SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Alevilik bir tercih olabilir mi?

Sayfa: 1 [ 2 ] 3 4 5

RenaultFerrari 13.09.2007 23:11:07
Aleviliğin tarifi


Emîrel Mü'minîn İmam Ali(K.V.), bir gün bir bir cemaatin yanından geçerken, hemen ayağa kalkdılar ve kendisine ta'zîm ve tevkirde bulundular.
          İmam Ali onlara: "Siz kimlerdensiniz?" diye sordu. Onlar: "Biz seni sevenlerden ve senin yolunda olanlardanız." Hz.Ali onlara:"Hayırda olasınız" dedikden sonra: "Siz böyle söylüyorsunuz, ama niçin ben sizin sîmâlarınızda bu sevginin ve bu bağlılığın alâmetlerini ve beşâretlerini göremiyorum" dedi.
          Hitab etdiği bu cemaat, hayâlarından dolayı, İmamın bu sözü karşısında susdular. İmamın yanından olanlardan bir zat: "Yâ Emîrel Mü'minîn! Siz Ehl-i Beyte ikram-ı hâssı ile ikram eden ve sizi sevmeyi, âyât-ı Sübhânîsiyle mü'minlere farz kılan Allah hakkı içün, bize söyler misin, sizi sevmenin ve size tâbi' olmanın alâmetleri ve vasıfları nelerdir?" dediği zaman, İmam Ali (K.V.) :
          "Bizim yolumuzda olanlar ve bize tâbi' olanlar; Hakka ârif, Allah'ın emrine âmil, doğruyu söyleyen, ehl-i fazîlet, yiyecekleri az, giyecekleri sâde, yürüyüşleri mütevâzî, Allah'a taatlarında huşûlu, ibâdetlerinde hudûlu, harama gözleri kapalı, kulakları yalnız Rablerinin ilmine açık, Allah'ın kazasına râzı. Eğer Allah onların ecellerini tayin etmemiş olsaydı, Rablerine kavuşmanın şevkı ile, ruhları bedenlerinde bir an durmazdı. Hâlık-ı a'zamı içlerinde ta'zîm eder, Hakkın gayrını, gözlerinde küçük görürler.Cenneti görmüş ve tahtlarında oturmuş gibi fehmederler ve Cehennemi de azâbını tatmış, sabretdikten sonra, felâh-ı ebedîye kavuşmuş gibi bilirler. Dünya onları ister, onlar dünyayı istemez.
          Gecelerine gelince... Diz çöküp Kur'an okurlar, onun mesellerinden ibret alırlar. Ba'zan onda, belâlarına şifâ bulurlar, ba'zan da secdelere kapanıp gözyaşları dökerek, Cebbâr-ı Azîm'i tebcil eder, ahrardan olmak içün ona iltica ederler.
          Gündüzlerine gelince... gündüzleri âlimdirler, hakîmdirler, ebrardırlar ve müttakidirler. Bütün amelleri, ivazsız garazsız Allah içündür. Yapdıklarının azına razı olmazlar, çoğunu da çok görmezler. Her zaman kendi nefislerini itham ederler. Allah korkusu ve Allah sevgisi ile kalpleri tir tir titrer.
          Onlardan herhangi birisine bakdığımız zaman, dîninde kuvvetli, hazminde yumuşak, îmânında yakîn, ilminde harîs, fehminde fakîh, hulkunda halîm, niyyetinde sağlam, varlıkda cömert, yoklukda mütehammil, meşakkatde sabırlı, ibâdetde huşûlu, herkeze karşı merhametli, ihsanında âdil, kazancında helâle tâlib, Hakk ile neşît, şehvetine sahib, ameli zikr, hemmi şükr. Geceleyin gaflet uykusundan hazer ederek uyur, Allah'ın kendisine ihsan etdiği fazlu rahmetine sevinerek uyanır. Fâniden yüz çevirir, Bâkî'ye rağbet eder. İlmi ameli ile beraberdir ve ilmi hilm iledir. Tembelliği çok az, çalışması pek çokdur. Emeli az'dır, hatadan çok çekinir. Kalbi, Rabbine şâkir, nefsine mani', dînine harisdir, gayzına hâkimdir.Komşusu kendisinden emindir. İşi kolay, kibri yokdur, sabrı âşikârdır. Zikri çok, yapdığı hayırda riyâ yokdur, hayâsından dolayı hayrı terk etmez.


Bizi sevenler ve bize tâbi' olanlar işte bunlardır. Bunlar bizdendir ve bizimle beraberdir. Âh... onlara kavuşacağım günü hasretle beklerim."



ben bu msajı derlerken sen başka mesaj yazmışsın

sessiz.. 13.09.2007 23:16:59
yani imam ali diyorki islamın emirlerini uygulayan bizi sevmiş demektir bizim yolumuzda demektir.
tüm bu vasiflar, özellikler şialarda yokmu sen neden özellikle ehl-i sünnet diyorsun.ve şunuda çok iyi biliyoruzki en çok imam aliye buğz edenler sünnilerdir

...σzαη... 13.09.2007 23:23:13
alevilik kelimesinin nerden geldigini kimse bilmiyor,bende dahil ....

13.09.2007 23:31:50
"Aleviliğin içinde İslam Vardır ama Alevilik İslamın İçinde değildir"

Alevilik İslamın içindemi dışındamı tartışmaları her iki durumdada Aleviliğe değil Aleviliği yıllarca asimile etmeye çalışanların işine yarıyor.

Karmaşık, sancılı ve çok faktörlü bir dönemde Alevileri tehdit eden en büyük tehlike, saldırı ve müdahalelerin inançlarının özüne, merkezine yönelmiş olmasıdır.
Bu tehlike “Alevilik İslamın özüdür” denilerek İslam’ın muhalif yorumları hiç dikkate alınmadan ve bunlardan kesinlikle söz edilmeden, Aleviliğin sadece Sünni ve Şii mezheplerinden biriyle boyanmak ve vaftiz edilmek istenmesinde şekilleniyor. Hedeflenen ama bin yıldır ulaşılamayan ve bu nedenle de yok edilemeyen “sır örtüsü altındaki” özün devre dışı bırakılmak istenmekte. Ve bu anlamdada dev bir kadro bunun için çalışmaktadır.

Gerek Devletin tüm resmi kurum ve kuruluşları, Milyarlarca dolarlık imkanlarıyla Vakıflar ve Medya ve Türkiye bütcesi 7 bakanlığa eşdeğer Diyanet ve 100 binleri bulan kadroları olmadı yedekledikleri Şii anlayışla Aleviliği İslama hapsederek içini boşaltmaya çalışmaktadır. Özellikle Alevilik islamın içinde ve dışında tartışmalarından uzak durmak, olmazsa Aleviliği İslamın Özüdür deyip asimilasyona hizmet etmemek hepimizin görevidir.

Aleviliğe İslam’dan giren kelime, kavram ve kişilerin orada kazandığı anlamlardan doğacak bu boşluğun Sünni İslam’daki anlam ve değerlerle doldurulması amaçlanıyor.
Bu amaç gerçekleştiğinde de bir Alevi artık, namaz denilince inancındaki halka namazını değil; günde 5 vakit namazı anlayacak ve ezanı duyar duymaz da camiye koşacaktır.
Hz. Ali adı geçtiğindeyse Alevilikteki olağanüstü niteliklere sahip İmam Ali yerine, Sünnilerin anladığı manada Ömer ve Osman ile aynı değerde, sıradanlaştırılmış ve 4. Halife olan Hz. Ali’den daha fazlasını düşünemez hale gelecektir.
Böylelikle de asimilasyon süreci bitmiş ve Sünnileştirme tamamlanmış olacaktır.

Aleviler birçok cepheden yaylım ateşine tutuluyor ve çok güçlü bir taarruzla karşı karşıyalar. Bu harekâtın püskürtülmesi şu anda büyük aciliyet ve önem taşıyor.

Bunu yönlendirenlere, Aleviler arasından cephane taşımaya ve lojistik desteğe “paydos” demenin zamanı geldi de geçiyor bile.
Yoksa bu gidişle ortada ne özüne sadık bir Alevilik bırakacaklar ne de bugünkü gibi rahatlarını kaçıracak büyüklükte bir Alevi nüfus! Hedef belli ve buna ulaşılması için kararlı olunduğu kesin.

Ortamı ve gidişatı iyi analiz edersek, belli güçlerin Alevileri, Aleviliğin İslam’daki yerine dair tartışmaların bataklığında güreştirip, enerjilerini tükettirerek, bölüne bölüne küçük lokmalar haline gelecekleri günü iple çektiklerini sezememek büyük aptallık olur. Keza Alevi çoğunluğun Sünniliğe tamamen teslim olmalarıyla “gerçekten yüzde 99 Müslüman bir Türkiye” hedeflendiğini hâlâ anlayamamak ise ayrı bir körlüktür.

Bu nedenle Aleviliği İslamın içinde görme ve dayatmalara karşın ki (Zaten İslamiyet Alevilerin hayatında hiç olmayan kurallarını bilmemize karşın) İslamın içidir hatta Özüdür şeklinde söylemlerden uzak durulmalı;

Yüreklilikle ve Özümüze uygun Kendimizi açık dille ortaya koymak zorundayız. Yoksa 20 milyonları bulan Alevi kitlesini yüzbinlere inişini ve artık baktığımızda özümüze ait kültürün emaresini bile göremeyeceğimiz günler bu dev Asimilasyon kadrolarının olağanüstü gayretlerinin ötesinde kendimizde buna cephane taşımış olacağız.

Yüreklilikle Açık konuşalım. Bizim günümüzde yaşanan İslam türleri ve uygulamalarıyla hiçbir bağımız yok. Biz, sizinle ortak bazı noktalarımız bulunmasına rağmen çok farklı bir inanç ve ibadet anlayışına sahibiz. Kimseyle de Müslümanlık yarışına girmeyiz demeliyiz.

Özüne ve Alevi değerlerine sahip her Alevi geçmişin mirasından birinci derecede gelecek için sorumludur. Bizi kabul edenle böyle kabul etmek zorunda bu anlamda "Dönen Dönsün Ben Dönmezem yolunda diyenlerin mücadele sahnesi olacaktır.

Lütfen bu gidişata DUR diyelim.

Saygılar,

...σzαη... 13.09.2007 23:40:00
ben dilbilgisi olarak merak etmistim aslinda ...

13.09.2007 23:44:00
ben dilbilgisi olarak merak etmistim aslinda ...
Alevilik her ne kadar sözlük anlamı itibariyle “Hz. Ali’yi seven, yandaşı olan” diye tanıtılıyorsa da bu tanım yetersiz ve derinliğine bir tanım olmadığı için bir takım kelime oyunlarının yapılmasına uygun bir zemin oluşturmaktadır. Örneğin bazılarının dediği gibi “Ali’yi sevmek Alevilikse,ben herkesten çok Aleviyim” türünden kelime oyunlarıyla insanlar aldatılabilmekte.

Alevi olabilmek için sadece Hz. Ali’yi sevdiğini sözlü olarak ifade etmek yeterli değildir. Bu noktada şu kısa bilgiyi vermekte yarar vardır. Alevi sözcüğü her ne kadar kelime anlamı itibariyle Hz. Ali’yi seven ve yandaşı olan gibi anlamlarda kabul ediliyor ise de,sözcük anlamıyla Alevi;Hz. Ali’nin soyundan gelen kişilere verilen özel bir isimdir. Yani Seyyidlere Alevi denilir. Örneğin 12.yüzyılda yaşamış olan Feridüddin-i Attar İlahiname adlı eserinde,Alevi sözcüğünü soy mensubiyeti anlamında kullanmıştır.

...σzαη... 13.09.2007 23:50:13
mesela pirsultan veya haci bektastan hic duymadim ben aleviligi ...

anfizerafet 13.09.2007 23:54:23
Alevilik tercih olabilir tabi, niye olmasın? Smiley

14.09.2007 00:00:43
mesela pirsultan veya haci bektastan hic duymadim ben aleviligi ...
Hacı Bektaşı Veli Alevi bir ozandır,bilgedir bütün öğretileride bunu işaret eder yazdığı deyişlerden makalatlara kadar,Bektaşi öğretisine kadar,zaten bilmeniz gereken şudur Alevi Bektaşi İnancı,
Bektaşilik Tarikatı'nın kurulmasında etken kişi Hacı Bektaş olmuştur. Hacı Bektaş, Horasan Okulu’ndan aldığı “Dört Kapı” anlayışına, her kapıya “onar makam” ekleyerek “Dört Kapı Kırk Makam”'dan oluşan tarikatın altyapısını kurar. Buna, “Bektaşi Seyri Sülûğu” da denir. Kaygusuz Abdal, Bektaşi erkannamesi üzerinde düzenlemeler yapar. Bektaşiliğin ilk erkannamesini yazan o olur. Böylece Bektaşi Tarikatı’nın ilk “tüzük yapıcısı” Kaygusuz Abdal’dır. Balım Sultan’sa bu erkannameyi sonradan geliştirmiştir ve kurumlaştırmıştır. Hacı Bektaş’tan sonra tarikatın başına Abdal Musa geçmiştir. Bektaşilik; Batınilik, Hurufilik, Ahilik, Kalenderilik, Haydarilik, Melamilik gibi akımlardan etkilenmiş, hatta bazılarını kendi içinde harmanlayarak şekillenmiştir.

Hacı Bektaş dağınık Alevi ve Alevilik türevi akımları ve toplulukları içine almış, yeniden kalıba dökmüş, Aleviliği yeniden derneştirmiş ve Alevi- Bektaşiliğin yolunu çizmiştir. Bunu da doğallıkla kurduğu tarikatıyla yapmıştır. Çevresine bir takım görevliler almış, bunların bir bölümünü kimi yerlere görevlendirerek göndermiş, oralarda “aydınlatma/irşat” çalışmaları yaptırmış, Anadolu’daki diğer Alevi ocakları ile ilişki kurarak kendine bağlamış ve onları yönlendirmiştir. Bu nedenlerle Hacı Bektaş, Alevi-Bektaşi toplumunun gözünde yolun-yolağın “piri”dir, tarikatın kurucusudur.

Balım Sultan Alevilere göre ikinci pir (piri sani)’dir. Alevilik-Bektaşilik araştırmacısı İngiliz J. K. Birge bu süreci Alevi toplumunun yorumuna göre yapar. Ona göre; “XIII. yüzyıldan başlayarak Küçük Asya’dan ismen ait oldukları çeşitli dinlerden karışmış öğeler içeren bir tür halk dini gelişti. Hacı Bektaş’ın, harekete yardımcı olan gezginci ruhani önderlerden biri olarak giderek artan bir biçimde üstünlüğü tanındı, yalnızca Kırşehir yakınındaki köy adını ondan almakla kalmadı, fakat tüm Küçük Asya’da sayısız köyde onun adı pir olarak ünlendi. Balım Sultan’la kent içi ve yakınlarındaki tekkelerde daha yetkinleştirilmiş bir ritüel ve örgütlenme başladı. Bu örgütlenme, belirli ölçülerde çok benzer inanç ve uygulamaları sürdüren, fakat Bektaşiliğin düzenlenmiş sisteminin dışında kalan köy gruplarından farklılaştı ve daha biçimsel olarak örgütlenmiş Bektaşi Tarikatı haline geldi”.


RenaultFerrari 14.09.2007 00:09:26
ehli sünnetin tarifni yazdım yaa
artık ehli sünnetin ne oldğunu biliyorsun

Hazreti Aliye buğz edenler
muaviyenin züriyetinde gelenlerdir
sunniler değildir...
sunniler içersindeki Muaviyenin zuriyetinde gelenler
....


 : ) : )
şunlarıda söyliim herşey çok yanlış anlaşılmış karma karışık olmuş
sen artık anlamaya çalış
.....

hazreti Ayşenin Göğsüne hazreti Muhammed başını koymuş yaslamıştır... dimi
o halde hazreti Aişeye hürmette hata etmemek lazımdır
nitekim
hazreti Ali incitmeyin onu çok nazik davranın diyerek
hazreti Ayşenin yanına bizzat kendisi gitmiş Onunla konuşmuştur
hazreti Ali tarafından incitilmeden yola gelmiştir hazreti Aişe

Hazreti osman hayaü imandır
hazreti Muhammed sırf Hazreti osman gelince daha bir oturduğu yerde derlenir toplanırdı
utanmasın diyee...

Hazreti muhammed böyle muamale yapardı ona

hazreti ebubekir babasını getirmişti müslüman olsun diye
hazreti Muhammed ebubekire biz bu ihtiyarın yanına gidecektik demiş utanmış hazreti ebubekirin babasından
hazreti Muhamemd ben herkese hakkını verdim çektikleri sıkıntılara karşı herkese lhakkını veridim buyurmuş
bir tek hazreti ebubekirin hakkını veremedim buyurmuşlardır
Cenabı Hakta habibim O'nu bana bırak ben vereceğim onun hakkını buyurmuş ben ancak verebilirim yanii
Hazreti osman hazreti ömer bunlar ne sıkıntılara katlanmışlardır sırf hazreti Muhammed için
bedir harbinde bunlar yok muydu
o bedir harbi ki dünya tarihinde böyle bir harbin misli yoktur
hazreti Ömerin karşısında oğlu şusu busu amcası var
hazreti Osmanın karşısında da böyle...

bedir harbinde olanlardan kalkan kaltı buyurmuş cenabı hak

yani onlar ne yaparlarsa yapsınlar ben onları affedeceğim buyurmuştur
bedir harbinde bulunan kimselerden biri yoldan geçerken müslümanlar onlara gayet huşu ile bakarlardı

hatta bedir harbinde olupta islamın mukadderatı ile oynayan bir ashabın yaptığı hainlik çıkıyor
hazreti ömer çok kızgın parçalayacak onu
hazreti Muhammed Ömer diyor
Ona ne sen ne ben nede Allah bir şey yapabilir buyuruyorlar
hazreti ömer ve etraftakiler ağlıyor
çünkü o eshabı bedirdendir
Allah ashabı bedir hakkında
onlar ne yaparlarsa yapsınlar affolunmuşlardır buyurmuştur
bedirdekilein üzerinden kalkan kalktı bitti artık ne yaprsa yapsınlar

Hazreti Ömerin oyuna reyine karşılık defalarca ayet inmiştir
Allah Ömerin reyini beğendi işte ayeti diyee kaç defa cibril gelmiştir...

hazreti ömer hilkaten celali galip bir insandır
gayet serttir pek nadir sever
yani rahimdir

Hazreti ömer
eğer hazreti Ali olmsaydı Ömer yanardı demiştir

hazreti ömer resmen hazreti alinin bulunmadığı toplantıdan çıkan karardan Allaha sığınırım demiştir


hilafet meselesinde Hazreti Alinin 6 ay evde kalması dışarıya çıkmaması hazreti ebabekir biat etmemesi
halifelik yüzünden değildir

hazreti fatıma onun dışarı çıkmasını istemiyordu
sonra demokrasi vardı
hazreti ebubekir seçildi
fakat hazreti Ali Hazreti Muhammed Kızı olan Hazreti Fatma bu alemde olduğu müddetce
gidip Hazreti ebubekire biat edemezdi sırf Hazreti Fatımanın zatı için hazreti Muhammede dayandığı için
nitekim 6 ay sonra hazreti fatma pederi alaları olan babası hazreti Muhammede teslim edilince
Hz. Ali kendisi gelip hazreti ebubekire biat etmiştir

hazreti Muhammed refiki alaya gidince
bir kargaşa oldu hazreti Ali hazreti Muhammed mübarek bedeni ile uğraşıyordu
hazreti ebubekirde ashap arasında birden halifelik ne olacak diye ortaya çıkan adayların nedeniyle meydana gelcek  bölünmelere ayrılmalara yol acaçak islama kavmiyet meselesi  çıkacak diye
 bunu önlemek için halifeliğe bizzat kendisi aday oluyordu

hazreti ömerde hazreti muhammed bir gün önce hasta hasta sana tabi olaraktab arkadan namaz kıldı
bu senin halifeliğine işarettir bunu ilk önce ben kutluyıım dedi ama sahaptan biri daha önce davrandı
bu şekilde hilafet meselsi hallediliyordu ashap birre ikişer gelip ebebekire biat ediyordu
ve Hazreti ali o sırada hazreti Muhammedin bedeni ile uğraşıyordu

hazreti Ali Hazreti Muhammedi kabri saadetlerine yerleştirtikten sonra
ümmette hilafet meselesi hal olduktan sonra geldi
ille bizde hazreti Muhammedin bedenini hizmet edeceğiz diye ısrar ettiler
hazreti Ali hayır dedi
iş uzatı renk almaya başladı
hazreti Ali kırmızı sarığını sardı kılıcını kuşandı Mezarına oturdu ve bu husuta ısrar etmemelerini ashaba ihtar etti
ashaptan biri Hazreti muhammedin bir hadisi şerifine söyleyerek işi daha ileriye gitmesini önledi

Ali bir mesele hakkında kırmızı sarığını takarda kılıcını kuşanırsa o kılıc kolay kolay kınına girmez buyurmuşlardı
demiş
böylece önlenmiş

hazreti Muhammedin bedenine hizmet etmek istiyorlardı ama
Allah kıskanctır gayretullah buna müsaade etmedi


o yüzden hazreti Ali bu işlerle uğraşırken hilafet meselesinide ümmet içinde hazreti ebebkir hal etti

hazreti Ali ve ehli beyte yakın insanlar
hazreti Ali biat etmediği için
ebabekire bait etmemişlerdi

hazreti Ebu bekirde hazreti Alin hazreti Muhammedin bedeni ile uğraştığını bildiği için
hazreti Aliye danışılmadan hilafet meselesi hal olmuştu
hazreti Ali : ebubekir ile ömer bize danışmadığında bu husuta  biraz onlara gücendik dedi

hazreti ebabekirde dedi ki
biz sizi yakinen tanıdımızdan ayrıca iş ehemmiyetini bildiğimiz için
size danışmadan bu hilafet işi hal oldu dedi

yani hazreti Muhammedin bedenine hizmet ile uğraştığınızdan iş ehemmiyeti bildiğimizden
(yani Allah gayyurdur gayet kıskanctır sizin o işle oğraştığınızı bildiğimziden) ayrıca size danışmadık dediler..

bu uzun bir mesele

neden Hazreti fatıma 6 ay evinden çıkmamıştır
öyle hilafet meselesi yüzünden değil
hazreti fatıma babasını kabri saadetlerine yerleştikten sonra
kabirin içersinden bir avuç toprak almış koklamış artık bunu koklayan bundan sonra bu mezahiri koklarmı diye
matemhanesi olan evine çekilmişti
ve Aliyede çıkmamasını emrediyordu

dikkat edersen
hazreti Alinin başlangıçta hazreti ebubekire biat etmeyişi haşa kötü bir düşünceden dolayı olmadığı gibi islamda bir ayrılık olması içinde değildi


yani özetle
bu zatların yaptıklarını herkes layıkıyla anlayamamıştır...

sonra hazreti Ali hazreti ömer halife olunca onunla çalışmamışmıdır
hazreti osmanla çalışmamışmıdır

hazreti Aliyi tutanlar
hazreti Ali onları zahiren seviyor kalben bir alası yoktur diye bu işi döndürenler
hazreti Aliyi münafık yapmıyorlar mı

hazreti Ali hşsa münafıkmıydı ki
ömere osaman karşı içi başka dışı başka olsun

konuşan Kuran olan Hazreti Ali
bu ayeti bişmiyormuydu
zalime en ufak bir meyil ile meyledeni ateş kuşatacaktır

güya kendi hakkını gasb eden yani zalim olan ebubekir ömer osmana ne diye meyletnmiştir
bu ayeti bilmiyormuydu


o yüzden hazreti Aliyi sevip ömeri osmanı sevmeyenler hazreti Aliye münafık demiş olurlar
çünkü hazreti Ali halife olunca ömerle osmanla canla başla çalışmış onlara yardım etmiştir

onlara karşı içi başka dışı başka olmaz
bu hazreti Ali bu içi başka dışa başka olur mu
onlar zalimse onlara yardım eder mi
en ufak bir şekilde onlra meyleder mi
yani zalim olan bir insan medh edildi zaman orada sen zalimsin diye bir karşılık verilmezse meyletmiş sayan bir din buu



dipnot: neysee
aklıma geldikce yazım dağınık oldu ama
yazdım bir kere göndermemekte olmaz
derlemek toplamak lazımdı



Uyarı: Siz mesajınızı yazarken 9 yeni mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun.

sessiz.. 14.09.2007 01:07:50
'hazreti Ayşenin Göğsüne hazreti Muhammed başını koymuş yaslamıştır... dimi
o halde hazreti Aişeye hürmette hata etmemek lazımdır'


efendimiz tabiiki böyle yapacaktı
o diğer müslüman erkeklere hanımlarına nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeye çalışıordu ve
kendiside bir paygamber olarak hanımına bu şekilde muamele etmesi onu
çok sevdiği anlamına gelmiyor.

'hazreti Ali incitmeyin onu çok nazik davranın diyerek
hazreti Ayşenin yanına bizzat kendisi gitmiş Onunla konuşmuştur
hazreti Ali tarafından incitilmeden yola gelmiştir hazreti Aişe'



imam ali hayatında kimseyi incitmemiştir.onu şehit edenind bile ellerinin sıkıca bağlanmasına
ve canının yanmasına razı olmamış biridir.
ayşe ise imam alinin şehid olmasından sonra
2 rekat şükür namazı kılmıştır!


'Hazreti Ömerin oyuna reyine karşılık defalarca ayet inmiştir
Allah Ömerin reyini beğendi işte ayeti diyee kaç defa cibril gelmiştir'


yalan...

'hilafet meselesinde Hazreti Alinin 6 ay evde kalması dışarıya çıkmaması hazreti ebabekir biat etmemesi
halifelik yüzünden değildir'
hazreti fatıma onun dışarı çıkmasını istemiyordu
sonra demokrasi vardı
hazreti ebubekir seçildi
fakat hazreti Ali Hazreti Muhammed Kızı olan Hazreti Fatma bu alemde olduğu müddetce
gidip Hazreti ebubekire biat edemezdi sırf Hazreti Fatımanın zatı için hazreti Muhammede dayandığı için
nitekim 6 ay sonra hazreti fatma pederi alaları olan babası hazreti Muhammede teslim edilince
Hz. Ali kendisi gelip hazreti ebubekire biat etmiştir


neden hz. fatıma onun dışarı çıkmasını istemiyor?neden müsaade etmesin söylesene.imam ali bu 6 aylık süre için 'gözümde diken boğazımda kılçık bekledim' diyor!
peygamber efendimiz veda hutbesindede heryerde aliyi söylemiş onu anlatmış ve şunu demiştir' Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır'

hazreti ömerde hazreti muhammed bir gün önce hasta hasta sana tabi olaraktab arkadan namaz kıldı
bu senin halifeliğine işarettir bunu ilk önce ben kutluyıım dedi ama sahaptan biri daha önce davrandı
bu şekilde hilafet meselsi hallediliyordu ashap birre ikişer gelip ebebekire biat ediyordu
ve Hazreti ali o sırada hazreti Muhammedin bedeni ile uğraşıyordu


 ya ya tabi tabi.nede güzel anlatıyosun.nihat hatipoğlu gibi.oda hz.fatımanın mezarının gizli oluşunun sebebini mütevazilik diyerek açıklıyorr o var ya ooo.o ve sen ve tüm bilen(!) sünniler siz yanıcaksınız hemde nasıl..

'hazreti ömerde hazreti muhammed bir gün önce hasta hasta sana tabi olaraktab arkadan namaz kıldı
bu senin halifeliğine işarettir bunu ilk önce ben kutluyıım dedi ama sahaptan biri daha önce davrandı
bu şekilde hilafet meselsi hallediliyordu ashap birre ikişer gelip ebebekire biat ediyordu
ve Hazreti ali o sırada hazreti Muhammedin bedeni ile uğraşıyordu

hazreti Ali Hazreti Muhammedi kabri saadetlerine yerleştirtikten sonra
ümmette hilafet meselesi hal olduktan sonra geldi
ille bizde hazreti Muhammedin bedenini hizmet edeceğiz diye ısrar ettiler
hazreti Ali hayır dedi
iş uzatı renk almaya başladı
hazreti Ali kırmızı sarığını sardı kılıcını kuşandı Mezarına oturdu ve bu husuta ısrar etmemelerini ashaba ihtar etti
ashaptan biri Hazreti muhammedin bir hadisi şerifine söyleyerek işi daha ileriye gitmesini önledi

Ali bir mesele hakkında kırmızı sarığını takarda kılıcını kuşanırsa o kılıc kolay kolay kınına girmez buyurmuşlardı
demiş
böylece önlenmiş

hazreti Muhammedin bedenine hizmet etmek istiyorlardı ama
Allah kıskanctır gayretullah buna müsaade etmedi


o yüzden hazreti Ali bu işlerle uğraşırken hilafet meselesinide ümmet içinde hazreti ebebkir hal etti'


ömer hasta yatağında peygambere sayıklıyor(haşa ) dedi. Allahın kitabı bize yeter dedi çekti gitti desene.peygamber ortalığın karışacağını bildiğinden kağıt kalem istedi.vasiyetini yazacaktı ama şeytanlar bırakmadılar.tabii onlarda ne yazacağını biliyorlardı.şimdi sakın inkar etme evet peygamber istedi vermediler.yoksa peygamber akıl edemiyormuydu bi vasiyet yazmayı.niye kargaşa olsun? dimi ya


neden Hazreti fatıma 6 ay evinden çıkmamıştır
öyle hilafet meselesi yüzünden değil
hazreti fatıma babasını kabri saadetlerine yerleştikten sonra
kabirin içersinden bir avuç toprak almış koklamış artık bunu koklayan bundan sonra bu mezahiri koklarmı diye
matemhanesi olan evine çekilmişti
ve Aliyede çıkmamasını emrediyordu


 :)ya yok böyle bişey ya neden çıkmasın hz.ali dışarı ya ne demek bu ya ne saçma ne ahmakça
 
bunlara cevabın varsa diğerlerinide yazarım...

RenaultFerrari 14.09.2007 01:54:08
ben öğretmenin hep söylerim Muhammed şemseddin yeşil efendidir
bazıları onun ismi anıldımı alevilik kokusu alıyoruz derler
çünkü o kadar çok ehli beyti sever ve o kadar hissi anlatır ki
sanki o ailenin bir ferdi gibidir
ben ne yazmışsın hep ondan duymuş öğrenmiş yazmışsımdır


Hazreti Muhammed ADLI KİTABINDA Hazreti Ebubekrin hilafeti aldı bölümdeki yazısını buraya yolluyorum


vede bu konu çok ince bir konu sessiz
ben sadece burada duyduklarımı okuduklarımı sana yazmak istedim
gel bunu kabul edeceksin mecbursun kabul ettireceğim sana demiyorum

bilgin olsun diye yazdım


bu yazı
Hazreti Muhammed Şems-üd-din Yeşil efendiye aittir
www.yesilhoca.com
(yazının bazı yerlerine cümlelerin iki defa tekrar edildiği gibi yerlere parmağım deymiştir nerleri olduğunu hatırlamıyorum)
....


Resulü Ekrem efendimiz Veda Haccından bir iki gün sonra pek bitap düşmüşlerdi
Humma nöbetlerinden Vücudu saadetleri pek süratli olarak hırpalandı
Yani O kadar çok ateşi vardı ki Eshabı Kiramdan Ebu Said Cenabı Nebiyi
Ziyaret ettiklerinde elini peygamber efendimiz vücuduna temas ettirir ettirmez
Sıcaklığından hararetin Şiddetinden şaşkın kalarak elini çekmeye mecbur oldu

Başka defa hasta oldukları vakit şifaları için dua ediyorlardı
Bu defa dua buyurmuyorlardı

Resulü Ekrem bu derece rahatsız ikin bile ümmetini düşünmekten feragat edemiyordu.
Eshab endişe içinde idi
Hastalık çok ağırlaşmaıştı
Kibarı Eshab Resulü Ekremin huzurunda toplandılar

Aziz Peygamber:
‘‘Bir divit getiriniz size vasiyetname yazayım ki benden sonra delalete düşmeyesiniz’’ buyurdu
Fakat Eshab arasında ihtilaf  çıktı
Eshabtan bir kısmı divit ve kalemin getirilmesini arzu ediyorlardı
Beni Haşim ile Ensarın ekserisinin reyi bu idi

Bir kısmıda ‘‘Vasiyete ne hacet’’ diyorlardı bunlar arasında Hazreti Ömer de vardı

Hazreti Ömer
‘’Resulü Erkemi şu hastalığı zamanında rahatsız etmek canını sıkmak sıkıntı vermek doğru değildir’’ diyorlardı

Resuli Zişan
‘‘Peygamberler huzurun da Eshabın ağız kavgası çekişmesi münasip değildir dışarı çıkınız’’
diye emrettiler ve vasiyetnamenin yazılmasından feragat buyurdular

Efendimizin öbür aleme göçünden üç gün evvel istikbali pek fazla keşfetmiş olan
Abbas İbni Abdülmuttalip  İmamı Aliye tesadüf ederek Hilafet hususunda ki emrini
Resulüllahdan sormasını teklif etti

İmamı Ali
‘‘Resulü Ekrem bize tefviz etmezse başkasına da etmez’’diyerek sualden çekindi ve
daha doğrusu bu babda bir müddet evvel Söylenen efendimiz mübarek sözlerini kafi görerek
tekrar Cenabı Nebiyi rahatsız etmeye lüzum görmedi

Resuli Ekrem Alemi Cemale teşriflerinden birkaç gün evvel namaza çıkmadılar
Hazreti Ebubekiri imamete vekil tayin ettiler
Cenabı Sıddık  ilk defa olarak Eshaba Perşembe günün yatsı namazını kıldırdılar

Cenabı Peygamberin Pazar günü hastalığı bir kat daha arttı
Pazartesi günü ise sabah namazı vakti biraz hafiflik hissederek
Mescidi saadete çıktılar

Eshabı Basafa hazreti Ebubekire iktida etmiş namaz kılıyorlardı
Habibi Huda da iktida ettiler ve oturdukları yerde namaz kıldılar

Tekrar Hücreyi saadetlerini döndüklerinde  Hazreti Fatımenin gözleri yaşlı idi

Kendilerine:

‘‘Niçin mahzunsun? Ehli Beytimden en önce ve pek yakın zamanda sen bana geleceksin’’
buyurdular ve Hazreti Aliye bazı şeyler söylediler

Ölüm hastalığı başlamıştı….ki O hal Habibi Hudanın mertebesiyle mütenasipti
Çok şiddetli oluyordu Apaçık Tenezzülatı İlahiyeye
unsuru paki Muhammedi dayanamıyordu
Mübarek yüzleri kah şiddetle kızarıyor kah kararıyordu ter içersindeyidiler
Yanlarında ki bardaktan sık sık su alıp yüzlerine sürüyorlardı


Arabi aylarının on ikinci günü olan pazartesi günü öğle vakti
‘‘Refiki ala…Refiki ala…’’ diyerek son nefeslerini söylediler
Alemi cemale teşrif ettiler

Eshabı Hayret kaplamıştı… Hazreti Ömer
Kim Resulüllah ölmüş derse boynunu alırım diye kılıcını çekmişti

Tam o sırada Hazreti Üsame ordusundaki asker geriye dönerek şehre girdiler
Ordu sancağını hazreti Peygamberin kapısının önüne dikti

Bu hal onlara daha büyük dehşet veriyordu Resuli Ekrem anavatanından Medineye
Mübarek ayaklarını bastıkları vakit nasıl şehir nurlara dalmışsa aksi zuhur etmiş
Medine herkesin gözüne karanlık geliyordu

Hazreti Ali Cenabı Abbas göz yaşları içersinde Resulü erkemi yıkanıp kefenleme işini
Yani techiz ü tekfini ile meşgul oluyorlardı
Hazreti Ebubekir de  hanei saadette idiler. Geldi herkesi teselli etti.
Sureti Muhammediyenin elbette alemi butuna geçeçeklerini izah etti
Bu esnada hariçte ‘‘Hilafete kim getirilecek? Sözleri yüksek sesle söylenmeye başladı..


Ensardan bazıları halifeliğin kendilerinden halk oylaması ile seçilmesini ileri sürdüler

Evs Kabilesi: Kendi Reisleri Üseyyid İbni Hudeyri
Hazrec Kabilesi :Reisleri Sa’d İbni Ubadeyi halife yapmak istiyorlardı

Bunların hangisi Halk oylaması ile seçilse rekabet ortaya çıkacak
İslam neşesi bozulacak (La ilahe illallah) yüce ulu kelimesindeki mananın
Toplantısı kalkacak Din Aşkı yerine kavmiyet süsü gelecekti

Evet Sa’d İbni Ubade dehşetli hutbeler getiriyordu hemen kendisine biad olunmak üzere idi
Ama Bu sefer Muhacirin ihtilaf edeceklerdi

Hulasa İslam üzerine azim bir tefrika düşecekti
İşte en tehlikeli zamanda Hazreti Ebubekir geniş kiyaseti
tatlı açık pürüzsüz ve güzel ifadesiyle bu kargaşalığı Hazreti Ömer ve Hazreti Ubeyde ile hallettiler


Şöyle ki :
İki tarafın hizmetlerini zikrettiler
Ensarı Kiramın Vefalarını dine sebkeden hizmetlerini birer bire saydılar..
‘‘Siz bizim vezirlerimizsiniz sizin reyinizi alınmadıkça hiçbir iş görülmeyecek
her meşverette bulunacaksınız… Siz şimdi  bu işi bozarsanız İslamın parçalanmasına sebep olacaksınız’’
diye hutbeler irad ettiler

Hazrec Kabilesinden Sa’d İbni Numan Ayağa kalkarak kavmine hitaben

‘‘’Vakıa bizim İslama hizmetimiz cihadımız yardımımız vardır
lakin biz bütün hizmetlerimizi Allahın ve Resulüllahın rızaları için yaptık
onun için biz dünyaca bir karşılık beklemiyoruz
Hem Resulü Ekrem Kureyştendir
Binaenaleyh o kavim bence hilafete daha layıktır’’dedi

Bu arada her kafadan bir ses çıkıyor söz uzadıkça uzuyordu
Hazreti Ömer sözü keserek Ebubekire hitaben

''Resuli Ekrem seni bize imam yaptı kendiside arkandan namaz kıldı
bu senin hilafetine bir işarettir. İlk önce ben sana biat edeyim de o şerefe önce ben nail olayım’’
diyerek Hazreti Ebubekirin elini tutacağı sırada Beşir İbni Said daha evvel davranarak
Hazreti Ömer ve Hazreti Ubeydeden daha önce biat etti
ve onu takiben hazreti Ömer ve Hazreti Ebu Ubeyde biat ettiler

Evs kabilesi de Resileri ile beraber gelip biat ettiler
Bu hal karşısında Hazreclerin ittifakları da bozuldu
Sa’d İbni Ubadeye biat bahsi kalktı

Bu suretle Ensar ve Muhacirin hep birden Hazreti Ebubekire biat ettiler

Zübeyr İbnil Avam
Mikdan İbnil Esved
Selmanı Farisi
Ebuzeri Gıfarı
Ammar İbni Yasir
Utbe İbnil Leheb gibi Beni Haşimden bazı zatlar
hazreti Aliye Biat etmek istediklerinden önce Hazreti Ebubekire biat etmediler
fakat sonradan hepsi gelip biat ettiler

Hazreti Ali ile Zübeyr
‘‘Biz Ebubekiri Yarı Garı Habibi Rabbüli-Erbab olduğunu biliriz
Sıddıykı Celil olduğunu da tasdik ederiz
Yalnız bu mühim hususta bizi meşveret haricinde tuttuğundan dolayı gücendik’’ dediler

Hazret Ebubekir
‘‘Kasdımız sizi meşveret haricinde tutmak değildir
bilakis bu hususta sizi çok yakin tanıdığımızdan ve işin nezaketinden dolayı
ayrıca bir meşveret yapılmamıştır’’ dediler

evet Nedir o nezaket o incelik
İşin hakikat manası
Hazreti Ali Peygamber efendimizin Mübarek Kızı İmamı Fatıme bu alemde iken
Hazreti Ebubekire Biat edemezdi ve Sırf Hazreti Fatımenin zatı için Biatı sahih olmazdı
Nitekim Hazreti Fatımeyi altı ay sonra Pederi Alaları Olan Cenabı Muhammede teslim ettikten
sonra dönüşte Hazreti Ebubekire biat etmişlerdir

Yalnız şu birkaç cümlenin manasını suret-perest olanlar
Henüz imanı gaybide durup imanı zevkiye çıkamayanlar
ve işin kabuğunda kalan ulema anlayamazlar


hem Kuranı Mübinde Hazreti Ebubekirin önce halife olacağı
gayet herkesin okuduğu zaman anlayabileceği açık bir işaretle beyan olunmuştur

Nisa 69
Feülaike     mealleziyne     enamallahü     aleyhim     minennebiyyiyne   
ves- sıddiykınıyne
veş-Şühedai
ves-salihiyne
ve hasüne ülaike REFİYKA
   
Ayeti celileden Meal alınacak olursa
Sıddiykıynin Başında: Hazreti Ebubekir gelir
Veş-Şühada sözüyle : Elbette üç tene SEHİD Halife olarak
Ayette Sırayla verildiğine göre
1-Ömer ilk şehidir
2-Osman
3-Ali gelir
(diğer meallerle mukayeseli okunması rica olunur)

Ey Hakikat Arayan !
Hissini bir tarafa bırakıp akıl ve imanında kalıp
Şurayı çok iyi ve dikkatle tetkik edersen
O vakit asırlardan tarihte gizlenmiş veyahut yanlış olarak nakledilmiş hakikatleri anlarsın

İslam bu gizlenmiş yahut yanlış olarak nakledilmiş hakikatler yüzünden
Fırka fırka ayrılmış aralarına nifak girmiş bu nifak milyonlarca varlığı hala birleştirememiştir

Halbuki İnsaf ile tetkik edilse bütün bu ayrılık yapanlar hepsi asıl gayede birleşiyor
Hepsi (La ilahe illallah Muhammeden Resulüllah Kuran Kitabullan) diyorlar
Fakat bir kısmı
‘‘Ali birinci halife olacaktı diğerleri gasp ettiler
gasıpdırlar’’
bir kısmı
‘‘Hayır diğerleri efdaldir Ali mertebe itibariyle dördüncüdür’’ der

bu iki görüş yanlıştır
birinci kısımdakilerin nazarında Ebubekirler Ömerler Osmanlar Hazreti Alinin Hakkını gasb etmişlerdir
bir defa bunlar hatadırlar
Zira Gasıb demek Zalim demektir
E Kuranı Mubinde de Hud 113 de
Zalime en ufak bir meyil ile meyledeni ateş kuşatacaktır buyurulmuştur

Bunun manası şudur : Bir zalimin bir mecliste tanzim makamında ismi anılsa da
bir kimse karışmasa
yani kim karışmadıysa Nar onu kuşatacaktır buyuruluyor

Acaba İmamı Ali bu ayeti bilmiyor muydu da hakkını gasp edenlerle beraber çalıştı ?
Halbuki Hiçbir Ayeti celile yoktur ki Hazreti Alinin
İlminde olmasın
onun sebebi nüzülünü bilmesin ü
Ben ilminm şehriyin Ali de onun kapısıdır
fermanı Peygamberisine mahzar olmuş bir zattır
Onun Kalbi Kuran Mahfazasıdır

Bazıları Şöyle cevap verirler:
‘‘Efendim Zahiren Biat etmiştir Hakikatte kalben bir ilgisi yoktur’’

bu söz döndürerek yorumlama o kadar soğuktur ki insan haberi olmadan
Hazreti  Aliyi gücendirir ve küçültür
Haşa Ali münafık mı içi başka dış başka olsun..

İkinci kısımdakiler de yani Diğerleri Efdaldir Ali mertebe itibariyle dördüncüdür’’
Görüşünde olanlar da hatadadır

Zira Hazreti Alinin dördüncü halife oluşu rütbe itibariyela dördüncü olmasına sebeb teşkil etmez

Kuranı Kerim Dört Kitabın dördüncüdür amma Dördüne de camidir
Ne güzel söylenmiştir

Oldu dördüncüsü Hayder Hulefai Raşidinin
Kütübü münzelenin Hazreti Kuranı gibi


peygamberimizin mübarek bedenin işleri ile uğraşılırken hilafet meselsi esahbın düşüncesini işgal etmeye başlamışdır,çünkü hilafet meselesi Hayatı nebide halledeilmemiştir

cenabı peygamber bir vaziyetname yazdırmak arzusunda bulunduklarında esahp münakaşa edince feragat buyurmuşlardır

bude mühim bir meseledir
bazılarının iddia ettiği gibi bu vasıyette yapılacak şeyler zarurat-ı diniyeden olsaydı ve Cenabı peygamber de onu yapmadan gitseydi bu dini ikmal etmeden gitmiş olmaları lazım gelirdi ki bu hakikatamuhalif ve dinin ruhuna aykırıdır

şurada biraz daha incelikler açalım :

esahbı kiram hakkındahi hadisi şerifler hislerden azade olarak kemali dikkatli tahlil edersek
şu müstefad olur ki
Cenabı Nebi İmamı Alinin kendinde sonra kafil-i salar-ı islam olmasını arzu ediyorlardı
sebebine gelince: Ali'yi bizzat ihtimam- mahus ile yetiştirmişler ve işlerinin esararına mahrem etmişlerdir
yalnız İmamı Ai hakkındaki bu tercihleri '' damadını amcazadesini kayırıyor nübüvvete ırsi bir saltanat hali veriliyor'' manasına alınmaması için esahbın iştirakiyle bu işin yapılmasını gönüleri arzu etmişti
hulasa Aziz peygamber arzu ediyordu ki İmamı Ali'yi o makama dostları is'ad etsin

fakat son günlerdeki vasıyyet meselesi. Eshabın böyle bir tercihe inanmış olduğunu böyle bir tercih yapacağını göstermiyordu..

Resul-i ekrem Ashabının dostlarının şu halet-i ruhiyelerine rağmen yine İmamı Ali'in hilaetini tasrihan emretmiş olsalardı; dini İslamın ruhu ictimaiyyesi olan meşveret ve ekseriyetin Hürriyet-i ara ve fkar kaidelerini hulasa Hakiki demokrasi kaidelerini bozmuş olacaklar ve atinim mesuliyetini kendi uhdelerine almış olacaklardı
yani hilafet Sülale-i Alide tekarrur edeceği cihetle bu sülaleden gelen her amirin amelerindekki mesuliyet döne dolaşa
zatı peygamberilerine raci olacaktı

bundan dolayı vasiyetnameden feragat eildi ve hilafete sarahatle kimse gösterilmedi

 

namlu 14.09.2007 02:09:43
alevı arkadaslarımdan ozur dılıyorum amacım kotulemek yada laf etmek deıl.her dıne her ınanca saygım sonsuz sadece merak edıyorum ve cevap da bulamıyorum hz.ali yı kım gormus kı resmını kullanıyor yanı dıyecegım şu,o zamanda ressam veya baska bı kısılerde yok neye dayanarak hz.ali resmı var.

alevı arkadaslar lutfen kızmasın asla saygısızlık etmıyorum sadece ogrenme ıstedım ...

sevgıler..

14.09.2007 11:22:41
Hz. Ali, cildi çok esmer, gözleri şehla, hafif göbekli, saçları dükülmüş ve orta boylu idi. Başının önü savaşta yaralanmış, sakalı bir hayli gür, bazen sakalına kına koyardı, yüzü güzeldi, gülümserken dişleri görülürdü.

Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.217-218 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.404 B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Ali M.E.B.Y.

VENÜS 14.09.2007 11:43:49
Bunların hiçbirini mantıgım almıyor.Hz.Ali Muhammedin damadı degilmi oda kurana inanmıyormu e o zaman buda müslümanlık olmuyormu? e peki neden aleviler kendi oruçlarını kendileri belirlemişler? neden ibadet diye cem evlerinde saz çalıyorlar? Hz.Muhammedin dini bumu? kim  uydurmuş bunları bu uydurma ibadetlerin Hz.Aliyle ne baglantısı varda onun adı kullanılıyor?


Sayfa: 1 [ 2 ] 3 4 5