SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Diğer görsel sanatlar

Konu: The Thinker ile Kendine Bakan İnsan

Sayfa: [ 1 ]

29.11.2004 02:39:02



"Auguste Rodin (1840-1917)
19. yüzyılın ve sanat tarihinin önemli heykeltıraşlarından biri olan Auguste Rodin, Fransız romantizminin de güçlü temsilcileri arasında yer alıyor. Auguste Rodin doğrudan canlı modelden çalıştığı yapıtlarıyla tanınır. Devasa ve bol ayrıntılı heykellerin anıtsal görkemini insani boyutlara indirgeyen Auguste Rodin, yapıtlarında özellikle biçimlendirme, hareket ve ifadenin çeşitli biçimlerini elde etme yoluna gitti, soğuk metal ve taşın anlatımını aşan, izleyene geçen bir hareket duygusunu elde etmeyi başardı. Sanatçı, özellikle 'Düşünen Adam', 'Öpüş', 'Balzac heykelleri', 'Cehennem
Kapıları' ve 'Tanrı'nın Eli' gibi eserleriyle
yakından tanınıyor. Meslektaşı Camille Claudel'in kendisine modellik yaptığı ürünleriyle olduğu kadar, Claudel ile yaşadığı ateşli ve tutkulu aşk hikâyesiyle de romantizmin canlı bir temsilcisi olmuştur. (buz:rodin'in sevgilisini delirttiği söylenir.)
Kimi yapıtları Paris sokaklarında sanatseverlerle buluşan Rodin'in esas en ünlü yaptıları yine bu kentteki ünlü Rodin Müzesi'nde sergilenmektedir. Müze, her yıl yüzbinlerce ziyaretçinin gezdiği önemli sanat kurumları arasında sayılır. -radikal-"

 
Baktığında neredeyse kimse tepkisiz kalamıyor ona.Neden ki..Sadece Dante'nin model alındığı bir heykel değil mi....

O dünyanın en ünlü heykeli.Bakırköy 'deki akıl hastanesine iki hastanın emeğiyle kopyası taşınan heykel.

Defalarca yeniden yorumlandı..

Defalarca yeniden seyredildi..

Defalarca insanı yeniden ürpertti.

Heykeltraşlık sanatının zirvesi olarak mı bu kadar sevildi yoksa insanın akılla ilgili bir bilgisi,bilgisizliği,şüphesi,tasarısı  mı insanı  zaaflı kıldı ona...

İnsanda uyandırdığı bir şey var bu kesin ...ben çocukluğumda neredeyse yıllarca ve uzunca seyirler boyu onu düşündüm.Belki bu yüzden değerini abartıyorum,bilmiyorum.

Siz ne görüyorsunuz bu heykele baktığınız da?

06.08.2005 14:22:53
Alıntı
Çocukken beni en çok mutlu eden olaylardan biri  bir kaç sokak ötesinde oturduğumuz için Düşünen Adamı ziyaret etmektiÖnündeki havuzun kenarına oturur,uzun uzun yüzünü inceler ve içini görmeye çalışırdım.Eve dönme vakti geldiğinde oradan ayrılmak beni üzerdi.
Düşünen adam düşünüyordu.Mevsimler değişir,iklim zorlaşır ancak o eli çenesinde hala düşündükleriyle boğuşurdu.
Düşünen adam yalnızdı.Etrafında oynayan çocuklar onu görmez,sohbete dalmış anne babalar o dev cüssesine rağmen onu görmez,doktorlar ,hemşireler onu görmez, o ise buna aldırmaksızın düşünmeye devam ederdi.Düşünüyordu ve yalnızlığı ne umurundaydı ne de bunu farkediyordu.
Heykellerini taşlardan geriye kalan olarak betimleyen Rodin'inDüşünen Adam'ı taştandı.O kadar çok zamandır aynı yerde ama kimbilir nerelerde öyle çok düşünmüştü ki,taş kesilmişti adam.Belki de gerçekten düşünmekten fosilleşen gerçek bir adamdı bu.
Düşünen adamın adı düşünen adamdı.Ve sanki etrafında bohem bir hava asırlarca süren bir zincirde kendiyle boğuşmaktan yorgun insanların  çığlığından kalma kanıtları açığa çıkarıyordu.
Heykeli buraya dışardakileri uyarmak,yıldırmak için mi dikmişlerdi...
Sus,düşünme ,bak düşünen adama ,düşüne düşüne nerelere düştü..
Ki bence dışardakilerin işi değildi bu adam,içerdekilerin iç sızlatan bir şakasıydı daha çok.Zaten zamanla buna benzer bir hikayesi olduğunu da öğrenmiştim.
Gece pencereden hastane görülebilirdi .Ben,başımı cama dayar ve orda olan biteni hayal etmeye çalışırdım.Işıkları yandıktan sonra bile hep karanlık kalırdı hastane.Ve pencerelerde yaşam belirtisi olacak tek bir karartı,kıpırdanma olmazdı.Ya derdim deliliğe ağır saygıdan kimse kıpırdamıyor ya da gündüzün ışığında kolaylıkla hakir görebildikleri delilikten gece korkmak zorunluluğunu kabullenip,saklanıyorlardı.Elektro şok,zincirler ,buz banyoları...Deliliği zihinden zorla yıkama çabalarının izlerini epey bir süre boşuna arayıp durmuştum..  hastaneye bakan bizim pencereden.
Annem Rodin ve Düşünen Adam'ın öyküsünü anlattığında canım sıkılmıştı.Hani Dante'nin portresidir,işte Rodin kendinden daha yetenekli olan sevgilisine bilumum işkenceler etmiş,delirtmiştir vs.
Çok düşünen adam sonunda öğrendiklerinden ve ya sırf düşünme eyleminin yoğunluğundan acı çekmeye başlar,acı birikerek onu öyle bir ileri noktaya iter ki adam kendini normalin kapısında bulur.Bir anlık bir farkındalıktır bu.Sanki geriye dönebilecek gibidir.Ancak öte yandan o kadar ileri gitmiştir ki durmak artık anlamsızdır.Normalle arasındaki son bağı da koparır.Akli anlamda öteki tarafa geçer.Ölüm mü,intihar mı ,seçim mi,zorunluluk mu bilmiyordum.Bildiğim bu taraftakilerin sözkonusu insanları kendi varlıkları açısından tehdit edici bulup bir yerlere tıkma,üstlerini örtme,belki de onlardan ve onların her akıldaki gergin hattı hatırlatışından kendilerini saklama ihtiyacını duyduklarıydı.
Rodin'in heykeli bana buna benzer şeyleri anımsatırdı,ben de o yüzden çocukluğum boyunca onu çok sevdim.
Not:O zamanlar hastanenin bitişiğindeki ormanlık alanda hep dev kemikler bulurduk.Hastanede gizli bir grup insanın hastaların etlerini yedikten sonra kemiklerini buraya gizlediklerini sanmama neden olmuştu bu.
Aşağıdaki bir alıntı:
"05 Aralık 1951: İstanbul Bakırköy Akıl Hastanesi'nin bahçesinde Kemal adında bir hastanın yapmaya başladığı Rodin'in ünlü "Düşünen Adam" heykelinin kopyası, diğer bir hasta, Yüzbaşı Mehmet Pişdar tarafından tamamlandı."

buz...


Sayfa: [ 1 ]