
||
|
||
| Bütün ağaçlar yapraklarını dökmüş..hiç bir ağaç yapraklanmamış,yapraksız kalmak için direnmiş. Kökleri iç bulandırıcı bir azimle pencereye kadar ulaşıyordu,kestim. Köklerin ölümünden akan kötü sıvıyı duvarlardaki sessizlik yıkadı. |
||
|
||
| pencerem örüldükten beri uykularım uyanıklığa döndü. artık uykularımda yaşıyorum, yaşayacaklarım kendim tespit ediyorum, göremediklerimi görüyorum. görmek/mutluluk, maddeyi öldürmek ve hayallerdeki gerçeği yaşamak mı ? |
||
|
||
Agac yesil, duvarlar saydam, siyahlar yok, burda kirlenmek, uyumak, sikilmak yok, burda yalnizca durulacak, belki de surekli o yesil agacin arkasina sAklanmaya calisilacak, ve bu sadece toprakta beni bekleyenden saklanmami saglayacak, almak isterse beni, bir adim one cikmasi yetecek, peki ben buna deger miyim? |
||
|
||
| hell yalnızlığın koynuna uzanıp, rüzgarın okşadığı sigarasını yaktı ve karanlığın verdiği hüzünle ikinci şişeyi de devirdi... sızdı... |
||
|
||
Agac yesil, duvarlar saydam, siyahlar yok, burda kirlenmek, uyumak, sikilmak yok, burda yalnizca durulacak, belki de surekli o yesil agacin arkasina saklanmaya calisilacak, ve bu sadece toprakta beni bekleyenden saklanmami saglaYacak, almak isterse beni, bir adim one cikmasi yetecek, peki ben buna deger miyim? |
||
|
||
| onu anladık başka bişey söyle | ||
|
||
| hazır gibiydi..hazır gibiydi...hazır gibiydi.. kollarından tuttular...buz dolu suya gömdüler... ama hazır gibiydi... aynada yüzü doğru pozisyonda sakindi ..sanki. ama kırıldı.boydan boya bir derin çizik bütün yüzeyini dolandı ve geriye soğuk suda kullanılmaktan eskimiş bir hüznün kağıt gemisi kaldı.. buruşturulup diğer gemilerin yanına atılacak birazdan. biz şaşkın öyle bakakaldık.. kulenin dışını merak edecek kadar şaşırdık.ama kalemleri taşımak şimdi..kalemsiz de yazılmaz ki..taşımak şimdi onları zor.çok ağırlar ,biraz boşaltmak gerek.belki sonra. zaten hep sonra... |
||
|
||
| bulutsuz bir akşam rüzgar yok, hava biraz serin. yine sahilde oturmuşum. yanımda insanlar varmış _ şimdi yoklar. kuleye dönmüşler. saat kaç bilmiyorum. bugün kuleye en son dönen ben olacağım. herkes gittikten sonra, garip bir duygu bıraktı bu, sanki kafamda çevirip durduğum bir şeyi çözmüşüm de ona gülümsüyormuşum gibi. yavaş-aksak bir yürüyüşle gidiyorum, hava biraz serin rüzgar da yok bulut da yürüyüşümde neşeli bir ritim, ağzımda gülümseme. kuleye giriyorum, sanki orda biri beni bekler gibi |
||
|
||
| Kapım kapalı, içerisi sessiz... Bu gece yalnız geçer ve öyle biter... |
||
|
||
içim kıpır kıpır.. hiiii maskem yook!!amaaannn maskeye bir iki.. küçükken arada arkadaşlarla oynadığımız bi oyun vardı,, burada oynayayım.. (buzun kapısı) tak!! tak!! tak!! (kaçıyom hemen) gacıııırtttt ; "alla ala!" |
||
|
||
| düşünüyorum üşüyorum odamda.. eskiden neler yapmışım.. çalışmalarım ailem arkadaşlarım.. neydi beni bıktıran onlardan da kendimi attım buraya.. kaçtığım onlar mıydı yoksa yaşam mı? onlarda yaşamın bi parçası olduğu için mi geride kaldılar yoksa yaşamımı oluşturdukları için mi.. sessiz kule.. sadece dalgaların sahile vuruşu duyuluyo ben mi duyuyorum yoksa gerçekten var mı böle bişi.. odamdan bakıyorum denize.. sonra esiyo aklıma ve kapımı gıcırtadarak açıyorum.. yine yalın ayak yine savunmasız.. bu sefer yürüdüğüm taşlar soğuk kule taşları diil.. üzerine bastıklarımın mantık taşlarım.. ne zaman buldum onlarıda yerleştirdim buraya bilmiyorum.. hatta nasıl yerleştirdiğimide unuttum..şimdi yerlerinden oynatamıyorum.. kulenin dışındayım şimdi.. ayaklarım nemli toprağa basıyo.. neden bilmem annem gelio aklıma..özlüyorum onu, kokusunu sonrada babam..beni korumak için bunlatmaları gelio ve kovuyorum onları hayalimden bırakiim eskisi gibi kokuları ve öpücükleriyle kalsınlar die.. işte yine buldum yerimi.. fenerin bulunduğu burnun en ucu.. oturuyorum ürperiyorum.. fener gene yapıo görevini... ee benim görevim ne işim ne ne yapıorum neden varım.. sustum.. |
||