SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: Rainer Werder-Fassbinder

Sayfa: [ 1 ]

28.11.2004 01:27:14
Doğum tarihi - 1945

İlk konulu uzun filmini 1969’da yaptı. Öldüğünde henüz 36 yaşındaydı ama önemli yapıtlara imza attı, büyük isimleri sinemaya kazandırdı. Melodram hayranlığı, tiyatro düşkünlğü olmasına rağmen sinemasal efektleri çok yerinde kullanan bir ustaydı Fassbinder. Onun eserlerinde kadınların, eşcinsellerin, evlilik içi ilişkilerin, sınıfsal çatışmaların, sokak insanlarının önemli bir yeri vardı. Siyasal sinemaya da imza atan Fassbinder’in en önemli yapıtları şöyle: Petra Von Kant’ın Gözyaşları, Lili Marlen, Sonbaharda Almanya, Custers Ana Cennete Gidiyor, Maria Braun’un Evliliği, İstasyon Şefinin Karısı, Lola, Veronica Voss’un Arayışı, Tümünün Adı Ali’ydi, Korku Ruhu Yer Bitirir, Querelle, Güçlünün Hakkı...



"fassbinder marjinal bir varoluştan söz edilemeyeceğini söylerdi...kıyıda (margin) olduğunuzda belli bir özgürlük kazanacağınızı sanırsınız fassbinder bunun doğru olmadığını göstermiştir"
francois ozon

28.11.2004 01:29:34
Özgürlüğün Zorbalık Hakkı (Faustrecht der Freiheit, 1974)

Bu filminde melodramı kullanışına ve buradan hem yola çıkarak hem de uzaklaşarak anlattıklarına iyi bir örnektir. Belki bildik ve melodrama yakışır bir konuyu Fassbinder, hem melodram ile anlatmayı tercih etmiş hem de, çelişkili gözükse de, melodramdan (bildik, sınıfsal çelişkileri gizleyici ve insanı toplumsaldan uzak ele alan melodramdan) kaçınabilmiştir.

Bunu yaparken, kullandığı araçlardan birisi, öykü kahramanlarının cinsiyetleri ve cinsel tercihlerini genel olarak ''ters yüz etmesi'' ise diğeri de, melodramın pik noktalarını ifade eden duygusallık ve dram anlarından kaçınmasıdır. Hatta, toplumsal olarak genel kabul görmüş iyiliği ve saflığı da yıkabilen bakışıdır...

28.11.2004 01:31:41
Korku Ruhu Kemirir (Angst Essen Seelen Auf, 1973)

Konusu, diğer bazı filmlerinde de rastladığımız, göçmen işçilere Alman toplumunun bakışıdır. Ancak, bu bakışı anlatan yaşlı ve dul bir Alman kadını ile ondan 20 yıl daha genç Faslı bir göçmen arasındaki aşktır.

Filmin sonunda, aşkın mutsuzluğu ya da olanaksızlığı değildir; aklımızda kalan; Alman toplumunun, belki de geçmişinden getirdiği ve aslında hiç bir zaman hesaplaşmadığı, hatta bizzat yöneticiler aracılığıyla devamlılığı süren, dozu düşürülmüş, fakat yedekte kalması gereken faşizmin göçmen işçilerde ve onlara bakışta somutlaşan dışavurumudur...
 

29.11.2004 01:11:23
Yönetmenle ilgili tüm sitelerin adreslerini bulabileceğiniz bir yer:

http://us.imdb.com/name/nm0001202/

torq 29.11.2004 01:16:16
Alman dışavurumculuğunun önemli bir ismi, yıllar önce televizyonda bir dizisini izlemiştim; Berlin Aleksandr Meydanı

Çok ilginiç gelmişti, ama fazla filmini izleme olanağım olmamıştı. Aslında bu tür filmeleri izlemek için sinematek gibi bir merkez oluşturulsa ne güzel olur.
 

29.11.2004 02:22:01
Aslında toplu film gösterimlerinde ve festivallerde epey filmi gösteriliyor. O diziyi duymuştum ama izleyemedim birtürlü...


Hiç ara vermeden çalışmasıyla, kendini kaybedercesine sürekli yazmasıyla ve birde eşcinsel kimliğiyle tanıttı kendini filmlerinden çok...


Sayfa: [ 1 ]