|
||
| Köprüler benim görsel fetişim sanıyorum. Ben dokuz yaşında felandım ,yazın gittiğimiz göl kenarında bir yer vardı.Babam göle küçük bir iskele yapmıştı.Çok şirin bir iskele.En ucuna gittiğimde gölün derin yerlerine,sazlıklara ,balıkların rengi olağanüstü suyun altındaki parıltılarına ve kaplumbağalar-suböcekleri gibi değişik yaratıklara ulaştırıyordu beni ve göğe daha yakınmışım gibi hissediyordum.Karşıdaki adalar,karabataklar,gerideki orman,gün içinde rengi beni büyüleyerek değişen gök,nedense çok sevdiğim kozalaklar,dalga sesleri,ayın berak ışığı ve bir sürü kedi-köpek ortasında her türlü güzele yaklaştırıcı bir iskeleydi bu o zamanlar bence ve ortaokula kadar yazları biricik ilgi merkezi olmuştur hep.Aşağı yukarı uzun bir süreyi onun üzerinde ,düşünerek,hayal kurarak ,yazarak ve okuyarak geçirdim denebilir. Bu iskelenin karşışında bir adacık vardı.Sıradan çıplak bir ada ama benim için bir zamanlar kardak adasının gündemde taşıdığı derin!? anlamı taşıyordu.Gİzemli bir adaydı ve keşfedilmesi gerekiyordu.O zamanlar bu iskelenin devamının yapılmasını ve o adaya kadar gidebilmeyi çok istemiştim,gidememek gerçek bir acıydı(hoş su vasıtalarıyla gidilebilirdi ama e bu da sıradan bir yöntemdi sanırım,belki de gidince bir şey bulamayacağımı biliyordum).Belki bu yüzden bilinçaltıma köprüler ağır harflerle kazındı.Her yerde her türden köprüye yoğun ilgi hissettim.Bir köprünün altından ya da üstünden geçmek benim için hep ama hep törensel bir yaklaşımı hakkeden devasa bir eylem oldu. daracık sokak arlarına kurulmuş köprü evler ya da her geçişte hala soluğumu kesen ve yanımdaki her kimse bu çok dikkatli yaşanması gereken anda konsantrasyonumu bozmasın diye önceden sıkı sıkı tembihle susturmamı gerektiren ve sadece denizin derin karmaşasına meydan okuyan ayaklarını bile saatlerce seyredebileceğim boğaz köprüsü,iki ucu dağların yani taşın içine oyulmuş ve benim taşın bir devamı,insan projesinde gelişip açılması gibi gördüğüm dağ köprüleri,asma köprüler,kemer köprüleri,kiriş köprülerhatta viyadükler ...hepsi ama hepsini çok sevdim ben..
|
||
|
||
| ama sanırım en cazipleri hiç görmediklerimdi.. insanın kendini tahrip etmesinin kanıtı olan köprüler yani.Öteki olan insanı berikine bağlamak için kurulan sonra bir başka türden ötekinin beriki hiç birşeye bağlanamasın diye yıktığı köprüler. özellikle balkan köprüleri..coğrafyasına hakim olmaya çalışan dev amaçlar için sürekli bir ezginlikle ,bıkkınlıkla,iç sıkıntısıyla işlevsel neredeyse her türlü olumluluğu bastırılmış yaşamları kanla iyice tüketilen insanların toprakları..köprüler kuran,ileriye uzanmak isteyen,sonra o köprülerden ateş taşıyan ve ya kendilerine ateşin ulaştığı insanların köprüleri insana ceza olarak yıkılan köprüler yani. Örneğin mühendislik ve güzelik harikası olarak bilinen Mostar Köprüsü...( 92-95)Bosna -Hersek savaşında kendi cinsi yani kendi gibi insan olan cins'sel akrabaları tarafından yıkıma uğratılan,parçalanan,yok edilen insanın bu tüketinilişinin simgesidir çünkü Mostar Köprüsünün yıkılışı.İnsanın yoketmeye kilitli nefretinin aleni bir göstergesi. 93te bombalanarak yıkıldı.Çünkü savaşan insan bütün açıklarıyla düşman gördüğünü ele geçirmek ve hiç bir çıkış noktası bırakmamak istiyordu.Sadece ölmesi yetmiyordu ,her şeyiyle zamandan ,evrenden kazınmalıydı öteki. 10 ülkenin yardımıyla yeniden kuruldu 427 yıllık Mostar Köprüsü ,insanın kendi içindeki yoketme arzusuna direnişinin bir simgesi gibidir bence bu oluşum.Ama mutlaka yapısında da geçmişin ölen Mostar Anıtının burukluğunu da taşıyordur.Çünkü kan hafızadan çabuk silinmez. "Kanuni zamanında mimar Hayreddin'in inşa ettiği ve 10 ülkenin desteğiyle onarılan Mostar Köprüsü'nün açılışında, köprünün 11 yıl sonra sadece Mostar'ın iki yakasını değil, Avrupa'yı da yeniden birleştireceği mesajı verilecek. Boşnakların 'Eski Köprü' diye adlandırdıkları köprünün yapımına, Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanıyla 1557'de başlandı. Köprüyü, Mimar Sinan'ın öğrencisi Hayreddin inşa etti. Kemer formatındaki köprü kesme taşlarla inşa edildi ve dokuz yılda tamamlandı. Kemerde 456 adet kesme taş kullanıldı. İki yakasına kuleler inşa edildi. Mostar şehrine adını veren 20 metre yüksekliğindeki köprü, 28.6 metrelik ayak açıklığıyla 20. yüzyıla kadar Avrupa'nın 'açıklığı en uzun' köprüsü unvanını taşıdı. Kaynak: www.cnnturk."
|
||
|
||
| Venedik suya kurulmuş bir kentindir ve doğal favorilerimden biridir.Venedik'le en bildik güzelliklerden biriyse Rİalto Köprüsüdür.Gerçekten de görsel olarak muhteşem olması yanında suyu ve Venedik 'in puslu gizemini insanın kanına karıştırdığını düşündürür bence insana.Köprünün içeriğinde cam eşyalar ve maske gibi şiire dari ritüelsel anlamı olna eşyaların satışı da onu daha canlı ve sevilesi yapıyor bence.Bir gün mutlaka görmeliyim diye bir saplantı yaratacak kadar etkileyici buluyorum onu. "Rialto köprüsü, Venedik kentinin en renkli mekanlarından biridir. Orijinali ahşap olan köprü 1440 yılında yapılan onarımla adeta yeniden ve yine ahşap olarak yapılmış ve bu onarım sırasında köprüye dükkanlar da ilave edilmiştir. Ortadan, gerektiğinde açılarak büyük deniz taşıtlarının da geçebildiği Rialto Köprüsü'ne bu özellik 16. yüzyılda kazandırılmıştır. Bu mekanizma için mimarlar arasında bir yarışma düzelenmiş Michelangelo, Palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı bu yarışmayı Antonio Da Ponte adlı ünlü olmayan bir mimar kazanmıştır. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları yaklaşık 12.000 adet, çamurlu zemine saplanmış kolon üzerine oturmaktadır. Köprü yalnız iki yakayı birbirine bağlamakla kalmaz aynı zamanda cıvıl cıvıl bir alış veriş mekanıdır. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto köprüsünün üzerinden Büyük Kanalın manzarası harikadır.-alıntı- "
|
||
|
||
Bence dünyanın en güzel köprüsü gene de Hızmalı Köprü'dür.Karakoyun deresi üzerindedir,söylentiye göre temeline altın hızması konan ve 6.y.y da inşa edilen bir köprü bu.![]() daha çok köprü fotoğrafı için tıkla... |
||
|
||
| peki ya kapılar | ||
|
||
| fakat ne yazıkki artık köprü fotoları çekmek çok olanaklı değil.anadoludaki o harika köprüleri görüntülemek isterseniz,o iğrenç telefon veya elektrik tellerini kesip atmanız gerekecek | ||
|
||
| hatta malabadi köprüsüne bakmak isterseniz bide yanına iğrenç başka bi köprü yapılmış olduğunuda görecekseniz | ||
|
||
| köprüler hakkındaki açıklamalar için çok teşekkürler gerçi foto olarak pek değeri yok ama güsel açıklamalar aydınlatıcı köprülerin ölmemesi dileğiyle |
||
|
||
| Fotoğraflar konusunda haklısın aslında..Bulabildiğim ,bahsettiğim köprülere dair en iyi fotoğraflardı bunlar. Açıklamalar konusunda da haklısın tabi.
|
||
|
||
| keşke elimde olsa da sana koca sinan ı çağırsam,istanbul a bir güzel köprü niye hediye etmemiş ki? | ||
|
||
| bunlar da türkiyeden köprüler. fotolar takvimden tarafımdan scan edildiği için oldukça kötü. idare edin artık :blush: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
||
|
||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
||
|
||
Çok güzel köprüler bunlar :sevgi: fotoğraflar da bir zamanlar güzelmiş.
|
||
|
||
| hemen üstteki camili foto ve köprünün caminin mineralerinin suya yansıması mükemmel bir foto olmuş çekene bir alkış !! şimdi köprüler evet çok estetik yalnız son model teknolojik köprülerden ziyade derme çatma insan koluyla emeğiyle yapılmış ahşaptan ipten köprüler görsek keşke birazda üstünden uygarlığın aygıtları geçmeyen, eşek, katır, belki el arabası, belki çocuklarına avladığı geyiği götüren vahşinin üstünde yürüdüğü tek kişinin yürüyebileceği daracık, tahtaları dökülmüş köprüler görmek istiyorum ben |
||
|
||
| A evet..yıkık köprülerin güzelliği başka oluyor.Ama ben yukardaki 1.,5. ya da 6. köprüde olmayı şu an çok isterdim. Ne yapalım ben de yarın gene üstgeçitten korkuluklara yaslanıp aşağıda akanın harika bir ırmak olduğunu hayal ederim. Aslında üstgeçitleri kendileri olarak da çok seviyorum.Oradan aşağıda akıp giden trafiğe bakmak bana çook anlamlı ve zevkli bir eylemmiş gibi geliyor. :rolleyes: işte köprülerin sosyetikleri.. ![]() ![]() :w00t: Heyy ..gene mi Venedik...
|
||