SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sanat Felsefesi

Konu: Cehennem'in Oyunu mu ?

Sayfa: [ 1 ]

Narcotic 30.11.2004 00:12:53
...
Belkide gözlerimiz bir fotoğraf filminden ibarettir. Biz öldükten sonra onu cikarip bir yerlerde banyo edecekler ve cehennem sinemasinin ekraninda hayat hikayemizi anlatmak icin gösterilecekler birer birer; ya da yildizlarin bulunduğu boşluğa mikrofilm olarak gönderecekler belki olabilir mi bu görsellik ?

 :maske:  

01.12.2004 14:05:46
İlginç olan; ister etkileyici bir drama ister çok sıradan bir film olsun; öldüğümüzde bu filmin bizimle, tüm gizemleriyle yokoluyor olması...

Asla izlenemeyecek bir film olmak... Yaşamak...

01.12.2004 14:15:07
öldükten sonra yenidende başlasakda bilinki kaldığımız yerden başlayacağız,
ne başa dönmek ne de ileri gitmek var...nerede kalmışsak oradan devam...

nerede kalmıştık?

01.12.2004 14:53:48
Ölümde Karanlık oda niyetine sunulacak demektir insanoğluna... Ve Tanrıda Filmi yıkayan Fotoğrafçı...

06.01.2006 10:30:53
cehennem oyunu,
cehennem bir sanat eserimidir..

ölmek, bir sanat parçası içinde yapılan bir iş midir_?

adnan 06.01.2006 10:41:38
Ölümde Karanlık oda niyetine sunulacak demektir insanoğluna... Ve Tanrıda Filmi yıkayan Fotoğrafçı...

iç alemimiz karanlık oda tanrı burda malzemeyi saglayan mümessil
fotografcı insan resmi yapabilen üstad verilen malzemeyi kullanarak işleyen usta

06.01.2006 19:02:32
abi o şekilde düşünecek olursak, herşey aynı kapıya çıkar...
biraz olsun üsten bakmak lazım...

adnan 06.01.2006 19:06:27
malzemeyi sunanda sensin
 o resmi yapanda sensin
  nerden istersen ordan bakabilirsin
    senin tahakkümünde

06.01.2006 19:08:25
iç alemimiz karanlık oda tanrı burda malzemeyi saglayan mümessil
fotografcı insan resmi yapabilen üstad verilen malzemeyi kullanarak işleyen usta

____

o zaman sıçmak ta sanattır..
malzemeyi sen sağlıyorsun ( bok )
tuvalette oturup sıçan da sensin ( üstad )

bana böyle göründü tabirin...

adnan 06.01.2006 19:12:29
YAVUZ SULTAN SELİM' den anlamlı bir ders
Tarih : 02.12.2005 13:31:13
Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor Sultan Selim'e.
Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor.Fakat bir de pis bir koku yayılıyor.
Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor.
Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor..
Yani Osmanlıya acayip bir hakaret!!!!!
Cihan padişahı emir veriyor,
"herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermeliyiz"
Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.
Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor.
İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor..
Şah
sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum.
Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor.
Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:

"Herkes yediğinden ikram eder" !!!!

zerdusht bu seninmiydi forumda buldum


 ;D ;D ;D ;D ;D ;D ;D ;D

07.01.2006 11:18:15
hayır benim değil..
ama bu yazıyı bende senin gibi daha önce okumuştum


Sayfa: [ 1 ]