|
||
| Nietzsche’nin Türk “yaziciligi” icin benimsedigi o meşhur saptamasinin fersah’lar uzagindan seslenen bir Türk yazin sanatindan soz ediyoruz. Ve adeta Nietzsche ile ayni yaralardan muzderip yazarlar. Nietzsche’nin “Türk yaziciligi” kavramini düşünemeden edemedim dogrusu, o ki ba$ka bir “insan” modelini kimliklerden arindirarak savundu durdu bir ömür : “Köklü bir yanilma var Türk yaziciliginda. insani ve alinyazisini iki ayri varlikmi$ gibi ortaya kouyor.insan ,diyor onu bo$a cikarmak icin direnebilir, ancak sonunda ba$ariya gene alinyazisi ula$ir. Hep bu yüzden pek anlayi$li ol ki katlanasin yada gonlünce ya$yasin. insan soylendigi gibi alinyazisina kar$i koymayi dü$ünüyorsa alinyazisi da bu kar$i koyu$un icinde : Nietzsche”. O donemde Nietzsche hangi Türk yazarlarini okudu da boyle bir yargida bulundu bilmiyorum, onun Külliyati icinde hic bir Fakt ve ya bir i$aret fi$egine de rastlamadim, ve sanki biraz Batili bir dü$ünürün bizim ali$kanliklarimiza, inanclarimiza, kader-kismet denilen aylak gezgine gondermelerde bulunuyor. buradan $u sonuc cikarmamali elbet : Nietzsche o donemde hicbir Türk(osmanli, ya da daha eski ?) yazarin kitabini ve ya ürününü okumadi, bir yolunu yordamini bulur mutlaka okur, ve mutlaka okumu$. Gecenlerde Amerika’dan gelen cok degerli iki Antropolg konugumuz , her ikisi de sirf Sümer kil tabletlerini okumak icin ibrani dahil civit yazi kod cozümle metodlarini ogrenmi$lerdi,Farsca ve Arapca da dahil pek cok dil’e vakiflardi. $akayla diyorlardi [ki ben ciddi olduklari konusunda en ufak bir suphem yok] gelecek sene geldigimzde Türkce konusuruz ! bu iki degerli bilim insani Türk Yazin Sanati hakkinda cok ilginc sapatama ve onermelerde bulndular. ilk yazili kil tabletler bu topraklarda yazildi ve “ilk cocuk edebiyat” da yazili olarak bu cografyadan cikti ve bir Türk Sanatcisinin elinin altindaki zenginligin ne denli büyük oldugunu sorguluyorlardi. okuduklari yapitlar arasinda Ya$ar Kemal’in farkli bir deger oldugu ve sozkonusu muazzam kaynaga yaptigi atiflara,gondermelere i$aret ettiler. Nietzsche’nin Türk yazin sanatiyla ilintili gorü$ünün kaynagi sorudum, aldigim yanit :”onun donemsel verilerden ziyade daha eski yapitlar üzerinden hareket ettiklerini acikladilar” ki dogruluk payi yüksek bir saptama. * * * Bugün bu bölgede Rusya’nin yazin sanati alanindaki o görkemli gecmi$ini de göz önünde bulundurarak, Son yillarda Türkiye ,Iran,Rusya dahil sayisiz Roman yazildi,yabanci dillere aktarildi ,bu sürec olanca gücüyle devam ediyor. Roman Sanatının Altin Cagi neredyse,bu sadece nicelik arti$i degil ,beraberinde ta$idigi ve kaygi alanina aldigi “nitelik”sorunuyla da ilintili,yani adini verdigim ülkelerin tüm ürünlerini yan yana getirdigimizde belki de Milan Kundera’nin o me$hur “Zamanin Cagrisi” olarak algilanabilir . “Romanin gelecekte izleyecegi yollari bilemem” der Kundera ve ardindan bu konuda herhangi bir kehanete yer vermeyecek dü$üncesini aktarir:” ben sadece $unu soylemek istiyorum:Eger romanin gercekten ortadan kalkmasi gerekiyorsa,bu onun gücünün tükenmesi yüzünden degil,kendisine ait olmayan bir dünyada bulunmasi yüzündendir” [Millan Kundera.Roman Sanati.S.29]. Milan Kundera’nin kendi roman evrenini , yönünü gösterdigi “Roman Sanati” kitabinda bir musevi atasozüne dikkat cekerek : “insan dü$ünür ,Tanri güler “ der ve ardindan: “ bir gün tanrinin gülü$ünü duydugunu ve ilk büyük Avrupa Romaninin böyle dogdugunu hayal “ edi$inden söz eder. Türk yazini,Roman’i artik Nietzsche’nin baktigi caddelerde dola$miyor, bicimdeki bire$imsel egilim,farklilik ve dönü$ümün ayak sesleri coktandir duyuluyor ve kendini iyiden iyiye hissettirmeye ba$lami$ bile. Murat Gülsoy ve üzerlerinde durdugum ve onunla bu uzun ve cileli yola cikmi$ bütün diger pek cok “iyi” yazar dostlarimiz [ aralarina son halkadan katilan Sevgili Onur Caymaz dahil] son kanitlardir ! bu cografyanin sanatcisi her $eyi riske ederek kaos’a “doluluk” ve “anlam”katarak yanit veriyor,ve mümkün oldugunca derinden “anlam” bahrina daliyor. Yazari,$airi zorlayan rüyalar bu kaos ve cehennem ortamindan cikar,ve biliyoruz ki: ”Anlam ,zenginligin yan ürünüdür !”. Künefe edebiyatinin müphem ürünleri ilgi,bilgi alanimizin di$inda.... onlar i$in "oyun" safhasindalar, "ötekiler" ise Cinnet ! devam.... Sevgiyle Cavit Mukaddes |
||
|
||
| Nietzsche'nin hayatını 4 döneme ayırırlar deniz.. 1) Edebiyatla Uğraştığı dönem ki bu dönemde nietzsche okulunda çok başarılı bir öğrenciydi. Sanıyorum senin yazdığın bilgiler bu dönem içinde değerlendirilmelidir. 2) Okuldan ayrılıp yalnız başına yazmaya başladığı dönem ki bu dönem onun gerçek dehasını ve gerçek kimliğini yansıtmaktadır. 3) Hastalığa Yakalandığı Dönem ki bu dönemde hasta olmasına rağmen en büyük yapıtlarını ortaya koymuştur. 4) Zihinsel Yetilerini Kaybetmeye başladığı Dönem ki bu dönemde nietzschenin fikirleri bazı çevreler tarafından belli menfaatler doğrultusunda kullanılmaya, saptarılmaya başlamıştır. Nietzsche’nin Türk yazin sanatiyla ilintili gorü$üne ne derece yatkın olduğu ve desteklediği tartışılan bir konudur. Ve onun hristiyanlığı reddedip, müslümanlığı desteklercesine yazdığı yazıların amacı saptanamamaktadır. Bu anlattığın konuya Nietzschenin neden destek verircesine yazdığının bilinememesi gibi.. |
||
|
||
| hmm saol güzel bir katagori olmuş. bayaa ii bir bilgi.. |
||