|
||
| Bir yandan cinsellik tabuları, plastik cerrahi obsesyonu gibi konularla güçlü modernizm eleştirileri yaparken diğer yandan doğu mistisizmini filmlerinin dokusuna işleyebildiği için tarzındaki özgünlüğünü şimdiden ortaya koyduğunu düşündüğüm yönetmen.. Aslında filmlerinde mistik öğeleri yersiz ve absürd bir anlatımla işlediği için güney koreliler tarafından pek sevilmediği söylenir. En büyük hayali kısa film çekmekmiş, bunada oldukça yakın bir tarzı var zaten. Repliklerin kısa tutulması ve dokunaksız oluşu da, "kelimelere bel bağlayan kitap yazsın,film çekmesin" gibi sinefil bir tavırla ilgili sanırım ![]() "Yay" filmi izlenmesi gereken ilk 100 film içine girebilir bir ihtimal, "boş ev"de izlenmeli. "Fedakar kız" uzak doğu filmi açısından çok demonstratif bi örnek diyebilirim ama "zaman" filmini izlerken baymıştım cidden ![]() http://www.imdb.com/name/nm1104118/maindetails |
||
|
||
| "Filmlerini nerden bulabiliriz ?" - sanırım esas sorun bu. Ben bu filmleri ilk kez duydum, bu konuda cahil olabilirim.. |
||
|
||
| Her iki filmi de izledim. Boş Ev'i kime verdiğimi hatırlayınca, konuşmak zorundamıydım diyorum. Onda kalması beni mutlandırıyor... Sadece köpekler hayaletlere ve hırsızlara inanırlar... Aşk köpeklik ise bu filmdeki karakterler köpekler... Çünkü onlarda hayaletleri ve hırsızları iyi tanıyorlar... Budist yansımaların olduğu, "suya nasıl davranırsan o şekilde yol alır" iç görüsü ile ele alınmış bir film... Fedakar kız, cinsel tabuların yıkılması karşısında artistik bir film gibi duruyor. Yalnız tek bir kusuru var, Sağlam bir oyun yok... Senaryo ve kurgu ironik... |
||
|
||
| Ben genelde divx sitelerinden indiriyorum, cnbc-e dede iki filmi gösterildi şimdiye kadar, diğer bir seçenek de vcd cilerden almak sanırım... | ||
|
||
| Ben de film yapsam çok fazla diyalog kullanmazdım.Bütün film boyunca sadece ben konuşabileyim diye; bütün oyuncuları sustururdum . Gerçi kelimeler sadece edebiyatın alanı değildir, tıpkı notaların sadece müzikte kullanılmaması gibi.Ama en çok kendini başkalarında kelime oluşturan suskunluklarda anlatıyorsun galiba. Bu arada kanımca doğu kültüründen gelen bir çok yönetmen için hafifleşme bir teknik gibi...yönetmen yetkinliğini isteyerek ya da istemeyerek dorukta kullanmıyor (sağlam oyun olmaması durumu gibi) .Ne bilim herhangi başka filmde olayın düğümlendiği yerlerin altını çizmek için kullanılacak kurgular olay küçümsenircesine kullanılıyor ,böylece diğer filmde şok yaratma aracı olacak herhangi bir sahne burada sadece farkındalık yaratıyor ve seyirciye nefes alacağı alanı açıyor.Anlattığını sıkı sıkı eline vermiyor ama gösteriyor.Seyirci zorunlu olmamanın rahatlığıyla daha bir candan sahipleniyor gördüğünü böylece.İzleyenle daha gösterişsiz daha direkt ilişki kurmanın aslında akıllıca bir yolu olabilir bu. |
||
|
||
| dialogların azlığı yada çokluğu senin ne anlatmak istediğinle ilgilidir..öyle film yaparsın ki tek bir dialoğa bile ihtiyaç hissetmez,ama diğer yanda bir başka film sadece dialoglar üstüne kurulu olur..hatta bazıları bırak dialogları ''kafa sesi'' tabir ettiğimiz ya bi anlatıcı yada iç seslerle durumu anlatırlar,ama bu tarz filmler senarist hocalara göre kötü filmlerdir..film dediğinde anlatıcı olmamalı..anlatıcı dedim de detektif filmlerinde klasik olarak çok görürüz bu tarz uygulamaları..detektifimiz her yapacağı hareketi,olayı ya önceden yada sonradan nedenini anlatır..hehe | ||
|
||
| haklısın ..herşey anlatma nedeni oluyorsa gene herşey anlatıma araç olabilmeli işte diyaloglar da buna dahil tabi ama insan hep hem en derinindeki hem de en dışındaki daireye nüfuz edebilmek ister.O zaman da seçtiği yöntemin örneğin bir filmle anlatmak gibi en olanaksız gözüken halini denemelidir ki ki en gidilmemiş yere ulaşabilsin. |
||