SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Ankaradaki bombaların sırrı neymiş?

Sayfa: [ 1 ]

SWORDFİSH 17.09.2007 13:40:03
Biliyorsunuz, Ankara Kurtuluş Parkı’nda ele geçirilen patlayıcılardan sonra başkentte ikinci bir patlayıcı yüklü minibüs ortaya çıktı.

İddiaya göre, Bulgaristan Gümrüğü’nün ihbarı üzerine, İsveç’ten yola çıkarılan ve İzmir’e gitmesi gerekirken Ankara’ya yönelen 500 kilo patlayıcı yüklü minibüse operasyon yapıldı ve Ankara ikinci bir faciadan kıl payı kurtuldu! Patlayıcıları MKE sahiplendi.

Patlayıcı sicilimiz çok temiz olmadığı için ilk olarak akla şu sorular geldi: Acaba bu patlayıcılar derin bir operasyonun parçası mıydı? MKE, patlayıcıları üstlenmek zorunda mı kaldı?

Öyle ya, Suriye’deki Abdullah Öcalan’a yönelik Mercedes Operasyonu’nda kullanılan 1 ton patlayıcı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan alınarak Mazda marka beyaz bir minibüsle taşınmıştı.

Bu bilineni. Bir de bilinmeyenleri var.

Silahlar hurma oldu

Mesela; 1987’de Habur’dan 12 tır dolusu silah yurda sokuldu. Muhtemelen bozuk silahlardı ve tamir için getiriliyordu. Gümrüğe ‘Demirel’in hurmaları’ diye beyan edildi. Yükün hurma olmadığı her halinden belliydi, tırlar barut kokuyordu. Tırlar gümrüğe yanaştığında yukarıdan talimat gelmişti: ‘Devletin gizli envanterindeki mallardır, kontrolsüz giriş yapılacaktır.’ Nitekim öyle yapıldı.

Bir başka örnek daha. MİT’in ‘yedek parça’ diye beyan ettiği ithal cihazlar gümrüğe takıldığında anlaşıldı ki, bunlar birer dinleme cihazı. Yukarıdan bir telefon, işlemler usulüne uygun hale getirildi. Dinleme cihazları ‘yedek parça’ sıfatıyla gümrükten geçti.

Bunlar bir nevi usulden (!) işler. Devletin gizli operasyonel işlemleri, farklı beyanlarla gümrük işleminden geçirebiliyor. Bu, sadece Türkiye’ye özgü değil, her ülkenin rutin işlemlerinden.

Şoförü gurbetçi sandılar!

Peki, bu durumda gerçek nedir? Anlatalım...

Balkon yolu üzerindeki ülkeler, altına imza attıkları SECİ anlaşması gereği kendi ülkelerinden transit geçen ve müdahale edemedikleri şüpheli araçları varış ülkesi olan anlaşmalı ülkelere bildirmekle yükümlü.

Patlayıcı dolu minibüs Türkiye’ye girerken Bulgar Gümrük yetkilileri, SECİ anlaşması gereği, Ankara Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Daire Başkanlığı’na yazılı mesaj çekiyor, bir de Edirne Kapıkule’deki bir Gümrük Başmüdür Yardımcısı’na telefon ediyor.

Bu mesaj trafiği sürerken, araç Kapıkule’ye giriyor. Giriş kaydından sonra muayene peronlarına geçen minibüs, pek ithalatta kullanılan bir araç olmadığı için bir gurbetçiye ait olduğu düşünülerek (!) ilgili gümrük muayene memuru tarafından detaylı arama yapılmadan kaşelenip normal giriş işlemi yapılıyor.

Oysa şoför yabancı ve eşyaya ait faturalar var. MKE’ye iş yapan firmanın ismi, patlayıcıların faturası ve diğer tüm belgeler mevcut. İthalat açısından hiçbir problem yok.

Minibüs Kapıkule’den ayrılırken, Bulgaristan’dan ‘şüpheli araç’ mesajını alan başmüdür yardımcısının uyarısı muayene memuruna ulaşıyor. Bunun üzerine panik yapılarak minibüs takip ediliyor. Ankara girişinde polisler tarafından çevriliyor, durum gümrüğe bildiriliyor. Birlikte minibüse el koyuyorlar.

Alıcı firma gümrüğe başvurdu

Aynı gün (Cuma) başka bir gelişme daha var. Normal şartlarda minibüsü kontrol eden muayene memurunun ‘aktarma beyannamesi’ düzenlemesi gerekiyor. Alıcı firma, aktarma beyannamesinin açılmadığını öğrenince yasal ithalat işlemlerini yaptıramayacağını düşünerek gümrüğe başvuruyor.

Bir garabet de burada yaşanıyor. Henüz soruşturma yapılmadan ve olay tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarılmadan ilk olarak Hürriyet’e sızdırılıyor. Vakit geçtikçe diğer basın kuruluşlarının da haberi oluyor.

Kahraman mı olmak istediler?

İlk iş olarak gerçeği arama yerine medyanın tercih edilmesinde, sanıyorum bir gün önce Kurtuluş Parkı’nda tahrip gücü yüksek patlayıcıları ele geçiren Ankara Emniyeti’nin övgü dolu sözlerle gazete manşetlerine taşınması.

Tüm bu yaşananlar mercek altında, açılan soruşturma sürüyor. Savcılık da ilgili muayene memurunun ifadesini özellikle istemiş. Memur, minibüsün tehlikeli madde taşıdığı bilgisinin kendisine sonradan verildiğini söylüyormuş.

Nasıl yorumlamalı

Bu durumda, yaşananları nasıl yorumlamalı. İlk olarak bozuk sicilimizi düşünerek olumsuz yaklaşalım. Diyelim ki, patlayıcılar devletin gizli operasyonları için getiriliyordu. O zaman şu soru önemli: Patlayıcılar gümrüğe beyan edilirken neden gizlenmedi? Mesela, 1987’de olduğu gibi ‘hurma’ denebilirdi. Bir telefon, iş biterdi.

Cevabı daha basit sorular var: Bulgaristan’dan gelen ihbar zamanında neden değerlendirilmedi? Minibüsü Kapıkule’de kontrol eden muayene memuru, faturaları göremeyecek kadar kör müydü? Faturalarda teslim adresi Ankara yazılı olduğu halde İzmir nereden çıktı? Minibüs patlayıcılardan arındırılmadan nasıl takibe geçildi?

Gümrükler’in yeni patronu ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’ya büyük görev düşüyor. Konu ‘derin mevzu’ ise gerçekleri açıklamak boynunun borcu. Değilse göz boyayan bürokratlarını haşlamalıdır.

star

05.02.2008 13:39:58
Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Ankara'da ele geçirilen ve Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKE) sahiplendiği 500 kilo PETN patlayıcı skandalına el koydu. Erdoğan, bomba yüklü minibüsün derin yolculuğunu 'şüpheli' bularak, iddiaları hem gümrükler hem MKE açısından soruşturmak üzere Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu görevlendirdi.

Star gazetesinin haberine göre gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı da kurum içi ayrı bir soruşturma başlattı.

Bakan Yazıcı, UHL Logistik firmasının İsveç'ten yola çıkardığı, Bulgar gümrüğünün ihbarı üzerine haberdar olunan ve MKE'nin sahiplendiği 500 kilo PETN patlayıcı yüklü minibüsle ilgili iki ayrı soruşturma açıldığını bildirdi. 'İddialarla ilgili olarak titiz bir çalışma başlattık' diyen Yazıcı, şunları söyledi:

BAŞBAKAN İLE GÖRÜŞTÜM

'GÜMRÜK Müsteşarı'na soruşturma açması için talimat verdim. Bir müfettişi görevlendirdi. Kapıkule'den Ankara'ya kadar minibüsün seyriyle ilgili tüm iddiaları değerlendirecek. Değerlendirme için bu raporu bekliyoruz. Fakat ilk aşamada yapılan açıklamaları hem gümrükler hem MKE açısından kuşkulu bulduğum için sayın Başbakan'la görüştüm ve iddiaların kapsamlı bir şekilde soruşturulması için Başbakanlık Teftiş Kurulu'na talimat verdi. Şimdi Teftiş Kurulu, olayı hem Gümrük hem MKE açısından soruşturuyor.' 'Soruşturma sonucunda nasıl bir yol izlenecek' sorusuna ise Yazıcı, 'Ne gerekiyorsa o yapılacak. İddiaların üzerine sonuna kadar gideceğiz' cevabını verdi.

BAKANI DA YANILTTILAR

Bombalı minibüs ele geçirildikten sonra iddiaların üzerine giderken bazı bürokratların kendisini yanılttığını açıklayan Yazıcı, 'Bana gelen ilk bilgi, minibüs Kapıkule'den ayrıldıktan sonra Ankara'ya kadar takip edildiği şeklindeydi. Meğer bir takip söz konusu değilmiş' dedi. Yazıcı, bir bürokratın da 'Konuyla ilgili bakan bey açıklama yapacak' şeklinde medyaya beyanat verdiğini hatırlatarak, 'Telefon açıp kendisine kızdım. Basın açıklaması yapıp yapmayacağımı nereden biliyorsun. Ayrıca sana mı düştü? Maalesef bazı hatalarla karşılaştık' dedi.

'YENİ EKİP KURACAĞIM'

DAHA ilk gün bazı bürokratların yanıltıcı tavırlarıyla karşılaşan Yazıcı, gümrüklerde yeni bir yapılanmaya gideceklerini açıkladı. Yazıcı, 'Gümrüklerde yeni bir ekip kuracak mısınız?' sorusuna 'Tabi yeni ekip kuracağız. Personel arasında kutuplaşma var. Güven ortamını sağlamalıyız' cevabını verdi. Bakan, Gümrükler'le ilgili kamuoyundaki 'rüşvet' ve 'yolsuzluk' imajının nasıl düzeltileceği sorusuna ise şu karşılığı verdi: 'Eğer böyle bir imaj varsa düzeltmek durumundayız. Elbette yanlış yapan olabilir ama temiz insanlara haksızlık etmemeliyiz.'

Gümrük teşkilatına müjdeli haberler de veren Yazıcı, mesai ücretlerindeki kesintilerin düzeltileceğini ifade etti.

İşte cevabı aranan sorular

Bombalı minibüsle ilgili çok sayıda kafa karıştıran soru işaretleri olduğunu belirten Yazıcı bunları şöyle sıraladı:

Minibüsün üzerinde firma adı UHL Logistik diye yazıyor. Sürücüye nasıl turist muamelesi yapılıyor?

Minibüsün kasası kapalı, neden açılmıyor?

Bulgar Gümrüğü ihbar ediyor, araç neden bırakılıyor?

Minibüsün Kapıkule'den çıktıktan sonra Ankara'ya kadar takip edildiği bildirildi ama doğru olmadığını öğrendim. Neden yalan söylendi?

Patlayıcının 500 kilo olduğu söylendi gerçekte o kadar mı? Kapıkule-Ankara arasında patlayıcının bir kısmı nakledilmiş olabilir mi?

MKE, patlayıcılara sahip çıkıyor, bunun için ihale açtığını söylüyor. Ama getiren firma, ihaleyi kazanan firma değil. İhale şartnamesine göre bu yetkisini devredemez. Neden böyle yapıldı?

MKE bize yazı yazdı, teslimat adresinin Gazi Fişek Fabrikası olduğunu belirtiyor, teslimat öncesi beni ilgilendirmez diyor. Böyle şey olur mu?

MKE'nin yazısında 'söz konusu malzeme' deniyor. Bu ne demek?


Sayfa: [ 1 ]