|
||
| Kuran'da iki ayet dışında abdest ve boy abdesti ile ilgili hiçbir ayet yoktur. 1.si yukarıdaki Maide-6 2.si ise Nisa 43: "Ey iman edenler!... Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar ve bir de cünüb iken -yolcu olmanız müstesna- gusül edinceye kadar salat’a/namaz’a yaklaşmayın... Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri def’i hacetten gelirse yahut kadınlara dokunmuşsanız, (bu durumlarda bir de) su bulamamışsanız, (o vakit) tayyib/temiz toprağa teyemmüm edin... (Şöyleki) vechlerinizi/yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin... Muhakkak ki Allah Afuvv’dur, Ğafur’dur." Burda da çok ilginç bilgiler var: http://www.hanifdostlar.com/hanifnet/akik/Abdest.htm |
||
|
||
anka : ) : ) yaniiii ufff.. ne demek istiyorsun.... bu ayete göre abdeste ilk önce yüzden başlanır mı demek için : ) : ) bu ayeti yazdın 1-Hazreti Muhammed bu ayeti bilmiyormuydu 2-namaz ve abdest göz altında tutukludur Hazreti Muhammed abdesti nasıl almış namazı ne şekil kılmış ve içinde ne okumuşsa bu göz altında tutuklu olaraktan günümüze kadar gelmiştir abdets nasıl alınır namaz nasıl kılınır diye sorulmaz bakılır gözünün önündedir günde beş defa bakarsın kimsenin sözüde dinlenilmez çünkü gözün ile her gün göz altında tutukludur öyle gelmiştir peygambermiz abdest nasıl alcaz namazı nasıl kıılacaz diye soruya bana bakın ben nasıl kılıyorsam sizde öyle kılın buyurmuş yani abdesti ve namazı göz altına alıyor kimseye el sürdürmüyor bir mezhepte el bağlanır diğer mezhepte el bağlanmaz bir mezhepte cemaat içinde okur bir mezhepte okumuaz bir mezhepte ağıza burnu su vermek sünnettir demek ki bunlar hiç biri indi kanaatle değildir onların hepsini peygamberimiz filen yapmışlar o şeklilde talim etmişlerdir efal-i peygamberi ve talim-i peygamberiyle yapılmıştır böyle olduktan sonra peygamberimiz bir şey talim etmiş fiil-i peygamberiyle o şeyi işlemişse artık burada kimsenin söz hakkı yoktur O göz altına alınmıştır o nasıl yapmışsa öyle yapılır 3- bu ayet hici 6.sene inmiş ondan evvel namaz kılınır abdest alınırdı bu ayeti abdesti değil teyemmü beyan için gelmiş ve abdestin farzlarını saymış 4-(vechinizi) yüzünüz manasına alıyorsun güzelde her Allahu ekber tekbirinde eller vechimize gitmez namazda Allahu ekber dediğin zaman neden ellerimiz yüzümüze kullakarımz getiiririz bunun cevabı dursun burada şunu demek istiyorum Allahı ekber diyip elimiz yüzümüzle bir yaparız vechimizi senden başka bir yere çevirmedik demektir bu vechimize ilk önce el de dahil dimi... ellerinizi dirseklere kadar yıkamak sonraa geliyoorr sımdı reno bu konular gorulmekle entellektuel yanlarını sergılıyor ![]() ve ayetlerde tarıf edılmedıgı gıbı abdest nasıl alınır bılınmıyor bu konuda tek dıkkat cek yere reno parmak basmıs gormekle peygamber efendımız nasıl abdest alıyorsa oyle almak ama el once mesh sonra sırsek arada dıoye bısey yok hepsı abdestın gereklerı surelerı yerlerı onelı degıl ama ben peygamber gıbı almak ıstıyorum sunnetını yerıne getırmek ıstıyorum dersenız buda gorulen duyulan yanlarla tarıf edılenlerle elle basla ayakla bıt durumu yanı en azından ben 5 vakıt gunde elden baslayıp ayakla bıtırıyorum... |
||
|
||
| işi, abdest alırken, dua etmek suretiyle, belli bir anlam ihtiva eden beyin dalgalarıyla su kristallerini değiştirerek, etkileyerek, iyonize ederek vücüduna yararlı su iyonlarının girmesini sağlar!. Su içerken veya birşey yerken elindekine besmele “OKU”manın (beyin dalgalarını içtiğine veya yediğine yönlendirmenin) anlamı da buradadır!. Kurşun döktürmek ise dinsel bir ritüel olmayıp, başta birikmiş bunalım oluşturan statik elektriğin, akıtılan eriyik kurşuna boşaltılması amacına yöneliktir. Beyni, göz ve kulağına esir düşmüş; gördüğünün ötesini düşünmekten âciz; çağdaş bilimlerden ve dünyadaki tesbitlerden bîhaber kimselerin bunları anlaması elbette çok zor! Ne var ki dünya dönüyor ve bir kısım insanlar hâlâ yüzyıllarca önceki kulübelerinde yaşamakta ısrar etseler dahi; öte yanda gökdelenler uzaya yükselip, uydudan bahçesindeki böcekler seyredilebiliyor!. Ve dahi, su kristallerinin insanların yaydıkları düşüncelere göre nasıl şekil aldıkları mikroskoplarla açık seçik tesbit edilebiliyor!. İnsan beyninin farkında olarak veya olmayarak yaydığı dalgalar, aynı esasla, suyu, sudan varolmuş canlıları sürekli etkilemektedir. Bu yüzden de “insan düşüncelerini açıklasa da açıklamasa da sonucunu yaşayacaktır” anlamına gelen bilgi verilmiştir Bakara suresi 284. âyetinde. İnsan beyninin yaydığı düşünce dalgalarının suyu nasıl etkilediğini gösteren araştırma sonuçlarını aşağıdaki linklerden İngilizce okuyabilirsiniz. http://www.hado.net/index2.html http://www.wellnessgoods.com/messages.asp http://www.adhikara.com/water.html http://www.life-enthusiast.com/twilight/research_emoto.htm http://www.cerncourier.com/main/article/46/2/8 (İngilizce bilmeyenler Prof. Dr. Masaru Emoto’nun Türkçeye çevrilerek yayınlanmış “SUYUN GİZLİ MESAJI” isimli kitabını okuyabilirler.) Şimdi bu konuyu çok iyi düşünelim!. Abdest alırken dua okumak, yani, düşünceni dileğini beyin dalgaları şeklinde suya yönlendirerek, su kristallerini şekillendirme ve o suyu ozmos yoluyla vücuduna almak... Ya da “suya okumak” denilen şekilde belli bir anlam taşıyan beyin dalgalarını suya yönlendirerek o yönde suyu şekillendirmek ve o suyu içmek veya içirmek!.. Düşünün ki, insan vücudunun yaklaşık yüzde 80’i sudur. Bu duruma göre, bu su yapı ağırlıklı varlığa, karşısındaki kişinin yönelerek pozitif veya negatif düşünce dalgalarını yollaması, acaba ne boyutta tesirler oluşturur?.. 1400 küsur yıl önce, çölün ortasında, bugünün bilgilerini hayal bile etmesi hayal edilemiyecek bir toplum içinde yaşamış olan o yüce Zât’ın, tüm açıklamaları aslında Yaratan’ın bir mucizesidir... Ne var ki, bunları değerlendiremeyen, “biz inanıyoruz bize yeter” diyen ve taklitle ömür süren toplumların “sevgili peygamberimiz”den öte görebilecekleri hiç bir şey yoktur ne bu dünyada ne de öte dünyada! Zira, “Dünyada âmâ olan öte yaşam boyutunda da ebeden kördür” gerçeği ile yüzyüzeyiz. Değeri değerlendirmek, ancak onun açıklamalarını anladıktan sonra mümkün olur. Allah Rasûlü muhteşem insan Muhammed aleyhisselâm, yaşamı boyunca “OKU”duğu “Sünnetullah”, yani, Allah isimleriyle işaret edilen anlamların, evren içre evrenlerde açığa çıkış sistem ve düzenine dayalı olarak, nice mucizevî tesbitlerde bulunmuştur!. Ne var ki, vahiy veya keşif yollu açığa çıkan bu tesbitlerini, o devrin yaşam şartları içinde tüm detaylarıyla açıklayamamış, sadece elde edilecek sonuçlarına göre “şunu yapın” veya “şöyle yapın” şeklinde uyarılarda bulunmuştur. Konuları mecaz veya işaret yollu anlatmıştır. |
||