SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Anayasa piyasada

Sayfa: [ 1 ]

15.09.2007 09:32:59
Basına sızdırılarak “tartışmaya açılan” anayasa taslağının piyasacı yapısı tüm diğer özelliklerini gölgede bırakıyor. Taslak “Piyasaların geliştirilmesi” gibi çarpıcı bir başlık içerecek kadar sermaye düzeninin tek doğru olduğunu vurguluyor. Buna rağmen taslak "daha fazla demokrasi" ambalajıyla pazarlanırken tartışmalara da laiklik başlığı damga vuruyor.

soL Resmi kanallardan açıklanmayan ancak tepki ölçme amacıyla basına sızdırılan anayasa taslağı, mevcut haliyle ibret verici boyutta bir piyasacılık örneği teşkil ediyor. “Daha fazla demokrasi” ambalajıyla ve laiklik tartışmalarının tüm diğer başlıkların üzerini örttüğü bulanık bir ortamda sözde tartışmaya açılan taslak, parça parça çözülmekte olan devlete nasıl bir yeni yapı kazandırılacağını gösteriyor.

Plan yok, piyasa var
Taslağın henüz hiç tartışılmamış olsa da en çarpıcı bölümü, devlet planlamasının tamamen çıkartılmış olması. Ayrıca, daha önceki anayasada var olan "piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi" başlığı da kaldırılmış ve bu başlık devletin asli görevlerinin arasında sayılan “piyasaların geliştirilmesi” başlığının içine eklenmiş.

Böylelikle devletin piyasalara müdahalesi zımnen piyasaların geliştirilmesi şartına bağlanmış oluyor. Devlet planlaması kavramı anayasanın dışında bırakılıyor ve devlet, piyasaların “sağlıklı” işlemesini sağlayan bir organ haline getiriliyor. Piyasaların sağlıklı işlemesi halkın kimi temel ihtiyaçlarından yoksun kalması anlamına geliyorsa devletin piyasaları mı, halkı mı koruyacağı sorusu ise, cevabı belli olsa dahi metinde cevapsız kalıyor.

Taslak ayrıca, bireyin ailesine ve topluma karşı olan sorumlu olması kavramını tamamen ortadan kaldırıyor. Kuşkusuz 1982 anayasasında topluma karşı sorumluluk kavramını kullanan 12 Eylül cuntacıları kollektif bir yaşamın getirdiği sorumluluklardan bahsetmiyorlardı. Ancak yeni taslak da topluma karşı sorumluluğu tamamen ortadan kaldırarak yapılabilecek en bencil birey tanımını yapıyor.

Öte yandan, taslağın gerekçeler bölümünde devletçilik kavramı açıkça baskıcılık olarak mahkûm ediliyor ve dışlanıyor. Devleti salt bir otorite kurumu olarak gören bu düşünce, devletin küçülmesi ile özgürlük ve demokrasinin gelişmesini eş anlamlı olarak tanımlıyor. Bu çarpık anlayış doğal olarak devletçiliği baskıcılık ile eş anlamlı ilan ediyor ve devletin kamu yararını gözeterek bireysel çıkarları sınırlandırması fikrini de dışlıyor.

Egemenlik kayıtsız şartsız kimin?
Taslak ayrıca gayet açık biçimde Türkiye Cumhuriyeti’nin kapitalist-emperyalist dünya sistemine bir daha ayrılmayacak biçimde entegre olduğu varsayımını yapıyor. Cumhuriyetin niteliklerinden bahsedilirken bağımsızlık özelliğinin ısrarla atlanıyor olması, bir unutkanlıktan çok bir tercih gibi görünüyor.

Dahası, egemenlik başlığında egemenliğin “kayıtsız” ve “şartsız” milletin olduğunun belirtilmesinin hemen ardından, milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikler çerçevesinde kayıt altına alınan şartların saklı olduğu vurgulanıyor. Daha önceki hiçbir anayasada yapılmamış olan bu vurguya gerek duyulmuş olması, taslağın egemenlik ve bağımsızlık konusundaki rezervlerini de açıkça ortaya koyuyor.

Ayrıca, taslağın ikinci maddesinde temel dayanağı insan hakları olduğu beyan edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin başta yaşam hakkı olmak üzere pek çok insan hakkını sayısız kez ihlâl etmiş olan NATO’ya halen üye olması da taslağın çözümsüz çelişkileri arasında yer alıyor.

Halktan önce AB'ye
AKP'nin, Sapanca'da sürdürülen Anayasa Taslağı çalışmalarının tamamlanmasının hemen ardından gelecek Salı günü AB Büyükelçilerini bilgilendireceği açıklandı. Anayasa değişikliği çalışmalarına başkanlık eden AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Salı günü AB Büyükelçileri ile biraraya gelecek. Fırat, yapılacak toplantıda Sapanca'da son şekli verilmesi beklenen taslağa ilişkin bilgi verecek ve bu konudaki soruları yanıtlayacak. Yeni Anayasa taslağının halktan önce AB temsilcilerine sunulacak olması da taslak metnin ruhuna sinen bağımlılık konusundaki tabloyu özetliyor.


necati 15.09.2007 09:49:38


degmesin benim anamın bacımın başörtüsüne namert eli hem vallahi hem billahı kırarım o elleri işte o zaMAN BU ÜLKE KARIŞIR

15.09.2007 09:50:38
hakaret ve küfür içeren mesajlar silinecektir ....saygılarımla

necati 15.09.2007 09:52:09
 tickedoff BAŞÖRTÜMÜZ HİC Bİ ZAMAN SORUN OLAMAZ knuppel2


Sayfa: [ 1 ]