SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: Akira Kurosawa

Sayfa: [ 1 ]

29.11.2004 20:20:16
Akira Kurosawa


İmparator olarak tanınan Akira Kurosawa dördü kız, dördü erkek olan 8 kardeşin en küçüğü olarak 1910 yılındaTokyo'da doğdu. Babası bir ortaokulda müdürdü ve samuray savaşları üzerine araştırmalar yapıyordu.. (Bu Kurosawa'nın birçok filminde neden sürekli "samuray etiği" temasını işlediğini de açıklıyor). Film piyasasına 1936'da senaryo yazarı olarak girdi. Bu sırada ressam olarak kendini kabul ettirme savaşı veren bir gençti. (Bu yeteneğinden ötürü her filminin senaryo aşamasında "story-board"ını çizdi.)

        İlk filmini 1943 yılında çekti ancak Sugata Sanshiro adındaki film savaş döneminin sansür kurallarına takıldı. Film bir erkeğin ihanetini anlatıyordu, bu da dönemin Japonya'sında kabul edilir bir olgu değildi. 1944'de The Most Beautiful filmini yönetti, bir yıl sonrasında da filmin kadın başrol oyuncusu olan Kayo Kato ile evlendi.

        İlk çıkışını 1950'de yönettiği Rashomon'la yaptı. Film 1951'deki Venedik Film Festivali'nde Büyük Ödülü aldı. 1952'de de En İyi Yabancı Film Oskarını alan Rashomon, adını dünyaya duyurduğu ilk film oldu.

        Daha sonra başrolde karizmatik aktör Toshiro Mifune'un oynadığı bir dizi film çekti. Bunlar arasında en ünlüleri Seven Samurai, Throne of Blood ve Yojimbo'dur (Bu filmde yalnız bir samurayı oynayan Mifune, Spagetti Westernlerinin büyük yönetmeni Sergio Leone'ye de esin kaynağı olmuştur) Aynı şekilde yine Toshiro Mifune'nin başrolde olduğu The Hidden Fortress de (1958) George Lucas'a Star Wars'u yapmasında önemli bir esin kaynağı oldu.

        Çok az iş çıkardığı 1960'la 70 arası Kurosawa intihara teşebbüs etti. Ölümden dönen yönetmen daha sonra Ruslarla yapılan bir ortak filme imza attı: Dersu Uzala (1974). 1980'de de hayranı olan Francis Coppola ve George Lucas'ın yardımlarıyla epik bir samuray filmi olan Kagemusha'yı (1980) yönetti. (Film Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü All That Jazz'la paylaştı). 1985'de yaptığı ikinci Shakespeare adaptasyonu olan Ran'ı çekti. Sonrasında son derece kişisel bir film olan Dreams (1990), Rhapsody in August (1991) ve Madadayo'yu (1993) yönetti.
 

29.11.2004 20:25:20
yönettiği filmler


sanshiro sugata (sugata sanshiro) - 1943
most beautiful (ichiban utsukushiku) - 1944
sanshiro sugata, part ii (zoku sugata sanshiro) - 1945
the men who tread on the tiger's tail (tora no o o fumu otokotachi) - 1945
those who make tomorrow (asu o tsukuru hitobito); co-directors: k yamamoto and h sekigawa - 1946
no regrets for our youth (waga seishun ni kuinashi) - 1946
one wonderful sunday (subarashiki nichiyobi) - 1947
the drunken angel (yoidore tenshi) - 1948
the quiet duel (shizuka naru ketto) - 1949
stray dog (norainu) - 1949
scandal (skyandaru a.k.a shubun) - 1950
rashomon (rashomon) - 1950
the idiot (hakuchi) - 1951
ikiru (to live) - 1952
the seven samurai (shichinin no samurai) - 1954
record of a living being (ikimono no kiroku) - 1955
throne of blood (kumonosu-jo) - 1957
the lower depths (donzoko) - 1957
the hidden fortress (kakushitoride no san akunin) - 1958
the bad sleep well (warui yatsu hodo yoku nemuru) - 1960
yojimbo - 1961
sanjuro (tsubaki sanjuro) - 1962
high and low (tengoku to jigoku) - 1963
red beard (akahige) - 1965
dodeskaden (dodeskaden) - 1970
dersu uzala - 1975
kagemusha - 1980
ran - 1985
dreams (yume) - 1990
rhapsody in august (hachigatsu no kyoshikyoku) - 1991
not yet... (mada dayo) - 1993
 

29.11.2004 20:30:31
Bir yandan holywood yapımı filmler kadar banal anlatımıyla suçlanırken diğer yandan aksiyonu yorumuyla göklere çıkarılan yönetmen...

Yedi Samuray başyapıtı kabul ediliyor ama bence Sanjuro ve Rashamon en iyi filmleri arasında...

Birde piyasada bir türlü bulunamayan "kurbağa yağı satıcıları" adında bir otobiyografisi mevcut...

30.11.2004 00:36:57
rashamon hoş filmdir ama seven samurai'daki yalın anlatıma hayranım

torq 30.11.2004 00:41:48
Seven Samurai filminin amerikan versiyonu Yedi Silahşörler adıyla çevrilmişti. Ama aslı kadar iyi olması söz konusu değil. Ben Dersu Uzala'yı izlediğimde çok etkilenmiştim.

Çetin 30.11.2004 20:25:01
dersu uzala kesinlikle çok etkileyiciydi. izledikten sonra bi müddet uzalayı aramıştım dışarılarda. hala özlemii çektiğim bir karakterdir.

torq 02.12.2004 01:51:10
Filmlerini izlediğimde henüz sinema konusunde yeterli bilinç ve bilgiye sahip değildim. Daha sonra öğrendiğimde yeniden izleyerek tanımaya çalıştım ve gerçekten olağanüstü bir teknikle sabırla çekilmiş olduğunu anladım. Özellikle Shakespeare uyarlamalarını çok başarılı buluyorum.  

02.12.2004 12:35:29
Ran'ın ; Kral Lear'ın en iyi japon sanatı uygulamalarından olduğu hep söyleniyor...
Hala izlemedim, çok merak ediyorum, ingiliz ağdalı edebiyatının japon yalın dilinde nasıl sunulabileceğini...

02.12.2004 14:41:24
japonların dili yalın olsa da çook eskilerden (1300'lü yıllar) başlamış, ağdalı, ritüelleri bol bir oyunculuk biçimleri var ki buna noh stili oyunculuk olarak isimlendiriyorlar. bir shakespeare uyarlaması için cuk oturuyor. macbeth uyarlaması olan throne of blood'da özellikle ladymacbeth'i yorumlamış olan kişinin oyunculuğu buna en iyi örneği oluşturuyor.

akira kurosawa'dan bahsetmişken rüyalar (yume)'den bahsetmeden geçemem. diğer filmlerinden de sezilebileceği üzere kurosawa filmleri doğa güzellemeleridir. rüyalar da buna istisna oluşturmuyor. birbirinden güzel 8 rüyaya tanık oluyoruz.  

07.12.2004 14:26:26
düşler olarak çevrildi sanırım o film. ama rüyalar da olabilir. benim izlediğim dvd de düşler denmekteydi. herneyse zaten çok önemi yok. adı sanı. önemli olan bu epik destanın bende yarattığı duygular.
bence düşler yönetmenin en önemli filmlerinden biridir. abartılı oyunluklarla süslü, birbirinden epik düşler. sanki ard arda kısa filmler. ben özellikle van gogh düşünü çok beğenmiştim. ve çok etkilenmiştim. metoforik anlatımda da yönetmen ustadır ayrıca.
ben en çok bu yönetmenin kamerayı koyduğu yerleri severim. ama kamera açısından falan bahsetmiyorum. salt kamerayı koyduğu yerler.
filmlerini bir de bu gözle izleyin. ne demek istediğimi anlıycaksınız

02.01.2005 00:01:41
saygı duyarım.. film yapacak para bulamadığı için intihara kalkışan var mıdır başka biri.  

jeffrey 13.08.2007 17:35:32
kendisiyle tanışmak istiyorum,bulamıyorum.
antalyadan var mı bu yönetmenin herhangi bir filmine sahip insan?

mitra 13.08.2007 18:01:10
Shichinin no samurai (1954)

Yalın.

Belirlenmezcilik diye birşey yok, bazen gerekircilik var, bazen farkında olma olgusundan doğan seçenekçilik.

Bazen yok. Realite bu. Çoğu zaman var.

Bazıları kazanır, bazıları kaybeder. Kazanlar hep kendi kıçlarını düşünenlerdir.


Sayfa: [ 1 ]