SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçilik

Konu: Faşizmin 'topuk' sesleri veya 'Baltalı ilahlar' iktidarı

Sayfa: [ 1 ]

mevali 04.09.2007 16:12:12
Konuşmayı reddeden bir insanın dilini penseyle dışarı çeksek, kafasına silah dayasak yine de beynindeki asıl düşünceleri doğru olarak öğrenemeyiz.

 

Zihinden geçenleri doğru olarak öğrenmenin yolu “konuşma özgürlüğü” vermektir.

 

Sadece bu özgürlük yetmez.

 

Konuştuğunda toplumsal tepki veya yasal işlem yapılabileceğini düşünen insan, düşüncelerini özgürce seslendiremez. Böyle bir ortamda herkes gerçek düşüncesini saklar ve sanal bir söylem geliştirir.

 

Bu psikolojik ortam, önyargının salgın bir hastalık gibi yaşandığı toplumlarda olur.

 

Bu toplumlarda “hâkim bireyler”, diğer bireylere inandıkları tabulara biat zorunluluğu getirir ve “biatı ilan etme” baskısı uygularlar. Böylece bireysel özgürlükler sona erer.

 

Burada faşizmin ana karakterlerinden biri karşımıza çıkıyor.

 

Tanımın sahibi Fransız felsefeci ve göstergebilimci Roland Barthes.

 

Eşsiz tanım şu:

 

“Faşizm, konuşma yasağı değil, söyleme zorunluluğudur.”

 

Bunun kaba karşılığı; meşhur fıkradaki gibi karşınızdaki “tavşan”sa bile ona “fil” olduğunu söyletmeye çalışmaktır.

 

Böyle bir zorlama Barthes'in tanımı içinde “söyletme” dir.

 

Önemli olan “zihinde olanı değil, zihinde olmayanı” zorla, bir papağana tekrar ettirircesine söyletmektir.

 

Örnek bazı cümleler:

 

Smiley Beni sevdiğini söyle!

Doğru olması önemli değil! Yeter ki bunu yalan da olsa duyayım!

 

“Ben tabi ki Avrupa Birliğine karşı değilim ama…”

Bir insan AB'ye karşı ise niçin “âmâ”sız AB karşıtlığını dile getirmesine izin vermiyoruz?

 

“PKK'ya terör örgütü demeden karşıma gelme!”

E, bu adam PKK'lıysa bu cümleyi deyince ihtida edip sizin cephenize geçip PKK ile mücadeleye mi başlayacak!

Ya baştan vekilliğine hukuki olarak engel ol veya hukuken milletvekili olduysa da bırak kendi olsun ve içindekini döksün. Halk da özgürce gözlesin ve tanısın.

 

“Niye meclis kayıtlarına yabancı dilim Türkçe yazdın? Düzelt çabuk!”

Adam korkuyla düzeltir. Bu şahıs 15 yaşına kadar ana dili Kürtçe konuşmuş sonra Türkçe öğrenmişse niye daha vekilliğin 1. günü “Ana dilim Türkçe” yalanına zorluyorsunuz?

 

“Şu Kıbrıs sorunu çözülsün artık!”

Ya, demek siz Kıbrıs'ı satmak istiyorsunuz! Vatan haini, Bölücüler!

 

“Ben orduyu herkesten çok severim. Bu ordu gözbebeğimiz.”

Hükümeti eleştirirken ama bağlacı kullanılmaz, rezerv konulmaz fakat askeri eleştirirken mutlaka yukarıdakinin benzeri bir cümleyle giriş yapılır.

Çünkü orduyu eleştiriyorsanız kesin hain ve asker düşmanısınızdır.

Her eleştiren bu ihanetten pay alır!

Çünkü ordu “hata”dan münezzehtir, hata yapmak sivillere mahsustur.

 

“Kimi savunuyorsan onlardansın!"
Toplumda yer alan bir grubu adalet ve hukuk adına savunuyorsunuz...
Demek ki sen de onlardansın! Yoksa niye başkasını savunasın ki?

Demek ki sen de dincisin, demek ki sen de Kürtsün, Demek ki soyunda Ermeni var!

 

“Atatürk'ü seviyor musun önce onu söyle, sonra konuşalım.”

Adam Atatürk'ü sevmiyorsa niye zorla “Tabi ki Atatürk'ü seviyorum” yalanını attıracaksın. Bu cümleyi söyleyince otomatik Atatürkçü mü olunuyor?

Kemalizm eleştirisi mi yapacaksınız, mutlaka Atatürk sevginizi ifade etmelisiniz.

 

“Ne mutlu Türküm diyene” demiyorsanız, düşmanımızsınız.

Ya bu vatandaş Yahudi'yse, Ermeni'yse veya Kürt'se?

Yoksa bu cümle otomatik olarak Türk olma metodu mu? Veya bunu söyleyen hem vatanı kurtarıyor, hem de kendini mi kutsuyor?

 

“Bugün bağıra bağıra 20 defa istiklal marşı okuyacaksınız!”

Darbe dönemlerinin cezaevi âdeti. Bölücü örgüt mensupları hapiste 1000 defa istiklal marşı okursa vatansever olur!

 

“Önce 11 Eylül'ü lanetle, sonra konuş!”

Yahu bırak adam Üsame taraftarıysa rahatça konuşsun siz de kim, kimin taraftarı, kim dost, kim düşman öğrenin!

 

Niçin insanların düşüncelerini özgürce ve baskı altında kalmadan söylemelerinden korkup onlara inanmadıklarını söyleme, takiyye yapma mecburiyeti getiriyoruz?

 

İkiyüzlülük baskısı niçin?

 

Tüm balolarımız maskeli olmak zorunda mı?

 

Zorbalıkla ve faşistlikle belli sloganları telaffuz ettirme, karşımızdakine o sloganlara inancı mı aşılayacak?

 

Bir Hıristyanın kafasına silah dayayıp “Şahadet” getirtince Hıristyan, Müslüman mı olmuş oluyor?

 

Bu ülkede “Baltalı ilahlar iktidarı” olduğu sürece insanların gerçek düşüncesini ve gerçek kimliğini öğrenmek mümkün değil. (Faşizm kelimesi Latince baltalı çubuk anlamlı “fasces” den)

 

Doğru veya yanlış, yerli veya yersiz her türlü eleştiriye kapalı birey ve kurumlar eleştiri karşıtlığıyla saygınlık kazanamazlar, aksine faşizan reflekslerini sergilemiş olurlar.

 

Ülkeleri yıkan veya bölen, özgürce söylenenler değil söyletilmeyenler veya zorunlu söylemlerdir.

 

Yazıyı bir başka Faşizm tanımıyla bitirelim:

 

“Faşizm, bir grup insanın sahip olduklarına inandıkları birtakım özelliklerden dolayı başkalarından üstün olduklarını iddia etme ve hayatı da üstünlük iddiasına dayandırma çabalarından meydana gelir.”
günsel günhan

mevali 04.09.2007 20:11:55
güncelleme


Sayfa: [ 1 ]