SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Logoterapi (Anlam Terapisi)

Sayfa: [ 1 ]

kahtalı_nietzsche 17.09.2007 14:02:06
Victor E. Frankl'nin dilimize çevrilmiş,
"İnsanın Anlam Arayışı" ve "Duyulmayan Anlam Çığlığı" adlı iki kitabı mevcut.Birbirinin devamı niteliğindeki bu kitaplarda Frankl ,yeni bir yaklaşım geliştirir;logoterapi.

Kendisi insancıl varoluşçu akımın kurucusu.(1905-1998)
1942 yılında ailesiyle birlikte önce Prag yakınlarındaki bir toplama kampına, oradan da üç yıl boyunca kaldığı Auschwitz toplama kampına gönderilir. Bu kamptan sağ kurtulan az sayıda insandan birisi olan Frankl, kamp döneminde ve sonrasında “logoterapi” adını verdiği yeni bir psikoterapi yaklaşımı geliştirir. Bu yaklaşım, anlam iradesinin, yani yaşamda bir anlam bulma çabasının insan yaşamındaki temel itici güç olduğu inancına dayanır. Frankl'a göre günümüzde psikiyatrik sorunlar, yaşamda bir anlam bulamamaktan ve bunun yarattığı varoluşsal boşluktan kaynaklanır.
                                                         
Logoterapinin, umutsuz bir durumla karşılaştığımız, değiştirilemeyecek bir kaderle yüz yüze geldiğimiz zaman bile yaşamda bir anlam bulabileceğimizi önemle vurguladığını söyleyebiliriz.
     
Frankl'a göre böyle durumlarda önemli olan şey, kişisel bir trajediyi bir zafere dönüştürmektir. Yaşam, kelimenin tam anlamıyla son ana kadar, kişinin son nefesine kadar anlamlı kalır. Anlam arayışı insan olmanın ayırt edici bir özelliğidir. Eğer yaşamda gerçekten bir anlam varsa, acıda da bir anlam olmalıdır. Acı da yaşamın kader ve ölüm kadar silinmez bir parçasıdır. Acı ve ölüm olmaksızın insan yaşamı tamamlanmış olmaz. Diğer yandan bir başka insanı kişiliğinin en derindeki çekirdeğinden kavramanın tek yolu sevgidir.

Kişi, hizmet edeceği bir davaya kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur ve kendini de o kadar çok gerçekleştirir.

Alıntı

StranGe_PassenGer 24.02.2008 02:30:06
İnsanın acısının kaynağı kendinde bir anlam bulamaması mıdır yoksa diğerlerinin ondaki "farklılığı ve özelliği" bir türlü görmemesi midir? Diğerlerinin bizim hakkımızdaki yorumunu (kadın-erkek ilişkisi kapsamındaki sevilme de dahil)hiç önemsemeseydik acaba ne gibi bir anlam kalırdı geriye? Bir davaya kendini adayıp kendini unutan bir insanın kendini o kadar çok gerçekleştireceğine inanmakta güçlük çekiyorum.


Sayfa: [ 1 ]