SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik İnsanları

Konu: Pink Floyd

Sayfa: [ 1 ] 2 3

28.11.2004 02:00:50
Pink Floyd


Pink Floyd kurulduğunda, kadrosu vokal ve gitarda Syd Barrett, basta Roger Waters, klavyede Richard Wright ve bateride Nick Mason'dan oluşmaktaydı. İlk Pink Floyd albümü "The Piper At The Gates Of Dawn" 1967 yılında yayınlandı. Saykodelik müzik tarihinin en önemli albümlerinden biri sayılan bu albümdeki bestelerde Syd Barrett imzası görülmekteydi. Ayrıca bu albümün Pink Floyd'un caza en yakın albümü olduğu da söylenebilir. "Lucifer Sam", "Chapter 24" ve "Astronomy Domine" ilk başta dikkati çeken parçalardı.

İlk albümden sonra, grubun kurucusu Syd Barrett, psikolojik sorunları oldupu gerekçesiyle gruptan kovuldu ve yerine David Gilmour gruba dahil edildi. Eğer Syd gruptan kovulmasaydı, belki de Pink Floyd için herşey daha farklı olacaktı, kim bilir?

İkinci albüm "A Saucerful Of Secrets" bir yıl sonra piyasaya sürüldü. Albüme adını veren parça, Pink Floyd'un caza yakın parçalarından biridir.

1969 yılında yayınlanan ve aynı adlı filmin soundtrack çalışması olan efsanevi albüm "More"u takiben, aynı yıl içinde, Pink Floyd'un ilk double albümü "Ummagumma" yayınlandı. İlk albüm bir konser kaydıyken, ikinci albüm yeni şarkılardan oluşmaktaydı.

Bir yıl sonra yayınlanan "Atom Heart Mother", Pink Floyd'un kötü müzik yapmasının imkansız olduğunu gösteriyordu adeta. 1971 yılının başındaysa, grubun ilk dönemini özetleyen, içinde "Arnold Layne", "Julia Dream", "See Emily Play", "Remember A Day" gibi şarkıların bulunduğu "Relics" albümü yayınlandı. Aynı yılın sonlarında doğru, Pink Floyd'un o güne dek yaptıpı en iyi albüm olan "Meddle" piyasaya sürüldü. 24 dakikalık efsanevi "Echoes", muhteşem melodisiyle "Fearless", ve David Gilmour'un harika vokalleriyle "San Tropez" albümün ağır toplarıydı.

"Meddle"ı takiben yayınlanan "Obscured By Clouds"dan sonra, 1973 yılında "Dark Side Of The Moon" albümü yayınlandı. "Money", "Us And Them", "Time" gibi herbiri birer başyapıt olan 9 şarkıyı içinde barındıran bu albümle Pink Floyd, Amerika listesinde de ilk kez 1 numaraya kadar yükselir. Bu albüm, ayrıca 30 milyonu aşkın satışıyla da bütün zamanların en çok satan albümü olur. (Daha sonra rekoru Michael Jackson'un Thriller albümü yeniden kırdı) Billboard Top 200 listesinde de 14 yıldan daha uzun bir süre kalarak başka bir rekor daha kırar bu albüm.

1975'te piyasaya sürülen "Wish You Were Here", iginde herbiri birbirinden güzel 5 şarkıyı barındıran bir başyapıttır. "Shine On You Crazy Diamond" ve müzik piyasasını eleştiren "Have A Cigar" defalarca ve defalarca hiç sıkılmadan dinlenecek şarkılardır.

Wish You Were Here'in ardından 1977 yılında yayınlanan insanları ve politikayı anlatan "Animals" albümü Pink Floyd'un belki de en güzel ve anlamlı albümüdür. 3. şarkı "Pigs" (ki bence Pink Floyd'un en görkemli şarkılarından biridir) politikacıları, "Dogs" politikacıların korumalarını, "Sheep" ise, politikacıların vaatlerinden bıkan ama seçim zamanı gelince yine aynı politikacılara oy veren insanları tasvir eder. "Pigs On The Wing" ise akıllı insanlardır, yani (Pink Floyd'a göre) anarşistler.

1979 yılında piyasaya sürülen "The Wall", Pink Floyd'un belki de Pink Floyd olarak yaptığı son albüm. Baştan sona grubun beyni Roger Waters'ın keskin zekasının ürünü olan 26 şarkının hepsi gerçek bir bütünlük içindedir, albüm bittikten sonra kendinizi 26 şarkılık bir albüm değil, tek bir şarkı dinlemiş gibi hissedersiniz. "The Wall" albümü her ne kadar günümüzde, biraz da "Another Brick In The Wall Part 2" şarkısının yardımıyla piyasaya düşmüş olsa da, hiç de pop bir albüm değildir, aksine pop-Amerikan kültürünün karşısına hedeflenmiş bir albümdür ve gerçek bir başyapıttır.

Bu albümden sonra Roger Waters, Pink Floyd'dan ayrıldığını açıklar. Bu, kuşkusuz, hayranları şok eder. Ama grup yoluna devam etmekte kararlıdır. 4 yıllık bir aradan sonra 1983'te yayınlanan "The Final Cut" albümüyle Pink Floyd, müzik dünyasının Oscar'ı sayılan Grammy ödül töreninde yılın en iyi albümü ödülünü kazanır. Bu ilginçtir, çünkü albüm her ne kadar belli bir seviyenin oldukça üstünde bir rock albümü olsa da, Pink Floyd'un belki de en zayıf albümüdür ve özellikle son 10 yılda yayınlanan önceki 4 albümle karşılaştırıldığında (Dark Side, Wish You, Animals, Wall) çok sönük kalmaktadır.

"The Final Cut"ı izleyen "A Momentary Lapse Of Reason"'da, David Gilmour gruba ağırlığını tamamen koyar. "One Slip", "Learning To Fly", "Sorrow" gibi harika rock şarkılarını içinde barındıran bu albüm çok iyi, ama bütünlükten yoksun bir albümdür. Bir örnek vermek gerekirse... Aynı U2'nun "Rattle & Hum"ı gibi. "Rattle & Hum" da çok iyi bir albüm. Ama sanki birşeyler eksik gibi. Bu duyguyu, "A Momentary Lapse Of Reason"ı dinlediğinizde de hissediyorsunuz. Nedir bu eksik olan şey? U2'yu bir kenara bırakıyorum. Konumuz Pink Floyd. Cevabımız ise, sanırım Roger Waters.

1989'da piyasaya sürülen double konser albümü "Delicate Sound Of Thunder"dan sonra uzun bir süre sesi soluğu çıkmayan Pink Floyd bu suskunluğunu 1994'te yayınlanan "The Division Bell" ile bozdu. Pink Floyd'un ilk zamanlarında yaptığı müzikten daha farklıydı "Division Bell"in müziği. Bu albümü çok sert eleştirenler oldu, Pink Floyd'un artık piyasaya düştüğünü söyleyenlerdi bunlar ve çoğu Syd Barrett'i David Gilmour'a tercih ederlerdi sanırım. Ama çok beğenenler de oldu. (açıkçası ben bu gruptayım) Çünkü albüm baştan sona oldukga anlamlı. Hem müzik hem sözler açısından. "Poles Apart", " A Great Day For Freedom", "Lost For Words" ve tabii ki "High Hopes" muhteşem şarkılar.

 

28.11.2004 02:07:19
I don’t need no arms around me
And I don’t need no drugs to calm me.
I have seen the writing on the wall.
Don’t think I need anything at all.
No! don’t think I’ll need anything at all.
All in all it was all just bricks in the wall.
All in all you were all just bricks in the wall...

28.11.2004 02:10:24
Diğerlerine ihanet değil ama Dark Side Of The Moon gibi bir albüm daha olmaz... :sevgi:


Bu arada Roger Waters geçtiğimiz eylül ayında "To kill the child" ve "Leaving Beirut" isimli iki şarkısını daha piyasaya sürdü; hala dinleyemedim, bu şarkıların sözleri için:

http://www.okeania.net/floyd/album.htm

subcomandante 28.11.2004 20:39:25
dünyanın en iyi kompoze edilmiş solosuna sahip olan "comfortably numb" u yaratabilmiş kişiler...

28.11.2004 20:45:39
The Wall filmindeki animasyonlar çok iyi; özellikle sarmallaşıp yutan çiçek animasyonu beni içine çekiyor, kilitleniyorum...


Birde yıllardır Bike'ı dinlemeye alışamadım, aklıma hep Kubrick'in Shining filmindeki bisiklet sahnesi geliyor ve geriliyorum... Smiley

Have A Cigar'daki gitarın tonunu çok seviyorum; bir şarkıya bu kadar oturtulabilir ancak... :sevgi:  

torq 28.11.2004 20:57:38
Wish You Were Here, Syd Barret için mi yazılmış? Bilen var mı

Çetin 28.11.2004 21:04:41
hem pink hem floyd
bi de  Careful with that axe, Eugene

28.11.2004 21:07:40
Bunu ilk kez duyuyorum, araştırmak lazım...

Ama bu şarkıyla ilgili (Wish You Were Here) bildiklerim örneğin bu şarkıya geçişteki sesin birsürü silindirin miksaj masasındaki dönme sesinden canlı kaydedildiği, orkestra bölümünün tchaikowsy'nin dördüncü senfonisinden bir versiyon olduğu şeklinde...

subcomandante 28.11.2004 21:08:00
Alıntı
Wish You Were Here, Syd Barret için mi yazılmış? Bilen var mı
shine on you craze diamond ile beraber syd için yazılmış iki parçadan biridir.şarkı şöyle başlar:

-and discipline remains mascipline.
-sentence number two.
-....

sonrası ise bir süreliğine ana rahmine geri dönmektir...

28.11.2004 21:24:21
Bir dolu Pink Floyd dedikodusu ve albümlerle ilgili olayları bulabileceğiniz, bir floyd fanının kişisel türkçe sitesi:


http://www.okeania.net/floyd/p_flo.htm

torq 28.11.2004 21:31:25
Teşekkürler Subcomandante

02.04.2005 17:17:01
 Keşke burada olsaydın"

     O hüzünlü gitar soloyu ilk duyduğumda 15'imde olmalıyım.
     Gitarın açtığı yoldan bir bateri atak yapıyor, sonra bir çığlık, ağır melodik motiflerle ilerleyen parçayı yırtarcasına yükseliyordu:
     "Hatırlıyor musun, gençliğinde güneş gibi parıldardın/
     Şimdi semada kara deliklere benziyor bakışların/
     Patlat kendini çılgın elmas / Haydi gel ve parılda!.."
     Kimbilir kaç uykusuz gecenin ortağıydı, kapağında yanarak el sıkışan adam olan bu albüm; kaç ayrılık kabusunun, kaç kavuşma hasretinin yoldaşıydı.
     "Şimdi aynı akvaryumda yüzen iki yitik ruhsuz yalnızca/
     Yıllar yılı aynı eski toprakları aşındırarak ne bulduk ki?
     Aynı eski korkulardan başka... / Burada olsaydın keşke..."
     * * *
     Şarkıya ilham veren adamın gerçek öyküsünü nice sonra öğrendim. (Pink Floyd, Stüdyo İmge, 1996)
     Adı; Syd Barret'ti.
     Cambridge Lisesi'nden arkadaşı Roger Waters'la okul çıkışı, burs paralarını barlarda harcar, geceleri motor yarıştırır, sonra uyuşturucu ve seks için eve kapanırlardı.
     O yıllarda bir yandan gitar çalmayı öğreniyor, bir yandan da Rolling Stones dinleyip, ilerde kuracakları grubu hayal ediyorlardı.
     20 yaşına gelince hayalleri gerçek oldu.
     Syd gitar, Roger bas çalıyor, aynı liseden Rick Wright klavyede, Nick Mason davulda oturuyordu.
     Gruba isim ararken Syd, hayran olduğu iki cazcının, Pink Anderson'la Flyod Council'in adlarını birleştirmişti.
     Pink Floyd böyle doğdu.
     * * *
     İlk albümde tüm sözleri Syd Barrett yazmıştı. Yan yana düşen çılgın sözcüklerden şaşırtıcı mısralar oluşturan inanılmaz sözlerdi bunlar...
     Syd bir dahiydi; ama fazla "uçmaya" başlamıştı. Güne, kahvesine acid atarak başlıyor, günde 3 - 4 kez tribe giriyordu.
     Cromwell yolunda harabe bir evde, Pink ve Floyd adında, kendisi gibi acid düşkünü iki kedi ve bir sürü insanla birlikte yaşıyordu.
     1967'de çevresine bir "duvar" ördü ve hepten içine kapandı.
     Katıldıkları TV programlarında boş bakışlarla oturuyor, konserlerde saatlerce aynı akorları basıyordu.
     Sonunda 1968'de, adını verdiği ve ilk albümünün bütün sözlerini yazdığı gruptan kovuldu.
     Pink Floyd, "çılgın dahi"sini kaybetmişti.
     * * *
     Annesi Syd'i bir sanatoryuma yatırdı. 8 yıl orada kaldı. Bütün gün televizyon karşısında oturup şişmanlıyordu.
     O, hayattan koparken, Pink Floyd şöhrete kavuştu. Dark Side of the Moon'la hepten patlamışlardı.
     1975'te yeni bir albüm için Abbey Road stüdyosuna girdiklerinde tuhaf bir şey oldu. Hep önce müziği yapıp, sonra üzerine söz yazdıkları halde bu kez David'in hüzünlü gitar solosunu duyan Roger, Syd için bir şarkı yazmak istedi "Keşke burada olsaydın" döküldü dilinden...
     Sonrasını Rick Wright anlatıyor:
     "Stüdyoya geldiğimde kanepede şişman, iri yarı, kel bir adam oturuyordu. Miksaj masasında çalışmaya başladık. Roger'e adamın kim olduğunu sordum, bilmediğini söyledi. 45 dakika sonra aniden bu adamın Syd Barrett olduğunu fark ettim. Yıllardır onu görmemiştik ve tam kendisi için yazılan bir parçanın vokallerini kaydederken çıkagelmişti. Dişlerini fırçalayıp yanımıza geldi:
     '- Peki ben gitar kayıtlarını ne zaman yapıyorum?' diye sordu.
     '- Üzgünüz Syd, gitar kayıtları yapıldı' dedik."
     Roger Waters ise o günü şöyle hatırlıyor:
     "Karşımda iri, şişman, delirmiş bir adam vardı. Üstelik tam 'Keşke burada olsaydın'ı kaydederken gelmişti. Gözyaşlarımı tutamadım. Syd tutkulu insanların yok oluşunun en uç noktasını simgeler. Modern hayatın hüznüyle ancak böyle baş edebiliyordu".
     * * *
     Geçen ay Pink Floyd, 35. yıldönümünü "Echoes" (Yankılar) adlı bir albümle kutladı. 26 eski şarkının yer aldığı albümü alıp CD - çalarıma koyduğumda, 15 yaşında başucumdan eksik etmediğim albümün kapağındaki "tokalaşırken yanan adam" geldi gözümün önüne...
     Buruk gitar soloylo başlayan parçayı seçtim ve onun hüzünlü tellerine tutunup çeyrek asır öncesine geçtim:
     "Hatırlar mısın, gençliğinde güneş gibi parıldardın /
     Şimdi semada kara delikler gibi bakışların... (..)
     Keşke burada olsaydın..."
Can Dündar  - 27/01/2002

03.04.2005 18:25:52
''Hatırlar mısın, gençliğinde güneş gibi parıldardın /
     Şimdi semada kara delikler gibi bakışların... (..)
     Keşke burada olsaydın..."


 afro

04.04.2005 19:27:37
Sadece , Comfortably numb için bile olsa pink floyd derim başka birşey demem. Bir insanın yapabileceği en mükemmel şarkıdır ve uçurur alır götürür Smiley

30.03.2006 23:28:03
Live 8 performansları büyüleyiciydi,
İnsanın ruhuna hitap eden gelmiş geçmiş en iyi grup denilebilir pink floyd için

aslına bakarsanız, pink floydun arka sayfalarda kalmasını yüregim kaldırmadı bu mesajıda ondan atıyorum Smiley


Sayfa: [ 1 ] 2 3