SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Antropoloji

Konu: İnsan Maymundan mı Geldi?

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [ 7 ] 8 9 10 11 12 13 14

ice 28.07.2008 13:42:35
Amaç işi yokuşa sürmek, evrimi saçma sorularla çürütemezsiniz. Zürafaların niye boynu uzun? Solucanların niye gözü yok ayrıca küçük de olsa solucanların bir beyni bile yok. Bizim ise beynimiz var demek ki bu sorulara düşünerek de vevap verebiliriz.  Evrim teorisini beğenmeyebilirsiniz ama onu eleştirmek için teoriyi biraz bilmek mantığını anlamış olmak gerekir. Evrimi milyonlarca yıllık bir süreç olarak düşünmek ve öyle anlamak gerekir. Evrimi "doğal seleksiyon" ile birlikte ele almazsanız anlayamazsınız. Nedir doğal seleksiyon? Çevresindeki koşullara uyum sağlayan türler hayatta kalır gösteremeyenler yokolur. Bu bugün hala geçerli değil mi? Neondarteller demek uyum gösteremediler ve yokoldular. Yada homosapiensle karıştılar. Günümüzde Bask'lıların neondartellere en yakın ırk olduğu söylenmektedr. Teknolojik ve endüstriyel büyüme çılgınlığını durdurmazsa homopsaiens yani insanlık da yokolacak. anka'nın mantığı garip çalışıyor. İnsanlar önce tekerleği düşünmüş sonra onu icad etmiş. Hiçbir icad düşünerek bulunmaz neredeyse bütün icadlar raslantılara dayanır. Newton hımm...yerin bir  çekimi olması lazım diyerek yerçekimini bulmadı. Bir şeyi araştırırken başka bir şeyi görürsün ve onun üzerine düşündükçe daha önce hiç tasarlamadığın br sonuca ulaşırsın. Yani tekerlek; yahu şu hayatı rahatlatalım tekerleği icad edelim diye bulunmadı. Mutlaka bir raslantı sonucu kütükler üzerinde yuvarlanan yüklerin daha rahat taşındığı görülmüş oradan tekerleğe ulaşılmıştır. Evrim teorisi hakkında kulaktan dolma ve tek yanlı bilgiler duymuş biri evrim teorisinin "insanın maymundan geldiğini" iddaa ettiğini sanabilir. Oysa insan maymundan gelmemiştir. Sadece maymunlarla akrabalığı vardır. Diğer primatlara ve memelilere göre maymunla daha yakın akrabadır hepsi bu. Bir maymundan insan doğmaz. Bir insansıdan bir insansı doğar. Bunu 1.5-2 milyon yıla yayarsanız. İnsanın ilk atası ile günümüz insanı arasında akrabalıktan öte soy ilişkisi aynen kalır sadece 1,5 milyon yıl önceki insansı ile günümüzün insanı evrimden kaynaklanan aynı türün nispeten farklı özeliklere sahip unsurları olurlar. Birinin daha kıllı ve 32 dişli olması diğerinin daha kılsız ve 28 dişli olması gibi. Basketbolu niye uzunlar oynar diye bir soru sorarsanız bazı şeyleri daha kolay anlarsınız. İşleyen demir ışıldar demiş atalar. Yani devamlı zıp zıp zıplarsan gelişme çağında boyun 10-15 cm ekstra uzaması mümkün. Dizin eklemlerinde bulunan büyüme hücreleri burada tahrik olup coşuyormuş. Tongue  Anladın mı anka?   

Doğuştan kör olan birinde renk kavramı gelişmez demişsin. Haklısın ama herhangi bir canlıda bir kavramın oluşması için önce yeterli büyüklükte bir beyne ve beyin fonsksiyonlarının da sağlıklı (yani insan) olmasına ihtiyaç vardır. En zeki hayvanlarda bile kavramlar oluşmaz kavram ile algıyı birbirne karıştırıyorsun bence. Mesela solucan kördür ama aynı zamanda beyinsizdir onda da renk kavramını bırak hiçbir kavram mavram oluşmaz. Wink

anka 30.07.2008 12:37:09
..
Farkli seyler elbette, ama gorme bilgisine sahip olmasi, ama gorememesi, gormenin nasil birsey oldugu konusunda bihaber birakmaz onu....

Neden bırakmaz?
duyamıyorsun ama duymanın nasıl birşey nasıl olduğunu biliyorsun,
tadamıyorsun ama tatmanın nasıl birşey nasıl olduğunu biliyorsun,
hiç brokoli yemediğin halde tadının ne olduğunu nasıl bilirsin?

Kaldıki benim bashettiiğim daha zor bir durum.
Görecek organ bile yokken, "görmek" diye bir kavramı anlayabilmek imkansızdır.

anka 30.07.2008 13:13:30
Sürekli olarak neden "evrimi milyonlarca yıllık bir süreç olarak düşünmek gerek" deniyor anlamıyorum.Çünkü zaten öyle düşünüyorum da sorular soruyorum.Sorduğum sorularda yazdıklarımda evrimin bir anda olduğunu zannetiğim kanısına mı vardınız ki?

"Hiçbir icad düşünerek bulunmaz, bütün icadlar raslantılara dayanır" dedikten sonra aslında size diyecek söz bulamıyorum.O halde insanlık hiç düşünmesin otursun nasılsa tesadüfen bir şeyler icat ediliverir.

Zaten bu cümlenizin pek akla yatkın olmadığını siz de bildiğiniz için, "Bir şeyi araştırırken başka bir şeyi görürsün ve onun üzerine "DÜŞÜNDÜKÇE" daha önce hiç tasarlamadığın br sonuca ulaşırsın" demişsiniz.
Herşey düşündükçe olur, haklısınız.

"büyüme hücreleri burada tahrik olup coşuyor" haklısınız.Ama işte o hücreleri tahrik olma yetisini veren nedir bir de onu düşünmek lazım, değil mi?
hücre nasıl bu kadar akıllıca hareket ediyor acaba?
fizik kanunudur:bir madde bir başka maddenin etkisi-itmesi olmadan haraket edemez.
Düşünelim,
Anne karnındaki ceninin kalbinin atışını başlatan nedir?

Demişsiniz ki
"bir canlıda bir kavramın oluşması için önce yeterli büyüklükte bir beyne ve beyin fonsksiyonlarının da sağlıklı (yani insan) olmasına ihtiyaç vardır"
Bitkilerin koku aldıkları, hissettikleri, hatta duyduklarını bile söyleyen bilim adamları var.
( http://www.telegraph.co.uk/earth/main.jhtml?xml=/earth/2007/08/30/scimusic130.xml )
Ama bitkilerde "beyin" yok.
Beyin sadece bir et parçasıdır.
Duygusal davranışlarımızın, kıskançlıklarımızın, aşklarımızın, nefretlerimizin, anılarımızın
sadece bir et parçasının(beyin) içinde durduğunu mu düşünüyorsunuz?
Maddi olmayan şeylerin bir madde(beyin) içinde hapis olduğunu ve kalbimiz durduğunda bütün bunların pooffff diye yok olacağını mı düşünüyorsunuz?

kiya 30.07.2008 19:25:46
şimdi efendim, insan soyunun karakteristik özelliklerinden biri olarakten şunu söyleyebiliriz: kazanın doğurduğuna inanırlar fekat öldüğüne katiyeten ve zinhar inanmazlar.

mesela dinsel inancı yerinde bir kimsenin evrimle ilgili meselesi nedir?

bakın, evrimde geçiş dönemi nasıl oldu? bilemeyiz. neden bilemeyiz? elimizde yeterli veri yok. eee, sorun nerede?

sorun kazanın öldüğüne kimsenin inanmayışında!

bakın, evrimde geçiş dönemi aynen şöyle oldu desem ve bilfiil ve % 100 kanıtlasam ne olacak?

ne olacak söyleyeyim: bütün inancı kuvvetli arkadaşlar diyecekler ki, yüce rabbimiz zaten yaradılışı aynen de böle tanımladı. hatta kuran'da ve dahi hadis ve tefsirlerde aynen böyle kuvvetli deliller mevcuttur. bilim insanları, tanrının verdiği akılla "ilahi bir gerçeği" insan bilgisine sunmuşlardır. kendilerine teşekkür edelim ve cehennemde başlarına gelecek olanla ilgili düşüncelerimize de devam edelim.

evet, peki; ben aklı başında ve donu kıçında olan bir insan olarak niye böyle bir tartışmanın tarafı olayım?

bakınız, hıristiyanlığın bilimsel bütün önermeleri (ki kısmen bu önermeleri diğer tek tanrılı inanışlarda da görmek mümkündür) çökertildikten ve hatta daha ileri gidelim, insan soyu düz olarak yaratılan dünyayı tanrının elinden alıp yuvarlaştırdıktan sonra bile dünyanın üçte ikisi nasıl hıristiyan kalmaktadır?

mümin arkadaşlar bu soruyu yanıtlayabilirlerse evrimle olan husumetlerini de bir gece nura uyanmış gibi çözebilirler...

bu tip tartışmaların gerisi tamamen laf-ı güzaftır ki, eskiden beri teoloji ilminde pek sevilen bir tarzdır...



30.07.2008 19:38:01
bizim davarlar ben delikanlıyken, büsbüyüklerdi. bikeresinde üç yoldaşımla beraber, haskogilin sişeği derede kestik (onlara da dedik ki, yardan düştü ülüp mırdar olacaktı, bizde sevabına bıçak attık. hah hah haaa) valla soğuksu başında zor bitirdik. şimdi bu yaşta 3 kişi oturuyoruz doymadan kalıkıyoruz.

deyimki, acaba bu davarlar neden küçülüyü. haaaaa anladııııııım, demek evrim bu işte...

ulaaa, o zaman 5-10 yıl sonra bizim davarlar kuzuya döner, beş para etmezler. en iyisi satayımda şehre yerleşeyim.

kiya 30.07.2008 20:09:14
bakın bu davarçobanı arkadaşımızın hayvansal ve bitkisel yaşamla içiçe olmasından kaynaklı son derece önemli gözlemleri olmuş. fekat bunların köyünde çok güzel gözlemeler de yapılıyor muhekkak ki. bi de közleme ismini verdiğimiz şeyler var. tabi bütün bunların başında da "elinde bağlama, kara gözlüm ağlama" şarkısının acıklı ve kederli öyküsü var.

evet davarçobanı, bahse konu ettiğin gibi et küçülmüş, bir davar, üç çocuğa yetmez olmuş. mesela insan üremesi bu şekilde giderse de bir erkeğin üç çoluğa yetmeyeceği tesbiti var. nitekim doğan çocuklar ekseri kız oluyormuş. tabi, gelecek nesilin senin davarlar yerine böcekle besleneceğini ileri süren kendini bilmez zındıklar da var. dha neler var neler.

hele de davarları gütmeden dönüp ayışığında hatçe'yi çalılıkların arasında koynuna almak da var emme konuya dahl edemeyeceğimiz bir mevzu olduğundan hatçe küçülmüş müdür, küçültmüş müdür değinemeyeceğiz.

ve fekat davarlar gibi kullanılmayan insan beyninin de küçüldüğü iddiası var, var da var işte...

neyse, konuya dönersek, ileriki kuşaklara bol böcekli, az erkekli ve çok kadınlı yaşamlarında başarılar dilerken, yakupoğullarından teoman bey'in çok mühim bir şarkısını da yeri gelmişken zikredelim: çok kadın hiç kadındır Tongue

kiya 31.07.2008 12:54:28
bakın annem, sizin sorularınıza cevap vermek durumunda değilim. esasen sorduğunuz soruları cevaplayacak yetkinlikte bir biyolog_paleontolog ve dahi antropolog kongresi dökümanlarını da zannımca siz değerlendirecek pozisyonda değilsiniz.

bakın dünya üzerinde soru sorulacak o kadar şey var. mesela ben sana sorayım: şu büyük bilim teorisi big bang'teki patlama nerede olmuştur?

ver bakalım cevabını.

evrenin karesi neye eşittir?

ver bakalım cevabını.

eğer evrim olmadıysa her canlının dişi ve erkeğinden birer adet gemisine alarak tufan'dan sonra yaşamın sürmesini sağlayan nuh peygamberin, her canlının dişi ve erkeğini toplaması kaç asır sürmüştür?

ver bakalım cevabını.

nuh peygamberin her canlının dişi ve erkeğini kapsayan bu gemisinin boyutları ne kadar olmalıdır. (lütfen geometri ve cebir kullanarak yanıtlayınız.)

aynı geminin ağrı dağı tepesine sığması ne oranda mümkündür? (lütfen aritmetik kullanınız.)

önce şunu anlamanız gerekir: cevaplayamadığımız şeyleri tanrıyla doldurmak zorunda değiliz. bilim dünyasında X denilen değerler var.

insanoğlu belki bir gün bulacak X'in değerini, belki bulamayacak. beni zerre kadar ilgilendirmiyor açıkcası. çünkü bilmenin insan yaşantısını çok da mükemmel hale getirdiği inancında değilim.

ama bazılarının yüksek ilimleri var, herşeyi açıklıyorlar. mesela şimdiye kadar nuh'un gemisinin boyutunu tartışan bir islam ilahiyatçısı çıkmadı.

ama hıristiyanlar arasında bu konu tartışma yarattı ve bazı hıristiyan teologlar, sırf bu gemi boyutu ve toplama zamanı meselesi yüzünden "yaratıcının evrimi" fikrini ileri sürdüler.

yani, tanri dünyaya ana canlıları göndermiş ve tufandan sonra bu canlılardan diğer canlılar türemişti.

gördüğünüz gibi, evrimde geçiş dönemini açıklaması gereken bilim son derece zorlanırken; hıristiyan din adamları için herşey çok kolaydı. çünkü nasıl adem'in kaburgasından kadın yaratılıyorsa, fil'in bir bacağından kaplumbağa, tiftik keçisi, solucan, börtü böcek yaratılabilirdi.

evet, daha önceki bir yazımızda şöyle demiştik: futbol, aynı sahada, aynı hakem üçlüsüyle oynanan bir oyundur. ve yine şöyle demiştik: teoloji, bilimin sahasına girse bile aynı hakemlerin maçı yönetmesine asla ve ama asla izin veremeyeceğinden böyle bir maçın mümkinatı bulunmamaktadır.

daha anlaşılır bir dille konuşalım:

ee şuna da cevap ver bakalım!

ee buna da cevap ver bakalım!

ee ona da cevap ver bakalım!

hıı, veremedin mi? ben verdim, tanrı yapmıştır! tarzı maalesef bilimsel bir tartışma yöntemi olamayacaktır.

bu nedenle evrim karşıtlarının, yaratılış'tan başka bir teoriyle evrimin karşısına çıkmasının zorunluluğunu ilk gören de evangelik'ler olmuştur. nitekim amerika'dan start verdikleri akıllı tasarım teorisi bu zorunluluğun sonucudur.

fakat ne olursa olsun, zorunluluk zorlukları da beraberinde getirir. nitekim, akıllı tasarımcıların kendi tasarılarının bilimsel sıkıntılarını gidermek yerine "evrimin olamazlığı" üzerine daha çok yoğunlaşmaları da bu zorluğun temel nedenlerinden biridir.

yazımın sonunda şunu diyeyim: tanrı, insana akıl fikir versin!

kiya 31.07.2008 23:45:52

İki farklı inanış var(evrimci arkadaşlar kzacak fakat evrim dışında bir varoluş inancını tamamen reddetmenin adı da inançtır hatta dogmadır)yani bir üçüncü teori yok hatta esamesi de yok,bu durumda mantık kurallarına göre,iki seçenekten birinin yanlışlığı,kesin olarak  ıspatlanırsa,üçüncü şıkkın olmayışından bir diğer seçenek kesinlik kazanmış olur,şayet böyle olursa evrimin olmayışı ıspatlanırsa,ne yapacaksınız?Tanrı tanımaz insanların sığındıkları tek liman ellerinden alınırsa ne olacak?Bu sefer hangi liman bulacaksınız?Bence üçüncü şıkkın arayışına başlayın zira evrim teorisi yakın bir tarihte yalanlanabilir hemde evrim sayesinde zira evrimi kanıtlamak adına çıkılan yolda evrimi yalanlayan bulgularla geri dönüyorlar...


bu nasıl bir akıldır? size kim söylüyor iki önerme olduğunu? hangi bilim kurulu bir önerme yanlışlanınca diğerinin doğruluğuna bile bakılmaz kağıdı verdi size?

işte evrim karşıtlarının en önemli özelliği budur, bolca yalanlara sığınırlar. bizim yaratılışçılar ise kendileri hiçbir düşünce etkinliğinin içinde olmadıklarından abd'den evrim karşıtı tezleri çevirip dururlar. tabi, bu çevirilerin çoğu maalesef islam karşıtıdır da şimdilik o önemli değildir. hele bir evrim meselesini dize getirsinler.

mesela sizin bunlardan haberiniz var mı?

Evrimde yeni kanıt
 
Darwin'in evrim kuramına son on günde iki destek birden geldi. Moleküler biyoloji uzmanı Thornton'un çalışmasından önce, balıklarla kara canlıları arasındaki geçişin kanıtı 'Tiktaalik'in (üstte) fosili bulunmuştu.

'Akıllı tasarım'cıların 'Basit yapılardan karmaşık yapılar oluşamaz' teorisi çürüdü. Bilim adamları soyu tükenen canlıların genleriyle evrimi ispatladı

09/04/2006 radikal

NEW YORK - Oregon Üniversitesi'nden bilim adamları, sonuçları Science dergisinin önceki günkü sayısında yayımlanan çalışmayla 'evrim'e kuşkuyla bakanlara yepyeni kanıtlar sunuyor. Evrim teorisine karşıt argümanlardan birisi, maddedeki küçük değişikliklerin karmaşık canlı mekanizmalar yaratamayacağına ilişkindi.
Araştırma ekibinin lideri, Oregon Üniversitesi biyoloji doçenti Joseph W. Thornton, "Karmaşık hücre gelişimi, evrim biyologlarının çoktandır tartıştığı bir konu. Biz bu sistemin moleküler düzeyden nasıl evrimleştiğini anlamaya çalıştık. Buna ilişkin bilimsel bir karşı görüş zaten yoktu. Bilim adamları için soru, bu evrimin nasıl gerçekleştiğiydi. Çalışmamız işte bunu ortaya koyuyor" diyor.

İki hormon reseptörü
Charles Darwin, evrim kuramını ortaya attığı 'Türlerin Kökeni' adlı kitabında, "Eğer çok sayıda, başarılı ve küçük değişikliklerle oluşması mümkün olmayan karmaşık canlının varlığı ortaya çıkarılırsa, kuramım çökecektir" demişti. Thornton, bu çalışmayla ortaya konulan moleküler mekaniğin evrimleşme sürecinin, Darwin'in teorisiyle tamamen uyumlu olduğunu belirtiyor. Yeni moleküler biyoloji teknikleri, bilim adamlarının bir hücre içinde milyonlarca yılda gerçekleşen evrim sürecini yeniden yapılandırmasına olanak veriyor.
Thornton'un deneyi, birisi stres, diğeri de böbrek dolaşımı hormonlarına ait iki hormon reseptörüne odaklanıyor. Hormonlar ve hormon reseptörleri, anahtar ve kilit çiftleri gibi işlev gören protein molekülleri. Hormonlar belirli bir reseptörün içine uyduğunda, bu birleşim, hücre fonksiyonlarına 'aç' ya da 'kapa' sinyali iletiyor.
Hormonların ve reseptörlerin tamamen birbirleri için var olması ve eşleşmeleri, biri olmadan diğeri işlevsiz kalan bu iki farklı molekülün yeni çiftlerinin nasıl olup da evrimleşebildiği sorusunu akla getiriyor.
Araştırmacılar, bu soruya cevap bulmak için soyu tükenmiş canlılardan alınan genlerle oluşturdukları iki hormon reseptörüyle bunların günümüzdeki eşdeğerlerini karşılaştırdı. Bu reseptörleri üreten genleri ve bu genler arasındaki benzerlik ve farklılıkları inceleyen bilim adamları, tüm bu genlerin 450 milyon yıl önceki tek bir ortak genden türediğini keşfetti.

'Akıllı tasarım' zor durumda
 
Araştırma ekibi, reseptörlerin atasını laboratuvarda yeniden yarattı ve bu reseptörün günümüzdeki hormonlarla da bağlanabildiğini gördü. Deneyler de, aynı atadan evrimleşen reseptörlerin milyonlarca yıl içinde doğal seçilim mekanizmaları sayesinde farklı farklı işlevler kazanacak şekilde evrimleştiğini ortaya çıkardı.
Thornton, deneyin 'akıllı tasarım' düşüncesinin ateşli savunucusu Michael J. Behe'nin 'indirgenemez karmaşıklık' kavramını çürüttüğünü söylüyor. Behe, yaşamın karmaşıklığının ancak bilinçli bir varlık tarafından tasarlanabileceğini, basit yapılardan oluşamayacağını öne sürüyor.
Thornton, "Hormon-reseptör çiftinin anahtar kilit mekanizması 'indirgenemez karmaşıklığa' mükemmel örnek. Ama çalışmamız, bu karmaşık yapının hiç de indirgenemez olmadığını, aksine bu reseptörlerin ortak ve daha basit bir atadan evrimleştiğini gösterdi" diyor. (The New York Times)

neyse, benim meselem evrim değil, beni asıl üzen şey bizim müminlerimizin bu kadar alakasız oldukları konuda har vurup harman savurmaları ve dahi kendi yararlarına tek düşünce dahi geliştirememeleridir.

nitekim bu konuda düşüncelerimi daha düzgünce ifade ettiğim "bilim tabulaşmış mıdır" başlıklı tartışma bugün yayında değil. ama best of linkimizde benim yazım mevcut.

http://sifirforum.com/index.php?topic=13616.0

ice 01.08.2008 00:49:58

"Hiçbir icad düşünerek bulunmaz, bütün icadlar raslantılara dayanır" dedikten sonra aslında size diyecek söz bulamıyorum.O halde insanlık hiç düşünmesin otursun nasılsa tesadüfen bir şeyler icat ediliverir.

1) Şimdi bu eleştiri ve söylediklerimi çürütmemi? Bence bunu  felsefede tek bir karşılığı var totoloji halk dilinde ise demogoji.

Alıntı sahibi:
Zaten bu cümlenizin pek akla yatkın olmadığını siz de bildiğiniz için, "Bir şeyi araştırırken başka bir şeyi görürsün ve onun üzerine "DÜŞÜNDÜKÇE" daha önce hiç tasarlamadığın br sonuca ulaşırsın" demişsiniz.
Herşey düşündükçe olur, haklısınız.

Bakınız 1. Madde.

Alıntı sahibi:
"büyüme hücreleri burada tahrik olup coşuyor" haklısınız.Ama işte o hücreleri tahrik olma yetisini veren nedir bir de onu düşünmek lazım, değil mi?

Hiçbir hareket hiçbir olay sebepsiz değildir. Bu fiziğin birinci yasasıdır. Bu herşey için geçerlidir. Yani eğer kemik hücreleri tahrik olup uzuyorsa bu hücreler bu uzama potansiyelini içinde taşıyor demektir. Sadece uygun ortam bulunca bu potansiyel ortaya çıkar. Yani poıtansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşmesi gibi bir şey bu. Son dönemde tarımda sulama teknikleri üzerine yeni bilgiler ediniyoruz. Buna göre yağmurlama tekniği ile klasik sulu tarıma göre 5 kat daha fazla verim alınabiliyor. Ancak şimdi bir plastik boru üreticisi firması yaptığı araştırma ile klasik sulu tarımdan 100 kat yağmurlama tekniğinden ise 20 kat daha verimli bir tarım modeli bulduğunu söylüyor ki buna optimal sulu tarım diyorlar. Buna göre bitkilerin gelişmesini engelleyecek bütün olumsuz doğal koşullar sulu bir laboratuar ortamında ortadan kaldırılıyor. Elde edilen verim şaşırtıcı derecede büyük. Bir de dönüşümlü ekolojik tarım modeli var. Burada ise bütün yapılması gereken bir hasatın ardından hangi bitkiyi ekeceğinizi bilmek. Her bitki bir sonrakinin doğal gübresi oluyor. Ne sulama gerekiyor ne toprağı sürme ne yabani otları ayıklama. Bütün yapacağınız zamanı gelince hasadı toplamak. Sonuç burada da şaşırtıcı; endüstriyel tarıma göre kat be kat yüksek oranda verim ve sıfır çevre kirliği ve sıfıra yakın maliyet ve emek. (bkz. Ekin Sapı Devrimi, Masanobu Fukukoka) Hiçbir şey mucize değil sadece sorun bizi engelleyen faktörleri saptayıp önyargıları ortadan kaldırmayı becerebilmek.

Alıntı sahibi:
hücre nasıl bu kadar akıllıca hareket ediyor acaba?
Hücre akıllıca hareket eder mi? Akıl eğer insana özgü bir şey ise hücrenin hareketinin bir yasaya dayanması gerekir. Ki öyledir. Bitkileri ışık oyunları ile yönlendirebilir veya gelişmesini tahrik edebilirsiniz. Kaldıki tavukçuluk sektöründe tavukların erken yumurtlaması için de yapılır bu. Yani koşullar ve potansiyel belirleyicidir.

Alıntı sahibi:
fizik kanunudur:bir madde bir başka maddenin etkisi-itmesi olmadan haraket edemez.

İşte benim demek istediğim de bu.Herşey birbirine bağlıdır. İlk patlamadan bu yana evrendeki herşey kaos'un yasasına bağlı. Evrende herşey o bir'den doğmuştur. O bir patlayarak evren meydana gelmiştir. Evrendeki herşey o birin bir parçasıdır ve hala birbirini etkilemeye devam etmektedir. Evrenin genişlemeye devam etmesi de bunu gösterir. Bu evrim teorisini çürütmez. Kaldıki evrim herşeye rağmen bir teoridir. Çürütülemez de değildir. Ama akıllı tasarım daha teori bile olmayı hakedecek bir olgunluk gösteremiyor. Akıllı tasarım olsa olsa evrimi çürütmeye çabalayan amacı da belli olan güdük bir ideolojik karşı çıkış olabilir. O da tek tanrılı dinsel teolojiyi haklı çıkarmaktır. İlk patlama evreni oluşturdu tamam. Şimdi önyargısız bir fizikçi gibi düşünelim. Peki ilk patlamayı ne tetikledi onun nedeni neydi? Ondan önce ne vardı? Evren genişlemeye devam ettiğine göre bu genişlemenin de bir sonu olacakmıdır? Olacaksa bu yeni bir patlamaya mı neden olacaktır? Evrende hiçbir şey yokolmaz. Demek şu andaki biçim daha önceki başka bir biçimin sonucudur. Tanrı varsa belki de o ilk patlamada parçalandı, evrene dönüştü, belki de hepimiz onun birer parçasıyız. Bu tasavvuf düşüncesine de denk düşer. vs. Tüm bunlar akıl erdiremediğimiz sorulardır. Ama düşünmekten vazgeçmemeliyiz. Zira dinsel teoloji bize orada dur demektedir. Bundan ilerisi günah, kibir, haddini aşma.vs. diye nitelenmektedir.

Alıntı sahibi:
Düşünelim,
Anne karnındaki ceninin kalbinin atışını başlatan nedir?

Düşünelim. Anne karnındaki ceninin bedensel fonksiyonları yeterli gelişmeyi sağlayınca kalp otomatik olarak kanı pompalamaya başlar. Zaten ceninin ilk andan itibaren cansız bir organizma olmadığını  biliyoruz. Ne oluyor cenin? Ana rahminde evrim geçiriyor 9.5 ay doğru mu? Eğer kromozom eşleşmeleri normlara uygun olursa sağlıklı bir bebek doğuyor olmazsa sakat oluyor yada ölüyor. Bu da doğrumu? Potansiyelinde olanı gerçekleştiriyor yani. Tabii bu fizik terminoljisinde böyle teolojide ise kader. Oysa "kader" kavramı tüm eski dillerde yörüngesi değişmeyeni yani yıldızları gezegenleri ifade eder yani varolan potansiyel enerjiyi.

Alıntı sahibi:
Demişsiniz ki
"bir canlıda bir kavramın oluşması için önce yeterli büyüklükte bir beyne ve beyin fonsksiyonlarının da sağlıklı (yani insan) olmasına ihtiyaç vardır"
Bitkilerin koku aldıkları, hissettikleri, hatta duyduklarını bile söyleyen bilim adamları var.
( http://www.telegraph.co.uk/earth/main.jhtml?xml=/earth/2007/08/30/scimusic130.xml )
Ama bitkilerde "beyin" yok.
Beyin sadece bir et parçasıdır.
Duygusal davranışlarımızın, kıskançlıklarımızın, aşklarımızın, nefretlerimizin, anılarımızın
sadece bir et parçasının(beyin) içinde durduğunu mu düşünüyorsunuz?
Maddi olmayan şeylerin bir madde(beyin) içinde hapis olduğunu ve kalbimiz durduğunda bütün bunların pooffff diye yok olacağını mı düşünüyorsunuz?

Şimdi kavram derken akıldan sözettiğimizi varsaymıştım. Oysa bitkilerin duyuları hatta duyguları olmadığını söylediğimi hatırlamıyorum. Aslına bakarsanız bana göre canlı ile cansız madde arasındaki ayırım da çok muğlak. Evrenin tamamını devasa canlı bir organizma olarak kabul etmek de mümkün. Öyle olduğu için aminoasitlerden canlılar uygun koşulları bulunca kolaylıkla türeyebiliyor.

Bir son olarak maymunla akraba olmayı kendine yediremediği için insanı hayvandan kibirli ve üstün bir yaratık olarak kabul eden (başta anka olmak üzere diğer) arkadaşlara bir diyeceğim var. Maymunla akraba olmak maymundan gelmiş olabileceğimiz gibi aynı soykütüğüne bağlı daha ilkel başka bir ortak atadan daha ilkel bir primat türünden gelmiş olabileceğimiz anlamına da gelir. Ben ikincisini daha olası buluyorum.

Günümüzde milyonlarca yıl önce yaşayıp aniden ortadan kaybolan dinazorların nereye gittiği bir türlü açıklanamazken  oradada eksik bir halka vardır. Ancak benim de katıldığım görüşe göre günümüzün bir çok kanatlı havyan türünün bazı dinazor türleri ile büyük benzerlik gösterdikleri hatta akrabalık taşıdıkları söz konusudur. Bu değişikliğin kozmik bir etki ile oluşan ekolojik değişimden kaynaklanması mümkündür. Ama sonuçta dinazorların birden kaybolduğunu sanmıyorum. Olsa olsa ani de olsa değikşikliklere en azından kısmen uyum göstermiş olduklarını ve değişerek evrim geçirerek başka türlere dönüştüklerini düşünüyorum. En basitinden mamutlar yok oluyor da  filler niye yaşamaya devam ediyorlar. Mamutlar buzulllarda yaşarlardı filler ise tropikal ilkimlerde yaşıyorlar. E nasıl oldu da oldu bunlar? Mamutlar ve filler akraba değil mi yoksa?

kiya 12.08.2008 21:35:08
             Ortak Ata:  İki ya da daha fazla türun ,soyun sahip olduğu ortak ata - başka bir deyişle, bu soyların kendisinden geldiği ata. Örneğin, iki biyolojik kardeşin ortak ataları bu kardeşlerin anne-babası ile anneanne-dedesini içerir; kır kurdu (Canis latrans) ve kurdun (Canis lupus) ortak ataları arasında ilk köpekgil (canine) ve ilk memeli vardır.

        Peki ortak ata aynı soydan geldiyse İnsan maymundanmı türemişdir. Maymundan insan türemediyse nasıl insan oldu. ve Maymunla aramızda bağ ne.

Bu sorunun cevapını bir haftadır bekliyorum cevap yok.

şimdi bakın mesela, arkadaş bu sorunun cevabını bekliyor, hem de haftalardır, ama sizde tık yok sevgili kardeşlerim. mesela bende de birkaç hafta tık olmadı mı, acayip tırsıyorum yani. ulan diyorum, acaba ne oluyor, bi sorun mu var diyorum?

hakkaten, bu insanlar nereden geldiler? "ortak ata" sözcüğünü bile algılayamayan insanlar nasıl türediler? kendilerine yapılan kinayeyi ciddiye alan insanlar hangi cehennemden döküldüler? asıl sorum şu: bu insanlar dünyayı bile bile cehenneme çevirmeye mi gönderildiler?

sana ne be adam ortak atadan? sen zaten inanacağına inanmışsın!

bak, kedigiller familyası var. elinin altında internet var. her şeyi araştırabilme kabiliyetin var. hiçbir şey yoksa google var. niye kaç haftadır bekliyorsun?

mesela biyoloji, köpeğin kurttan türediğini savlamaktadır. sen çıkıp diyor musun, yok efendim zinhar, allah katında böyle bir şey olmaz diye? peki, köpek ile kurdun ortak atası neydi? kurtköpek mi diyeyim sana? ne diyeyim?

kedi ile aslanın aynı soydan türediği de bilinmektedir. kediaslan mı diyeyim bi önceki soya?

ve insan ile maymun aynı soydan gelmiyorsa "akılsız insan" nereden türemektedir?
Iyi ya iste ben de soruyorum mukemmel insan var midir ilk hali ve simdiki hali bir olan?

Bu fiziki degisikliklere ne diyeceksin?


vay canına ewrim teorisini ispatladı

Gelmedi.Bunu idda edenlerin sahtelikleri ya da amacına ulaşamadıkları kanıtlarla ortaya konuldu.İyi araştırın lütfen.Biyoloji dersleri bile açıkladı bunu.

noldu evrimciler sustunuz cevaplarınızı bekliyorum. Biolojik olarak ortak ata nedir. Diyorsunuz ya insanla  maymunun atası ortakmışya.

alın işte, akıl görebiliyor musunuz bu satırlarda?

hah, bu arkadaşlar çıkıp bizden, picasso'daki sanatı da izah etmemizi isterler. ne de olsa kendileri algılayamıyor ya. derler ki "bunu ben bile çizerim. neresi sanat? tükürüyüm ben böyle sanatın içine."

sanatın içine de biyolojinin içine  de balıklama dalar bunlar. oğlum, çok meraklı isen cambridge'de biyoloji enstitüsü var, sorbonne'da görsel sanatlar ana bilim dalı var. gitcem dedin, öğrencem herşeyi dedin de biz mi tuttuk? alla alla ya.

iki kuruşluk bilginle, dünyanın yüzbin yıllık geçmişini yargılama hakkını kim veriyor peki sana? bugüne kadar ulaşılabilen "insanbilgisi" ile eğleneceksen, insan soyunun nerden geldiği seni niye ilgilendiriyor? git, kumda oyna, kabilenle eğleş, yuva kur, çalış, sonra da öl gitsin. alla alla ya...

neymiş, buna cevap verecekmişiz, ulen sana dawkins'i getirsem, darwin'i diriltsem aynı saçmalıkları adamlara söyleyip beni rezil etmeyecek misin?

sen, darwin'in bir kuşa baktığı kadar bütün dünyaya bakabildin mi de yargı oluşturuyorsun? senin dünyaya baktığın bütün zamanı adamlar bir böceğe bakarak geçiriyorlar. ama senin zerre saygın var mı? o zaman derdin ne senin? senin inancın zaten evrim de olsa, devrim de olsa inanç. senin derdin ne be ya?

kiya 13.08.2008 13:56:51
işte bak, sen de benim soruma cevap verememişsin! salak insan hangi ara soydan türemiştir diye sordum. var mı cevabın.

       Bazı kimseler maymunların evrimi ile insanın meydana geldiğini ileri sürüyor. Bu hal imkansızdır. Çünkü geçmişteki iki bin sene içinde olup bitenleri(önceki yıllara nazaran)daha iyi biliyoruz. Bu ikibin yıl içerisinde herhangi bir evrim olmamıştır. Daha evvel evrimler varsa bunlarda tahminden ileri gitmemektedir. Bulunan fosiller de bize yüzde yüz doğru bilgi vermez. Mesela bir kafatası bulunmuş bu kafatası insan ile maymun arasında bir şey…

mesela bir insanın akılsızlığı için yukarda yazdıklarını okumamız yeterlidir. halbuki bugünkü tıp, genetik ve biyoloji ilmi, mikro düzeyde evrimin varlığını "tereddüte yer bırakmayacak" şekilde kanıtlamıştır. kanser vakası bile birebir bir evrim kanıtıdır.

ama bu aklı evvel, dünya üzerinde hiçbir evrimin 2 bin senedir gerçekleşmediğine inanıyor. inan, bişey diyor muyum ben sana? git, çalış, cemaatlerinle takıl, işe git, yoğurt ye mesela, allah allah, ne yaparsan yap be!

ama başıma da biyoloji ve genetik alimi kesilme, seni gidi yalancı!


Hz. Adem in saçı siyahtı. Şimdi sarı saçlı mavi gözlü farklı tipler var. Bu nasıl olur? Denilerek burada insanların Hz.Ademden gelmediği iddiasına dayanak arayanlar var.
Aynı soru maymundan geldiği kabul edilse de söz konusudur.


bakınız, daha evvel de söyledim, darwin de dahil kimse, insanın maymundan geldiğini iddia etmiyor. fakat, sizin zihniyetiniz bu maymun meselesini dilinden düşürmüyor. olabilir mi ortak ata ile geçmişte yaşadığınız bir sorun mesela?

aynı soru, maymundan gelindiğini kabul etse bile sözkonusu olurmuş.

1. kim kabul edecek bunu? evrimciler mi? senin akrabalar mı?

2. evrim düşüncesi kabul edildiğinde aynı soru nasıl geçerli oluyor, bi anlat bakalım!

şu evrim meselesi ile karşılaşınca türlü yalanı arka arkaya sıralama rekoru kırıyor bu "çok inançlı" arkadaşlar.


Mutasyonda canlılarda değişiklik yapabilir ama tür değişimi mesela ayıdan aslana dönüşüm olmaz


mesela işte akıl dolu ve insanı dehşete düşüren bir önerme! vay be, ulen adam çözmüş be! yakmış dünyayı eylemiş viran be! hadi be, yürü be koçum! bu hızla gidersen abd dediğin üç günlük yol be!
bakın, herşeyi anlıyorum, ama bu inançlı cemaatin tek ve gerçek gündeminin "evrim teorisini çökertmek ve bu yol ile ateistlere tokat eylemek" olmasını anlayamıyorum.

mesele, bu forum sayfalarında defalarca tartışılmış. defalarca aynı şeyler, aynı taraflar tarafından söylenmiş. okuyan okumuş, okumayan keyfine bakmış. en az 20 konu var bu tartışma ile ilgili. ama her gün bu saçmalıkları yeniden yazmaktan nasıl bir keyif alabilir ki bir insan (cemaat)?

sanki kurgulanmış robot gibiler bunlar. mesela bir foruma rastladılar mı hemen şöyle diyorlar kendilerine: "işte, 'insan maymundan mı geldi?' başlığını açabileceğim yeni bir yer daha!"

yuh be, hepinize yuh be!

hadi evrim olmamıştır, tamam, ama gücünü hissediyorsunuz değil mi üzerinizde? yüzyıldır her gün tartışma gündeminizde nasıl yer alıyor, görüyorsunuz değil mi?

peki, kabul, evrim olmamıştır! ama hala en büyük düşmanınız nedense bu olmayan şey oluyor!

kelime 13.08.2008 14:30:58
kiya boşuna kendini yorma. bunlar kısa zaman öncesine  kadar dünya düzdür diye de iddia ediyorlardı. şimdi de "kuran'da dünya yuvarlaktır yüzyıllar öncesinden bildirilmiştir" diyorlar.

gerçi hala dünyanın düz olduğunu, uzaydan çekilen fotoların bile sahte olduğunu iddia edenleri de görmedim değil. Smiley

kiya 14.08.2008 13:02:37
Kiya ABD okulları demişşin adamlar hem kendileri evrimi kabul ediyorlar sonrada araştırma sonuçlarındada evrimi çürütüyorlar.
ama ben sıkıldım aynı şeyleri konuşmaktan.

bak güzel çocuğum, eski tartışmaları okusanız, aynı konuda her geleniniz yeniden dünyayı keşfe kalkmasa, aynı şeyleri yüzbin defa yazmak zorunda kalmayacağız.

bakın, evvel ki tartışmalarda demişiz ki, "dünyada evrim karşıtı çalışmalar en çok abd'de yoğunlaşmıştır. çünkü dünyanın en cahil toplumudur. abd'den sonra ise en çok türkiye'de evrim karşıtı çalışmalar vardır. çünkü dünyanın abd'den sonra en cahil toplumudur."

okudunuz mu? okumazsınız. niye? çünküm sizi ilgilendirmez. her geleniniz yeniden başlatır bu tartışmayı.

bakın, şeriat rejimiyle yönetilen ülkelerde bile böylesine yoğun bir evrim tartışması yoktur. ama siz aklı evveller, abd'deki evangelik-yahudi muhafazakar ve göbeği petrol içmekten şişkin cumhuriyetçi teksaslıların evrim karşıtı söylediği her şeyi bülbül gibi tekrarlar ve şakırsınız.

bi tane özgün önermeniz var mı bu abd'deki evangelik-yahudi muhafazakar ve göbeği petrol içmekten şişkin cumhuriyetçi teksaslıların söyledikleri dışında?

ey sıfır, yanlı sıfır. sustur bakalım, haklı gerçeği. sen yok olacaksın bu gerçeklerinizle.

bakın, ben ne diyorum, bu ne diyor?

kafasına göre anlamayamama durumuna müthiş bir örnek!

peki niye anlamıyor bu güzelim şahsiyet?

efendim, işine gelmiyor tabi. anladığını idrak ettiğinde sözlerinin saçmalığını anlayacak. ee, niye anlasın? saçmalayıp durmak dururken, anlayıp dinlemek "eşref-i mahlukat"a yakışır mı?

peki, soruyu daha anlaşılır kılalım? bir adet ateist gelip de "tarihteki büyük ve ateist bilim, irfan, fen adamları ve şöförler ve taksiciler ve manavlar ve berberler" diye başlık açar mı?

açmaz efendim, neden açmaz? çünkü "kafasına göre anlamazlıktan" gelemezler. anlarlar efendim, söyleneni iyi kötü anlarlar.

yazık, vallahi yazık...

kiya 14.08.2008 23:17:18
    Bilim adamları Allah'ın varlığı konusunda pozitif açıklamalar yaptığı zaman Akademi derhal devreye girmekte ve din ile bilimin alanlarının ayrı olduğu mesajına başvurmaktadır. Ancak kimi bilim adamları Allah'ın varlığı hakkında inkarcı yorumlar yaptığı zaman dinle bilim arasında olduğu iddia edilen ayrım derhal unutulmakta, bilim adamlarının ateizm propagandasına göz yumulmaktadır. Hatta Richard Dawkins ve Carl Sagan gibi bilim adamları, ateist bir bilim anlayışını popülerleştirdikleri için bilim madalyalarına ve ödüllerine layık görülmektedirler Amerikan Bilimler Akademisi'nin girişimi hakkındaki yorumları gerçekçilikten son derece uzaktır. Amerikan Bilimler Akademisi'nin sahip çıktığı şey, gerçekte bilimi materyalist bir zeminde tanımlama ve sürdürme misyonundan ibarettir. Sözkonusu gazetelere evrim teorisine verilen ideolojik desteğe ortak olmamalarını tavsiye ediyoruz. Amerikan Bilimler Akademisi'nin, materyalizmi koruyup sürdürme misyonunu üstlenmesi, modern bilimin yaratılışı doğruladığı gerçeğinin üzerini örtemeyecektir. Doğada tesadüflerle açıklanması mümkün olmayan tasarımlar, tüm canlıları Yüce Allah'ın yarattığını kanıtlamaktadır.


bakınız efendim, berber konan, hemen bu abd'deki evangelik-yahudi muhafazakar ve göbeği petrol içmekten şişkin cumhuriyetçi teksaslıların bir bildirisine konmuş!

hangi gazetelere tavsiye ediyorsun berber konan bütün bunları?  laugh
efendiler, bu konuya yazılanları kim, niye siliyor? (1n 1k) hadi dünkü geyikleri anladım. ama bugün yazılanlar, tartışmanın taraflarını seçebilmek için turnusol niteliğindeydi. ve konu ile de doğrudan ilintiliydi. olmuyor yani böyle...

conan 20.08.2008 17:06:33



Bakın The New York Tmes yaptığı Evrim üzerine Araşturmnası


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [ 7 ] 8 9 10 11 12 13 14