SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: devlet ve kadın..

Sayfa: [ 1 ]

depresif 22.09.2007 17:28:14
Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan kadın haklarının istismarı, ülkemizde de siddetle yaşanmaktadır... Sosyal ve is hayatında ugradıkları cinsel taciz, yasanan töre cinayetleri, mutfak, yatak odası ve çocuk odası üçgenine hapsedilen yaşamlar "Devlet Baba" tanımlamasında kendini bulan ataerkil anlayışın kadına bakış açısı ve fikirleriniz...

asya 12.11.2008 02:59:37
son dönemlerde bununla ilgili ciddi çalışmalar başladı ve kadınlara yönelik şiddetin son bulması için belirli tv kanallarının desteği ile halk bir şekilde bilinç altına kadının, kendisinin kölesi, dayak atmak için yanında bulunmadığını, bir ömür mutlu olması için beraber bu yaşama temeller bırakmak olduğunun farkına varmışlar. ama tabii ki bu sayı az. bunun daha da çoğalması lazım.
öte yandan bu çalışmalar sürerken maalesef ki hala kadınlara yönelik şiddet, taciz, töre gibi saçma sapan eylemler uygulanmaktadır.
kadınlarımıza sahip çıkmamız gerekir. hemde en acil tarafından.

Mesela bu söylediğini, karısını döven bir kocaya da söyler misin? Sanane dediğinde inatla söylemeye devam eder misin? Küfre başladığında da. Hatta sana da giriştiğinde. Ne bileyim mesela, karısını "gel bacım (!), bu gece bu adamla kalamazsın" dedikten sonra kendi evine ya da polise ya da akrabasına ya da sığınma evine ... götürür müsün? O kadına , kocasına rağmen sahip çıkabilir misin?

Mesela bu söylediğini, karısını döven bir kocaya da söyler misin? Sanane dediğinde inatla söylemeye devam eder misin? Küfre başladığında da. Hatta sana da giriştiğinde. Ne bileyim mesela, karısını "gel bacım (!), bu gece bu adamla kalamazsın" dedikten sonra kendi evine ya da polise ya da akrabasına ya da sığınma evine ... götürür müsün? O kadına , kocasına rağmen sahip çıkabilir misin?

işte bu noktada kadın ne kadar dayak yese de, kocasına sahiplenme güdüsü ortaya çıkıyor.
aile arasına girilmez diye bir felsefeyi güderler sürekli. maalesef ki bu bir gerçek.
kadının ilk önce bu inancı kendi içinde taşıması lazım ki, bizler de yardım edebilelim.

Haklısın shitty. O kadına, kendisine rağmen sahip çıkabilir misin sorusu da doğru bir soru olurdu.

Mak1, bahsettiğin konuya çok girmek istemiyorum. Sadece gündelik hayatta,  sahip olduğumuz bu bilgilerin işlerlik kazanamadığını söylemekle yetineceğim. "Evin içi" halleri. Teorik kısmın çok insani olması bunu değiştirmiyor. Kul Hakkı gibi kadın hakkı da, uygulanmayan konulardan.

Demek ki neymiş, (gene sonuç çıkardım), bu, tek tek insanları kurtarabileceğimiz bir konuymuş. Özel yetenekler, statüler gerekmeden. Birileriyle birlik olmaya gerek duymadan. Tek başımıza da yapabileceğimiz. Yani en uygulanabilir teori.

Devlet, başka bir "güç" sembolü olduğu için, bize ayakbağı bile olabilir bu konuda.

Dayak yediği için polise sığınan kadına, "kocan o senin, nolmuş bir iki tokat atmışsa?" azarıyla evine ve dolayısıyla dayağın kaynağına gönderen polisin temsil ettiği bir devletten bahsediliyor burada, herhangi bir demokratik ve özgürlükçü bir kurumdan değil. Bu devlet, bünyesine aldığı iktidarların çıkardığı yasalarla kadının haklarını korumak konusunda kapris yapan, bir yandan tanıdığı hakları çeşitli şekillerde geri alan ya da uygulanmasını zorlaştıran bir devlet.

Kadının çığlığına kulaklarını tıkayan, meclise bile doğruluğuna inandığı ve savunduğu için değil, sadece çağdaş görünmek ve oy toplamak adına birkaç kadının girmesine izin veren bir sistemde kadına nasıl ve ne kadar bir yarar sağlıyor bu devlet?

Dönem dönem uygulanan eğitim seferberliği ağır cezalarla sürdürülmeli, kadına kimlik ve bilinç kazandırılarak ayaklarının üstünde durması sağlanmalı öncelikle... Kadın, eğitildikçe köle olmadığını anlayacak, kocasının kölesi olmadığını anladıkça özgürleşecek, özgürleştikçe "birey" olacaktır.

kadına kimlik ve bilinç kazandırma işini kim nasıl yapacak , hangi kimliği hangi bilinci kazandıracak , kendi ayakları üstünde durmak bir tercih mi yoksa mecburiyet mi , kadın eğitilerek köle olmadığını anlayacak cümlesi size garip gelmiyor mu , birey olma hedefi mutluluk garantisi mi veriyor ?

Hayır Ugrashaman, kadının eğitilerek erkekle aynı haklara sahip olduğunu anlatan cümle bana garip gelmiyor. Kimlik ve birey olma bilinci gerçekçi ve doğru bir eğitimle sağlanabilir ancak.  Kadın, babasının, kocasının gölgesinden çıkarak erkeğin arkasında değil yanında yerini alabilmeli. Kadının kolaycılığa kaçmadan bunu isteyebilmesi için ona kendi başına var olmasının gerekliliği, olabilirliği ancak verilecek eğitimle gerçekleşebilir. Eğitimi de sağlayacak olan tabii ki devlettir.

Kadın köle olduğunun bilincine vardıktan sonra bundan kurtulmanın savaşını da vermek zorunda. Erkekten beklediği oranda düş kırıklıkları yaşayacaktır. Hiç kimseye durduk yerde haklar tanınmaz, talep olmadığı sürece egemenler, düzenlerinin bozulmasını istemeyeceklerdir doğal olarak.

Bu başlıkta “kadın” söz konusu edildiği için kadının eğitiminden söz ettim sadece. Aslında tek başına kadının eğitilmesi çözüm değil tabii ki. Erkeğe de eğitimle bu bilinç verilmelidir. Erkek de kadının yerinin onunla aynı çizgide olduğunu anlayabilmeli, eşit haklara sahip olduğu bilincine erebilmeli.

Birey olma hedefi mutluluk garantisi mi?

Mutluluktan ne anladığımıza bağlı değil mi bu? Mücadelemiz insanların uyanması yolunda değil mi? Boşuna mı okuyoruz, tartışıyoruz ve insanların gözlerini açmasını istiyoruz. İnsan bilmediği şeyi isteyemez ve bilmediği oranda sorgulama gereksinimi duymaz. Sorgulamadıkça da kendi yağıyla kavrulur, mutluluğu ya da daha iyisini aramaz. Bilgiye ulaştıkça belki yalnızlaşır ve mutluluktan da uzaklaşır. O halde gelin şöyle düşünelim: Nasıl olsa cehalet mutluluğu yakalamakta bilgiden daha elverişli; en iyisi cahil kalmak. Varacağımız sonuç bu mu olmalı sizce?

hayır asya , erkeğiyle aynı haklara sahip olduğunu duymaktan bile rahatsızlık duyan kadınlar tanıdım. onlara en az eşit haklara sahip olduğunun bilincinde olan kadınlara duyduğum kadar saygı duyuyorum. "gerçekçi ve doğru" sıfatlarının cümle içinde kapladığı yer hayatta tuttuğu yerden daha geniş görünüyor. kendi güneşini karartıp kocasının gölgesinde huzur bulan kadınlara içinde bulunduğun çerçeveyi kırmalısın , sana bayılacağın bir çerçeve sunuyorum demek, sonra da onları haklarını kazanma adına kocası ya da abisiyle gireceği bir 'savaşı'ın ortasına bırakmak bana kurgulanmış bir hayat olarak görünüyor.

İşte mesele de bu ya! Söylediğin kadınları ben de tanıyorum Ugrashaman, hem de çok yakından. Onların ve erkeklerinin doğru olanı görebilmesi sağlanmalı eğitimle. Ayrıca tabii ki onları "uyandırdıktan" sonra ortada bırakmak yüzüne bir şamar atmaktan çok da öteye geçmeyecektir. Eğitimi alan kadın zaten iş imkanı aramakta, küçük çaplı da olsa ev ekonomisine katkı sağlama gayreti içine girmektedir.

Bunlar afaki düşünceler değil Ugrashaman, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde kadınlarımız bilinçleniyor yavaş yavaş ve erkeğinin yanında yer almaya çalışıyor. Beyinlerin tutsaklığı ortadan kalktıkça refaha ulaşılıyor, ulaşılacaktır.

Kadın, belki birlikte yaşadığı erkeğin direnciyle karşılaşacak ve mutsuz olacaktır ama en azından doğuracağı kızı için bunu göze alacaktır, alıyor ve almalı da...

(Bu söylediklerimi de günümüzdeki "feminizm" saçmalığına inandığım için savunduğum düşünülmesin; günümüz feministlerinin erkeğe düşman, eşitlik adı altında üstün gelme savaşımı bana göre değil, doğru ve gerçekçi de bulmuyorum.)

Cinsiyetçilik, kapitalizmle iç içe geçmiş olan, ekonomik, politik ve toplumsal alanlarda kadınların bir cins olarak ezilmesi üzerinde kurulmuştur. Kadının ezilmişliğini aile içinde başlatır; kadının aile içinde harcadığı karşılıksız emek, erkeğin denetiminde kapitalizmin hizmetine sunulur.

kadının,cins olarak ezilmesinden kurtulması ancak kadının ,kurtuluşu olacaktır.
hiç düşündünüzmü,bir kadına, kadın dediginizde sanki aşşagılama gibi algılanır.olurmu öyle demeyin böyledir.kapitalist sistem kadının kimligini gizlercesine davranmaktatır.bunuda gizlemeyi iyi başarıyor,bayan dedittiriyor .bakire bir insana (kadına)kadın deseniz ,sanki hakaret veya aşşagılama gibi algılanmasına sebeb oluyor.oysa yeni doganda kadındır,yetmiş yaşındakide kadındır.cinsinden dolayı ,yıllardır günümüze gelen bu yaptırımlar kadının kimligini hep geride bıraktırmıştır.bayan bile derken aslında kadının kimligini saklandıgının farkında degilizdir.kapitalizim
kadını bu ve diger anlamlarıyla çok kullanmıştır.
kadının eğitilerek erkekle aynı haklara sahip olduğunu anlatan cümle bana garip gelmiyor.

bana garip gelmeye başladı artık bu sözler.bence tersine olmalı ,
erkekler egitilmeli kadın sorununda, nedense hep kadınlar egitilmeli der ve geçiştiririz
erkeklerin kafasında yıllardır oluşmuş tapuları yıkmaktan geçiyor aslında çözüm.

       (kadın feminist gibi oldum ama) kadında degilim o yüzden feministte degilim.

Sadece ve sadece şunu tüm benliğimizle kabul ettiğimiz zaman kadın veya erkek olmanın hiçbir önemi kalmayacaktır, biz hepimiz öncelikle İNSANIZ. Karşı cins olduğu için varız ve soyumuzu sürdürebilmek için dahi olsa karşı cinse muhtacız, hepimizin bir annesi ve babası yokmu yada kız ve erkek kardeşi, ya eşlerimiz ve çocuklarımız. Bu saydıklarımın çoğuna hepimiz sahibiz peki onları nasıl birbirinden üstün yada aciz görebiliriz, benim mantığım bunu almıyor çünkü ben herşeyden önce İNSANım.

Ama daha önceki yazılarımdada belirttiğim gibi malesef günümüz dinamiğinde konuyu irdeleyecek olursak korkunç bir ''Kadına Zulüm''le karşılaşmamız ne yazıkki bir gerçek, bu toplumun her kesimini bağlayan bir eşitsizlikle yani Kadına karşı bir eşitsizlikle kendini göstermekte.

Bence Kadına yönelik yani onların lehine bir eşitsizlik yani pozitif ayrımcılık şart, en azından Kadın toplumun her kesiminden kendine eşit miktarda yer bulup yadsınmayana kadar bu ayrım şart diyorum.


fikir 12.11.2008 19:50:44
Kendine olan özgüveni ve bazı olanakların kullanılması dışında kişisel çözümün sınırlı olduğu, temel sorunlardan birisi.

Aslında başlıktaki "devlet" vurgusunı kaldırıp belki "toplum ve kadın" demek daha doğru olabilir. Çünkü devlet mekanizmasının daraltılması veya daha eşitlikçi bir yapıya kavuşturulmasına rağmen, bu ve benzer sorunlar yine devam edebilir.

Tabii aslında temel sorunların hiçbiri diğerinden bağımsız değil. Hepsi birbirlerini olumlu veya olumsuz olarak tetikliyorlar.

Özünde, sistem sorunu olarak düşünüyorum.

geçici 13.11.2008 15:06:17
Kadının toplumsal ve bireysel yaşamda başına gelenler yine kadının suçudur desem, biraz uzun vadeli yatırımlardan bahsettiğim hemen anlaşılmayabilir.Maddi manevi şiddete uğrayan, çocuklarıyla sokaklarda kalan anneler, evet birkaç nesil heba olacaklar belki ama bilincini ve en azından manevi gücünü yitirmeyen kadın, herşeye rağmen çocuklarına birşekilde bazı temel ahlak değerlerini verdiği sürece zamanla etrafta devlete sığınması gereken yada el açması gereken kadın sayısı çok azalır diye düşünüyorum.
Devlet baba bir çok işin peşinde koşması gereken aynı zamanda  mükellef bir yapı, ama ben bu tip reel toplumsal bilinç ve sevgiyle desteklenmesi gereken insani kurtarma projelerinin halkın bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilmesinin hem nesli eğitmek hemde farkındalık yaratmak açısından daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü gerçekte devlet babanın şefkatli kolları diye birşey yok, o kaf dağında, şatosunda yaşayan bir dev biz masum köylüleriz. köye inip bizi öğlen yemeği yapmasın yeter.


Sayfa: [ 1 ]