SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nicelizm

Konu: Nietzsche'nin Türk "Yazıcılığı" hakkındaki görüşü

Sayfa: [ 1 ]

deniz 02.12.2004 10:22:50
Nietzsche’nin Türk  “yaziciligi” icin benimsedigi o meşhur saptamasinin fersah’lar uzagindan seslenen bir Türk yazin sanatindan soz ediyoruz. Ve adeta Nietzsche ile ayni yaralardan muzderip yazarlar.
Nietzsche’nin “Türk yaziciligi” kavramini düşünemeden edemedim dogrusu, o ki ba$ka bir “insan” modelini kimliklerden arindirarak  savundu   durdu bir ömür :

 “Köklü bir yanilma  var Türk yaziciliginda. insani ve alinyazisini iki ayri varlikmi$ gibi ortaya kouyor.insan ,diyor onu bo$a cikarmak icin direnebilir, ancak sonunda ba$ariya  gene alinyazisi ula$ir. Hep bu yüzden pek anlayi$li ol ki katlanasin yada gonlünce ya$yasin. insan  soylendigi gibi alinyazisina kar$i koymayi dü$ünüyorsa  alinyazisi da bu kar$i koyu$un icinde : Nietzsche”.

O donemde Nietzsche hangi Türk yazarlarini  okudu da boyle bir yargida bulundu bilmiyorum, onun Külliyati icinde hic bir Fakt ve ya bir i$aret fi$egine de rastlamadim, ve sanki biraz Batili bir dü$ünürün bizim ali$kanliklarimiza, inanclarimiza, kader-kismet denilen aylak gezgine gondermelerde bulunuyor.
buradan $u sonuc cikarmamali elbet : Nietzsche o donemde hicbir Türk(osmanli, ya da  daha eski ?) yazarin kitabini ve ya ürününü okumadi, bir yolunu yordamini bulur mutlaka okur, ve mutlaka okumu$.

Gecenlerde Amerika’dan gelen  cok degerli iki Antropolg konugumuz , her ikisi de sirf Sümer kil tabletlerini okumak icin ibrani dahil civit yazi kod cozümle metodlarini ogrenmi$lerdi,Farsca ve Arapca da dahil pek cok dil’e vakiflardi. $akayla diyorlardi [ki ben ciddi olduklari konusunda en ufak bir suphem yok] gelecek sene geldigimzde Türkce konusuruz ! bu iki degerli bilim insani Türk Yazin Sanati hakkinda cok ilginc sapatama ve onermelerde bulndular. ilk yazili kil tabletler bu topraklarda yazildi ve “ilk cocuk edebiyat” da yazili olarak bu cografyadan cikti ve bir Türk Sanatcisinin elinin altindaki zenginligin ne denli büyük  oldugunu sorguluyorlardi. okuduklari yapitlar arasinda Ya$ar Kemal’in farkli bir deger oldugu ve sozkonusu muazzam kaynaga yaptigi atiflara,gondermelere i$aret ettiler.

Nietzsche’nin Türk yazin sanatiyla ilintili gorü$ünün kaynagi sorudum, aldigim yanit :”onun donemsel verilerden ziyade daha eski yapitlar üzerinden hareket ettiklerini acikladilar” ki dogruluk  payi yüksek bir saptama.

*  *  *
 
Bugün bu bölgede  Rusya’nin yazin sanati  alanindaki  o görkemli  gecmi$ini de göz önünde bulundurarak, Son yillarda Türkiye ,Iran,Rusya dahil  sayisiz Roman yazildi,yabanci dillere aktarildi  ,bu sürec olanca gücüyle devam ediyor. Roman Sanatının Altin Cagi neredyse,bu sadece  nicelik arti$i degil ,beraberinde ta$idigi ve kaygi alanina aldigi “nitelik”sorunuyla da ilintili,yani  adini verdigim ülkelerin tüm ürünlerini yan yana getirdigimizde belki de Milan Kundera’nin o me$hur “Zamanin Cagrisi” olarak algilanabilir .

“Romanin gelecekte izleyecegi yollari bilemem” der Kundera ve ardindan  bu konuda herhangi bir kehanete yer vermeyecek dü$üncesini  aktarir:” ben sadece $unu soylemek istiyorum:Eger romanin gercekten ortadan kalkmasi gerekiyorsa,bu onun gücünün tükenmesi yüzünden degil,kendisine ait olmayan bir dünyada
bulunmasi yüzündendir” [Millan Kundera.Roman Sanati.S.29].
Milan Kundera’nin  kendi roman evrenini  , yönünü gösterdigi  “Roman Sanati” kitabinda  bir musevi atasozüne dikkat cekerek : “insan dü$ünür ,Tanri güler
“ der ve ardindan: “ bir gün tanrinin  gülü$ünü  duydugunu  ve ilk  büyük Avrupa Romaninin  böyle dogdugunu hayal “ edi$inden söz eder.

Türk yazini,Roman’i artik  Nietzsche’nin baktigi caddelerde dola$miyor, bicimdeki  bire$imsel egilim,farklilik  ve dönü$ümün ayak sesleri coktandir duyuluyor  ve kendini iyiden iyiye  hissettirmeye ba$lami$ bile.

Murat Gülsoy ve üzerlerinde durdugum ve onunla bu uzun ve cileli yola cikmi$ bütün  diger pek cok “iyi” yazar  dostlarimiz [ aralarina son halkadan katilan Sevgili
Onur Caymaz dahil] son kanitlardir !

 bu cografyanin  sanatcisi her $eyi riske ederek kaos’a “doluluk” ve “anlam”katarak yanit veriyor,ve mümkün oldugunca derinden “anlam” bahrina daliyor.
Yazari,$airi zorlayan rüyalar bu kaos ve cehennem ortamindan cikar,ve biliyoruz ki: ”Anlam ,zenginligin yan ürünüdür !”.

 Künefe edebiyatinin müphem ürünleri ilgi,bilgi alanimizin di$inda.... onlar i$in "oyun" safhasindalar, "ötekiler" ise Cinnet !

devam....

Sevgiyle

Cavit Mukaddes

02.12.2004 19:59:34
Nietzsche'nin hayatını 4 döneme ayırırlar deniz..

1) Edebiyatla Uğraştığı dönem
ki bu dönemde nietzsche okulunda çok başarılı bir öğrenciydi. Sanıyorum senin yazdığın bilgiler bu dönem içinde değerlendirilmelidir.

2) Okuldan ayrılıp yalnız başına yazmaya başladığı dönem
ki bu dönem onun gerçek dehasını ve gerçek kimliğini yansıtmaktadır.

3) Hastalığa Yakalandığı Dönem
ki bu dönemde hasta olmasına rağmen en büyük yapıtlarını ortaya koymuştur.

4) Zihinsel Yetilerini Kaybetmeye başladığı Dönem
ki bu dönemde nietzschenin fikirleri bazı çevreler tarafından belli menfaatler doğrultusunda kullanılmaya, saptarılmaya başlamıştır.

Nietzsche’nin Türk yazin sanatiyla ilintili gorü$üne ne derece yatkın olduğu ve desteklediği tartışılan bir konudur.

Ve onun hristiyanlığı reddedip, müslümanlığı desteklercesine yazdığı yazıların amacı saptanamamaktadır. Bu anlattığın konuya Nietzschenin neden destek verircesine yazdığının bilinememesi gibi..

 

deniz 02.12.2004 20:05:43
hmm saol güzel bir katagori olmuş.

bayaa ii bir bilgi..


Sayfa: [ 1 ]