|
||
| insanların akın akın goraya gittiği bir yağmurlu hafta sonu, cebimdeki son 10 milyonla attım kendimi bu filme.. o yağmurlu haftasonum sımsıcak oldu izlerken filmi. belki hayatımda izlediğim en sıcak, en samimi en sevimli filmdi. uzun süre içine girdiğim bu dünyanın keyfiyle yaşadım. uzun süre çıkmak istemedim etkisinden. belki beni bu kadar etkileyen benim sinema aşkımdı bilmiyorum ama.. perdedeki çocuk arkadaşına yok abi bize sadece sinemadan fayda var derken, sanki yanımda konuşmaktaydılar.. ellerini aşağı yukarı oynatıp 24 kareyi bulmak istercesine sevimliydiler.. her sinema sevdalısı, bu ilkokul mezunu yönetmenin uçsuz bucaksız dünyasına akmalı gizlice.. kamerası oyulukla yarışır düzeyde.. kamera da oyuncu. perdedekilerde, izleyicide.. hatta sinema aşkı bile canlanıp kanlanıp oyuncu olmuş bu filmde.. bu önünde şapka çıkarılası yönetmeni ben ellerim patlayana kadar alkışlıyorum. |
||
|
||
| Aslında bu filmi çok merak ediyordum, ilk giden sen oldun çevremde. Başka giden olacağını da sanmıyorum. İlkel koşullarda bu kadar teknik bir işin nasıl yapıldığını anlamak zor. Sanırım amatör bir gözle izlemek gerek ya da yapılan işe hayatını koyarak bir şeyler yapma çabasını alkışlamak. Benim merak ettiğim, teknik açıdan nasıl bir filmdi, yönetmenin oyuncu yönetimi, kamera sayısı, sesli çekilip çekilmediği gibi konular. Biraz anlatırsan memnun olurum. |
||
|
||
daha önce ahmet uluçay başlıklı topikte bahsetmiştim,görüntü yönetmeni benim tanıdığım bi arkadaştı.filmi çektiği dönemlerde bi karşılaşmamızda orkaki sıkıntılarını anlatmıştı.çok kötü bi yapımcısı varmış,ona sinirlendiği için şaryo ve steadycam paralarını kendi cebinden ödemiş.vakıf gibidir gerçekten
|
||
|
||
| aslında teknik şaşılası kadar iyi. yani resimler hiç fena değil. müzikler mutlaka dinlenmesi gerekecek kadar güzel. vurmalı çalgılar muhteşem. dışardan sanki asık yüzlü bir film görünmesine asla bakmayın, yüzü çok gülen ve eğlendiren bir film. inanılmaz komplekssiz ve sıcak. kamera hareketleri çok dozunda ve başarılı. yani en sevdiğim tarz olarak kişilerin ruh halleriyle hareket bütünleştirilmiş. özellikle steadycam planları gayet başarılı. kurgu da öyle. hele bir sekans varki izlerken gerçekten büyülendim. bir sara nöbeti sekansı. muhteşem bir kurgu. renk ışık kavramları filmin hemen hemen tamamı gün ve dış mekan olduğu için aslında sıcak ve başarılı.gece planlarında birazcık yetersiz kalmış ama asla rahatsız etmiyor. yer yer bazı ufak aksilikler var ama genelinde görülmüyor. oyun yönetimi ise taktir edilmeli. filme asla imkansızlıklarla bu kadar olmuş diye bakmayın. bırakın unutun o imkansızlıkları öyle izleyin. öyle bile güzel. |
||
|
||
| bende emel gibi herkesin akın akın GORA' gittiği zaman aralığında izleme şerefine eriştim karpuz kabuğundan gemiler yapmak filmini. (çok gereksiz uzun oldu yav,neyse) evet anlatıldığı gibi çok sıcak bir film.hele filmin sonuna doğru daha da güzelleşiyor bence.psikolojik işlemeler filan gayet başarılı kılıyor filmi. o insanların sıcaklığının anlatımı,kamera kullanımı ve görüntüler çok iyi. en beğendiği oktalardan birtanesi ise,kişilerin psikolojik yorumlamaları çok güzel yapılmış ve hareketler ona göre düzenlenmiş.umutlar,umutsuzluklar,delilikler,cahillikler... hepsi çok güzel sergilenmiş konuşmalar kimi yerde hiç anlaşılmıyor,düşünüyosunuz "ne dedi acep?" diye. ama diğer konuşmanın başlangıcına kadar anlıyosunuz ne denmek istediğini.yani o kadar süre vermiş yönetmen zaten yönetmene,doğduğu köyde "DELİ" deniyormuş. Ezel akayın bir röportajında bunun bir yönetmen için çok iyi bir tabir olduğunu söylüyordu ve ezel akay da yönetmenin bir dahi olduğunu belirtmişti. |
||
|
||
| avrupa işi gibi değil, hollwood işi hiç değil. tam buralı, bizden bi işçilik. samimi, amatör(ben profösyonel olanı yadırgarım, iyi işi amotörce yapanlarda gördüm hep), umutlu bir azim öyküsü. |
||