SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: islam filozofları-3 ibni haldun

Sayfa: [ 1 ]

akell 10.09.2007 21:47:45
İbn-i Haldun 1332-1406 (Hicrî 732 / 808) yılları arasında yaşamış bir İslam bilginidir. Tam adı Abdurrahman b. Muhammed b. Ebu Bekr Muhammed b. Hasan’dır.

İbn-i Haldun, 1332 yılında Tunus’ta, nesli sahabilerden Vâil b. Hacer’e uzanan, Arap bir ailede doğdu. Aslı Yemen kabilelerinden Hadramut’a kadar uzanır. Dedelerinden, ilk olarak Halid b. Osman, Endülüs’teki Karmuna’ya hicret etti. Endülüs halkının âdeti olarak Halid olan ismine u ve n harfleri eklenerek ismi Haldun’a dönüştü.

Babası fakih idi ve kendini fıkıh ile edebiyata adamıştı. İbn'i Haldun, Tunus’ta Kur’an-ı Kerim ezberleyerek ve tecvit öğrenerek yetişti. Aynı zamanda babasından Arapça ilimleri, İslam hukuku ve Arapça dersleri aldı. Babası, İbn Haldun’un dönemindeki en iyi âlimlerden ders almasına özen gösterdi.

İbn-i Haldun hayatının ilk dönemlerinde uzun bir süre hükümette memur olarak çalıştı. İbn Haldun, az sayıda eser bırakmıştır. El-İbar, Divan-i Mübteda, el-Haber fi Eyyamu’l-Arab, el-Acem ve el-Berber eserlerinin en meşhurlarıdır. Türkçe'de bilinen en ünlü eseri Mukaddime'dir. Hicri takvime göre, 808 yılının ramazan ayında Mısır’da vefat etti ve burada defnedildi.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn'i_Haldun
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn'i_Haldun

04.03.2008 02:29:24
Mukaddime önsöz; giriş ve söyledikleri

14. ve 15. yüzyılın önemli düşünürü İbni Haldun’un yapıtları, bugüne değin, gerçek anlamda dilimize kazandırılmış değildir; yurdumuzda Mukaddime’nin eski yeni yazıya çevrileri yayınlanmış olmakla birlikte, bunları, gerek eksik olmaları, gerek içerdikleri yanlışlar nedeniyle, bilimsel klasik yayın anlayışıyla bağdaştırmak mümkün değildir. Buna kaştın İbni Haldun, gerek batı dünyasında, gerek İslam dünyasında, üzerinde ilgiyle durulan güncel bir konu haline gelmiştir. Özellikle Mukaddime’nin kendi dilinde yeni baskılarının yapılması, Batı dillerine (İngilizce ve Fransızcaya) çevrilmesi ve İbni Haldun üzerine yazı yayınların giderek kabarması, onun, kendi çağı ve çevresi içerisinde incelenmesi gereken önemli bir kaynak olduğunu bize düşündüren kanıtlar olmak gerekir. Türkiye’de de İbni Haldun konusunda zaman zaman tanıtma, yorum ve inceleme yazıları yayınlanmıştır; ama bu tanıtma, yorum ve incelemelerin, genellikle üniversite ve ansiklopedi çevresinde kaldığını da ayrıca belirtelim. Batı ülkelerinde olduğu gibi, sosyalist ülkelerde de –örneğin Sovyetler Birliği’nde inceleme ve araştırma konusu olan İbni Haldun’a günümüzde Marksist açıdan yaklaşmakla birlikte, ülkemiz Marksistleri arasında henüz bir inceleme konusu olarak ele alınmamıştır. Bütün bu nedenleri göz önünde tutarak, önce İbni Haldun’dan, daha sonra İbni Haldun ile ilgili tanıtma, inceleme ve yorumlardan genel bir kesit sunarak yazımıza başlamak, okurun İbni Haldun konusunda genel tablo çizmesinde yardımcı olacağı gibi, bizim yorumlarımız içinde, bir hareket noktası sağlayacaktır kanısındayız.

İbni Haldun’un sözlerinden bir demet
“Bilesin ki” der İbni Haldun, “tarih, gerçekte toplumsal yaşam ve bu yaşamın doğal yapısında belirmiş durumlar konusunda bilgi vermektir…”
“İnsanların toplumsal yaşamı zorunludur, Düşünürler bunu şu sözleriyle dile getirirler: İnsan doğuştan uygardır. Yani insan için toplumsal yaşam, kaçınılmaz bir şeydir. Ki, bu yaşam, filozofların özel anlatımlarında kent yaşamı diye geçer…”
“İnsanın yaşamı ve kalıcılığı sağlıklı olarak yalnızca besinle sağlanabilir.Onun için insan, besini aramaya yönelir. Ancak insanın besinini elde etmeye tek başına gücü yetmez. Gereksinme duyacağı besini sağlamaya yeterli olamaz. Yaşamanın temel maddesini olışturan besinini insan tek başına sağlayamaz. Günlük yiyeceği, tahılını elde etmesi bile bir çok iş ve uğraşı gerektirir. Tahılı öğütüp un durumuna getirmesi, unu hamur yapması, hamuru pişirip ekmek yapması gerekir, bu üç işten her biri için kapkacak, araç-gereç gerekli olur ona. Ve sözkonusu işler, birtakım zanaatlar olmadan sonuca ulaşamaz. Demirci gerekli olur, marangoz gerekli olur. Tutalım ki, o kişi, sözünü ettiğimiz işlere gerek kalmadan, tane olarak yiyor tahılı. Bu da gene bir takım işlerin gerçekleşmesine bağlıdır. Tanenin, ekilmesi, biçilmesi, başağından çıkarılması…”
“Tarih alanında düşülen yanlış ve yanılgının ince bir nedeni var: Çağlar değişir ve günler geçip giderken, toplumların, kuşakların durumlarının da sürekli olarak değiştiğinin gözden kaçırılması.  … Evrenin ve toplumların duyumları, ilişkileri, gidişleri tek bir süreç (vetire) üzerinde sürmez ve değişmeyen bir çizgide kalmaz. Günler, zamanlar geçer, oluşan değişmeler ve geçişler, kişilerde, sürelerde, kent ve kasabalarda olduğu gibi tüm evrende, ülkelerde, kıtalarda, zamanlarda ve devletlerde de olur”

Mukaddime / İbni Haldun / Çev. Turan Dursun

Bu yazı İbni Haldun’un eseri Mukaddime’nin çevirisini yapan Turan Dursun’un (1977) kitaba yazdığı önsözden alınmıştır.



Sayfa: [ 1 ]