|
||
| BU YAZI İNTERNETTEN ALINTIDIR..... 11 Eylül 2001’de, ikiz kulelerin yıkılmasıyla sonuçlanan saldırının ardından Amerika, olayın sorumlusu olarak gösterdiği ve Afganistan’da saklandığını ileri sürdüğü U. Bin Ladin’i ele geçirmek bahanesiyle söz konusu ülkede bombalamadık yer bırakmamış ve hattâ yeni geliştirdikleri sunî deprem meydana getirme yöntemini de Afganistan’da kullanmış ve sonuç almıştı. Biz de bunu ekranlarda haber olarak izlemiştik. 17 Agustos 1999, Gölcük... Saatler gecenin üçüydü ve insanlar can havliyle kendilerini evlerinden disariya atarken sanki bir kiyameti yasiyor gibiydiler. Ali Kirca' nin yönettigi Siyaset Meydani' nda enkazdan kurtarilan bir bayan sunlari söylüyordu: “O gece ne oldugunu bilmiyorum ama bildigim bir sey var ki bu, depremden farkli bir seydi.” Bir iddiaya göre depremden hemen önce Gölcük' ten Avcilar' a kadar genis bir alanda görülen "ates topu" ile ilgili bilimsel bir açiklama yapilamiyordu. Birtakim teoriler ortaya atilmaya baslandi. Kimine göre Ruslar bomba patlatmisti. Kimine göre de Yugoslavya''ya atilan bombalarin yer kabugunun dengesini bozmasi sebebiyle depremin gerçeklestigini söylüyordu. Hatta bazilarina göre isi PKK bile yapmis olabilirdi. Nitekim CNN televiyonu Basbakan Bülent Ecevit ile yaptigi bir röportaj sirasinda "depremin arkasinda PKK mi var" sorusuna "Sanmiyorum" cevabini vermisti. Oysa bu sorunun dogal yaniti "siz ne saçmaliyorsunuz, depremle PKK’nin ne alakasi var" olmaliydi. Bu soruya verilen cevap, akillara, PKK nin deprem olusturabilme ihtimalinin oldugunu düsündürdügü gibi, yapay depremlerin olabilecegi sonucuna da götürmektedir. Bu teoriler arasinda akla en yatkin olani Future Times’da yayinlanan arastirma dizisinde yer alan hikayeydi. Bu senaryoya göre, San Andreas fay hattinda meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar verecegini bilen ABD, yer kabugundaki degisimleri izleyerek, daha deprem olusmadan tektonik katmanlar arasinda artan basinci degisik noktalardan patlatip bosaltarak, büyük depremi küçük depremler haline dönüstürmenin yolunu bulmustu. Yillar önce Sırp asilli Amerikali bilimadami mucit Nicola Tesla tarafindan gelistirilen bu "düsük frekansli elektromanyetik isinimla yüksek enerji nakli" teknigini, hem Ruslar hem de Amerikalilar uzun zamandir bir silah olarak kullanmanin yolunu ariyorlardi. Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan genis alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yillardir çok güçlü bir silah gelistirmek amaciyla üzerinde çalistigi bu projeyi, bir yandan da barisçi "deprem indirgeme" sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayi ve fonlama devamliligini saglamayi amaçliyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya' nin çiplak ve seyrek nüfuslu kirsal bölgelerinde denendi ve gelistirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi sira. Degisik zamanlarda Kafkaslar' da, Okyanus tabaninda ve Güney Amerika' daki Ant daglarinda tektonik uyarilar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adimlar atildi. Bu arastirmalar Amerika' da HAARP ve diger askeri tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada, Türkiye, Japonya ve benzeri deprem bölgelerinde de sismik ag sebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarlarin kayitlarina gönderilmeye baslandi. Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de denenmek istendi. Bölge zaten yilardir bu amaçla sismik espiyonaj altindaydi. Nitekim gelismeleri dikkatle takip edenler, depremden hemen sonra, Türk Telekom' un Türkiye' nin sismik bilgilerini Pentagon’a ileten NATO Üssü' nün iletisimini nasil kestigini ufak puntalarla gazetelere düsen haberlerden hatirlayacaklardir. ABD' nin asil hedefi, Kuzey Anadolu fay hattindaki deneyden elde Edecegi tecrübe ve bulgulari, San Andreas fay hattina uygulamakti. Bu is yine çok yüksek askeri gizlilik tasidigindan yürütme isi Israilli uzmanlara verilmisti. Gerekli makine ve donanim gizlice denizaltilarla Gölcük üssüne getirilerek oradaki, yeralti, denizalti korunaklarina kuruldu. Türk makamlari durumdan detay bazda haberdar degildi. Deney basarili olacagindan sonunda kimse normal dısı bir seyin oldugunu fark etmeyecekti. Bu amaçla "Gece Sahini Tatbikati" nin Gece 03:00 da baslamasi planlandi. Gece saat tam 03:00 da dügmeye basilacak ve Gece Sahini devreye alinacakti. 1-2 dakika içinde de olusturduklari muazzam enerjiyle Marmara' nin altindaki tektonik tabakayi zayif yerlerinden kirip, aylardir olusan basinci disari atacaklardi. Böylece büyük bir deprem önlenmis olacakti. Ama o gece bir seyler yanlis gitti Doga kendini yönetmek İsteyenlerden bir kez daha intikam almisti. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10.000 kat üstünde bir güçle gelmisti. Zayiflayan ve titreyen elektrikler geri geldiginde, gece saat 03:05' i gösteriyordu. Kimsenin agzini biçak açmiyordu. On binlerce insan, çoluk, çocuk, o Enkazin altinda can çekisiyor veya cansiz yatiyordu. Bu tarihin en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yaratilan... Iste o andan sonra çantalardan çikan "Q plani" çalismaya basladi. Ilk önce bölgedeki tüm haberlesme ve elektrik enerjisi felç edildi. Kimsenin birbiriyle haberlesmesi istenmiyordu. Cumhurbaskani dahi sabahleyin "benim de telefonum kesikti" seklinde garip bir açiklama yapti. Cumhurbaskani ve basbakan saskindi. Saatlerce "üzgünüz" bile diyemediler. 4 dakika içinde Israil Baskani Barak ve Birlesik Devletler Baskani Clinton ile irtibat kuruldu. O anda Israil' de Ben Gurion' un Lod askeri havaalanindan 4 adet savas uçagi esliginde 2 nakliye uçagi havalaniyordu. 2 dakika sonra da Israil Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha komutanligi' na bagli tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6' nci filosuna bagli gemiler de rotalarini Istanbul' a çevirmek için Pentagon' dan emir aldilar. Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler aliniyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye' ye karsi olan hasmane tutumuna son vermesi saglaniyordu. Tüm Bati baskentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Hersey kontrol ve koordinasyon altindaydi; bir tek Türkiye disinda. Israilli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük' te ne ariyorlardi. Bu devir teslim töreni her yil yapilan rutin bir ulusal törendi. Uluslar arasi bir kimligi yoktu. Bunun nedenini simdi daha iyi anliyoruz. Hiçkimse bu güne kadar hiç katilmadiklari bu devir teslim törenine neden katildiklarini sormadi. Ya saskinliktan, ya da telastan, enkaz altinda kaç Israil askerinin öldügü, kaçinin yaralandigini da soran olmadi. O felakette kaç Israil askerinin öldügünü ne Genelkurmay yayinladi ne de Israil böyle bir bilgiyi açiklamak nezaketinde bulundu. Herkese verdikleri imaj ise, oraya bize yardim için geldikleriydi. Hemen bir hastane kurdular. Esas amaçlari enkaz altindaki askerlerini ve önemli askeri malzemeyi çikartarak götürmekti. Biz de " Bak su Israil'e helal olsun, hemen yardimimiza kostu" diyerek sevindik. Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasinda Bati' da bu hareketlilik yasanirken bölgede de çok hizli ve çok gizli askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düsmüs oldugundan bu olaganüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu isi planlayanlar gecenin karanligindan da yararlanip denizaltindan parçalari yüzeye vuran Tesla makinesinin kalintilarini toplayip, yer alti ve yerüstündeki tüm izleri yok etmeye çalisiyorlardi. Ve bölgeye son hizla gelen Rus arastirma gemisi dahi sabah saat 06:30' da bölgeye vardiginda, havanin aydinlanmasiyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamisti. Deniz altinda olusan radyasyon anlasilmasin, dibe çöken kalintilar arastirilmasin ve patlama sonucu meydana gelen denizalti krateri ve çukur ortaya çikarilmasin diye bu bölge derhal askeri karantinaya alinarak dalısa yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu temizlikler yapildiktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel' in bölgeye gitmesine izin veriliyordu. Amerika tüm imkanlarini seferber etti. Clinton Amerikan halkindan Türkiye'ye yardim etmesini istedi. Kasim' da Türkiye' ye gelecegini ilan edip; Ecevit' in de bu arada Amerika' ya (belki de binlerce sehidin diyetini konusmaya) kendini ziyarete gelecegini haber verdi. Ilk anda çok yadirgadigimiz Saglik Bakani Osman Durmus' un "yabancilara tek bir hasta bile vermem” demesini, ABD Deniz Kuvvetlerine ait yüzer hastanede tek bir hastanin bile tedavi edilmedigini, 750 ton yardim malzemesiyle yüklü bir Israil gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulmasini simdi yadirgayabiliyor musunuz? Enkaz altinda binlerce insanımıza karsı bir vicdan borcumuz var. Onlar geride gözleri yasli on binlerce sevenlerini, sicakliklarindan mahrum birakirken, sirf Kaliforniya da John' lar, Susan' lar ve Alice' ler yasasin diye yasamdan çalındıklarını dünya bilsin.
|
||
|
||
| http://sifirforum.com/index.php?topic=5200.0 ayni konu mevcut kingguitar bu yuzden tasindi. |
||
|
||
| biri bana bunun gercek olmadigini söylesin... | ||
|
||
| adı üstünde; "komplo teorisi"... gerçek yanı var mı, varsa nerede başlayıp nerede bitiyor? zaman bu teorinin ne kadarını doğrulayacak? en iyisi, şimdilik, komplo teorisine inanma, komplo teorisiz de kalma...
|
||
|
||
| Bu deprem senaryosu gerçek gibi vakti zamanında sol basın buna çok fazla yer verdi. Marmaradaki savaş gemileri yada yabancı orduya ait bir iki gemi ve araştırma gemileri olduğu ve bunların bir şeyler yaptığını herkes hissediyordu.Bir kaç mantıklı teori ileri sürüldü ama bir dönem sonra deprem dedenin şovlarıyla pasif hale geldi. | ||
|
||
| bu teorisyenlerinden çok iyi senaristler cıkar yeminle .. | ||