|
||
| Üçüncü enternasyonal, nam-ı diyar Komintern “Kapitalizmin evrensel tarihsel eğilimi, ulusal sınırları yıkması, ulusal özellikleri yok etmesi, ve ülkeleri asimile etmesinde yatar. Her geçen on yılda giderek kendini daha güçlü hissettiren bu eğilim kapitalizmin sosyalizme dönüştürülmesinin de en büyük itici güçlerinden biridir.” Kapitalist küreselleşmenin üretici güçleri dünya ölçeğinde geliştirdiği ve uluslar arası iş bölümü ile birleştirdiği bir dönemde uluslararası sermayeye karşı verilecek mücadelenin uluslar arası anlamda verilmesi gerektiğinin gerekliliği ortadadır. Bu gereklilik yalnız kapitalizm yıkılması için değil sosyalist toplumun tüm dünya coğrafyasında kurulması için hayati önem taşımaktadır. Bugün kapitalizmin bu gelişme eğilimin içinde ortaya çıkan çelişkiler, tarihte hiç olmadığı kadar dünya işçi hareketini tek bir dünya partisi altında örgütlenmeye zorlamaktadır. İnsanlığı kapitalizmin barbarlığından kurtaracak olan parti 3. enternasyonalin ilk 4 kongresine dayanan demokratik merkeziyetçi devrimci işçilerin dünya partisi dördüncü enternasyonaldir. Bizim temel yönelişimizi belirleyen Dünya devriminin devrimci partisi Dördüncü enternasyonali kavramak elbette üçüncü enternasyonalin bütün tarihsel mirasını kavramaktan geçer. Fakat Komintern’de, 1. enternasyonalin çöküşüyle kurulan ikici enternasyonalin ihanetinin hemen ardından Lenin ve arkadaşlarının başlattığı çalışmalar üzerine ekim devrimiyle birlikte kurulduğu da apaçık ortada. Yani işçi sınıfına geçmişte büyük tarihsel dersler sunan bu uluslararası örgütleri kronoljik tarihten farklı olarak ortaya çıkış koşullarını, çözülüşlerini, neden sonuç ilişkisi içinde değerlendirmekte fayda var. 1 ve 2. enternasyonale ilişkin kapsamlı çalışma önceki çalışmalarda yapılmış olsa da kısada olsa onlara ilişkin bilgi vermek üçü anlamak için oldukça önemli olacaktır Marks ve Engels, 1847’de katıldıkları Komünistler Birliğinde enternasyonalizm için ilk olarak Fransız devrimin ortaya çıkardığı “dünyanın bütün insanları kardeştir” sloganına sınıfsal bir karakter katarak yani onu “dünyanın bütün işçileri birleşin”e dönüştürerek ilk adımı atmışlardır. 1. Enternasyonal Daha esnek bir dayanışma örgütü olarak örgütlenen 1. enternasyonal İngiliz sendikacılar, liberaller, anarşistler tarafından kurulur.Göçmen işçiler sorunu Grev kırıcıların önlenmesi 8 saatlik iş günü sloganlarını dillendiren enternasyonal Kamulaştırma ve Paris komününden sonra işçi sınıfının bir parti altında örgütlenmesi sorunsalı ile başlayan tartışmalardan sonra bölünür.1877 Şovenizm ve sosyal yurtseverlik 2. Enternasyonal İkinci enternasyonalin 1912’ye kadar Sturtgard be Besel kongrelerinde savaş tutumunda aldığı kararlar ortadayken sosyal demokrasinin savaşın başlamasıyla ortaya çıkan ihaneti hiç de sanıldığı 1914’te ortaya çıkmamıştır. Savaşı önleme politikalarına ve savaş başladığında onu iç savaşa dönüştürme çabasının yerine kabul edilen savaşa destek kararının ekonomik maddi temelleri daha henüz 1900’lerin başında ekonominin tüm dünyada görece yükseltmesin ortaya çıkardığı kitlesel sendikacılık ve onun içinden beslen sendikal bürokrasinin hakimiyetine giren sosyal demokrat partilerin reformistleşmesi ve millerandizm tartışmalarıyla ortaya çıkmıştı. Bunun yani reformizmin mantıki sonucu “barış zamanında dünyanın bütün işçileri birleşin, savaş zamanında birbirinizi boğazlayın” olmuştur. “Çünkü kendi burjuvazileri savaşı kazandığında sosyalizmin inşası hızlanacaktır.” İşte bu kararın ardından Lenin kasım 1914’te “sosyalist enternasyonalin görevleri ve yöntemleri” adlı makalesinde “oportünizm etkisindeki 2. enternasyonal öldü yaşasın 3. enternasyonalizm” diye yazmıştır. Burada yeri gelmişken söyleyelim. Dördüncü enternasyonalin kuruluşunu zamansız devrimsiz bir döneme geldiği için eleştirenlere Lenin ve arkadaşlarının üçüncü enternasyonalin kuruluşu için çalışmaya işte bu tarihte yani savaşın öncesinde -belki de en önemli yerinde tarihin- başladığını ve sadece birkaç kişiden oluştuğunu hatırlatalım. Üçüncü enternasyonal Ekim devriminin hemen ardından orta Avrupa’da devrimci bir durumun gündeme geldiği hatta savaş döneminde tarafsız kalan Hollanda’da sosyal demokrat lider Troelstra’nın devrim çağrısı yaptığı, İsviçre’de genel grevlerin yaşandığı koşullarda, önderleri Liebnickt ve Rosa’ nın yeni katledildiği genç Alman Komünist Partisinin karşı çıktığı bir dönemde Rus komünist partisi Merkez komitesi ve Polonya, Macaristan Almanya Avusturya Letonya komünist partilerinin yabancı ülkelerdeki büroları ve Finlandiya komünist partisi sosyalist balkan federasyonu ve amerikan sosyalist işçi partisinin 2. enternasyonalin ihaneti ve işçi sınıfının iktidarı derhal alması gerektiği dünya devrimine giden yolda bir dünya partisinin Enternasyonalin aciliyetini gündeme getiren gerekçelerle ilgili çağrılarını 24 Ocak 1919 yayınlandı. 1.kongre mart 1919 İç savaşın sürmesi dolayısıyla katılımın çok zor geçekleştiği ilk kongre Mart 1919’da toplandı. Bu kongrede kuruluş çağrısı için burjuva demokrasisi, proletarya diktatörlüğü, uluslararası durum ve sosyalist harekete bakış konulu kararlar alındı. Komintern’in 5 boş oya karşın kurulma kararı alındı. Fakat kuruluş ikinci kongreye bırakıldı. İkinci kongre temmuz 1920 Tüzüğün onaylandığı ikinci kongrede komünist hareketi güçlendirme partinin proleter devrimde oynayacağı rol, sendikalarda çalışma, işçi konseyleri, fabrika konseyleri, parlamentarizm toprak sorunu üzerine birçok karar alındı Yine aynı kongrede Lenin tarafından kaleme alınmış olan ve ikici enternasyonalde kırılmaya neden olan ve enternasyonalizm için oldukça önemli bir dinamiğini ifade eden ulusal sömürge sorunu kabul edildi. İkinci enternasyonalden farklı olarak demokratik merkeziyetçi bir dünya partisi olması ve sosyal demokratlardan tarafından sulandırılma tehdidine karşın ve özellikle Macaristan’daki devrimin sosyal demokrasinin basiretsizliği nedeniyle yenilgisinden sonra enternasyonalizme katılım için 21 koşul geliştirdi. Haziran 1921 üçüncü kongre 1921 üçüncü kongrede devrimci ayaklanma dönemin yavaşladığı -özellikle Almanya yenilgisinin ardından- kapitalizmin göreceli olarak istikrara kavuştuğu ve komünist partilerin işçi sınıfının azınlığını temsil ettiğini belirttikten de sonra saldırgan politikaların yerine enternasyonal yüzünü işçilere dönmeye karar verdi bunun üzerine birleşik işçi cephesi politikası hayata geçirildi. Bu kongrede Radek yaptığı konuşmada yukarıdaki gerekçelerle “Kitlelere” sloganını hayata geçirdi. Komintern birleşik bir cephe konusunda diğer burjuva enternasyonalleriyle anlaşamadılar. Ekim 1922 dördüncü kongre Lenin’in katıldığı son kongre olması açısından oldukça önemli. Bu kongrede birleşik işçi cephesi konusunda tezler geliştirilir. İşçi hükümeti sloganını kabul edilir. Ekonomik bunalım ve kapitalizmin içinde bulunduğu sorunlar ele alınır. 1924 Haziran beşinci kongre Komünist partilerin güçlendirilmesi ve Komintern’e bağlı partilerin “Bolşevikleştirilmesi”. Beşinci kongreye damgasını vuran Zinovyev ve Stalin tarafından geliştirilen ve uzun yıllar kominternin resmi çizgisi olan ve Almanya yenilgisine neden olan sosyal demokratların faşistlerin bir kanadı olduğunu ifade eden tespitleridir. Dahası beşinci kongre SBKP’deki tartışmaların Komintern’e taşındığı kongre olmuştur. Zinovyev yürütme kurulundan alınmıştır. Dahası Fransa ve İngiltere seçimlerinde burjuva partileri ile faşist partileri birbirinden ayırmayın çağrısı yapan Komintern Birleşik işçi Cephesinden fiilen kopmuştur. Trotskiy Thermidor’un başlangıcı olarak (bürokratik karşı devrimin başladığı dönem olarak) 1924’ü gösteriyor. Ama bunun ete kemiğe bürünmesi için 9 yıl geçmesi gerekiyordu yani Hitlerin tek kurşun atmadan iktidara gelmesi ve Cominternin bütün bu politikalarını eleştirmeden kabul etmesine… 1925-27 yılları arasında Barış adına İngiliz Rus sendikal Birliği ve anti emperyalist mücadele için Çin komünist partisinin küçük burjuva milliyetçi partisi Komuntang’a yedeklenmesi Komintern adım adım yozlaşmanın eşiğinden içeri giriyordu. Komintern’de tartışmalar derinleşmişti. Eylül 1927 Trotskiy Komintern yürütmesinden çıkarıldı. . |
||
|
||
| 6.kongre temmuz 1928 1928’deki altıncı kongre SBKP’ deki kırılmanın Komintern’e taşındığı kongre oldu. Komintern programının ve yeni tüzüğün onaylandığı 6. kongre SBKP’de kabul edilen ve Marksizm’e karşı yapılmış en büyük saldırılardan biri olan “tek ülkede sosyalizm” teorisinin Komintern içinde kabul edildiği kongre oldu. Benzetmek doğru olursa 1914’deki ikinci enternasyonal ihanetinde olduğu gibi Tek ülkede sosyalizm teorisinin kabulü dünya devrimine ve ekim devrimine indirilmiş en büyük ihanetlerden biri olarak tarihe geçti. Aynı anda her yerde devrimin olamayacağını ifade eden ve bunu yaparken de eşitsiz ve birleşik gelişim yasasına gönderme yapanlar marksizmin hiçbir yerinde böyle tek bir satıra rastlanılmadığını bilinçli olarak gizlemektedirler. Bu kongre onaylanan programda SSCB’nin dünya devrimci hareketinin öncü gücü haline geldiği tüm ezilen sınıfların uluslar arası devriminin merkezi ve dünya devrim tarihindeki en büyük etken olduğunu bildirmekteydi. Sovyetler birliği proletaryanın gerçek anayurdu olduğu için de uluslar arası proletarya Sovyetler birliğinde sosyalizmin inşasını başarıya ulaştırmak için ve proletarya diktatörlüğü ülkesini kapitalist güçlerin saldırılarına karşı her yoldan savunmak zorundadır. Böylece dünya devriminin hedefi, SSCB’de sosyalizm inşasının ihtiyaçlarına bağımlı kılınmıştır. 6. kongresinde önerilen taslak programı eleştirirken Trotskiy: “bu yeni doktrin sosyalizmin tek bir ülkede kurulabileceğini ilan ediyor, yeter ki dış müdahale olmasın. Buradan kalkarak, mücadeleyi engellemek amacıyla yabancı burjuvaziye karşı işbirlikçi bir siyaset izlenebilir ve izlenecektir, çünkü bunun sayesinde sosyalizmin inşası güvenceye alınacak, başka bir deyişle temel tarihsel bir sorun çözülecektir. Böylece Komintern partilerinin görevi tali bir nitelik kazanmaktadır; artık esas misyonları iktidarı ele geçirmek için mücadele etmek değil,SSCB’yi bir dış müdahaleden korumaktır. Elbette bu sadece sübjektif bir niyet sorunu değil siyasi bir tavrın objektif mantığıdır.” Bu değişiklikle birlikte Cominternin politikalarında ciddi kırılmalar yaşanmaya başladı. Bu teoriyle sosyalizme geçiş sorununun evrensel bir süreç olduğu yadsınırken onu tek bir ülkeye hapseden süreç olarak karşımıza çıktı. Üretici güçlerin uluslararası anlamda örgütlendiği kapitalizmin ve emperyalizm uluslararası bir sistem olarak karşımızda durduğu böylesi dünya konjonktüründe marksizmi yadsıyarak alınmış olan bu karar Sovyetler birliğini gelişmiş ülkelerin proletaryalarından koparmıştır. Aslında bu karar bile SSCB içinde bir bürokrasi sınıfın çoktan ortaya çıktığını dahası bu kararının onun çıkarları temsil ettiği ortadadır. Çünkü Sovyet proletaryasının siyasi faaliyetini canlandırma riskini taşıyan dünya devriminden korkan bürokrasi, gerileyen dünya devrimi karşısında kendi sınırları içine kapanmış ve yorgun düşmüş ve siyasi müdahaleden koparılarak yokluk ve kıtlıkla birlikte sessizliğe bürünen proletaryanın üzerinden gücünü perçinleştirmiştir. SSCB içinde yaşanan çelişkilerin (uluslar arası koşulların yarattığı) ancak uluslar arası anlamda çözülebileceğini ifade eden Trotskiy “ eğer karşılaştığımız iç sorunlar, engeller ve çelişkiler dünya devriminin anlamına girmeksizin sadece devrimimizin iç güçleriyle çözülebilecekse enternasyonal kongresi her dört yıl ya da her on yıl toplanan hatta belki de hiç toplanmasına gerek duyulmayan kısmen bir yan kuruluş kısmen de bir süs kurumu haline gelmeye mahkumdur” dedikten sonra tarih Trotskiy haklı çıkarmıştır. Çünkü 6. kongre 4 yıl aradan sonra 1928’de yapıldı.7. kongre ise bundan 7 yıl sonra 1935’de yapıldı. Lenin ve Trotskiy’nin dünya devrimin yardımlarına koşmadığı sürece SSCB’nin ömrünün uzun sürmeyeceği yönünde bir çok alıntıyı bizim külliyatımızda oldukça çok yer kapladığından buraya almıyorum. Gene aynı altıncı kongrede Buharin tarafından kaleme alınmış olan ve sosyal demokrasi ile faşizm arasındaki sınırın ortadan kalktığı ve sosyal demokrasinin sosyal faşist ilan edildiği bir kongre oldu. 1931’de Komintern yürütme kurulu böylelikle bu tespitlerle yani burjuva demokrasisi ile faşizm arasındaki ayrımın olmadığı koşullarda sosyal demokrat işçilerle yapılacak birleşik işçi cephesi mümkünatı olmadığına karar verdi. Yani Issac Deutscher’in dediği gibi “bürokratlaşmış kahramanlık dönemi”ne girildi. Böylelikle ulusal sınırlar içinde sıkışan Sovyet toplumunda Sovyet bürokrasisi Marksın yıllarca önce ifade ettiği gibi sadece ve sadece zenginliği değil yoksulluğu toplumsallaştırmıştır. 1932’de Trotskiy uluslar arası Sol Muhalefet görevleri ve yöntemleri adlı makalesinde hala Cominternin reformlar yoluyla değiştirilebileceğini ifade ediyordu. Sol muhalefeti Cominternin içinde bir Fraksiyon olarak örgütlenmeye devam ediyordu. Aynı tarihte Trotskiy Almanya’da faşizmin zaferinin ve alman proletaryasının ezilmesinin Cominternin ayakta durmasını engelleyecektir dedikten bir yıl sonra bu hipotezi gerçeğe ulaştı. 5 mart 1933’de sosyal demokrasi ve Stalinizmin politikalarıyla işçi sınıfı direniş göstermeden Hitlere teslim oldu. Trotskiy faşizme karşı mücadele kitabında “AKP’nin çöküşü teorik olarak iki açık kapı bırakıyordu stalinist bürokrasiye; ya izlenen politika ve rejim bütünüyle gözden geçirilecek ya da tersine Komintern seksiyonlarında gözüken bütün hayat belirtileri bütünüyle yok edilecektir(…)” . Bu durumun ardından Almanya’da yeni bir partinin gerekliliğinde karar veren sol muhalefet diğer ülkelerde Komintern’in bir fraksiyonu olarak örgütlenmeye devam etme kararı aldı. Çünkü birçok partinin tam anlamıyla stalinizmin kucağına oturmadığı düşünülüyordu. Hatta o dönem büyük KP’lerden kopuşlar yaşanıyordu. Fakat Moskova liderlerinin Hitlerin iktidara gelmesindeki hatalarını ilan etmemenin ötesinde olup bitenlerin tartışılmasını yasaklamıştır. Komintern’in Almanya politikasının “doğruluğu” aynen kabul edilmiş ve faşizmden sonra sosyalizme geçişin kolaylaşacağı yönlü marksizmle uzaktan yakından ilişkisi olmayan çarpık tespitlerinin Kominternin politikalarını haklı çıkardığı temmuz 1933’de açıklayan Dimitrofve kominterne seksiyonların hiçbirinden tek karşılık gelmemesi üzerine Trotskiy yeni bir enternasyonalin yani ekim devriminde ve kızıl ordudaki rolünden daha fazla önemsediği 4. enternasyonalin kuruluş gerekçelerini ifadelendirdi. Bir başka ifadeyle Alman komünist partisi SBKP’den sonra dünyanın en büyük komünist partisiydi. Dünya devrimi için kritik öneme sahipti. Orada yaşanan bu trajedi yeni bir enternasyonalin bayrağını dünya devriminin önüne dikti. Yeni bir enternasyonal SSCB’de olması gereken devrim sorununu gündeme getirdi. Bunun için Trotskiy işçi sınıfının SSCB’de politik devrimi örgütlemesi gerektiğinin altını çizdi bunu söylerken sadece üst yapıdaki bir dönüşümden yapısal maddi dönüşümleri de bağrında taşıyordu. Temmuz 7. kongre 1935 Nazi iktidarıyla Komintern 1935’deki som kongresinde faşizme karşı bir önceki dönem sekter tavrını bırakarak Komintern birleşik cephesini daha ileriye götürerek burjuva partilerini de kapsayan daha geniş bir halk cephesi kurma kararı alıyor. Bu burjuva demokrasisine giden yolun taşının tek ülkede sosyalizm teorisyle döşenmiştir. Bu politik yozlaşmışlık yedinci kongrede doruk noktasına ulaşır. Bu kongre öncesi zaten ispanya’da 1933 seçimlerinde kp ile cumhuriyetçiler ortak seçim listesi oluşturmuşlardı. 1934’te sosyalist işçi enternasyonali kp ile işbirliğini engelleyen kurallarından vaz geçti. Yani yedi kongre toplanırken bir çok ülkede halk cephesi kurulmuştu. 1936’larda Fransa ve ispanya’da halk cepheleri iktidara gelir. Komintern’in en önemli kişilerinden biri olan Dimitrof yazdığı dokümanda özellikle ispanyaya gönderme yaparak seçim artık burjuvaziyle proletarya diktatörlüğü arasında değil burjuva demokrasisi ile faşizmin temsil ettiği açık terörist burjuva diktatörlüğü arasında olduğunu yazdı. Fransa ve ispanya’da halk cepheleriyle sonuçlandı. Bu SSCB’nin batılı burjuva demokrasileri arasında bir barış cephesi oluşturulmasına yönelik Sovyet hükümetinin önerileri Komintern’in bu kararları Avrupayla birlikte Latin Amerika ve uzak doğu ülkelerinde hissedilir. Fakat zaman ilerledikçe Fransa ve İspanya’nın dağılması yeni bir savaşın tamtamlarını çalmaya başladı. Bunun üzerine İngiltere ve Fransa’nın Münih antlaşmasıyla kurdukları işbirliği Sovyet Nazi saldırmazlık paktıyla karşılandı. 1939’da alman Sovyet saldırmazlık anlaşmasının ardından bu savaşın batılı burjuva demokrasilerle faşist diktatörlük arasındaki çatışmanın ürünü olduğunu ifade ederek 1939-41 yılları arasında kendini savaşın dışında tutmaya çalışan Sovyet bürokrasisi 1941’de alman saldırısıyla karşılaştı. Farklı koşulların ortaya çıkması ile kongre kararı olmaksızın prezidyum önerisiyle haziran 1943’te Komintern yaşam soluğunu yitirmiş kapanmıştır |
||
|
||
| hocam güzel bir konuya deyindin emeğine sağlık | ||
|
||
hocam bu özeti sadece... 20 sayfayı geçerdi emin ol
|
||