SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Cinsellik

Konu: Evlilik öncesi çiftler cinsel ilişkiye girmeli midir, neden?

Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6 7

matrix 01.07.2008 14:11:22
Yanlış bir genelleme yaşamın tamamını tahakküm altına almak... Ben Tamamını demiyorum... Topluma etki eden kötü davranışları kast ediyorum..
  Evlenmeden önceki yaşanan cinsellik belki ince bir nokta topluma karşı etkisi derin bir konu iyi irdelenmesi lazım.. Ama benim burdaki belirttiğim olay evlilik dışı ilişkilerin Aile yapısına etkisi.. Bireyleri topluma kazandıran Aile sisteminin Yozlaşması..
Ve toplumun bu şekişde kenidi kendini yok edişi..
 
 

01.07.2008 14:23:47
Bireylerin topluma kazandırılması bireylerin kendi uğraş alanlarına sahip olabilmesi şartıyla mümkündür. Aile geçici bir birlikteliktir ve her aile ferdi o grubun daimi parçası değildir sadece yetişkinler belki ömür boyu birlikte kalabilir. Dolayısıyla evlilik de bir anlaşma bir sözleşmedir devamından da yine bu kararı alanların özgür iradesi sorumlu olduğundan bu sözleşmeyi değişmez bir kanun gibi algılamak, büyük sorunları beraberinde getirmektedir. Aile sisteminin yozlaşma nedeni ailenin tabulaştırılmasıdır evlilik öncesi cinsel ilişki değil. Kişiler evlilik öncesi ilişkiye girdikleri için mutsuz olmazlar eşini el değmemiş mülk gözüyle bakarak sahiplenen egemen mantık yozdur. Hatta hastadır. Dolayısıyla da insanları bu yolla dize getirmeye çalışanlar pratikte faşist düşünmüş olurlar niyetlerinin bir önemi yoktur. Toplumun çekirdeğini çalışma hayatı ve üretim yetenekleri oluşturur aile çekirdek değildir birlikte yaşama sözleşmesidir. Onu mutlak kılmak maksadıyla bireylerin özel yaşamını gözetlemek ise ahlaksızlık kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü buradaki asıl sorun, yanlış eğitim ve manipülasyonlarla hiç yaşamadığı ve bilemediği için cinselliği hor gören ezilmiş sıradan insanın, bekareti,evliliği,namusu toplumsal statüsü için etiket olarak kullanma sorunundan kaynaklanmaktadır.

matrix 01.07.2008 15:29:55
Sanırım yaşadığımız yüzyıldaki olayları yeterince yorumuna katmıyorsum... Aile sisteminin çöküşü üretimin artışıyla eş orantıda.. Yani üretim toplumunun aile ve çocuk olayları ile ilgilenmeye vakti yok.. herkesi üretime katarsan.. Bireyin üretimini kim üstlenecek.. Malzemeyi kime üreteceksin..
   Aile bir sözleşmedir.. Çocuğun üretime katmdan önce insanı değerleri aldığı ortamdır.. Sen insanları makine yapıp işin içinden çıkacaksın... Her sözleşmede olduğu gibi yükümlülükler ve sorumluluklar vardır... Zırt pırt bozulan ortaklıklar sağlıklı birliktelik doğurmaz.. Yükümlülükler gereği bazı sıkıntılara katlanmak zorunluluktur... Ortaklık olmayan yerde güç olmaz... Herkes kendi başın özgürce yaşar ve özgürce ölür.. Geride toplumdan bir şey kalmaz... Aile Toplumun çekirdeğidir.. Çekirdeğin görevi insancıl bireyler vermektir topluma.. Çalışma hayatı bu çekirdeğin ortaya koyduğu ürünlerdir.. Kök olmadan meyve çıkmaz meydana..
   Cinsellik hor görülmüyor burada hayvan gibi önüne gelenle yapılan cinsellik hor görülüyor... Zaten insanlar hep ince detaylardan doğruları kaçırıyor..

01.07.2008 16:25:36
İnsanları makine yapan asıl senin düşünsel yöntemindir. Sözlerini okursan anlarsın. Çocuğun üretimini kim üstlenecek, malzemeyi kim üretecek falan. Bu kutsal aile tabusu ve buna bağlı ahlak yapısına makineci-gizemci düşünce yapısı denilmektedir zaten. Bireyi tek bir bilinmez gayeye tabi kılıp o gayeyi de ereksel ürün üretme mantığı ile değerlendirir. Çocuk bir ürün değildir o bambaşka bir anlam taşır ve olabildiğince üretken kılınabilmesi için yeteneklerinin ortaya çıkıp açılıp çiçeklenebilmesi için özgür seçimlere sahip olması gerekir. Ancak bugünkü tabu aile yapısı çocuğu aile mülkü kıldığından ailenin maddi konumu çocuğun geleceğindeki en önemli sınırı oluşturur. Dahi de olsa barakada yaşayan bir çocuktan yaratıcılık beklemek manasızdır.

Genellemelerinin tamamı özgürlükten korktuğunun, zincirlerin olmazsa ayakta duramayacağını zanneden küçük adam olmandan ötürü. Cinselliği hor görüyorsun çünkü evlilikle mühürlenmezse herkesin önüne gelenle yatacağını sanıyorsun bu sana yapılmış bir egemen sınıflaşma manipülasyonu oysa. Tam tersine mutlak evlilik kurumunun olduğu tabuların katı olduğu her yerde aile içi şiddet ,çocuk istismarı,tecavüz ve tacizler,aldatmalar sıkça gözlenmektedir. Tüm bunlar doyumsuzluktan ötürüdür çünkü. Yükümlülüklerden kaçmak ahlaklı geçinen bireyin sıkça yaptığı bir alışkanlıktır, ayrıca birini evlendirerek yükümlülük sahibi kılmak mümkün değildir. Zırt pırt bozulan ortaklık olmaz, olmuyorsa olmuyordur zorla devam ettirilse de acısını çocukların kişilik sorunları ile çekeceği kesindir ve de zaten çekmektedirler sorunlu yetişkinlere dönüşüp başka sorunlu ilişkiler kurup,başka sorunlu çocuklar yaratmaktadırlar. Hayvanlar önüne gelenle birlikte olmaz, onlar hayvandır. İnsan önüne gelenle ilişkiye girip daldan dala atlayabilir ki, bu durum cinsel işlev bozukluklarından bir tanesidir ve farkedilirse tedavisi mümkündür. Bunun dışında ergenlik döneminden sonra, evlilik dışı cinsel perhizin uzunca devamı evlilik sırasında da cinsel işlev bozukluğuna yol açar ve bu tür aşırı tabusal toplumlarda cinsel içerikli suç oranları çok daha yaygındır, hatta gelenekselleşir ve toplumda kabul görür. İnce detay budur diğeri ise ahlak tacirliğine ve namus bekçiliğine savunmaktır ince detay sayılmaz çünkü bun tür sorunlara ve suçlara manipülasyonu aktarım yoluyla zemin hazırlar.

matrix 01.07.2008 18:23:35
Konuşmalarımdaki mekaniksel benim yapımdan kaynaklanmaktadır.. Aile düzeni ile bunu bağdaştırmazsın..
Toplumdaki olumsuzlukları aile düzenine bağlaman yanlış...
Neden dersen aile düzenin dışında hangi düzeni kurarsan kur çocuğun şefkat ortamından uzaklaştırmış olursun... Buda robot bireyden başka bir şey ortaya koyamaz..

   Evet olumsuzluklar var fakat bu olumsuzlukların kaynağı başka yerde... Ailenin maddi durumu bir olumsuzluktur.. Fakat çocuğun eğitim masraflarının tamamı devlet tarafından karşılanır.. Aileye maddi destek sağlanırsa sorun çözülür.. Fakat geri kalmış ülkelerde çözüm yoktur.. Zaten böyle bir koşulda hiçbir şartta özgürce seçim yapılamaz.. Maddi problemler geri kalmış ülkelerin önemli bir sorunu olup Ailenin yanlış sistem olduğunu ortaya koymaz..
   
    Cinsel doyumsuzluk... Bu konu çok derin bir konudur.. Aile yapısından çok toplumsal yapı bunu körükler.. Şimdi insanlar tam cinsel olgunluk çağına geliyorlar ve doğal olarak bu konuyla ilgileniyorlar... Hayat sorumlulukları yaş küçüklüğü , okuma v.b. sebeplerden dolayı evlenmesi mümkün olmuyor... Tabi bu cinsel açlığını doyurmak için meşru olmayan yollara başvurmaktan başka çare bulamıyor.. Bu insan evlense bile bu bir alışkanlık olarak kalmaktadır .. Aldatma ve anlaşmazlıklar genelde bu sebelerdendir.. Sorun buradan kaynaklanmaktadır.. Yoksa Aile sisteminden değil, baştan yapılan yanlışlar bu sonuçları doğurmaktadır...
   
   Sorunlar Aile sisteminden değil toplumun maddeci bir yapıya bürünmesinden kaynaklanıyor.. Yoksa Aile taşını çıkarıp yerine başka hiçbir şey koyamasın.. Başka çözümü yok bunun..
   Sevgi,Saygı,Şevkat,İnsalık yaşanarak öğrenilir..Teorik Eğitimi olmaz bunun yaşması şarttır.. Mutlu aile ortamından başka hiçbir sistemle sağlıklı toplum oluşturamazsın..Varsa başka çözüm buyrun açıklayın..

  Günümüzdeki özgürlükçü tavırlar  küçük insanların davranışlarıdır.. Çünkü bunlar sorumluluğa gelemezler.. Yük altına giremezler serbest ve geniş yaşamak isterler.. Bunlara özgürlük savaştır denilse vaz geçerler isteklerinden.. Çünkü onların esas isteği rahatlık ve genişliktir.. Toplumun sırtında asalak olarak rahatça yaşamlarını sürdürmek isterler... Gerçek özgürlük savaş verebilmektir.. Rahat aramak değil...

  Cinsel özgürlük...İnsanlar her ne kadarda iyi eğitim alsalarda cinsel özgürlük onları çeşitliliğe sürükler.. Çünkü böyle ortamlarda en ufak bir sorunda ve usanmada yeni bir eş aranır.. Genelde ilişkiler bir geceliktir..Sevgi saygı kalmaz her şey haz merkezli hale gelir... Cinsellik oyuncak haline gelir.. Kutsallığı ve değeri kalmaz.. Değeri maddi bir hal alır.. Buda Aile yapısındaki bir yıkımdır.. İnsanlar rahat ulaştıkları bir şey için Aile ve çocuk sahibi olma sorumluğuna girmek istemezler..Para kazanmak küpü doldurmak varken neden sıkıntı altına girsinlerki.. Bol çeşit varken neden tekiyle idare etsinki..  Bu söylediklerim kendi fikirlerim değildir.. Bizzat gelişmiş ülkelerde yaşanan gerçeklerdir..

sosyopat_21 01.07.2008 18:54:33
gerçekleri bu kadar güzel açıkladığın için tebrik ederim matrix.düşüncelerine(yazdıklarına) sonuna kadar katılıyorum...

01.07.2008 22:13:47
Alıntı
Toplumdaki olumsuzlukları aile düzenine bağlaman yanlış...
Neden dersen aile düzenin dışında hangi düzeni kurarsan kur çocuğun şefkat ortamından uzaklaştırmış olursun... Buda robot bireyden başka bir şey ortaya koyamaz..

Aile hukuku çocuk üzerine oluşturulmuş değildir. Dolayısıyla da tabu aile yapısını savunup onu mecburi ya da mutlak ilke olarak ahlaki dayatmayla ve namus korkusuyla dayatmak hiç bir sorunu çözmez. Aile lüzumsuzdur olmamalıdır diye birşey söylediğimi hatırlamıyorum. Robot bireyler şu anda varolan bireylere denir ki birey oldukları da pek söylenemez sürüdürler kendilerine verilen işleri yapıp, düşünmeleri istenen şeyleri doğru kabul ederler.

Alıntı
Evet olumsuzluklar var fakat bu olumsuzlukların kaynağı başka yerde... Ailenin maddi durumu bir olumsuzluktur.. Fakat çocuğun eğitim masraflarının tamamı devlet tarafından karşılanır.. Aileye maddi destek sağlanırsa sorun çözülür.. Fakat geri kalmış ülkelerde çözüm yoktur.. Zaten böyle bir koşulda hiçbir şartta özgürce seçim yapılamaz.. Maddi problemler geri kalmış ülkelerin önemli bir sorunu olup Ailenin yanlış sistem olduğunu ortaya koymaz..

Nerede olumsuzluklar? Böyle yuvarlak laflarla sıyrılıyorsun ama ekonomik sistemin adaletsizliklerinden bahsedince de eminim ideolojik yaftalar etiketler yapıştıracak buna da anarşi diyeceksin,olmaz öyle diyeceksin. Çocuğun eğitim masraflarının tamamının devlet tarafından karşılandığı yalanı da nereden çıktı? Bu konuda saçmasapan anlayışlar mevcut. Örneğin kitap defter parası diyorsun, üniversite harcı diyorsun iktidar diyor bizim onun okuluna yaptığımız masraf daha çok napalım. Oysa eğitim kalitesi de dahil asla böyle bir durum pratikte yok. Asgari ücretle geçinen bir çiftin liseden sonra çocuğunun eğitim masrafını üniversiteye devam ederek sürdürmesi imkansızdır. Ayrıca liseye kadarki eğitim de parası oranında kalitelidir. Dolayısıyla devletimn milli eğitim ödeneği var diye eğitim masrafını karşıladığı söylenrisinin pratik hayatta ne bir değeri vardır ne de bir gerçekliği. Sürekli bağış adı altında halk sömürüldüğü gibi hiç bir barınma,beslenme, burs araç gereç veya kitap yardımında bulunmamaktadır devlet paran yetiyorsa okutursun. Maddi problemler de geri kalmış ülke de bu yüzden olur. Eğer herşeyden öncer bilim e eğitime ve teknolojiye destek vermeyi getirisi olmayan gider mantığıyla düşünüp şirket yönetir gibi ekonomi politikası güden işadamlarına bağlı hükümetlerle icraat yaparsan bu durum kaçınılşmazdır ve elbet maddi problem de geri kalmış ülke de,sömüren ülkede olacaktır. Ailenin tabulaştırılması bu noktada fakir e onur vaad eetme amacı güder ki az gelişmiş ülkelerde şükür geleneği,ailevi baskı ve geleneklerin çok daha yaygın bir ajitasyon yöntemi olarak kullanılma nedeni de budur. Elinizden hiç bir iş gelmiyorsa kürsülerde kutsal aile den hak din den millet onurundan bahsederek politika yapabilirsiniz. Dolayısıyla bu kurumsallaşmaların bir sözleşme olduğunu hala anlayamayanm kitleler de sürekli nasihatler ve kınama mekanizmalarıyla her türlü özgün düşünceye set çekerler. Ailenin tabu halinde görülmesi yanlıştır aile olmamalı demedim isteyen evlenir çocuk yapar. Ayrıca aile bu tür gerici düşüncelerin kayıtsızca beyinlere aşılanabildiği en etkin ideolojik üretim merkezidir.Gençler tamamen maddi manevi istisnasız olarak onlara bağımlı kılındığı için bireyleşemezler.

Alıntı
Cinsel doyumsuzluk... Bu konu çok derin bir konudur.. Aile yapısından çok toplumsal yapı bunu körükler.. Şimdi insanlar tam cinsel olgunluk çağına geliyorlar ve doğal olarak bu konuyla ilgileniyorlar... Hayat sorumlulukları yaş küçüklüğü , okuma v.b. sebeplerden dolayı evlenmesi mümkün olmuyor... Tabi bu cinsel açlığını doyurmak için meşru olmayan yollara başvurmaktan başka çare bulamıyor.. Bu insan evlense bile bu bir alışkanlık olarak kalmaktadır .. Aldatma ve anlaşmazlıklar genelde bu sebelerdendir.. Sorun buradan kaynaklanmaktadır.. Yoksa Aile sisteminden değil, baştan yapılan yanlışlar bu sonuçları doğurmaktadır..

Evlilik dışı cinsel birliktelik hor görüldüğü için o yanlış denen sonuçlar doğar. Alışkanlık kalma nedeni evliliğin sayeesinde de yine cinsel doyumu yakalayamaması ve eşine karşı utangç olması örneğin. Eğer sürekli kaçamak yapma ihtiyacı hissediyorsa kişi bu bir işlev bozukluğudur ve bir histeri vakasıdır. Kadınların pek çoğunda yaygın bir hastalıktır ve toplumsal ahlak yargılarınca küçük yaşta ilk oluşumlarını tamamlar. Ancak asıl etkisi ergenlikten ve yetişkinlikten sonra ortaya çıkar. Örneğin böyle vakaların genellikle ebeveynlerinde çok sıkı kurallar ve cinsel tabular olduğu gözlenir, sürekli kızlarının namuslu olmasını isterler ve genelde anne ailede dominant etkilidir. Kız bu nedenle utangaç olur ve hem aşırı uyarılır duygusal tepkileri fazladır ,hem de gerçek bir ilişki oluşmaya başladığında korkuya kapılır. Çoğu aşırı derecede evlilik düşkünü ve duygusal görünüşlüdür ancak eşine sadık kalamaz, başkalarıyla da mutlu olamaz, yani özgür seçim bir türlü yapamaz çünkü sürekli cinsel kaygı yaşar ve cazibesini ve kadınsılığını göstermeye çalışır. Bu vakaların parçalanmış ailelerin çocuklarında daha çok yaşandığı da doğrudur, ancak bunun nedeni ailenin parçalanmasına rağmen ebeveynlerin kendi suçluluk duygularını çocuklarını ezerek gidermesi yüzündendir. Bu suçluluk ve ezilmişliğin nedeni de toplumun aileyi bir toplumsal statü olarak görmesinden kaynaklanır. Ancak buradaki en önemli çelişik unsur bu tür ruh hastalığına sahip vakaların herşeye rağmen geleneksel sıradan bireye göre yardım eli uzatıldığında çok daha fazla yaratıcı ve yetenekli bir özellikte oluşudur. Bu veri de kutsal aile imajının ve inancının bireylerde ne derece travmalar yaratabileceğinin bir başka örneğidir. Aile kurumsal olarak korunması gereken kutsal bir tapınak değil,fertlerinin sürdürebildiği oranda mutlu bir beraberlik yürütebilmesi için oluşmuş bir yapılanmadır. Türlü tabu yasalarla da ahlaki mekanizmalarla da ajitasyonla suni olarak bir arada tutmaya çalışmak yersizdir ve bunun etkileri gençlerin intiharına kadar kadar gidebilir. Ya da arzulananın tam tersi bir birey olmalarına. Örneğin son derece mutaassıp ailelerden en umulmadık yozlaşmış ya da ruh hastası bireylerin çıkma nedeni de budur.


01.07.2008 22:14:26
Alıntı
Sorunlar Aile sisteminden değil toplumun maddeci bir yapıya bürünmesinden kaynaklanıyor.. Yoksa Aile taşını çıkarıp yerine başka hiçbir şey koyamasın.. Başka çözümü yok bunun..
   Sevgi,Saygı,Şevkat,İnsalık yaşanarak öğrenilir..Teorik Eğitimi olmaz bunun yaşması şarttır.. Mutlu aile ortamından başka hiçbir sistemle sağlıklı toplum oluşturamazsın..Varsa başka çözüm buyrun açıklayın..

Maddeci yapı diye bir inanç sistemi yok. Kişilerin maddi menfaatini düşünme nedeni materyalist olmaları değildir, bu son derece komik ve mesnetsiz bir iddiadır. Materyalizmin tam tersi olan şey, makineci gizemci cansız hayalet masallarıdır. Ne duygulara ne arzulara ne de sevgiye aşk a önem vermeyen, insanı ve doğayı makine gibi ele alıp üretim mantığı ile sözde ruhani laflarla kandıran makineci gizemci düşünsel yapıdır. Hem bu dünyayı fani kılar hem de yoğun arzuların ve isteklerin tamamını reddetmeye yöneltir. Bu yaşamda hiç bir şey eldfe edemezsiniz bu dünya geçicidir der. Hiç bir anne çocuğuna doğduğunda bu gözle bakmaz ama inanç sistemlerinin tamamı ölümden sonrasına yatırım yapmayı öğütleyerek duygusal arzulardan arınmayı nasihat eder. Dolayısıyla mevcut aile yapısı da çocuklara ilk bir kaç yıldan sonra bu yönde eğilimlşer aşılayarak makineci rekabetin çarkları arasına atar. Ergenlik sorunlarının uygar toplumlarda yaygın olma nedeni de çocukluktan gençliğe geçişte yaşanan bu travmatik durumdur ve tüm ergenlik problemlerinin birincil nedeni bireyin ailesinin ona olan davranışıd ve ona sorulmadan ondan olan beklentileridir. Bireyler sevgiyi ve şevkat i değil hapis hayatını aileleriyle yaşarlar. Başka sığınacak,onları koruyacak hiç bir sosyal güvenceleri yoktur. Arkadaşlıklarından daha fazla ihtiyaçları olan paylaşımı ve şevkati elde ettikleri halde maddi bağımlılıkları nedeniyle sevgi şevkat adı altında gençler sürekli tehdit ile belli bir kişilik yapısına büründürülür. İdeal aile olmadığından ve her aile eğitimli olmadığından genelleyerek ailenin en iyi ve tek sevgi şevkat ortamı olduğunun söylenmesi idealizmdir, gerçeklerle ve nesnel sorunların analizi noktasında teselliden öte bir anlam taşımaz. Sıradan bir aile genellikle yeni neslin bireyselleşmesine engel oluşturmaktadır ve sevgisi de şevkati de pratikte maddi, çevreye ve toplumun değer yargılarına birebir boyun eğer statükoya bağlıdır.

Alıntı
Günümüzdeki özgürlükçü tavırlar  küçük insanların davranışlarıdır.. Çünkü bunlar sorumluluğa gelemezler.. Yük altına giremezler serbest ve geniş yaşamak isterler.. Bunlara özgürlük savaştır denilse vaz geçerler isteklerinden.. Çünkü onların esas isteği rahatlık ve genişliktir.. Toplumun sırtında asalak olarak rahatça yaşamlarını sürdürmek isterler... Gerçek özgürlük savaş verebilmektir.. Rahat aramak değil...

Günümüzdeki özgürlük karşıtı söylemler statükoya bağlı makineci gizemci küçük adamların sorumluluğu başkasına bırakan köle ahlakının sonucudur. Hem bir yandan maddeci olmaktan korkup materyalizmi kapitalizmle bağdaştırır, hem de verdikleri savaşın başkalarının için olduğunun farkına varmaktan hoşlanmazlar. Üç kuruş paraya ömür boyu kölelik yapmak, amirine yaltaklanmak onlar için büyük bir onur olabilir ve bunun savaş olduğu noktasında bir halüsinasyonları da meşhurdur. Aslında herşeyi olduğu gibi benimserler pek direnişçi savaşçı mücadeleci bir yanları yoktur, kendilerinin önüne atılmış kemiği kemirmeyi yaşam mücadelesi zanneden evcilleştirilmiş tasmalı köpeğin kahramanlığıdır olsa olsa. Toplum denen kurgusal birlik kavramının sırtında asalak olanlar politikacılar,askerler ve bunun gibi lüzumsuz güç istencinin sembolü karakterlerdir ve 15 saat çalışıp borçla yaşayan adam birgün bende belki onlar gibi zengin olacağım  ya da çocuğum olacak hayaliyle bunları alkışlar. Özgürlük sorumluluğun tam anlamıyla kabulüdür, özgürlük isteği ile sorumluluktan kaçmanın, hazır sunulmuş rahat yaşama arzusunun bir alakası yoktur. İlşahi inançlardaki cennet düşleri buna örnek olarak verilebilir oysa ve bu inancın sahipleri de bu rahat yaşayacaz yalanıyla avunduğğuna göre asıl o tür kişilerin bu arzuda olduğunu düşünmek daha kolaydır. Her şey kendilerine yapılmış,yaratılmış,hazır sunulduğundan olduğu gibi kabul ederler. Küçük insan ben kimim ki özgür olabileyim,benm kimimki benim fikrim olsun ben kimim ki istediğim olsun herkes nasışl ise öyle olmalıyım diyen kitleyle aynı düzeyde çakılıp kalmış kalıplarından sıyrılamayan ezberci insanlara denir ve genelde toplumun ne bilimsel ne de düşünsel hayatına katkıları olmadığı gibi birbirlerinin kuyusunu kazıp sömürerek yaşamayı ama yüzüne de yalandan gülmeyi unutmadan ot gibi yaşar giderler. Güç e tapıuınan küççük ruhlu varlıklar oldukları için de bunun alternatifini isteyenlerre ırkçı ve ahlaki yargılarla bunları kutsal değerler gibi gösterek küçümseyerek bakıp bu dalkavuk mantık ile toplumda bir yer edinmeye çalışırlar.

Alıntı
Cinsel özgürlük...İnsanlar her ne kadarda iyi eğitim alsalarda cinsel özgürlük onları çeşitliliğe sürükler.. Çünkü böyle ortamlarda en ufak bir sorunda ve usanmada yeni bir eş aranır.. Genelde ilişkiler bir geceliktir..Sevgi saygı kalmaz her şey haz merkezli hale gelir... Cinsellik oyuncak haline gelir.. Kutsallığı ve değeri kalmaz.. Değeri maddi bir hal alır.. Buda Aile yapısındaki bir yıkımdır.. İnsanlar rahat ulaştıkları bir şey için Aile ve çocuk sahibi olma sorumluğuna girmek istemezler..Para kazanmak küpü doldurmak varken neden sıkıntı altına girsinlerki.. Bol çeşit varken neden tekiyle idare etsinki..  Bu söylediklerim kendi fikirlerim değildir.. Bizzat gelişmiş ülkelerde yaşanan gerçeklerdir..

Cinselliğin kısıtlanıp bireylerin terbiyesi yeryüzündeki en eski politik ayrıcalık sağlama yöntemidir. Orgazm gücünü yitirmiş uygar insanlar, cinsellik hakkında medyada gördükleri ve kendilerinin bazen yaşamaya çalıştığı kısıtlı anlardaki kendi abarttıkları hayaller dışında pek bir şey bilmezler. Dolayısıyla ahlaki nasihatler kendi bilinçaltı cinsellik imgelemlerini ortaya koyar. Gecelik ilişki cinsellik değildir. Cinsellik ele geçirme sahip olma vwe aşağılama anlamı taşımayıp en güzel duyguları yarattığından çoğunun yaşadığının aksine kendiliğinden kutsaldır. Yani biriyle sevişmem ona saygısız olmamı değil daha incelikli davranmama ve onu daha net tanımama neden olur. Ancak makineci gizemci anlayış cinselliği ele geçirilen bir güç gösterisi sandığı için cinsel ilişkiye girilen kişiye orospu gözüyle bakar ve bunun saygısızlık doğuracağını iddia eder cahilliğinden ötürü bu konuda. Haz duygusu da çaba isteyen bir duyguıdur dolayısıyla da çiftlerin uyumuyla oluşabilir. Aile ve çocuk sahibi olmak için sex yaptığını iddia etmek ise duygusuz bir sahtekarlıktır ve asıl imlemi, kendi kişiliğinin varisini yaratma maksatlı bir ezilmiş insan tavrıdır. Çünkü birini severseniz sevişebilirsiniz de üstelik sürekli sevişirseniz de doğal olarak çocuk olur doğa basittir bu konuda ve türlü kişisel ereklerle ereksiyon olarak değerlendirmeye tabi kılmak gereksizdir onu. Bu narsist kamışçı özsever ereksiyon yazık ki sevgi ve sorumluluktan ziyade kendi klonunu yaratma derdi olan bireyleşememiş sürü küçük adama uygulanan bir programdır. Dolayısıyla ailesi de eşi de daima bir etiket,madde,süs ve vitrin olarak hayatında yer edecektir ve bunlarla övünülerek kişisel tatmin elde edilecektir adı da toplumsal düşünmek sorumluluk sahibi olmak olacaktır. Ancak aneler bilmektedir ki çocuğun ailenin ferdi olmaktan da sorumluluğun ve görevin gereğini yerine getirme ilahi kanunundan çok daha fazla bir anlamı vardır ve o kendi varlığı ile zaten otomatikman bu durumu yaratabilir. Tıpkı karşı cinsden birine olan aşırı sevginin aşk ile aşk ın sex ile sex in de daha fazla yaratıcılığa dönüşebilmesi gibi. İşte bu ahlak tacirlerinin asıl duygusal hisleri bu örneklerinden anlaşılır. Onlara dur diyecek bir eli sopalı olmadıkçça asla olanla yetinemezler ve herkesi de öyle gördükleri sandıkları için ahlaka tapınırlar. Oysa elbetteki sevgide ve sex de tatmini bulanlar sürekli alternatif arayışına girmezler çünkü bu maddesel bir şey değildir. Herşeyi maddesel düşünen aslında tatminsiz makineci gizemcilerdir. Gelişmiş toplumlarda ise az gelişmiş olan toplumlardaki geleneksel suçların aksine yozlaşma daha fazladır. Çünkü metalaşma arttığı gibi seçenekler sunulsa da cinsel özgürlük diye birşey yoktur. Uygar dünyanın hiç bir yerinde cinsel özgürlük yoktur. Gelişmiş toplumlardaki tek gelişme daha fazla eknolojiye,mülke ve sömürü aracına sahip olmasıdır bundan başka farkı yoktur gelişmiş toplumun gelişmemişinden. O nedenle de daha çok sosyal hak daha çok yasa vardır ve daha makinesel ve sistematik bir yaşam mevcuttur. Ancak ahlaki ya da inanç açısından aynı hurafelere hemm de daha da otomatiğe bağlamış şekilde onlar da uymaktadırlar çünkü adil bir ekonomik sistemde yaşanmıyor, ücretli köleler ve efendileri var. 


matrix 02.07.2008 18:45:41
sosyopat_21 teşekür ederim..

Aile hukuku çocuk üzerine oluşturulmuş değildir..Fakat Aile yapısı çocuğun ilk eğitimi için gerekli bir alt yapıdır.. Çocuk eğitimi basit bir yapıdan alması gerekir.. Karmaşık toplum yapısından temel eğitimi asla alamaz.. Anne ve Baba Çocuk için Temel kişilik örnekleridir.. Bu örnekler sağlıklı ise birey sağlıklı yetişir.. Sokakta kaos vardır.. Kaostan eğitim alınamaz.. Eğitim basit ten zora doğrudur her zaman... Bu basit eğitimin içinde bulunan sevgi , insani duygular  başka hiçbir yerde verilemez..
 
   Kanunlarda bir dayatmadır.. Senin mantığına göre hiçbir dayatma işe yaramaz.. O zaman kanunları kaldıralım  Smiley .... Eğer bütün insanlar iyi olsaydı kanunlara ihtiyaç olmazdı ... Ama Kaos  katı kanunlar ile yönetilebilir ancak... Her şeye kanun konsun demiyorum ama toplumu ilgilendiriyorsa başka seçenek yoktur..Yalnız bu kanunlar haksızlık taşımaması gerekir.. Mesela evlendirmeyi zorlaştırıyorsun.. Sonrada ahlak dayatması yapıyorsun... Bu mantıksız bir yapıdır.. Ahlak için insanın temel ihtiyaçları doğru ve yerinde giderilmelidir.. Evlenmek zor diye Ahlak dayatmasını kaldırmakta çözüm getirmez.. Bu seferde başı boşluk sistemi bozar..
   
   İnsan doğası gereği sex  ihtiyacı vardır.. Senin bahsettiğin gibi önce aşk sonra sex sırlaması bir dilektir ama çoğu zaman bu böyle olmaz.. İnsanlar doğal olarak dürtüsel ihtiyaçları olan sex ihtiyaçlarına öncelik tanırlar.. Sistem özgür bir yapı ise.. Sık eş değişimi yaşanması doğaldır.. Çünkü birliktelikteki temel amaç sextir.. Aşk çok zor yaşanan ve bulunan bir durumdur... İnsanın doğası ilk olarak sex ihiyacındadır.. Bunu gidermek için aşkı bekleme lüksü yoktur... Çok insanında iyi niyetli olmadığı düşünülürse.. Suiistimaller kaçınılmaz ve sistemin sadece ihtiyaç amaçlı işlemesine dönüşmesi muhakkaktır.. 

02.07.2008 19:45:29
Sana bir orman kanunundan bashsedeyimn o zaman da kalın kafan ailenin tabulaştırılmasının neye yol açtığını anlasın. İşine gelmez anlamazsın ama olsun bu olaylar gerçektir ve hala her zaman olmaktadır. Tabi sen fildişli kulende oturup inssanlara ahlak edep dersi vererek aileyi kurtarıp bu yolla toplumun kurtarılabileceğini düşünebildiğinden her şey senin dar kafana göre son derece basittir,aile kutsaldır,aşk ve sex ihtiyaçtır onlara göre toplum olmaz kısıtlanmalıdır.

Bir aile düşün ki bu aile son derece iyi ahlaklı görünmekte.  Bu aile yurdumuzun unutulmuş doğu topraklarındaki sayısıs biraz mutaassıp,biraz çıkarcı ama kesinlikle örf adet ve aile hukukuna son derece bağlıdır. Sonra birileri kızlarını kaçırır,silahlar patlar,baba ailenin namusunu onurunu ahlakını düşünür gibi yapar kız hiç tanımadığı kendinden yaşça büyük biriyle evlendirilir üstelik de çocuk sahibi olur. Herşey ahlaka uygundur, kızın zaten evlilik yaşı gelmiştir dolayısıyla bir aile kurması birinci önceliktir. Nasıl olsa elbet biriyle evlenecektir, kim olduğu ve bireysel seçim önemkli değildir önemli olan ailedir. Bu kadının artık hiç bir seçeneği yoktur o orman kanunlarının ahlak ve aile örf adeti ve ahlakı diye yutturulan sistemindeki pazarlık değerinin mal olma durumunun dışına çıkamadığı sürece esirdir. Bir de çocuğu olduğuna göre artık, durumu tamamen imkansızlıklarla örülmüştür. İntihar etmez elbette ama ya boyun eğip hayallerini ve hakettiği yaşamı unutup ailenin kutsallığına ve kadere inanarak yaşayacaktır ya da içinde bulunduğu bu yoz toplulukta ruh hastası gibi davranıp ona bu kapanı kuranların hayatını işkenceye dönüştürecektir. Bu insanlara sorulursa ne ahlaki olarak ne de kanuni olarak hiç bir yasa ya da hukuk bu kızın hakkını savunmaz. Hatta kimse kıza sormaz. Yaşadığı travmalardan kimsenin haberi yoktur,kimsenin umurunda da değildir. Önemli olan Allah ın izniyle kurulu bu aile düzeninin sürdürülmesidir. Benzer durumlar sıklıkla yaşanır ve bu muameleye uğrayan kadınların bir kısmı intihar eder,bir kısmı kaderine boyun eğip ilerleyen yaşlarda kanser olur. Dışardan bakıldığında hüzünlü bir yüz ifadesi olduğu görülebilir ancak yaşama hala bağlı olduğundan,anne olduğundan, şikayeti de bir işe yaramayacağından mutluymuş gibi görülür. Orman kanunu budur,orman kanunları bu saçmasapan kutsal aile,ahlak din üçgeninde kurulmuş tezgahların genel ismidir. Sözleşme tek taraflıdır ve içine girdi mi çıkmak ya da çıkmaya çalışmak çocuğa,ahlaka,inanca,aile namusuna ihanet olacağı için bu pek pezevenk ataerkil erkeklerin yürüttüğü kutsal aile ittifakı kimsenin bu düzenin dışına çıkmasına izin vermez gerekirse de zor kullanır,tehsdit eder,zaten bir güvencesi olmayan kadını sokağa atmakla kötü yola düşürmekle korkutur. İşte senin zihniyetinin aileyi insanın ve bireyinn,özgür iradenin ce seçimin önüne koyarak kutsayan gerici mantığının dolaysız sonuçlarından birisi bu durumdur. İnsanı belli bir amaca yönelik üretim aracı gibi gören makineci mistik zihniyetiniz sürekli olarak bu bakış açısını üretip geleceğe aktarır. Adını da iyi ahlaklı yıkılmayan tabu ailenin gerekliliği ve toplumun inşası olarak koyar. Bu iki yüzxklü düşünce yapısı da küçük adama uygun olduğundan kitleyle aynı düzeyde çakılıp kalmış diğer küçük adamlarca da hemen kabul görür. Çünkü gerçekte küçük adam ne ahlak sahibidir ne de insani değerlere önem verir. Bunları oluşturabilecek çobanlara dalkavukluk yaparak insanın biçimlendsirilmesi gerektiğini zanneden kaderci ve fikri olmayan bir alkış figüranıdır daha başka da bir yeteneği özelliği yoktur sürekli iyi ahlaktan,kutsal aileden hak din den bahseder ama asıl sorunları görmeyer yanaşmaz karşılaşınca da sorumlulukl verilince de yan çizerek sadece kendi postunun güvenliğini düşünür.

son tango 02.07.2008 20:39:59
bu işler görecelidir..bana doğru olan sana yanlış..fazla uzatmanın gereği yok..aldığın kültür,eğitim seni belirler..

matrix 03.07.2008 12:29:08
Türkçeden anlamıyorsun galiba..Fazla ingilize okuyorsun sanırım.. Ben sana toplum ve aile yapısında sorun yoktur demedim.. Çok büyük sorunlar var... Daha özgün ve Çağdaş bir yapı olaması gerektiğini bende savunuyorum zaten.. Ama Aile kavramı yinede gerekli bir kavram olduğunuda savunuyorum..Gerekçelerinide yazdım.. Sadece şu anki yapsısında sorunlar var o kadar..

  Fikirlerinde yanlışları gösteriyorsun doğrularıda buna bağdaştırıp doğruyuda yanlış diye ilan ediyorsun..

03.07.2008 12:34:41
Onu sen yapıyorsun, saptırıp saptırıp saçmalıyorsun. Konu ne oku bakalım konu başlığını. Sen oradan girdin vay efendim önüne gelenler yatılır mı aile var bilmem ne diye çıktın ortaya ben de aile herşeyden önemli değil önemli olan bireysel özgüven ve seçim bunlar garantili mühürle zoraki tutturulamaz dedim. Sen de  buradan girdin beni aileyi dağıtmak gerek demişim gibi karşına aldın . Yani aslında zaten ben sorunlardann bahsediyorum sen ahlakı kullanarak demogoji yapıyorsun sorun orada. Smiley

**çirkinKRAL** 03.07.2008 14:53:32
Bence toplumumuza uygun durumlar değil, madem evleneceksin o zamana kadar bekliyemiyosa aşk yok, amaç saptırılmış kötü bi hal alabilir... Tongue Ayrıca böle bişiy olup olmaması bu insanların gördükleri görgü,adet , terbiye, aileden gelme bi yaşayış tarzı bence... artık bilmemmm... onlara kalmışş Smiley....  : kolay gelsin ne diyelimm.. biracılar aşk

milis 03.07.2008 15:24:45
doğru zaman da doğru kişi ile en doğrusu budur bence ama .. insalırın kişisel tercihidir  fakat toplumumuz bunları kaldıramaz toplumun beli bir tabuları var ve o tabuların dışına cıkınca oruspu  damgasını yer kalırsın ne yazık ki !


Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6 7