|
||
| Aleviliğin tarifi Emîrel Mü'minîn İmam Ali(K.V.), bir gün bir bir cemaatin yanından geçerken, hemen ayağa kalkdılar ve kendisine ta'zîm ve tevkirde bulundular. İmam Ali onlara: "Siz kimlerdensiniz?" diye sordu. Onlar: "Biz seni sevenlerden ve senin yolunda olanlardanız." Hz.Ali onlara:"Hayırda olasınız" dedikden sonra: "Siz böyle söylüyorsunuz, ama niçin ben sizin sîmâlarınızda bu sevginin ve bu bağlılığın alâmetlerini ve beşâretlerini göremiyorum" dedi. Hitab etdiği bu cemaat, hayâlarından dolayı, İmamın bu sözü karşısında susdular. İmamın yanından olanlardan bir zat: "Yâ Emîrel Mü'minîn! Siz Ehl-i Beyte ikram-ı hâssı ile ikram eden ve sizi sevmeyi, âyât-ı Sübhânîsiyle mü'minlere farz kılan Allah hakkı içün, bize söyler misin, sizi sevmenin ve size tâbi' olmanın alâmetleri ve vasıfları nelerdir?" dediği zaman, İmam Ali (K.V.) : "Bizim yolumuzda olanlar ve bize tâbi' olanlar; Hakka ârif, Allah'ın emrine âmil, doğruyu söyleyen, ehl-i fazîlet, yiyecekleri az, giyecekleri sâde, yürüyüşleri mütevâzî, Allah'a taatlarında huşûlu, ibâdetlerinde hudûlu, harama gözleri kapalı, kulakları yalnız Rablerinin ilmine açık, Allah'ın kazasına râzı. Eğer Allah onların ecellerini tayin etmemiş olsaydı, Rablerine kavuşmanın şevkı ile, ruhları bedenlerinde bir an durmazdı. Hâlık-ı a'zamı içlerinde ta'zîm eder, Hakkın gayrını, gözlerinde küçük görürler.Cenneti görmüş ve tahtlarında oturmuş gibi fehmederler ve Cehennemi de azâbını tatmış, sabretdikten sonra, felâh-ı ebedîye kavuşmuş gibi bilirler. Dünya onları ister, onlar dünyayı istemez. Gecelerine gelince... Diz çöküp Kur'an okurlar, onun mesellerinden ibret alırlar. Ba'zan onda, belâlarına şifâ bulurlar, ba'zan da secdelere kapanıp gözyaşları dökerek, Cebbâr-ı Azîm'i tebcil eder, ahrardan olmak içün ona iltica ederler. Gündüzlerine gelince... gündüzleri âlimdirler, hakîmdirler, ebrardırlar ve müttakidirler. Bütün amelleri, ivazsız garazsız Allah içündür. Yapdıklarının azına razı olmazlar, çoğunu da çok görmezler. Her zaman kendi nefislerini itham ederler. Allah korkusu ve Allah sevgisi ile kalpleri tir tir titrer. Onlardan herhangi birisine bakdığımız zaman, dîninde kuvvetli, hazminde yumuşak, îmânında yakîn, ilminde harîs, fehminde fakîh, hulkunda halîm, niyyetinde sağlam, varlıkda cömert, yoklukda mütehammil, meşakkatde sabırlı, ibâdetde huşûlu, herkeze karşı merhametli, ihsanında âdil, kazancında helâle tâlib, Hakk ile neşît, şehvetine sahib, ameli zikr, hemmi şükr. Geceleyin gaflet uykusundan hazer ederek uyur, Allah'ın kendisine ihsan etdiği fazlu rahmetine sevinerek uyanır. Fâniden yüz çevirir, Bâkî'ye rağbet eder. İlmi ameli ile beraberdir ve ilmi hilm iledir. Tembelliği çok az, çalışması pek çokdur. Emeli az'dır, hatadan çok çekinir. Kalbi, Rabbine şâkir, nefsine mani', dînine harisdir, gayzına hâkimdir.Komşusu kendisinden emindir. İşi kolay, kibri yokdur, sabrı âşikârdır. Zikri çok, yapdığı hayırda riyâ yokdur, hayâsından dolayı hayrı terk etmez. Bizi sevenler ve bize tâbi' olanlar işte bunlardır. Bunlar bizdendir ve bizimle beraberdir. Âh... onlara kavuşacağım günü hasretle beklerim." ben bu msajı derlerken sen başka mesaj yazmışsın |
||
|
||
| yani imam ali diyorki islamın emirlerini uygulayan bizi sevmiş demektir bizim yolumuzda demektir. tüm bu vasiflar, özellikler şialarda yokmu sen neden özellikle ehl-i sünnet diyorsun.ve şunuda çok iyi biliyoruzki en çok imam aliye buğz edenler sünnilerdir |
||
|
||
| alevilik kelimesinin nerden geldigini kimse bilmiyor,bende dahil .... | ||
|
||
| "Aleviliğin içinde İslam Vardır ama Alevilik İslamın İçinde değildir" Alevilik İslamın içindemi dışındamı tartışmaları her iki durumdada Aleviliğe değil Aleviliği yıllarca asimile etmeye çalışanların işine yarıyor. Karmaşık, sancılı ve çok faktörlü bir dönemde Alevileri tehdit eden en büyük tehlike, saldırı ve müdahalelerin inançlarının özüne, merkezine yönelmiş olmasıdır. Bu tehlike “Alevilik İslamın özüdür” denilerek İslam’ın muhalif yorumları hiç dikkate alınmadan ve bunlardan kesinlikle söz edilmeden, Aleviliğin sadece Sünni ve Şii mezheplerinden biriyle boyanmak ve vaftiz edilmek istenmesinde şekilleniyor. Hedeflenen ama bin yıldır ulaşılamayan ve bu nedenle de yok edilemeyen “sır örtüsü altındaki” özün devre dışı bırakılmak istenmekte. Ve bu anlamdada dev bir kadro bunun için çalışmaktadır. Gerek Devletin tüm resmi kurum ve kuruluşları, Milyarlarca dolarlık imkanlarıyla Vakıflar ve Medya ve Türkiye bütcesi 7 bakanlığa eşdeğer Diyanet ve 100 binleri bulan kadroları olmadı yedekledikleri Şii anlayışla Aleviliği İslama hapsederek içini boşaltmaya çalışmaktadır. Özellikle Alevilik islamın içinde ve dışında tartışmalarından uzak durmak, olmazsa Aleviliği İslamın Özüdür deyip asimilasyona hizmet etmemek hepimizin görevidir. Aleviliğe İslam’dan giren kelime, kavram ve kişilerin orada kazandığı anlamlardan doğacak bu boşluğun Sünni İslam’daki anlam ve değerlerle doldurulması amaçlanıyor. Bu amaç gerçekleştiğinde de bir Alevi artık, namaz denilince inancındaki halka namazını değil; günde 5 vakit namazı anlayacak ve ezanı duyar duymaz da camiye koşacaktır. Hz. Ali adı geçtiğindeyse Alevilikteki olağanüstü niteliklere sahip İmam Ali yerine, Sünnilerin anladığı manada Ömer ve Osman ile aynı değerde, sıradanlaştırılmış ve 4. Halife olan Hz. Ali’den daha fazlasını düşünemez hale gelecektir. Böylelikle de asimilasyon süreci bitmiş ve Sünnileştirme tamamlanmış olacaktır. Aleviler birçok cepheden yaylım ateşine tutuluyor ve çok güçlü bir taarruzla karşı karşıyalar. Bu harekâtın püskürtülmesi şu anda büyük aciliyet ve önem taşıyor. Bunu yönlendirenlere, Aleviler arasından cephane taşımaya ve lojistik desteğe “paydos” demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Yoksa bu gidişle ortada ne özüne sadık bir Alevilik bırakacaklar ne de bugünkü gibi rahatlarını kaçıracak büyüklükte bir Alevi nüfus! Hedef belli ve buna ulaşılması için kararlı olunduğu kesin. Ortamı ve gidişatı iyi analiz edersek, belli güçlerin Alevileri, Aleviliğin İslam’daki yerine dair tartışmaların bataklığında güreştirip, enerjilerini tükettirerek, bölüne bölüne küçük lokmalar haline gelecekleri günü iple çektiklerini sezememek büyük aptallık olur. Keza Alevi çoğunluğun Sünniliğe tamamen teslim olmalarıyla “gerçekten yüzde 99 Müslüman bir Türkiye” hedeflendiğini hâlâ anlayamamak ise ayrı bir körlüktür. Bu nedenle Aleviliği İslamın içinde görme ve dayatmalara karşın ki (Zaten İslamiyet Alevilerin hayatında hiç olmayan kurallarını bilmemize karşın) İslamın içidir hatta Özüdür şeklinde söylemlerden uzak durulmalı; Yüreklilikle ve Özümüze uygun Kendimizi açık dille ortaya koymak zorundayız. Yoksa 20 milyonları bulan Alevi kitlesini yüzbinlere inişini ve artık baktığımızda özümüze ait kültürün emaresini bile göremeyeceğimiz günler bu dev Asimilasyon kadrolarının olağanüstü gayretlerinin ötesinde kendimizde buna cephane taşımış olacağız. Yüreklilikle Açık konuşalım. Bizim günümüzde yaşanan İslam türleri ve uygulamalarıyla hiçbir bağımız yok. Biz, sizinle ortak bazı noktalarımız bulunmasına rağmen çok farklı bir inanç ve ibadet anlayışına sahibiz. Kimseyle de Müslümanlık yarışına girmeyiz demeliyiz. Özüne ve Alevi değerlerine sahip her Alevi geçmişin mirasından birinci derecede gelecek için sorumludur. Bizi kabul edenle böyle kabul etmek zorunda bu anlamda "Dönen Dönsün Ben Dönmezem yolunda diyenlerin mücadele sahnesi olacaktır. Lütfen bu gidişata DUR diyelim. Saygılar, |
||
|
||
| ben dilbilgisi olarak merak etmistim aslinda ... | ||
|
||
ben dilbilgisi olarak merak etmistim aslinda ... Alevilik her ne kadar sözlük anlamı itibariyle “Hz. Ali’yi seven, yandaşı olan” diye tanıtılıyorsa da bu tanım yetersiz ve derinliğine bir tanım olmadığı için bir takım kelime oyunlarının yapılmasına uygun bir zemin oluşturmaktadır. Örneğin bazılarının dediği gibi “Ali’yi sevmek Alevilikse,ben herkesten çok Aleviyim” türünden kelime oyunlarıyla insanlar aldatılabilmekte. Alevi olabilmek için sadece Hz. Ali’yi sevdiğini sözlü olarak ifade etmek yeterli değildir. Bu noktada şu kısa bilgiyi vermekte yarar vardır. Alevi sözcüğü her ne kadar kelime anlamı itibariyle Hz. Ali’yi seven ve yandaşı olan gibi anlamlarda kabul ediliyor ise de,sözcük anlamıyla Alevi;Hz. Ali’nin soyundan gelen kişilere verilen özel bir isimdir. Yani Seyyidlere Alevi denilir. Örneğin 12.yüzyılda yaşamış olan Feridüddin-i Attar İlahiname adlı eserinde,Alevi sözcüğünü soy mensubiyeti anlamında kullanmıştır. |
||
|
||
| mesela pirsultan veya haci bektastan hic duymadim ben aleviligi ... | ||
|
||
Alevilik tercih olabilir tabi, niye olmasın?
|
||
|
||
mesela pirsultan veya haci bektastan hic duymadim ben aleviligi ... Hacı Bektaşı Veli Alevi bir ozandır,bilgedir bütün öğretileride bunu işaret eder yazdığı deyişlerden makalatlara kadar,Bektaşi öğretisine kadar,zaten bilmeniz gereken şudur Alevi Bektaşi İnancı,Bektaşilik Tarikatı'nın kurulmasında etken kişi Hacı Bektaş olmuştur. Hacı Bektaş, Horasan Okulu’ndan aldığı “Dört Kapı” anlayışına, her kapıya “onar makam” ekleyerek “Dört Kapı Kırk Makam”'dan oluşan tarikatın altyapısını kurar. Buna, “Bektaşi Seyri Sülûğu” da denir. Kaygusuz Abdal, Bektaşi erkannamesi üzerinde düzenlemeler yapar. Bektaşiliğin ilk erkannamesini yazan o olur. Böylece Bektaşi Tarikatı’nın ilk “tüzük yapıcısı” Kaygusuz Abdal’dır. Balım Sultan’sa bu erkannameyi sonradan geliştirmiştir ve kurumlaştırmıştır. Hacı Bektaş’tan sonra tarikatın başına Abdal Musa geçmiştir. Bektaşilik; Batınilik, Hurufilik, Ahilik, Kalenderilik, Haydarilik, Melamilik gibi akımlardan etkilenmiş, hatta bazılarını kendi içinde harmanlayarak şekillenmiştir. Hacı Bektaş dağınık Alevi ve Alevilik türevi akımları ve toplulukları içine almış, yeniden kalıba dökmüş, Aleviliği yeniden derneştirmiş ve Alevi- Bektaşiliğin yolunu çizmiştir. Bunu da doğallıkla kurduğu tarikatıyla yapmıştır. Çevresine bir takım görevliler almış, bunların bir bölümünü kimi yerlere görevlendirerek göndermiş, oralarda “aydınlatma/irşat” çalışmaları yaptırmış, Anadolu’daki diğer Alevi ocakları ile ilişki kurarak kendine bağlamış ve onları yönlendirmiştir. Bu nedenlerle Hacı Bektaş, Alevi-Bektaşi toplumunun gözünde yolun-yolağın “piri”dir, tarikatın kurucusudur. Balım Sultan Alevilere göre ikinci pir (piri sani)’dir. Alevilik-Bektaşilik araştırmacısı İngiliz J. K. Birge bu süreci Alevi toplumunun yorumuna göre yapar. Ona göre; “XIII. yüzyıldan başlayarak Küçük Asya’dan ismen ait oldukları çeşitli dinlerden karışmış öğeler içeren bir tür halk dini gelişti. Hacı Bektaş’ın, harekete yardımcı olan gezginci ruhani önderlerden biri olarak giderek artan bir biçimde üstünlüğü tanındı, yalnızca Kırşehir yakınındaki köy adını ondan almakla kalmadı, fakat tüm Küçük Asya’da sayısız köyde onun adı pir olarak ünlendi. Balım Sultan’la kent içi ve yakınlarındaki tekkelerde daha yetkinleştirilmiş bir ritüel ve örgütlenme başladı. Bu örgütlenme, belirli ölçülerde çok benzer inanç ve uygulamaları sürdüren, fakat Bektaşiliğin düzenlenmiş sisteminin dışında kalan köy gruplarından farklılaştı ve daha biçimsel olarak örgütlenmiş Bektaşi Tarikatı haline geldi”. |
||
|
||
| ehli sünnetin tarifni yazdım yaa artık ehli sünnetin ne oldğunu biliyorsun Hazreti Aliye buğz edenler muaviyenin züriyetinde gelenlerdir sunniler değildir... sunniler içersindeki Muaviyenin zuriyetinde gelenler .... : ) : ) şunlarıda söyliim herşey çok yanlış anlaşılmış karma karışık olmuş sen artık anlamaya çalış ..... hazreti Ayşenin Göğsüne hazreti Muhammed başını koymuş yaslamıştır... dimi o halde hazreti Aişeye hürmette hata etmemek lazımdır nitekim hazreti Ali incitmeyin onu çok nazik davranın diyerek hazreti Ayşenin yanına bizzat kendisi gitmiş Onunla konuşmuştur hazreti Ali tarafından incitilmeden yola gelmiştir hazreti Aişe Hazreti osman hayaü imandır hazreti Muhammed sırf Hazreti osman gelince daha bir oturduğu yerde derlenir toplanırdı utanmasın diyee... Hazreti muhammed böyle muamale yapardı ona hazreti ebubekir babasını getirmişti müslüman olsun diye hazreti Muhammed ebubekire biz bu ihtiyarın yanına gidecektik demiş utanmış hazreti ebubekirin babasından hazreti Muhamemd ben herkese hakkını verdim çektikleri sıkıntılara karşı herkese lhakkını veridim buyurmuş bir tek hazreti ebubekirin hakkını veremedim buyurmuşlardır Cenabı Hakta habibim O'nu bana bırak ben vereceğim onun hakkını buyurmuş ben ancak verebilirim yanii Hazreti osman hazreti ömer bunlar ne sıkıntılara katlanmışlardır sırf hazreti Muhammed için bedir harbinde bunlar yok muydu o bedir harbi ki dünya tarihinde böyle bir harbin misli yoktur hazreti Ömerin karşısında oğlu şusu busu amcası var hazreti Osmanın karşısında da böyle... bedir harbinde olanlardan kalkan kaltı buyurmuş cenabı hak yani onlar ne yaparlarsa yapsınlar ben onları affedeceğim buyurmuştur bedir harbinde bulunan kimselerden biri yoldan geçerken müslümanlar onlara gayet huşu ile bakarlardı hatta bedir harbinde olupta islamın mukadderatı ile oynayan bir ashabın yaptığı hainlik çıkıyor hazreti ömer çok kızgın parçalayacak onu hazreti Muhammed Ömer diyor Ona ne sen ne ben nede Allah bir şey yapabilir buyuruyorlar hazreti ömer ve etraftakiler ağlıyor çünkü o eshabı bedirdendir Allah ashabı bedir hakkında onlar ne yaparlarsa yapsınlar affolunmuşlardır buyurmuştur bedirdekilein üzerinden kalkan kalktı bitti artık ne yaprsa yapsınlar Hazreti Ömerin oyuna reyine karşılık defalarca ayet inmiştir Allah Ömerin reyini beğendi işte ayeti diyee kaç defa cibril gelmiştir... hazreti ömer hilkaten celali galip bir insandır gayet serttir pek nadir sever yani rahimdir Hazreti ömer eğer hazreti Ali olmsaydı Ömer yanardı demiştir hazreti ömer resmen hazreti alinin bulunmadığı toplantıdan çıkan karardan Allaha sığınırım demiştir hilafet meselesinde Hazreti Alinin 6 ay evde kalması dışarıya çıkmaması hazreti ebabekir biat etmemesi halifelik yüzünden değildir hazreti fatıma onun dışarı çıkmasını istemiyordu sonra demokrasi vardı hazreti ebubekir seçildi fakat hazreti Ali Hazreti Muhammed Kızı olan Hazreti Fatma bu alemde olduğu müddetce gidip Hazreti ebubekire biat edemezdi sırf Hazreti Fatımanın zatı için hazreti Muhammede dayandığı için nitekim 6 ay sonra hazreti fatma pederi alaları olan babası hazreti Muhammede teslim edilince Hz. Ali kendisi gelip hazreti ebubekire biat etmiştir hazreti Muhammed refiki alaya gidince bir kargaşa oldu hazreti Ali hazreti Muhammed mübarek bedeni ile uğraşıyordu hazreti ebubekirde ashap arasında birden halifelik ne olacak diye ortaya çıkan adayların nedeniyle meydana gelcek bölünmelere ayrılmalara yol acaçak islama kavmiyet meselesi çıkacak diye bunu önlemek için halifeliğe bizzat kendisi aday oluyordu hazreti ömerde hazreti muhammed bir gün önce hasta hasta sana tabi olaraktab arkadan namaz kıldı bu senin halifeliğine işarettir bunu ilk önce ben kutluyıım dedi ama sahaptan biri daha önce davrandı bu şekilde hilafet meselsi hallediliyordu ashap birre ikişer gelip ebebekire biat ediyordu ve Hazreti ali o sırada hazreti Muhammedin bedeni ile uğraşıyordu hazreti Ali Hazreti Muhammedi kabri saadetlerine yerleştirtikten sonra ümmette hilafet meselesi hal olduktan sonra geldi ille bizde hazreti Muhammedin bedenini hizmet edeceğiz diye ısrar ettiler hazreti Ali hayır dedi iş uzatı renk almaya başladı hazreti Ali kırmızı sarığını sardı kılıcını kuşandı Mezarına oturdu ve bu husuta ısrar etmemelerini ashaba ihtar etti ashaptan biri Hazreti muhammedin bir hadisi şerifine söyleyerek işi daha ileriye gitmesini önledi Ali bir mesele hakkında kırmızı sarığını takarda kılıcını kuşanırsa o kılıc kolay kolay kınına girmez buyurmuşlardı demiş böylece önlenmiş hazreti Muhammedin bedenine hizmet etmek istiyorlardı ama Allah kıskanctır gayretullah buna müsaade etmedi o yüzden hazreti Ali bu işlerle uğraşırken hilafet meselesinide ümmet içinde hazreti ebebkir hal etti hazreti Ali ve ehli beyte yakın insanlar hazreti Ali biat etmediği için ebabekire bait etmemişlerdi hazreti Ebu bekirde hazreti Alin hazreti Muhammedin bedeni ile uğraştığını bildiği için hazreti Aliye danışılmadan hilafet meselesi hal olmuştu hazreti Ali : ebubekir ile ömer bize danışmadığında bu husuta biraz onlara gücendik dedi hazreti ebabekirde dedi ki biz sizi yakinen tanıdımızdan ayrıca iş ehemmiyetini bildiğimiz için size danışmadan bu hilafet işi hal oldu dedi yani hazreti Muhammedin bedenine hizmet ile uğraştığınızdan iş ehemmiyeti bildiğimizden (yani Allah gayyurdur gayet kıskanctır sizin o işle oğraştığınızı bildiğimziden) ayrıca size danışmadık dediler.. bu uzun bir mesele neden Hazreti fatıma 6 ay evinden çıkmamıştır öyle hilafet meselesi yüzünden değil hazreti fatıma babasını kabri saadetlerine yerleştikten sonra kabirin içersinden bir avuç toprak almış koklamış artık bunu koklayan bundan sonra bu mezahiri koklarmı diye matemhanesi olan evine çekilmişti ve Aliyede çıkmamasını emrediyordu dikkat edersen hazreti Alinin başlangıçta hazreti ebubekire biat etmeyişi haşa kötü bir düşünceden dolayı olmadığı gibi islamda bir ayrılık olması içinde değildi yani özetle bu zatların yaptıklarını herkes layıkıyla anlayamamıştır... sonra hazreti Ali hazreti ömer halife olunca onunla çalışmamışmıdır hazreti osmanla çalışmamışmıdır hazreti Aliyi tutanlar hazreti Ali onları zahiren seviyor kalben bir alası yoktur diye bu işi döndürenler hazreti Aliyi münafık yapmıyorlar mı hazreti Ali hşsa münafıkmıydı ki ömere osaman karşı içi başka dışı başka olsun konuşan Kuran olan Hazreti Ali bu ayeti bişmiyormuydu zalime en ufak bir meyil ile meyledeni ateş kuşatacaktır güya kendi hakkını gasb eden yani zalim olan ebubekir ömer osmana ne diye meyletnmiştir bu ayeti bilmiyormuydu o yüzden hazreti Aliyi sevip ömeri osmanı sevmeyenler hazreti Aliye münafık demiş olurlar çünkü hazreti Ali halife olunca ömerle osmanla canla başla çalışmış onlara yardım etmiştir onlara karşı içi başka dışı başka olmaz bu hazreti Ali bu içi başka dışa başka olur mu onlar zalimse onlara yardım eder mi en ufak bir şekilde onlra meyleder mi yani zalim olan bir insan medh edildi zaman orada sen zalimsin diye bir karşılık verilmezse meyletmiş sayan bir din buu dipnot: neysee aklıma geldikce yazım dağınık oldu ama yazdım bir kere göndermemekte olmaz derlemek toplamak lazımdı Uyarı: Siz mesajınızı yazarken 9 yeni mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun. |
||
|
||
| 'hazreti Ayşenin Göğsüne hazreti Muhammed başını koymuş yaslamıştır... dimi o halde hazreti Aişeye hürmette hata etmemek lazımdır' efendimiz tabiiki böyle yapacaktı o diğer müslüman erkeklere hanımlarına nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeye çalışıordu ve kendiside bir paygamber olarak hanımına bu şekilde muamele etmesi onu çok sevdiği anlamına gelmiyor. 'hazreti Ali incitmeyin onu çok nazik davranın diyerek hazreti Ayşenin yanına bizzat kendisi gitmiş Onunla konuşmuştur hazreti Ali tarafından incitilmeden yola gelmiştir hazreti Aişe' imam ali hayatında kimseyi incitmemiştir.onu şehit edenind bile ellerinin sıkıca bağlanmasına ve canının yanmasına razı olmamış biridir. ayşe ise imam alinin şehid olmasından sonra 2 rekat şükür namazı kılmıştır! 'Hazreti Ömerin oyuna reyine karşılık defalarca ayet inmiştir Allah Ömerin reyini beğendi işte ayeti diyee kaç defa cibril gelmiştir' yalan... 'hilafet meselesinde Hazreti Alinin 6 ay evde kalması dışarıya çıkmaması hazreti ebabekir biat etmemesi halifelik yüzünden değildir' hazreti fatıma onun dışarı çıkmasını istemiyordu sonra demokrasi vardı hazreti ebubekir seçildi fakat hazreti Ali Hazreti Muhammed Kızı olan Hazreti Fatma bu alemde olduğu müddetce gidip Hazreti ebubekire biat edemezdi sırf Hazreti Fatımanın zatı için hazreti Muhammede dayandığı için nitekim 6 ay sonra hazreti fatma pederi alaları olan babası hazreti Muhammede teslim edilince Hz. Ali kendisi gelip hazreti ebubekire biat etmiştir neden hz. fatıma onun dışarı çıkmasını istemiyor?neden müsaade etmesin söylesene.imam ali bu 6 aylık süre için 'gözümde diken boğazımda kılçık bekledim' diyor! peygamber efendimiz veda hutbesindede heryerde aliyi söylemiş onu anlatmış ve şunu demiştir' Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır' hazreti ömerde hazreti muhammed bir gün önce hasta hasta sana tabi olaraktab arkadan namaz kıldı bu senin halifeliğine işarettir bunu ilk önce ben kutluyıım dedi ama sahaptan biri daha önce davrandı bu şekilde hilafet meselsi hallediliyordu ashap birre ikişer gelip ebebekire biat ediyordu ve Hazreti ali o sırada hazreti Muhammedin bedeni ile uğraşıyordu ya ya tabi tabi.nede güzel anlatıyosun.nihat hatipoğlu gibi.oda hz.fatımanın mezarının gizli oluşunun sebebini mütevazilik diyerek açıklıyorr o var ya ooo.o ve sen ve tüm bilen(!) sünniler siz yanıcaksınız hemde nasıl.. 'hazreti ömerde hazreti muhammed bir gün önce hasta hasta sana tabi olaraktab arkadan namaz kıldı bu senin halifeliğine işarettir bunu ilk önce ben kutluyıım dedi ama sahaptan biri daha önce davrandı bu şekilde hilafet meselsi hallediliyordu ashap birre ikişer gelip ebebekire biat ediyordu ve Hazreti ali o sırada hazreti Muhammedin bedeni ile uğraşıyordu hazreti Ali Hazreti Muhammedi kabri saadetlerine yerleştirtikten sonra ümmette hilafet meselesi hal olduktan sonra geldi ille bizde hazreti Muhammedin bedenini hizmet edeceğiz diye ısrar ettiler hazreti Ali hayır dedi iş uzatı renk almaya başladı hazreti Ali kırmızı sarığını sardı kılıcını kuşandı Mezarına oturdu ve bu husuta ısrar etmemelerini ashaba ihtar etti ashaptan biri Hazreti muhammedin bir hadisi şerifine söyleyerek işi daha ileriye gitmesini önledi Ali bir mesele hakkında kırmızı sarığını takarda kılıcını kuşanırsa o kılıc kolay kolay kınına girmez buyurmuşlardı demiş böylece önlenmiş hazreti Muhammedin bedenine hizmet etmek istiyorlardı ama Allah kıskanctır gayretullah buna müsaade etmedi o yüzden hazreti Ali bu işlerle uğraşırken hilafet meselesinide ümmet içinde hazreti ebebkir hal etti' ömer hasta yatağında peygambere sayıklıyor(haşa ) dedi. Allahın kitabı bize yeter dedi çekti gitti desene.peygamber ortalığın karışacağını bildiğinden kağıt kalem istedi.vasiyetini yazacaktı ama şeytanlar bırakmadılar.tabii onlarda ne yazacağını biliyorlardı.şimdi sakın inkar etme evet peygamber istedi vermediler.yoksa peygamber akıl edemiyormuydu bi vasiyet yazmayı.niye kargaşa olsun? dimi ya neden Hazreti fatıma 6 ay evinden çıkmamıştır öyle hilafet meselesi yüzünden değil hazreti fatıma babasını kabri saadetlerine yerleştikten sonra kabirin içersinden bir avuç toprak almış koklamış artık bunu koklayan bundan sonra bu mezahiri koklarmı diye matemhanesi olan evine çekilmişti ve Aliyede çıkmamasını emrediyordu :)ya yok böyle bişey ya neden çıkmasın hz.ali dışarı ya ne demek bu ya ne saçma ne ahmakça bunlara cevabın varsa diğerlerinide yazarım... |
||
|
||
| ben öğretmenin hep söylerim Muhammed şemseddin yeşil efendidir bazıları onun ismi anıldımı alevilik kokusu alıyoruz derler çünkü o kadar çok ehli beyti sever ve o kadar hissi anlatır ki sanki o ailenin bir ferdi gibidir ben ne yazmışsın hep ondan duymuş öğrenmiş yazmışsımdır Hazreti Muhammed ADLI KİTABINDA Hazreti Ebubekrin hilafeti aldı bölümdeki yazısını buraya yolluyorum vede bu konu çok ince bir konu sessiz ben sadece burada duyduklarımı okuduklarımı sana yazmak istedim gel bunu kabul edeceksin mecbursun kabul ettireceğim sana demiyorum bilgin olsun diye yazdım bu yazı Hazreti Muhammed Şems-üd-din Yeşil efendiye aittir www.yesilhoca.com (yazının bazı yerlerine cümlelerin iki defa tekrar edildiği gibi yerlere parmağım deymiştir nerleri olduğunu hatırlamıyorum) .... Resulü Ekrem efendimiz Veda Haccından bir iki gün sonra pek bitap düşmüşlerdi Humma nöbetlerinden Vücudu saadetleri pek süratli olarak hırpalandı Yani O kadar çok ateşi vardı ki Eshabı Kiramdan Ebu Said Cenabı Nebiyi Ziyaret ettiklerinde elini peygamber efendimiz vücuduna temas ettirir ettirmez Sıcaklığından hararetin Şiddetinden şaşkın kalarak elini çekmeye mecbur oldu Başka defa hasta oldukları vakit şifaları için dua ediyorlardı Bu defa dua buyurmuyorlardı Resulü Ekrem bu derece rahatsız ikin bile ümmetini düşünmekten feragat edemiyordu. Eshab endişe içinde idi Hastalık çok ağırlaşmaıştı Kibarı Eshab Resulü Ekremin huzurunda toplandılar Aziz Peygamber: ‘‘Bir divit getiriniz size vasiyetname yazayım ki benden sonra delalete düşmeyesiniz’’ buyurdu Fakat Eshab arasında ihtilaf çıktı Eshabtan bir kısmı divit ve kalemin getirilmesini arzu ediyorlardı Beni Haşim ile Ensarın ekserisinin reyi bu idi Bir kısmıda ‘‘Vasiyete ne hacet’’ diyorlardı bunlar arasında Hazreti Ömer de vardı Hazreti Ömer ‘’Resulü Erkemi şu hastalığı zamanında rahatsız etmek canını sıkmak sıkıntı vermek doğru değildir’’ diyorlardı Resuli Zişan ‘‘Peygamberler huzurun da Eshabın ağız kavgası çekişmesi münasip değildir dışarı çıkınız’’ diye emrettiler ve vasiyetnamenin yazılmasından feragat buyurdular Efendimizin öbür aleme göçünden üç gün evvel istikbali pek fazla keşfetmiş olan Abbas İbni Abdülmuttalip İmamı Aliye tesadüf ederek Hilafet hususunda ki emrini Resulüllahdan sormasını teklif etti İmamı Ali ‘‘Resulü Ekrem bize tefviz etmezse başkasına da etmez’’diyerek sualden çekindi ve daha doğrusu bu babda bir müddet evvel Söylenen efendimiz mübarek sözlerini kafi görerek tekrar Cenabı Nebiyi rahatsız etmeye lüzum görmedi Resuli Ekrem Alemi Cemale teşriflerinden birkaç gün evvel namaza çıkmadılar Hazreti Ebubekiri imamete vekil tayin ettiler Cenabı Sıddık ilk defa olarak Eshaba Perşembe günün yatsı namazını kıldırdılar Cenabı Peygamberin Pazar günü hastalığı bir kat daha arttı Pazartesi günü ise sabah namazı vakti biraz hafiflik hissederek Mescidi saadete çıktılar Eshabı Basafa hazreti Ebubekire iktida etmiş namaz kılıyorlardı Habibi Huda da iktida ettiler ve oturdukları yerde namaz kıldılar Tekrar Hücreyi saadetlerini döndüklerinde Hazreti Fatımenin gözleri yaşlı idi Kendilerine: ‘‘Niçin mahzunsun? Ehli Beytimden en önce ve pek yakın zamanda sen bana geleceksin’’ buyurdular ve Hazreti Aliye bazı şeyler söylediler Ölüm hastalığı başlamıştı….ki O hal Habibi Hudanın mertebesiyle mütenasipti Çok şiddetli oluyordu Apaçık Tenezzülatı İlahiyeye unsuru paki Muhammedi dayanamıyordu Mübarek yüzleri kah şiddetle kızarıyor kah kararıyordu ter içersindeyidiler Yanlarında ki bardaktan sık sık su alıp yüzlerine sürüyorlardı Arabi aylarının on ikinci günü olan pazartesi günü öğle vakti ‘‘Refiki ala…Refiki ala…’’ diyerek son nefeslerini söylediler Alemi cemale teşrif ettiler Eshabı Hayret kaplamıştı… Hazreti Ömer Kim Resulüllah ölmüş derse boynunu alırım diye kılıcını çekmişti Tam o sırada Hazreti Üsame ordusundaki asker geriye dönerek şehre girdiler Ordu sancağını hazreti Peygamberin kapısının önüne dikti Bu hal onlara daha büyük dehşet veriyordu Resuli Ekrem anavatanından Medineye Mübarek ayaklarını bastıkları vakit nasıl şehir nurlara dalmışsa aksi zuhur etmiş Medine herkesin gözüne karanlık geliyordu Hazreti Ali Cenabı Abbas göz yaşları içersinde Resulü erkemi yıkanıp kefenleme işini Yani techiz ü tekfini ile meşgul oluyorlardı Hazreti Ebubekir de hanei saadette idiler. Geldi herkesi teselli etti. Sureti Muhammediyenin elbette alemi butuna geçeçeklerini izah etti Bu esnada hariçte ‘‘Hilafete kim getirilecek? Sözleri yüksek sesle söylenmeye başladı.. Ensardan bazıları halifeliğin kendilerinden halk oylaması ile seçilmesini ileri sürdüler Evs Kabilesi: Kendi Reisleri Üseyyid İbni Hudeyri Hazrec Kabilesi :Reisleri Sa’d İbni Ubadeyi halife yapmak istiyorlardı Bunların hangisi Halk oylaması ile seçilse rekabet ortaya çıkacak İslam neşesi bozulacak (La ilahe illallah) yüce ulu kelimesindeki mananın Toplantısı kalkacak Din Aşkı yerine kavmiyet süsü gelecekti Evet Sa’d İbni Ubade dehşetli hutbeler getiriyordu hemen kendisine biad olunmak üzere idi Ama Bu sefer Muhacirin ihtilaf edeceklerdi Hulasa İslam üzerine azim bir tefrika düşecekti İşte en tehlikeli zamanda Hazreti Ebubekir geniş kiyaseti tatlı açık pürüzsüz ve güzel ifadesiyle bu kargaşalığı Hazreti Ömer ve Hazreti Ubeyde ile hallettiler Şöyle ki : İki tarafın hizmetlerini zikrettiler Ensarı Kiramın Vefalarını dine sebkeden hizmetlerini birer bire saydılar.. ‘‘Siz bizim vezirlerimizsiniz sizin reyinizi alınmadıkça hiçbir iş görülmeyecek her meşverette bulunacaksınız… Siz şimdi bu işi bozarsanız İslamın parçalanmasına sebep olacaksınız’’ diye hutbeler irad ettiler Hazrec Kabilesinden Sa’d İbni Numan Ayağa kalkarak kavmine hitaben ‘‘’Vakıa bizim İslama hizmetimiz cihadımız yardımımız vardır lakin biz bütün hizmetlerimizi Allahın ve Resulüllahın rızaları için yaptık onun için biz dünyaca bir karşılık beklemiyoruz Hem Resulü Ekrem Kureyştendir Binaenaleyh o kavim bence hilafete daha layıktır’’dedi Bu arada her kafadan bir ses çıkıyor söz uzadıkça uzuyordu Hazreti Ömer sözü keserek Ebubekire hitaben ''Resuli Ekrem seni bize imam yaptı kendiside arkandan namaz kıldı bu senin hilafetine bir işarettir. İlk önce ben sana biat edeyim de o şerefe önce ben nail olayım’’ diyerek Hazreti Ebubekirin elini tutacağı sırada Beşir İbni Said daha evvel davranarak Hazreti Ömer ve Hazreti Ubeydeden daha önce biat etti ve onu takiben hazreti Ömer ve Hazreti Ebu Ubeyde biat ettiler Evs kabilesi de Resileri ile beraber gelip biat ettiler Bu hal karşısında Hazreclerin ittifakları da bozuldu Sa’d İbni Ubadeye biat bahsi kalktı Bu suretle Ensar ve Muhacirin hep birden Hazreti Ebubekire biat ettiler Zübeyr İbnil Avam Mikdan İbnil Esved Selmanı Farisi Ebuzeri Gıfarı Ammar İbni Yasir Utbe İbnil Leheb gibi Beni Haşimden bazı zatlar hazreti Aliye Biat etmek istediklerinden önce Hazreti Ebubekire biat etmediler fakat sonradan hepsi gelip biat ettiler Hazreti Ali ile Zübeyr ‘‘Biz Ebubekiri Yarı Garı Habibi Rabbüli-Erbab olduğunu biliriz Sıddıykı Celil olduğunu da tasdik ederiz Yalnız bu mühim hususta bizi meşveret haricinde tuttuğundan dolayı gücendik’’ dediler Hazret Ebubekir ‘‘Kasdımız sizi meşveret haricinde tutmak değildir bilakis bu hususta sizi çok yakin tanıdığımızdan ve işin nezaketinden dolayı ayrıca bir meşveret yapılmamıştır’’ dediler evet Nedir o nezaket o incelik İşin hakikat manası Hazreti Ali Peygamber efendimizin Mübarek Kızı İmamı Fatıme bu alemde iken Hazreti Ebubekire Biat edemezdi ve Sırf Hazreti Fatımenin zatı için Biatı sahih olmazdı Nitekim Hazreti Fatımeyi altı ay sonra Pederi Alaları Olan Cenabı Muhammede teslim ettikten sonra dönüşte Hazreti Ebubekire biat etmişlerdir Yalnız şu birkaç cümlenin manasını suret-perest olanlar Henüz imanı gaybide durup imanı zevkiye çıkamayanlar ve işin kabuğunda kalan ulema anlayamazlar hem Kuranı Mübinde Hazreti Ebubekirin önce halife olacağı gayet herkesin okuduğu zaman anlayabileceği açık bir işaretle beyan olunmuştur Nisa 69 Feülaike mealleziyne enamallahü aleyhim minennebiyyiyne ves- sıddiykınıyne veş-Şühedai ves-salihiyne ve hasüne ülaike REFİYKA Ayeti celileden Meal alınacak olursa Sıddiykıynin Başında: Hazreti Ebubekir gelir Veş-Şühada sözüyle : Elbette üç tene SEHİD Halife olarak Ayette Sırayla verildiğine göre 1-Ömer ilk şehidir 2-Osman 3-Ali gelir (diğer meallerle mukayeseli okunması rica olunur) Ey Hakikat Arayan ! Hissini bir tarafa bırakıp akıl ve imanında kalıp Şurayı çok iyi ve dikkatle tetkik edersen O vakit asırlardan tarihte gizlenmiş veyahut yanlış olarak nakledilmiş hakikatleri anlarsın İslam bu gizlenmiş yahut yanlış olarak nakledilmiş hakikatler yüzünden Fırka fırka ayrılmış aralarına nifak girmiş bu nifak milyonlarca varlığı hala birleştirememiştir Halbuki İnsaf ile tetkik edilse bütün bu ayrılık yapanlar hepsi asıl gayede birleşiyor Hepsi (La ilahe illallah Muhammeden Resulüllah Kuran Kitabullan) diyorlar Fakat bir kısmı ‘‘Ali birinci halife olacaktı diğerleri gasp ettiler gasıpdırlar’’ bir kısmı ‘‘Hayır diğerleri efdaldir Ali mertebe itibariyle dördüncüdür’’ der bu iki görüş yanlıştır birinci kısımdakilerin nazarında Ebubekirler Ömerler Osmanlar Hazreti Alinin Hakkını gasb etmişlerdir bir defa bunlar hatadırlar Zira Gasıb demek Zalim demektir E Kuranı Mubinde de Hud 113 de Zalime en ufak bir meyil ile meyledeni ateş kuşatacaktır buyurulmuştur Bunun manası şudur : Bir zalimin bir mecliste tanzim makamında ismi anılsa da bir kimse karışmasa yani kim karışmadıysa Nar onu kuşatacaktır buyuruluyor Acaba İmamı Ali bu ayeti bilmiyor muydu da hakkını gasp edenlerle beraber çalıştı ? Halbuki Hiçbir Ayeti celile yoktur ki Hazreti Alinin İlminde olmasın onun sebebi nüzülünü bilmesin ü Ben ilminm şehriyin Ali de onun kapısıdır fermanı Peygamberisine mahzar olmuş bir zattır Onun Kalbi Kuran Mahfazasıdır Bazıları Şöyle cevap verirler: ‘‘Efendim Zahiren Biat etmiştir Hakikatte kalben bir ilgisi yoktur’’ bu söz döndürerek yorumlama o kadar soğuktur ki insan haberi olmadan Hazreti Aliyi gücendirir ve küçültür Haşa Ali münafık mı içi başka dış başka olsun.. İkinci kısımdakiler de yani Diğerleri Efdaldir Ali mertebe itibariyle dördüncüdür’’ Görüşünde olanlar da hatadadır Zira Hazreti Alinin dördüncü halife oluşu rütbe itibariyela dördüncü olmasına sebeb teşkil etmez Kuranı Kerim Dört Kitabın dördüncüdür amma Dördüne de camidir Ne güzel söylenmiştir Oldu dördüncüsü Hayder Hulefai Raşidinin Kütübü münzelenin Hazreti Kuranı gibi peygamberimizin mübarek bedenin işleri ile uğraşılırken hilafet meselsi esahbın düşüncesini işgal etmeye başlamışdır,çünkü hilafet meselesi Hayatı nebide halledeilmemiştir cenabı peygamber bir vaziyetname yazdırmak arzusunda bulunduklarında esahp münakaşa edince feragat buyurmuşlardır bude mühim bir meseledir bazılarının iddia ettiği gibi bu vasıyette yapılacak şeyler zarurat-ı diniyeden olsaydı ve Cenabı peygamber de onu yapmadan gitseydi bu dini ikmal etmeden gitmiş olmaları lazım gelirdi ki bu hakikatamuhalif ve dinin ruhuna aykırıdır şurada biraz daha incelikler açalım : esahbı kiram hakkındahi hadisi şerifler hislerden azade olarak kemali dikkatli tahlil edersek şu müstefad olur ki Cenabı Nebi İmamı Alinin kendinde sonra kafil-i salar-ı islam olmasını arzu ediyorlardı sebebine gelince: Ali'yi bizzat ihtimam- mahus ile yetiştirmişler ve işlerinin esararına mahrem etmişlerdir yalnız İmamı Ai hakkındaki bu tercihleri '' damadını amcazadesini kayırıyor nübüvvete ırsi bir saltanat hali veriliyor'' manasına alınmaması için esahbın iştirakiyle bu işin yapılmasını gönüleri arzu etmişti hulasa Aziz peygamber arzu ediyordu ki İmamı Ali'yi o makama dostları is'ad etsin fakat son günlerdeki vasıyyet meselesi. Eshabın böyle bir tercihe inanmış olduğunu böyle bir tercih yapacağını göstermiyordu.. Resul-i ekrem Ashabının dostlarının şu halet-i ruhiyelerine rağmen yine İmamı Ali'in hilaetini tasrihan emretmiş olsalardı; dini İslamın ruhu ictimaiyyesi olan meşveret ve ekseriyetin Hürriyet-i ara ve fkar kaidelerini hulasa Hakiki demokrasi kaidelerini bozmuş olacaklar ve atinim mesuliyetini kendi uhdelerine almış olacaklardı yani hilafet Sülale-i Alide tekarrur edeceği cihetle bu sülaleden gelen her amirin amelerindekki mesuliyet döne dolaşa zatı peygamberilerine raci olacaktı bundan dolayı vasiyetnameden feragat eildi ve hilafete sarahatle kimse gösterilmedi |
||
|
||
| alevı arkadaslarımdan ozur dılıyorum amacım kotulemek yada laf etmek deıl.her dıne her ınanca saygım sonsuz sadece merak edıyorum ve cevap da bulamıyorum hz.ali yı kım gormus kı resmını kullanıyor yanı dıyecegım şu,o zamanda ressam veya baska bı kısılerde yok neye dayanarak hz.ali resmı var. alevı arkadaslar lutfen kızmasın asla saygısızlık etmıyorum sadece ogrenme ıstedım ... sevgıler.. |
||
|
||
| Hz. Ali, cildi çok esmer, gözleri şehla, hafif göbekli, saçları dükülmüş ve orta boylu idi. Başının önü savaşta yaralanmış, sakalı bir hayli gür, bazen sakalına kına koyardı, yüzü güzeldi, gülümserken dişleri görülürdü. Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.217-218 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.404 B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Ali M.E.B.Y. |
||
|
||
| Bunların hiçbirini mantıgım almıyor.Hz.Ali Muhammedin damadı degilmi oda kurana inanmıyormu e o zaman buda müslümanlık olmuyormu? e peki neden aleviler kendi oruçlarını kendileri belirlemişler? neden ibadet diye cem evlerinde saz çalıyorlar? Hz.Muhammedin dini bumu? kim uydurmuş bunları bu uydurma ibadetlerin Hz.Aliyle ne baglantısı varda onun adı kullanılıyor? | ||