|
||
| Komünizmin heralde karşıt görüşlüler tarafından en çok eleştirildiği ya da yüklenildiği noktası "birey"e önem vermemesi ya da onu kısıtlaması üzerindendir. İslamcısından, nasyonal sosyalistine herkes komünizme bu açıdan yaklaşıyor, kendi teorilerine bakmıyorlar ayrı konu fakat tartışmak istediğim şey bu değil. Birey eleştirisi konusunda haklı bulduğum görüş sahipleri anarşistler ve muhafazakarlıkla bağlarını koparmış liberallerdir(böyle bişey var mı o da ayrı konu). Her neyse.."komünizm" özgürlük ve birey karşıtı mıdır? yoksa bu özgürlük konusu sosyalist olduğunu söyleyen totaliter devletler yüzünden mi böyle algılanmaktadır? "sosyalist" devletlerden bağımsız olarak düşündüğümüzde yine komünizm baskıya yol açmak zorunda mı? bir diğer tartışmak istediğim konuda "egoist komünizm" diye birşey söz konusu olabilir mi yoksa bu düşünce baştan kendi içinde çelişkili midir? |
||
|
||
| komunizm bir ideal ideallerin sıhhati kim tarafından hayata geçirildiğine bakar. marksistlerden ben bi hayır beklemiyorum. |
||
|
||
| Bence komünizm kavramı dışında süreç hatalıdır. Yani belirtilen biçimiyle bir devlet oluşumunun üretim kaynaklarını dağıtımı süreci. Burada yine bir güçsel merkezileşme vardır. Salt komünizm olarak baktığımızda, buna ulaşma yollarını yoksayarsak, zaten belirtilen, devlet oluşumunun üretim oturduğunda kendini eriteceği biçiminde. Sorun ise; kendi ellerinizle verdiğiniz gücün nasıl kendiliğindenci biçimde eriyeceğini bekliyor olmanız? |
||
|
||
| Öncelikle Sodhym'e teşekkürler iyi bir soru sormuş, ben de ne zamandır bunu tartışmak istiyordum. Şimdi konuya kısa bir giriş yapalım sanıyorum arkası gelecektir. Komünizm'in problemi ortaklaşacı bir önyargıyı benimsemekle insanın bir yanına vurgu yapıyor olması, amentüsünu bunun üzerine kuruyor olmasıdır. Ortaklaşacılık, paylaşma ve dayanışma toplumsal yaşamın olmazsa olmazları, tamam ama insan bunlardan ibaret değil. Uygarlık ve toplumsal yaşam kendi karmaşıklığı içinde komünizmi kendi simülasyonuna dahil edebilen yeni tarzlar yeni iktidar biçimleri yaratabilir ve yaratmaktadır da. Bu bakımdan, eğer önyargımız özgürlük ise bunun biricik yolu "hiyer-arşiye" karşı oluşturulabilecek bir tutum ve bunu dışlayıp hiyerarşik kültürün toplumsal etkinlik içinde yeniden üretilmesini engelleyebilecek bir etik, yaşam tarzı/refleks inşa edebilmektir. Bugün buna en yakın duran tarzı an-arşi olarak adlandırıyoruz. Yarın belki odoculuk olarak adlandırılır yada binlerce farklı adlar altında yerel tarzlar ortaya konur. Bu ayrı konu... Sonuçta anarşinin arşiye (iktidara) olma tutumu ödünsüz olmadıkça kurulacak her türlü toplumsal yaşam tarzı kendi içinde üreteceği iktidarlara hazırlıksız yakalanır yada onu kendi etkinliği içinde bizzat doğurur. İkinci bir nokta da uygarlık ile tahakküm arasındaki nedensellik ilişkisidir. Uygarlık öncesi dönemde ilkel koşullarda ortaklaşa yaşam insan türünün devamı ve gönenci için büyük bir destekleyici etken iken günümüzün modern uygarlığında adeta bu engel teşkil eder duruma gelmiştir. Komünizmde bireyin yerini sorgularken uygarlığın tahakkümle bağlantılarını, nedenselliğini es geçmek ayakları havada bir tartışmayı sürdürmek anlamına gelecektir. Uygarlık öncesinde doğa ve diğer canlılar insan topluluklarına en büyük tehdidi oluşturup onu komünal (ortaklaşacı) biçimde varlığını sürdürmeye zorlarken. Uygar toplumsal yaşam bireyi ezerek özgürlüğün ve sağlıklı yaşamın (dolayısıyla da insan neslinin devamının) en büyük tehdidi haline gelmiştir. Amentüsü özgürlük olan bir düşünce olaya buradan bakmak toplumsal dayanışmayı ve paylaşmayı da bu çerçeve üzerinden kurmak zorundadır diye düşüyorum. Bu bakımdan özgürlürlük ve an-arşi (hiyerarşisizlik/efendisizlik) soyut söylemlere cila olmaktan öte hayatın içinde somut bir yere oturtulmak isteniyorsa bireyi merkeze koyarak toplumsallığı bunun kutsiyeti üzerinden kurmalıdır. Bireyin insan teki olarak değil toplumsal içinde konuşlanmış insan unsuru olarak tasarlanması, ele alınması düşünsel inşa için gerekli ipuçlarını bize verebilir. sağlıcakla, :peace: |
||
|
||
| birey devletin malıdır ...nasıl herşey devletin malıysa o hesap . | ||
|
||
| aslında bu da bir yanılgı, yani herşeyin devletin malı olması meselesi.. açıkçası "komünizm" ile ilgili olarak insanların bahsettikleri şeyi duyduğumda aklıma gelen şey faşizm oluyor, herşey devletin, devletin izni olmadan hiçbir şey yapılamaz vs. bu komünizmin değil faşizmin tanımı, devleti yücelten ideoloji faşizmdir. benim tartışmaya açtığım şey SSCBnin sistemiyle birey ilişkisi değil, komünizmle, yani sınıfsız, sömürüsüz toplum idealiyle, en basit şekliyle "herkesten yeteneği herkese ihtiyacı kadar" prensibinin etrafında şekillenmiş ekonomik ve toplumsal düzen idealiyle bireyin ilişkisi. aslında söylediğin şey sorduğum sorulardan birisiyle yakından ilgili, teoride bireyi ezmek bir yana onun potansiyellerini ortaya çıkaracak, refahını sağlayacak olan bu ideoloji her türlü uygulamasında "devleti yücelten", neredeyse faşist(bu doğru bi tanımlama olmaz, totaliter diyelim) bir düzen yaratmak zorunda mıdır? benim cevabım, kesinlikle hayır. arkadaşlarında bahsettiği gibi problem düşünceden çok yöntemde. düşüncedeki probleme gelince, ateş hırsızına katılıyorum, komünist ideolojilerin ekonomik eşitsizliklere eğilmekten toplum-birey ilişkisine gerekli önemi vermediğini, burjuva bireyciliğini reddederken gerçek bireyin özgürlüğü konusuna gerekli önemi vermediğini düşünüyorum. paylaşımcılık ve dayanışma ön plana çıkarılıyor fakat özgürlüğe çokta önemli olmayan, burjuva bir düşünce(!) gözüyle bakılıyor, tek yanlı bir bakış. esasında bu bakış özellikle stalinistlere ait. özgürlükçü, otonomcu marksistleri bu konuda ayırabiliriz. troçkistlerde özgürlükçü bir tavır takınıyorlar. yöntem konusuna gelince, marksizmdeki proletarya diktatörlüğü, rahatlıkla farklı yönlere çekilebilecek bir kavram. marksizm sınıflı toplumlardaki demokrasi anlayışını, bir sınıfın diğeri üzerindeki diktatörlük olarak gördüğünden dolayı işçi sınıfının demokrasisine "burjuva üzerinde diktatörlük" diyor. aslında problemde burda başlıyor, bu tanım üzerine SSCBdeki, Çindeki komünist parti diktatörlüklerine bunu savunanlar "e tamam işte, burjuva üzerinde diktatörlük bu" diyorlar, halbuki o diktatörlük yalnızca burjuvanın falan üstünde değil, bariz proletaryanın üstünde. Bunu insanlara anlatmak mümkün olmuyor, ne kadar anlatırsan anlat, kafalarda sosyalizm deyince, totaliterizm canlanıyor, eh bencede onlar kızıl faşist zaten, o nedenle genellikle bu "sscb sosyalist değildi.." muhabbeti hep baştan başlıyor
|
||
|
||
o kadar çok yönü varki stalininkini mi alsak bilmemneninkini mi insan karıştırıyo walla
|
||
|
||
Alıntı Her neyse.."komünizm" özgürlük ve birey karşıtı mıdır? yoksa bu özgürlük konusu sosyalist olduğunu söyleyen totaliter devletler yüzünden mi böyle algılanmaktadır? toplumsal olan bireysel olana aykırı değilki. yeterki özgürlükler kısıtlanmasın. baskıcılık olmazsa komünizmdeki komünal yaşamın insanın doğasına aykırı bi yanı yok. dişlerini tek başına fırçalıycağına 20 kişilik yerde fırçalamanın o kadar da bi önemi yok. Alıntı sosyalist" devletlerden bağımsız olarak düşündüğümüzde yine komünizm baskıya yol açmak zorunda mı? hayır değil. komünizmi sen ne yaparsan o olur. Alıntı bir diğer tartışmak istediğim konuda "egoist komünizm" diye birşey söz konusu olabilir mi yoksa bu düşünce baştan kendi içinde çelişkili midir? evet çelişkidir. paylaşmayı, fedakarlık yapmayı, vermeyi, çalışmayı bilmek komünizmin işlemesi için zorunludur. |
||
|
||
| BENCE KOMİNİZM HALA karl'ın ayırdığı gibi dünyada ilken kominizm veya ilkel kölecilik devrini yaşıyor hala dünyada konimiz bir ütopyadırr ve öyle kalacaktır... İSLAM VEYA kuran-ı kerim insanlara gelmiştir ve kişiye yani bireye kadar indirgenmiştir her şey kişiyle alakalıdır hep kişi birey etrafında döner.. |
||
|
||
)))))) egoist komimnizm diye de bir şey yokturr.... ))))
|
||
|
||
| bence sen önce bi yazmayı öğren, kominizm komminizm koninizm konnunizm seç hangisi? egoist komünizmde, tabi dümdüz düşündüğün zaman garip gelebilir. ama üzerinde biraz daha düşünmek istersen şu söyleyeceğim şeyden birşeyler çıkarılabilir: egoistlerin birliği. |
||
|
||
| hala insanlar neden tartışırlar anlamıyorum. tek çözüm insanın özgürleşmesidir. bunu yapmak da devrimle değil gelişimim, dönüşüm ve evrimleştirmeyle olur. komunizm gibi teoriler devrim yoluyla doğa ve insan tabiatına müdahaleyi gerektirir ve bu yüzden de hiç bir zaman da uzun soluklu olamazlar. özgürlüğü temel almayan hiç bir teori başarılı olamaz. |
||
|
||
| komünizmde devlet baskısı,saçma bir ifade gibi...komünizmde devlet olmayacağını hesaba katarsak... bu arada resimdekileke;avatarın sanırım adriana lima ve her gördüğümde aval aval dört-beş saniye bakıyorum,ifademi engelliyor,şikayetçiyim... |
||
|
||
başlığı gördüm direk atladım. kaç zamandır üzerinde düşündüğüm bir konu. Alıntı Komünizmin heralde karşıt görüşlüler tarafından en çok eleştirildiği ya da yüklenildiği noktası "birey"e önem vermemesi ya da onu kısıtlaması üzerindendir. evet bu maalesef böyle ve birçoğu gibi beni de çok sinir eden bir durum. mevcut mekanizmanın komünizme en büyük ve açıkçası en kolay saldırısı. hatta öyle bir havaya bürüdüler ki bunu, komünizme karşı demokrasi falan gibi komik denilebilecek derecede basite indirgendi ve işin en hazin, en üzücü yanı, insanların zihinlerine bunun yerleştirilmiş olması. özellikle teenager olarak nitelendirdiğimiz kesim.... İslamcısından, nasyonal sosyalistine herkes komünizme bu açıdan yaklaşıyor, kendi teorilerine bakmıyorlar ayrı konu fakat tartışmak istediğim şey bu değil. Birey eleştirisi konusunda haklı bulduğum görüş sahipleri anarşistler ve muhafazakarlıkla bağlarını koparmış liberallerdir(böyle bişey var mı o da ayrı konu). bu tür yaklaşımların ne kadar saçma olduğunu bilmeme rağmen, kendi bakış açımdan, yine komünizmin bireye gerekli değeri vermediğini düşünüyorum. çok da emin değilim ama, kabaca baktığınızda, Marksizm bireyi birey olarak değil, her tür etkiye aynı tepkiyi verecek olan mekaniksel bir varlık olarak görüyor sanırım. bu uygulama olarak değil de, yapısı ve fikirleri gereği komünizmin böyle olduğunu düşünüyorum. ve işin diğer bir yanı, ön planda bireyden çok toplumun olması. toplumun çıkarları bireyin arzularını bastırıyor ve bu noktada özgürlük dediğimiz kavrama dokunuluyor malesef. tabi bu cümleleri kurarken özgürlük anlayışımızı da çok açık bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor ki günümüzde komünizme atılan saçma eleştirilerin tuzağına düşüp insanları yanlış yönlendirmeyelim yada yanlış anlaşılmayalım. özgürlük, her canının istediğini yapmak değil, istemediğini yapmamaktır. bu noktadan baktığınızda, toplum içerisinde, ben, birey olarak, şu yada bu şekilde, üretimimi toplumla paylaşmak istemiyorsam, buna hakkım olabilmelidir. aksi durumda, çok basit de olsa kınama yada dışlanma vb. tarzındaki cezalara mağruz kalmamak için yapıyorsam bu kollektifliği, ve bu zamanla toplum içerisinde yaygınlaşırsa, artık devrimimiz yozlaşacaktır ve özgürlük sekteye uğrayacaktır. ama eğer ki ben, paylaşmama hakkım olduğunu bile bile, isteyerek, kendi arzumla paylaşıyorsam ve tüm toplum da böyle ise, işte o toplumdaki bu ruhu kolay kolay hiçbir güç yıkamayacaktır. tabi bu sadece somutlaştırılmış ve vermek, paylaşmak konularına indirgenmiş, o örnekler üzerinde somutlaştırılmış hali. aynı pencereden bakarak bu konuyu tüm diğer olaylara vurduğunuzda marksizm ile anarşizm arası çizgi daha da belirginleşiyor zihinlerde.. e tabi marksistler bunu alır, bencillik, bireycilik yada tembellikle suçlar.. o ayrı.. ^_^ |
||
|
||
| resimdekileke, ben daha geniş bakıyorum bu konuya. söylediklerine katılıyorum. ama bundan fazlası var. hz muhamedin bi rlafı var:"her mahalenin bir kasabı vardır ve o kasap siz olmayın diye". ve o kasabı olmayı seçmek aslında büyük bir özveridir. mesela bugün amerikada komünist yok... asla olmamış. komünist olmasa işadamı neden çekinir? kapitatalist değerlere kim meydan okur? en güçlü ayakta kalır mantığına kim gülümseyerek, başını salayarak onaylar? başarılı, sempatik, iyi giyimli, zengin bi adama hangi hatun "gel ben seni luna parka götüreyim der"? iş adamı kimden çekinir? amadeus evrimden söz etmiş. ama ilerleme olması için bazı dengelerin korunması şart. kendini üst-insan sanan, geçmişin asilzadeleriyle ödeşleştiren, yaşamında daha çok para, daha çok güçten başka bişey bilmeyen. köpek terbiyecisi suratlı, Dev boyuta egolara sahip yaratıklar olunca komünistler de olmak zorunda. bizim için değil. onlar için gerekli. onları bu egolarından kurtarabilecek olan güç komünistler. bugün en büyük gökdelenin tepesindeki adam bile biliyo ki kendinden daha büyük bi güç mevcut. işsiz adam komünist olabilir. herkes komünist olabilir. söylemek istediğim bu adamların hiçbiri benim patronum değil. yani sadece hayır demek değil, onlarla savaşma gücüm var. bu ülkede oligarşi olmaz. oligarşi olursa, ve halk bunu istemezse, halkın bunu hemen şimdi değiştirme gücü var. Bu yüzden komünist olmaya karar verdim. ateist de değilim, materyalist de değilim, sınıfsız topluma da inanmıyorum, demokrasiden de yanayım. ama ben komünistim! şaka da yapmıyorum. bir adam televizyona çıkıp "siz çok fazla çocuk yapıyosunuz, bu ülkenin ekonomosi insanların non stop çocuk yapmasını kaldırmaz, ne olur ozaman? maaşınız düşer, işsiz kalırsınız,aç kalırsınız. " diye buna inanarak konuşabiliyosa bu beni komünist yapmaya yeter. mına korum böyle cumhuriyetin. kastro gelsin. |
||