SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Muhteremin acelesi var

Sayfa: [ 1 ]

04.09.2007 15:50:28
Muhteremin acelesi var.

339’u kaptığı an, koltuğuna anında oturuverdi.

Zevceleri köşkü beğenmemişler.

Yazık. Üzüldüm. Ama kolayı var.

Değiştirin efendim.

İpek halılar, boy boy seccadeler, zemzem suyu ile yıkanmış, dualar işlenmiş el işi örtüler serin istediğiniz gibi.

Üst katlarda, şöyle Ankara’yı tepeden gören uygun bir odayı mescit yaptırıverin.

Biraz genişçe bir oda olsun bu.

Gelip gideniniz bol olur.

Bir de dışarıya, bahçesine köşkün, şöyle her bakınan yurttaşın görebileceği, azametli bir minare de konduruverin.

Gölgesi  işe yarar.

Yakışır o bahçeye.

Farkınız anlaşılsın.

Eee ne de olsa asil, Müslüman bir ailenin, Müslüman bir kızı olarak, ülkenin baş köşesine kurulurken, sizden isteneni yapmak caizdir.

Sonra, şikayetçisi olduğunuz bir ülkenin en tepesine kurulduğunuzun işareti olarak, başınızın örtüsünü, şöyle tutup kuyruğundan dalgalandırma fırsatınız da var.

İyi değerlendirmek lazım.

Büyük bir direk diktirin. Nasıl olsa moda.

Unutuyordum, gül yağını eksik etmeyin köşkün ana kapısından, aman ha... Yanına da içinden dualar çıkan sarma lokum koyun. Fıstıklı. Ümmete ikram gerek.

Sağlı sollu, şöyle sultan yolu gibi bir yola ihtiyacınız var. Suudi saray bahçelerinin girişi gibi.

Bol bol gül ve hurma ağaçları diktirin.

Olmadı tüm bahçe sizin.

Kapı girişinin hemen önüne mehter takımı’nı koymalısınız.

Gelen, geçen dinlesin “ceddin baban, neslin deden, hep kahraman Türk milleti.”

Sevaptır.

Eşiniz hazretleri için, dünya alkışa durmuş durumda nasıl olsa.

Baksanıza ABD’den, AB’ye sel gibi tebrikler yağıyor .

Hay  Maşallah.

Kim tutar sizi, yüzde kırk yedi var arkanızda.

Gerine gerine geriniyorlar. Görüyorsunuzdur.

Sabancı’sı, Koç’u, TÜSİAD’ı, MÜSİAD’ı, Borsa’sı, çok uluslusu, az uluslusu, ulussuzu, kurdu, kuşu, bağımsızı, liboşu hepsi sapasağlam, taş gibi arkanızda.

Memlekette biraz çatlak “hain ses” var ama, aldırmayın siz onlara, işinize bakın.

Çaresi var.

Açın kapıları, “haydi yolun açık olsun” dediniz mi, ohhh…

Bahçenin “dikensiz gül” olmasının başka çaresi yok.

Hiç durmayın. Bu bir fırsat. Sonra ne olur ne olmaz. Belalar çoğalır, başınız derde girer. Aman haa..

Ricalarım bunlarla sınırlı değil maalesef.

Eşinizin yapması gereken o kadar çok iş var ki, inanın bana, siz de şaşıracaksınız.

Ama bir fırsatını bulursanız, şu 2010 yasasını bir an önce imzalamasını söyleyiverin bir zahmet.

Öyle içine tıkılmış “AKM’nin yıkılmasını” falan düşünmeden, çaksın  imzayı.

Üst kattaki mescitte, rahlenin yanına koyun lütfen yasayı.

Hani daha çabuk görür belki.

Hem sonra, o 2010 yasası, “uyuyan güzel’in” ve de onunla birlikte çalışan “kıymetli” 6 bakan hazretlerinin göz nurudur.

Memleketin nasıl ve kimlere güzelleneceğinin önemli adımlarından biridir.

Pay almayı bekleyen aç kurtlar var.

Siz bilmezsiniz bunları ne verirseniz verin fazlasını isterler.

Hem, eşinizin “pazarlamacı” ruhuna da katkı olur. Fena mı yani?

Avrupalı dostlarınız kızmadan halledin şu işi.

Sakın ha dinlemeyin şu  “Komünist kafalı” sanatçı milletini.

Sonracığıma efendim, 2010’a kadar özellikle İstanbul’a, çok büyük bir “Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi” kondurmalısınız.

Yanına müzesini de yaptırın. Ohh..

Şöyle şaşaalı, şatafatlı bir bina.

Bol kubbeli. Hamamı, mescidi, şadırvan’ı mutlak olsun.

Siz yapmalısınız bunu.

Muhterem’e ve muhterem halka naçizane bir hediye.

Eşinizin yıllarını verdiği ve hayatı üstüne nutuklar attığı bu zat için yapılan her şey kutsaldır.

Belki birden fazla yapmalısınız yada olmadı her ile, her ilçeye, her mahalleye bir tane.

Ne olmuş yani, tutan mı var sizi.

Koskoca “cumhur” eşi olmak öyle kolay mı?

Mutlu olur Muhterem.

Onu hepimiz adına mutlu etmek, sizin işiniz olduğuna göre lütfen unutmayın.

Zorlanmazsınız.

Size saygılarını sunan yeni Kültür Bakanı, sözünüzü iki etmez merak etmeyin.

Hazır siz orada, millet adına oturmuşken, gelin şu Fethullah Gülen meselesini de çözüverin.

Adam “gavur ellerinde” acı çekiyor.

Yazık. Yaşlı, ağlamaklı bir muhterem o. Neredeyse elden ayaktan düşecek.

Hakkındaki tüm dosyaların toparlanıp çöpe atılmasını sağlamak hiç zor değil. Duasını alırsınız.

Emir verin.

Tıpkı sultanların yaptıkları gibi. Görün bakın neler oluyor.

Kurulun koltuğa, dönün yüzünüzü kıbleye, gerisi kolay.

Burada  bitirirken,

size, zaman zaman isteklerimi iletmek isterim.

Bu benim “vatandaşlık” görevimdir.

Sonra, şeyi  öğrendik biz eee... “büyüklere karşı saygılı olunur”.

Onun için “rahat” olun.



Sayfa: [ 1 ]