|
||
![]() “Bilme İsteği”ni takip eden oldukça uzun sessizlik sırasında ne oldu peki? Belki de Foucault adı geçen kitaba yönelik belli bir yanlış anlamanın söz konusu olduğunu hissetmişti: kitap iktidar ilişkileri içine kapanıp kalmamış mıydı? Kendi kendine şöyle bir eleştiride bulunmuştu: “İşte yine biz, çizgiyi aşma konusunda hep yine aynı güçsüzlüğümüzle... Hep aynı tercih, iktidarın yanında, onun dediğiyle ve dedirttiğiyle ilgili...”1 Ve kuşkusuz kendine şöyle bir cevap veriyordu: “hayatların en yoğunlaştıkları, enerjilerinin en fazla odaklandığı nokta elbette iktidara tosladıkları, onunla cebelleştikleri, onun kuvvetlerini kullanmaya ve tuzaklarından kurtulmaya çabaladıkları yerdir.” En az bunun kadar, kendisine göre, dağınık iktidar merkezlerinin bir şekilde ilkönce gelen direniş noktaları olmaksızın varolamayacaklarını; ve iktidarın kendisine direnen bir hayatı uyarmadan, dürtmeden onu nesnesi olarak alamayacağını; ve son olarak da dışarıdan bir kuvvetin diyagramları altüst etmeyi ve ters çevirmeyi bir an olsun bırakmadığını da hatırlatabilirdi. Peki ama tersine, eğer çarpraz direniş ilişkileri de yeniden-katmanlaşmayı, iktidar düğümleriyle karşılaşmayı hatta onları üretmeyi bir an olsun bırakmıyorlarsa ne olup bitiyor? ... Eğer iktidar hakikat yaratıyor idiyse, artık iktidarın hakikati olmayan, bütünleşik iktidar çizgilerinden değil çarpraz direniş çizgilerinden türeyecek bir hakikat, bir “hakikat iktidarı” nasıl kavranacak? “Çizgi nasıl aşılacak”? Ve eğer dışarıdan bir kudret olarak hayata erişilecekse, bu dışarısının dehşet verici bir boşluk olmadığını ve direniyor görünen bu hayatın “kısmi, ilerleyici ve yavaş” ölümlerin boşlukta basitçe dağılımından başka bir şey olmadığını kim söylüyor bize? 1 VHI, 16. Ulus Baker |
||
|
||
| "iktidar" -kendisine direnen bir hayatı- bilinçlice uyarıyor.Bu bilinç içine hapsolan bütün mahkumlar; dolayısıyla uyarılmış olmuyor çünkü, bunun yeter derecede farkında olsa buna dirsek dayar ve -iktidarı uyaran olabilmeyi- başararak kendisine direnir ve uyarılma eylemiyle pasivize olmaz! Çizginin üzerinde yürümeye devam edildiği sürece iz sürülür fakat nasıl? Göz kör mü? Elinden çeken biri mi var? O çizgiyi çizen aslında sen misin? Yoksa kalınlaştıyor musun? ve çizgiden atlamak istediğinden emin misin? O çizginin bedeni sen misin yoksa? Yoksa, yoksa henüz bedel ödemeye hazır değil misin? Emin misin deme sakın kendine! UYAr'ıl-ma! |
||