|
||
| "Barış" asgari düzeyde de olsa insan olma meziyetine sahip kişilerin karşı olamayacağı bir olgudur. Ancak "barış" tek başına pek de bir anlam ifade etmez. İnsanların barışı savunabilmeleri için insanlık onuruna yakışır bir yaşam sürmeleri gerekir. Bir başka ülke tarafından işgal edilmiş, insanları öldürülen, eziyete uğrayan ve de sömürülen bir ülkenin mevcut koşulları kabul ederek her şeye rağmen "barış"ı istemesi beklenemez. Burada barışın gerçekleşmesi için önce ezilen ülkenin veya halkların bu durumdan kurtulmaları ve insanca yaşam koşullarına ulaşmaları gerekir. Ancak bu koşullarda barışın bir anlamı vardır. Aksi halde, sırf savaş olmasın diye ezilmeyi, sömürüyü kabullenmek ve kurtuluş için mücadele etmemek "barış"ı değil sadece sömürünün devam etmesini sağlayacaktır. Örneğin, ABD işgali altında milyonlarca insanı ölen, milyonlarcası işkenceye, tecavüze uğrayan ve ulusal hükümranlığını işgalcilere kaptırmış bir Irak'ın bugüne kadar kaybettiklerini geri almadan "barış"tan söz etmesi beklenemez. Irak'ta barışın savunulabilmesi için öncelikle işgalden kurtulup bağımsızlığını elde etmesi, daha sonra da bugüne kadarki maddi ve manevi kayıplarının telafi edilmesi gerekir. Aksi halde Irak halkı onurlu bir yaşama ulaşamayacak ve "barış" sadece ABD ve işgalci ortaklarının vahşetini kabullenmek anlamına gelecektir. Bu nedenle Irak halkının "barış" için onurunu tekrar elde edecek bir mücadele yürütmesi ya da diğer bir ifade ile "savaş"a girişmesi son derece meşrudur. Ülkeler arasındaki bu durum kapitalist sistemde toplumsal sınıflar arasında da geçerlidir. Bilindiği gibi kapitalizmin varlığı sermaye sınıfının emekçi sınıfları sömürmesine dayanır. Yani kapitalist sistem varolduğu sürece sermaye sınıfı üretim sürecinden başlamak üzere tüm toplumsal ilişkilerde emekçileri sömürecektir. Hal böyle iken kapitalist sistem içerisinde "işyeri barışı", "toplumsal barış" ya da aynı anlamlara gelmek üzere "sosyal diyalog" veya "toplumsal uzlaşma" gibi kavramları savunmak da aynı biçimde "barış"ı değil, sadece sömürünün devam etmesini savunmak anlamına gelecektir. Maalesef bugün bir çok uluslararası ve ulusal işçi örgütü, AB gibi kapitalist kurumların da önermesiyle mevcut koşullar içerisinde işyeri ve toplumsal düzeyde uzlaşmayı yani "barış"ı savunmaktadır. Dünyada örgütlü emekçilerin önemli bir kısmını temsil eden örgütlerin bu yaklaşımını iyi niyetli olarak değerlendirmek mümkün değildir. Yaşamın her düzeyinde barışı gerçekten savunmanın yolu her şeyden önce her düzeydeki sömürünün kaynağı olan kapitalizm ile mücadeleden geçmektedir. Zira, kapitalizminin egemen bir sistem haline gelmesinden bu yana ezilen ulusların ve her ulus içindeki emekçi sınıfın tüm kayıplarının telafi edilmesi ve insanın bir meta olmaktan çıkarak onurlu bir yaşama kavuşması gerekmektedir. Bunun için de "sosyal diyalog", "toplumsal uzlaşma" gibi sözlerle sömürüyü meşrulaştırmak, yerine işçi sınıfının birliğini sağlayıp sermaye ile mücadeleye girişmek gereklidir. Sözün özü: Barışın tek yolu kapitalizmle mücadeledir. Ancak bunun için önce emek örgütlerinin bağımsızlığı için mücadele etmek gerekecektir. |
||
|
||
| konu komunizm bölümüne açıldığı için komunizm ve barışı bağdaştırmaya çalıştım.. komunizm toplumda ciddi bir değişim gerektiren bir düzen. komunizmi hedef edinmiş kitlelerin büyük bir çoğunluğu bu değişimi devrim yoluyla elde etmeye çalışıyor. devrim ise barış değil savaşı gerektirir. bu durumda komunizm ve barış bir arada anılamayacak kavramlar gibime geliyor. ?? |
||
|
||
| düşüncen güzel ve olumlu hocam fakat komünizm bütün dünyaya yayıldıkdan sonra enternasyonali sağladıktan sonra barış olmuyormu ? sınırların kalktığı herkesin eşit olduğu bir dünya komünizmde buda barışdır. | ||
|
||
| teorine göre barışın tek yolu mücadele yani savaştır. barış için savaş fikri herkesin sahiplendiği bir düşünce zaten.. amerikaya da sorsanız savaşı barışı sağlamak için yaptıklarını söylerler. önemli olan farklı bir söylemle; yani savaş olmadan barışı nasıl getiririzi konşabilmektir bana göre. |
||
|
||
| hocam dediğin şey savaşmadan barış bence biraz zor ama komünizmle bağdaşma yönü enternasyonalizm | ||