SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Tarihte Bugün

Konu: 12 Eylül Darbesi

Sayfa: [ 1 ]

05.09.2007 12:23:42
12 Eylül Darbesi veya 1980 Darbesi, Türkiye'de, Türk Silahlı Kuvvetleri'in 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahale. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir baskı dönemi başladı.

Hatırlamak isteyenler varmı?Kitapların yakıldığı düşünmenin suç olduğu bir vakitte yaşamayı hatırlamak yürürken yolda solcumusun sağcımısın diye eli silahlı bir yabancı tarafından yargılanmak zıt bir görüşte iseen ölüme yollanmak!
Tartışmayacağım neden yapıldı kim yaptırdı?,Vs vs bunları biliyoruz tek temennim bunların bir daha yaşanmaması ve sadece tarhite kötü bir anı olarak yazılı kalmasıdır...

private1907 06.09.2007 18:40:31
12 Eylül Darbesi
Vikipedi, özgür ansiklopedi

12 Eylül Darbesi veya 1980 Darbesi, Türkiye'de, Türk Silahlı Kuvvetleri'in 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahale. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir baskı dönemi başladı.


Sıkıyönetim ilanı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi, radyodan okunan ilk bildiriye göre:

    İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.

12 Eylül dönemi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları tarafından oluşturulan askeri cunta Milli Güvenlik Konseyi adı altında 1983 genel seçimine kadar Türkiye'ye ilişkin tüm kritik kararları aldı.

Darbe ardından geçen 3 yıl içerisinde önemli kanunların tamamına yakını değiştirildi ve cuntanın belirlediği Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa, 1982 yılındaki halk oylamasında, yüzde 92'lik "Evet" oyu ile büyük farkla kabul edildi. Halk oylamasında 'Hayır' oyu kullananları sandık başında baskı altında tutmak için rengi dışardan görünen oy pusulaları kullandırıldığı iddia edildi ama bu, Anayasa'nın çok büyük çoğunlukla kabul edilmesini açıklayan tek neden değildi. Anayasa'nın kabulünün bir başka önemli etkeni olarak, ihtilal öncesi iç savaş ortamı nedeni ile vatandaşların kendi hayatlarından endişe etmesi de ifade edilir.[2]

12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'de halkın önemli bölümü tarafından sosyal,siyasi ve ekonomik sorunların hiçbirine çözüm bulamayan iflas etmiş parlamenter rejimin 'haklı' alternatifi olarak görüldü. Bu nedenle, darbeye bir direniş olmadığı gibi, büyük çoğunluk, darbe liderlerini, ülkenin yeni liderleri olarak kısa sürede benimsedi.

Aynı halk oylamasında, Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçildi. Kabul edilen Anayasa'da, cunta üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde, seçimlerle iktidara gelen hiçbir hükümet tarafından kaldırılmadı ve 12 Eylül liderlerinin dokunulmazlığı sürdü.

Darbe gerekçeleri

12 Eylül 1980 askeri darbesinin gerekçeleri arasında ülkede yaygınlaşan siyasi cinayetler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birçok tur ardından Cumhurbaşkanı'nı seçememesi ve 6 Eylül günü Konya'da Necmettin Erbakan önderliğinde yapılan ve darbe liderlerinin şerîat amaçlı bir kalkışma girişimi olarak nitelediği yürüyüş gösterildi.

Ülkede tırmandırılan sağ - sol ve alevi - sünni gerginliği bireysel ve kitlesel siyasi cinayetleri besledi. 12 Eylül 1980 öncesinde sağ ve sol siyasi hareketin önde gelen temsilcileri cinayetlere kurban gitti. Doç. Bedrettin Cömert, Abdi İpekçi, Gün Sazak, Nihat Erim ve tanınmış birçok kişi sağ ve sol gruplara mensup militanlar tarafından öldürüldü. Darbe öncesinde siyasi cinayetlerin sayısı her gün 30'a yaklaşıyordu.

12 Eylül 1980'e gelindiğinde 19 ilde sıkıyönetim uygulanıyordu.

Ülkede, yönetemeyen hükûmet, karar alamayan Meclis ve ardı arkası kesilmeyen siyasi cinayetlerin yol açtığı yılgınlık havası, 12 Eylül öncesi dönemin son Başbakanı Süleyman Demirel'in "70 sente muhtacız" sözü ile özetlenen işsizlik, kıtlık ve işyeri anlaşmazlıkları ile yoğunlaştı.

Darbe ardından, siyasi cinayetlerin çok kısa sürede sona ermesi, güvenlik güçlerinin şiddet eylemlerini darbe öncesinde neden önlemediği / önleyemediği sorularını da beraberinde getirdi. Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter'a "bizim çocuklar işi bitirdi" anlamında bir mesajın, bir toplantının ortasında iletildiğinin anlaşılması, 12 Eylül'de ABD'nin rolü konusunu da tartışmalara açtı.Darbeden sonra ilk idam edilenler 9 ekim 1980 tarihinde ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ve sol görüşlü Necdet Adalı olmuştur.

Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu'nda başlatılan ayrılıkçı silahlı hareket, 12 Eylül yönetiminin getirdiği Kürtçe konuşma yasağı ile güçlendirildi ve gerekçelendirildi. Diyarbakır Cezaevi başta olmak üzere bölge cezaevlerindeki kötü muamele, 1983 seçimlerinden sonra yoğunlaşacak Kürdistan İşçi Partisi (PKK) adına terör eylemlerini gerçekleştirenlerin gerekçelerinden biri oldu. Bu cezaevlerinde tutulan PKK militanlarının önemli bölümü, daha sonra, PKK yöneticileri arasında yer aldı.

12 Eylül 1980 ardından partiler lağvedildi, parti liderleri önce askeri üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Bu durum, siyasi partilerin sürekliliği konusunda tarihsel sorunlar yaşayan Türkiye'de siyasi temsilin demokratikleşmesi önünde yeni bir engel oluşturdu, siyasi gelenekler geçici de olsa alt-üst edildi.

1983 Genel Seçimleri

    Ana madde: 1983 Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri

6 Kasım 1983 genel seçimine, kapatılan eski siyasi partilerin hiçbiri katılamadı; 1982 yılında hazırlattığı Anayasa'yı onaylayarak cuntayı destekleyen seçmen, cuntanın işaret ettiği emekli Orgeneral Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi yerine Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi'ni Türkiye'yi yönetmek üzere seçti. Daha sonra, siyasi yasakların kalkması ile eski liderler ve eski kadrolar, yeni partiler ile seçimlere katıldı.

1983 yılındaki genel seçimde Turgut Özal'ın Başbakan olması ile Türkiye ekonomisinin küresel entegrasyonu başladı. Bu anlamda, tasarlamadan da olsa, 12 Eylül cuntası, içe dönük kapalı bir ekonomiye sahip olan Türkiye'yi olumlu ve olumsuz tüm yönleri ile küresel ekonominin bir parçası haline getiren gelişmeleri tetikledi.

ABD'nin rolü

İlk kez Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül 04.00 (1984) adlı kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'in askeri müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın your boys have done it -- seninkiler yaptı/bizim çocuklar işi bitirdi - anlamındaki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD'nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur. Henze'den sonra Ankara’daki çocuklar başardı şeklindeki mesaj Başkan Jimmy Carter’a iletilmiştir. Paul Henze 2003 yılında bir Türk gazetesine verdiği demeçte Bizim çocuklar işi başardı sözlerinin Mehmet Ali Birand'ın uydurması olduğunu belirtmiş, ancak kısa bir süre sonra Birand 1997'de Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze'i yalanlamıştır.

Sıkıyönetim uygulamasının kaldırılması

Sıkıyönetim uygulamasının tarihlere göre kaldırıldığı iller:

19 Mart 1984    Bilecik, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Gümüşhane, Isparta, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, Muş, Sinop

19 Temmuz 1984    Afyon, Amasya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Çorum, Muğla, Nevşehir, Niğde, Rize, Sakarya, Tekirdağ, Yozgat

19 Kasım 1984    Denizli, Giresun, Kayseri, Konya, Manisa, Uşak

18 Mart 1985    Antalya, Bursa, Eskişehir, Hakkari, İçel, Kocaeli, Malatya, Kahramanmaraş, Samsun, Sivas, Tokat, Zonguldak

19 Temmuz 1985    Ankara, Artvin, Edirne, Erzincan, İzmir, Ordu

19 Eylül 1985    Trabzon

19 Kasım 1985    Adana, Adıyaman, Ağrı, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kars

19 Mart 1986    Bingöl, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa

19 Mart 1987    Van

19 Temmuz 1987    Diyarbakır, Mardin, Siirt

Darbenin sonuçları

    * 650.000 kişi göz altına alındı
    * 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
    * Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
    * 7 bin kişi için idam cezası istendi.
    * 517 kişiye idam cezası verildi.
    * Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
    * İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
    * 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
    * 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
    * 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
    * 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
    * 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
    * 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
    * 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
    * 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
    * 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
    * 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
    * 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
    * 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
    * Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    * 31 gazeteci cezaevine girdi.
    * 300 gazeteci saldırıya uğradı.
    * 3 gazeteci silahla öldürüldü.
    * Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
    * 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
    * 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
    * Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
    * 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
    * 14 kişi açlık grevinde öldü.
    * 16 kişi kaçarken vuruldu.
    * 95 kişi çatışmada öldü.
    * 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
    * 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.







İlgilenen arkadaşlar için 12 Eylül öncesi,sonrası ve yapılan röportajlar..





BUDHA 06.09.2007 18:50:11



Sizce bu pankartı son yıllarda hangi kesim taşıyarak tekrar darbe istedi?



Darbenin sonuçları

    * 650.000 kişi göz altına alındı
    * 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
    * Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
    * 7 bin kişi için idam cezası istendi.
    * 517 kişiye idam cezası verildi.
    * Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
    * İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
    * 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
    * 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
    * 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
    * 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
    * 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
    * 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
    * 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
    * 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
    * 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
    * 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
    * 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
    * 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
    * Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    * 31 gazeteci cezaevine girdi.
    * 300 gazeteci saldırıya uğradı.
    * 3 gazeteci silahla öldürüldü.
    * Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
    * 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
    * 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
    * Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
    * 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
    * 14 kişi açlık grevinde öldü.
    * 16 kişi kaçarken vuruldu.
    * 95 kişi çatışmada öldü.
    * 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
    * 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.


kimLiksiz 06.09.2007 19:02:30
filistin askısındayken ölüme sarılmak ve faşistin yüzüne tükürmek..

12.09.2007 11:52:24
Bugün 12 Eylül 1980 ihtilalinin 27.yılı.

12 Eylül ile ülke rejimine yerleştirilmek istenen Türk-İslam sentezi bilinci bugün siyasi iktidarın varlığıyla amacına kavuşmuş olduğunu görüyoruz.

Her yıl tekrarlıyoruz 12 Eylül 1980 bilançosunu.Gözaltına alınanlar,yargılananlar,idam edilenler,vatandaşlıktan ve işlerinden çıkartılanlar,tutuklananlar,işkence görenler bu işkencede sakat kalanlar,hiç bulunamayan kayıplar,kapatılan partiler,dergiler gazeteler ve yakılan binlerce kitaplar.

12 Eylül 1980 ihtilali anayasası,DGM ve YÖK’ü ile ve sürekli darbe çığırtkanlığı ile ülke rejimi üzerindeki etkisini hala sürdürmekte.

12 Eylül ile birlikte devletin birey için olmadığını bireyin devlet için var olduğu ;kutsal devlet için gerekirse yurttaş haklarının ve özgürlüklerin devletin bekasının sürmesi için
kurban edilebileceği anlayışı tüm halka benimsetilmiştir ve bu anlayış bugün hala geçerliliğini devam ettirmekte.

Araştırmalara göre 12 Eylül Askeri Darbesi'nin toplumsal ve siyasal bilançosu şöyle:

* 1 milyon 683 bin kişi 'fiş'lendi.

* 650 bin kişi gözaltına alındı.

* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

* 7 bin kişi idam istemiyle yargılandı.

* 517 kişiye idam cezası verildi.

* 259 kişinin idam dosyası Yargıtayca onandı.

* 49 kişi idam edildi.

* 71 bin kişi 141, 142 ve 163'den yargılandı.

* 98 bin 404 kişi 'örgüt üyesi' olmak suçundan yargılandı.

* 388 bin kişiye pasaport verilmedi.

* 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.

* 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.

* 300 kişi 'kuşkulu bir şekilde' öldü.

* 171 kişinin 'işkenceden öldüğü belgelerle kanıtlandı.

* 14 kişi cezaevindeki uygulamaları protesto etmek için yaptıkları 'açlık grevi' sonucu yaşamını yitirdi.

* 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

* 1402 sayılı yasa nedeni ile 3 bin 854 öğretmenin ve 120 öğretim görevlisinin işine son verildi.

* 1402 sayılı yasa nedeniyle 9 bin 400 kişi kamu görevinden atıldı ya da sürüldü.

* 47 yargıç görevden atıldı.

* 7 bin 233 devlet görevlisi bölgeleri dışına sürüldü.

* 937 film 'sakıncalı' bulunduğu için yasaklandı.

* 23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu .

* İstanbul'da gazeteler toplam 300 gün yayımlanmadı.

* 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

* 31 gazeteci cezaevine konuldu.

* Gazeteciler hakkında toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

* Gazetecilere toplam 3 bin 715 yıl hapis cezası verildi.

* 300 gazeteci saldırıya uğradı.

* 3 gazeteci öldürüldü.

* 49 ton gazete, dergi ve kitap, sakıncalı olduğu için imha edildi.




12 Eylül'ün en büyük kayıbı şimdi milyonları bulan bilincini kaybetmiş popüler kültüre kurban edilen gençlerimiz,çocuklarımız ve önemliside geleceğimiz.

Bugün 12 EYLÜL unutmayın

serhat1985 15.09.2007 15:34:49
 f tipinde intihar halen devam ediyor... DHA - İZMİR - PKK'ya üye olduğu iddiasıyla Buca Kırıklar F Tipi Cezaevi'nde tutuklu olan 35 yaşındaki Serdar Arı öldü. Arı'nın kendini yaktığı öne sürüldü...

16.09.2007 09:06:56
12 Eylül darbesinin üstünden yirmi yedi yıl geçti. Askeri rejim, bugünlerde, Türkiye toplumunu kan dökerek ve şiddet yoluyla “disiplin altına alan” özellikleriyle anılıyor. 12 Eylül rejiminin sınıfsal içeriği ve ekonomik bilançosu ise pek hatırlanmıyor. Birkaç hatırlatma yapmakta yarar var.

***

12 Eylül rejimi, iktisat alanında 24 Ocak kararlarını devraldı. Bu kararlar, 1977 sonrasının ekonomik tıkanmasını IMF’nin ve burjuvazinin reçete ve talepleri doğrultusunda yönetmeyi hedeflemekteydi. Önceki iki yıl boyunca Ecevit hükümeti, bunalımın faturasını külliyen emekçilere yıkmamak için çabalamış; varlıklı çevrelerden de belli fedakârlıklar talep etmiş; IMF reçetelerinin bazı öğelerine direnmiş ve sermaye çevrelerinin sistematik bir kampanyası sonunda al-aşağı edilmişti. Aynı çevreler, piyasa kontrollerini kaldıran, yüksek bir devalüasyonla birlikte fiyatları (birkaç ay sonra da faizleri) serbest bırakan 24 Ocak kararlarına tam destek verdiler.

24 Ocak kararlarının mimarı, Demirel tarafından DPT Müsteşarlığı’na getirilen Turgut Özal’dır. Özal’ın 1980 öncesinde Sabancı grubunun genel koordinatörlüğünü ve güçlü bir işveren konfederasyonu olan MESS’in başkanlığını yaptığını hatırlatalım. Özellikle sendikal harekete karşı katı ve ödünsüz çizgisiyle bilinen MESS’teki başkanlığı, 1980 öncesinin sınıf çatışması ortamında iş çevrelerinde Özal’a itibarlı, saygın bir konum kazandırmıştı.

Tüm sınıfsal içgüdüleri ve MESS deneyimi, Özal’a işçi sınıfı ve ücretler “disiplin altına alınmadıkça”, ihracat önceliği ve rekabet gücü gibi hedeflere odaklanmış görünen 24 Ocak kararlarının başarılı olamayacağını öğretiyordu. Bu görüşünü belgelediği de biliniyor.

***

12 Mart askeri muhtırası sonrasında kurulan Nihat Erim hükümetinin ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığına, DPT’yi kuran solcu iktisatçılardan biri olarak bilinen Attila Karaosmanoğlu getirilmişti. Askeri rejim Türkiye kamuoyuna “reformcu, ilerici” bir görüntü vermek istiyordu. Bu “cila”nın aldatıcı olduğu ortaya çıkınca ve sola karşı “balyoz harekâtı” başlatılınca Karaosmanoğlu ve “reformcu” arkadaşları Erim hükümetinden ayrıldılar.

12 Eylül cuntası böyle bir “göz boyama” çabasına hiç kalkışmadı. Demirel’i gözaltına alırken, Turgut Özal’ı ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığına getirdi.

Burjuvazinin askeri rejimin ekonomik yönelişlerini denetim altına alması anlamına gelen bu karar nasıl gerçekleşti?

Bu soruya ışık tutan ip uçları var: Turgut Özal’ın 24 Ocak ile 12 Eylül arasında, üst düzey komutanlara ekonomi politikaları üzerinde (ve şüphesiz emekçileri de disiplin altına alma koşuluyla neoliberal dönüşümün “tek seçenek” olduğunu açıklayan) brifingler verdiği biliniyor. 12 Eylül sonrasının güçlü adamı olarak ünlenecek olan Orgeneral Haydar Saltık ve askeri rejimin başbakanı Amiral Bülent Ulusu ile Özal’ın o tarihlerde ilişkiler kurduğu daha sonraları açıklanmıştır.

12 Eylül cuntasının (Özal’ın katkılarını da içeren) sınıfsal pozisyonu, Kenan Evren’in darbeyi Türkiye kamuoyuna açıklayan ilk TV/Radyo konuşmasında, sendikal hareketi hedef almasıyla (ve bu arada kendi maaşı ile bir “garson” ücretini karşılaştırmasıyla) ortaya çıktı. 12 Mart’ın “göz boyamacılığı” artık gündemde değildi.

Özal, askeri hükümette görev almayı, cuntayla pazarlık ederek, bazı bakanları ismen belirleme koşuluna bağlı kılarak kabul etti. Bu husus darbeden altı gün sonra ABD’nin Ankara’daki büyükelçisinin Washington’a çektiği bir telgrafta belirtiliyor. Bu bilgileri büyükelçiye bizzat Özal (üstelik pazarlıklar sürmekte iken) iletmiştir.

Ulusu hükümeti belirlendikten bir hafta sonra, Turgut Özal’ın konumunu pekiştirmek amacıyla Vehbi Koç’un Kenan Evren’e bir mektup yazarak “Turgut Özal’ı tutmaya devam ediniz” tavsiyesinde bulunduğu da biliniyor.

Türkiye’de 12 Eylül 1980’e giden ve onu izleyen dönem, devlet aygıtının sarsıldığı, dağıldığı istikrarsız dönemlerde, egemen sınıfların siyasi iktidarı ideolojik olarak ve fiilen nasıl denetim altına aldıklarını gösteren bir “laboratuvar” özellikleri içermektedir.

Darbeyi izleyen üç yıl boyunca sermaye çevreleri sistematik ve örgütlü biçimde 1982 Anayasası’nın ve işçi-işveren ilişkilerini belirleyen yasal ve kurumsal düzenlemelerin oluşmasında belirleyici roller oynadılar. Burjuvazi, böylece, 1980 öncesinde Türkiye toplumu üzerindeki egemen konumunu aşındıran süreçleri durdurdu; hızla tersine çevirdi.

Bu dönüşümün nicel meyveleri de derlendi: 1980-1988 arasında Türkiye ekonomisindeki bölüşüm göstergelerinin dramatik boyutlarda işçi ve köylü sınıflarının aleyhine dönüştüğünü belirliyoruz.

1989 ve sonrası ayrı bir hikâyedir.


deniz 16.09.2007 09:11:23
teşekkürler private emeğin için.

12 eylül darbesi bence sağlıklı, bilimsel ve objektif olarak iyice yorumlanmamış önemli bir olaydır.

nisan 22.09.2007 05:21:31
Utanc darbesidir baska birsey degil..

karaprens 22.09.2007 05:29:21
utanç!
bu darbeden sonra halen uyanamıyoruz, ülkemiz hala kutuplara bölünmüş.. fikirde birlik yok.

'bir milletin büyüklüğü cografi yüzölçümü ile değil, yüreginin asaleti , ülküsünün büyüklüğü ile ölçülür'
 M.K. ATATÜRK...
HERŞEY ORTADA

kimLiksiz 22.09.2007 11:44:12
fikir birliğinin olduğu yerde faşizm vardır !
sen neyden bahsediyorsun !


Sayfa: [ 1 ]