SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Mitlerin Özellikleri

Sayfa: [ 1 ]

08.12.2004 04:47:50
MİTLERİN ÖZELLİKLERİ



Dünyayı Açık Kılmak

Mitlerle anlatılan başka dünya insanüstü nitelikte olan, “aşkın” bir düzeyi, mutlak gerçekler düzeyini temsil eder. Bir şeyin gerçekten var olduğuna insana kılavuzluk edebilecek ve insan yaşamına bir anlam verebilecek mutlak değerlerin var olduğu düşüncesi, kutsalla tanışmada, insan-ötesi bir gerçeklikle karşılaşmada ortaya çıkar.

Mitin açık olan tartışmasız değeri hep aynı süreler içinde yinelenen ritüellerle yeniden doğrulanır. En eski olayın yeniden anımsanması ve yeniden gerçekleşme aşamasına getirilmesi, ilkel insana gerçek olanı ayırt etmesinde ve akılda tutmasında yardımcı olur. Paradigmatik bir hareketin sürekli yinelenmesi sayesinde herhangi bir şey, evrensel akış içinde sabit ve sürekli olarak kendini gösterir. Başlangıç zamanında yapılanın hep aynı süreler içinde yinelenmesiyle, herhangi bir şeyin mutlak bir biçimde var olduğu kesinleşir. Bu “herhangi bir şey” “kutsal”dır, yani insan-ötesidir ve dünya-ötesidir; ancak insan bunu kendi deneyimiyle öğrenebilir. “Gerçeklik”, “aşkın” bir düzeyden hareketle kendini belli eder ve oluşturulmaya elverişli bir duruma gelir; ama bu “aşkın” düzey, mitlerde yaşanmaya elverişlidir ve giderek sonunda insan yaşamının bütünleyici bir parçası durumuna gelir.

Tanrıların, mitsel Kahramanların ve Atalar’ın bu “aşkın” nitelikteki dünyasına girilebilir, çünkü arkaik insan, Zaman’ın tersine çevrilemezliğini kabul etmez . Ritüel yardımıyla dindışı ve kronolojik olan Zaman ortadan kaldırılır, mitin kutsal zamanı yakalanır. Tanrıların, başlangıç zamanında gerçekleştirdikleri başarılarla çağdaş duruma gelinir. Zaman’ın tersine çevrilemezliğine karşı başkaldırı, insana “gerçekliği oluşturma”da yardımcı olur, öte yandan da onu ölmüş olan Zaman’ın ağırlığından kurtarır, geçmişi yıkabileceğine, yaşamına yeniden başlayabileceğine ve kendi dünyasını yeniden yaratabileceğine inandırır.

 

08.12.2004 10:33:56
Alıntı
MİTLERİN ÖZELLİKLERİ

......

bu topikteki yazınızda ki tespitlerinize, hiç bir art niyetim olmadan sadece yetersiz bir düşünüş olduğu kanısıyla bu iletiyi buraya astım.

olumlu algılanması dileklerimle...  

08.12.2004 11:03:48
Pardon; bunun bir sosyoloji mezunu ve antropoloji master'ı yapan birinin tezinden bir kesit olduğunu belirtmeyi unutmuşum, benim makalem değil yani...

Yetersiz düşünüş derken?

08.12.2004 12:10:55
Hakverirsiniz ki ben bunu bilemezdim ve yazı sahibi olarak sizi muhatap aldım...

Sözkonusu yazıda ki mit ve ritüellerin insanları insanlıktan çıkaran asıl etkenler olduğu kanaatıyle bu serzenişte bulundum.

Yazı içeriği olan bu mit ve ritüeller bence gerçeğin üzerini örtme fonksiyonu görürler.
Bunları çıkaranlar, yaptıranlar babalarının hayrına mı çabalıyorlar sanırsın?
Her tören, her ayin, her ritüel, her form, her şekilsel yansıma  Hak'tan bir parçanın üzerini örtmek içindir.
Mit ve ritüellerin istilasına ugrayan sosyal hayattada HAK'ın bir payı kalmaz.
Eğer bunlara haktan bir pay verilirse bile O'na da bu oyunları kuranların ihtiyaçları sebebiyle yer verilmiştir ki;
Bu hak olandan bir pay sebebiyle yanlışlar sarsılmaz dağ olarak karşımızda ayakta durur.
Burada yanlışın sorumluluğu, içinde bulunarak onu ayakta tutan Hak parçasındadır aslında.
Bunları yapanlar rezilliklerinin bir an farkına varsalarda, mit ve ritüellerle  doldurulmuş hayatta herkesin küçük-büyük kurulu bir menfaat çarkı vardır. Alçaklık içinde metalanmanın devamı güven verir onlara, belirsizlikten ne kazanılacağı da hiç belli olmaz ama gerçekte bize çok şey kaybettirir.

Biraz düşünmen dileklerimle...

08.12.2004 12:18:56
Aslında daha çok bunların kaynağına yönelmek gerekir. Örneğin ritüeller anlamını dışarda bırakırsak başlıbaşına periyodik alışkanlıklardır. Alışkanlıklar yaşamı mistik hale getirmeye değil, onu kolaylaştırmaya yararlar...

Mitlerde durum daha farklıdır. Önce yaratılır, sonra inanılır bu olgulara; ve bir süre sonra bu yaratım unutulur. Dolayısıyla hep varmış izlenimi belirir zihinlerde... Yani gerçek anlamda bir mistisizm vardır. Mistik inanışların çıkışıda kendi başına tartışılabilecek bir konu niteliğinde bence...

08.12.2004 13:26:11
Alıntı
Örneğin ritüeller anlamını dışarda bırakırsak başlıbaşına periyodik alışkanlıklardır. Alışkanlıklar yaşamı mistik hale getirmeye değil, onu kolaylaştırmaya yararlar...

 
Aksine yaşamı zorlaştırma işlevi görürler. Bana bir tane haklı örnek veremezsiniz kolaylaştırma işleviyleriyle ilgili. Hepside hedef saptırarak rant elde etme işlevi için donatılmış tuzaklardır.

08.12.2004 13:31:42
Alıntı

Mitlerde durum daha farklıdır. Önce yaratılır, sonra inanılır bu olgulara; ve bir süre sonra bu yaratım unutulur. Dolayısıyla hep varmış izlenimi belirir zihinlerde...
Bunların yaratılış gayeleri yaratanların unutturmak istediği şeyleri unutturmaktır.  

19.12.2004 22:49:37
hani Tanrıyı insanlar kendileri yarattı derler ya , Acaba bu Mitleri kim yarattı ? Tanrımı Wink

20.12.2004 11:34:14
Bizler insan olarak bizlere yapılan bir densizliğin cezasını bir vesileyle veriyoruz da,
O kendisine yapılan densizliklerin cezasını vermez mi. Hemde öyle bir verir ki; cezayı çeken cezasını hem çeker, hemde bu bana ceza değil mükafaat der, öper de başının üzerine koyar birde...

 


Sayfa: [ 1 ]