SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => komunizm TEORİLERİ

Konu: Yoldaş Stalin Kadrolar Üzerine

Sayfa: 1 2 [ 3 ]

09.12.2004 10:13:56
O ZAMAN YAŞASIN AMERİKA........ protest  

07.01.2005 17:13:03
Arkadaşlar;

Stalin'in Sovyet politikasını temelden etkilediği aşikardır. Stalin kendisinden önce gerçekleşen Rus devrimi'ni -ki devrim tek bir ülke ve ulus ile olmaz, evrensel ve internasyonel devrim reeldir- demir suyuna batırmış ve içinde yeşerecek çok tohumu olan verimli bir toprağı kurutmuştur. Etrafında birçok kukla devlet toplayan SSCB Marx'ın ve Engels'in belirttiği ve ütopyasını oluşturduğu yüce devrim teorisinin temeline dinamiti döşemiş, bu nedenle bu  ve benzeri hükumetlerin çıkarlarını partide söz sahibi sözde yoldaşların çıkarlarıyla bütünleştirmiştir.Sonuç olarak Sovyet hükumeti bir kurtarıcıdan, işçinin, emekçinin yoldaşı olmasından çok onu içten içe eriten bir dert gibi Sovyet hükumetini nihai sona sürüklemiştir.

Acı ama Gerçek
Birgün tüm işçiler kombayna sırtında günün yorgunluğunu uçsuz bucaksız ormanlarla çevrili dağın tepelerinde süzgün bakışlarını gezindirerek atmaya çalışıyorlardı.Birden gözlerine büyük bir ev gibi ama daha çok bir villaya(!) benzeyen bir yapı çarptı. Bu bir villaydı evet fakat orada ne işi vardı? Daha doğrusu villanın, özel mülkün sosyalist olarak bilinen bir ülke topraklarında ne işi vardı? Bilinmez ama birşey biliniyordu, o da bu yapının bir parti üyesine ait olduğu gerçeği...

 

07.01.2005 21:09:37
Arkadaşlar bence stalin komünistten çok stalinistti.Hatta dünyadaki tüm stalinistlerden bile daha çok stalinistti.Eski Yunan medeniyetlerinde görebileceğimiz kendini ilahlaştırma ve yüceleştirme güdüsünün yirminci yüzyıldaki temsilcilerinden biridir.Rakibi olmadığı ve icraatlarına itiraz edebilecek çatlak seslerin bulunmadığı bir ortamda dediğim dedik bir tiran olmaayı başarmıştır.O bununla da yetinmemiş kendisini ve makamını kutsallaştırmıştı.Stalini putlaştırma hareketi bizzat onun kendi iktidarı zamanında başlamıştı.Temizlik mağdurlarının çocuklarının Sovyet yetim hanelerinde birer proleter devrimci olarak değilde,Stalin fedaisi olarak yetiştirilmesi bile Stalin in kendisini devrimin önüne geçirme çabasının bir kanıtıdır.Onun için devrim karşıtı olmak stalin karşıtı olmaktan daha hafif bir suçtu.Zaten yirmi yıl sonra Troçkistlerin Stalinin topyekün temizlik hareketinin,onun iktidara gelişinin devrime karşı devrim olduğu iddiası tüm dünya sosyalistleri tarafından kabul edilecekti.Yukarılarda bir arkadaş Hitler ve Stalini toplu katliamlar yaptıkları gerekçesiyle aynı kefeye koymuştu.Bu da bana aykırı ideolojik hareketlerin benzerliğinin sadece sonundaki -izm ler olmadığı iddiasını hatırlatıyor.  

Leonardo 28.01.2005 23:02:03
devrimi gerçekleştirmek için kimseye ihtiyacımız yok. devrim şimdi buradadır. stalinciğim de huzur içinde yatsın.  

ilimunati 10.05.2006 17:59:23
josef stalin insanlık tarihinin gördüğü en büyük katillerden biridir.
Stalin adıyla tanınan tarihin en büyük diktatörlerinden biri olan Yosif Visaryonoviç Cugaşvili, 21 Aralık 1879'da Gürcistan'ın Gori kasabasında doğdu. Babası kundurucaydı. Gençken girdiği papaz okulundan devrimci militanlara katılmak üzere ayrıldı  ve Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin bolşevik kanadı saflarında yer aldı. 
Uzun yıllar Sibirya'da sürgünde kaldı. Lenin'in 1917'de Finlandiya'ya gitmesinin ardından Sverdlov'la birlikte partinin yönetimini üstlendi. Ekim Devrimi'nden sonra Lenin'in başkanlığındaki Sovyet hükümetinde Milliyetler Halk Komiseri oldu.
Lenin'in ölümünden az önce Komünist Partisi genel sekreteri oldu. 1920-1930'larda sağ ve sol ideolojik mücadele adına binlerce insanı sürgünlere gönderdi. Özellikle bu sürgünler ve idamlar yoğunluklu olarak Türkler’e karşı oluyordu. Stalin "iktidarın için her yol meşrudur" sözünü tam anlamıyla uygulayarak milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu.
Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944'te sürgüne gönderilmesini sağladı.
Josef Stalin,  "Planlı ekonomi", "Kollektivizasyon" ve "Endüstrileşme" uygulamaları ile 1928-1936 yılları arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini sağladı. Kendisiyle aynı fikirde olmayanlara karşı baskı uygulanmasını sağlayan "halk düşmanı" kavramının babası oldu. 
İkinci Dünya Savaşı sırasında parti liderliği, hükümet başkanlığı ve sovyet orduları başkomutanlığı görevlerini birarada yürüttü. Sovyetler Birliği'nin müttefiklerin yanında Nazi Almanyası'na karşı kazandığı zafer uluslararası alanda prestijini artırdı..
"Amerikan Emperyalizmi"ni suçlayarak, 1945'ten sonra Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine komünizmi dayattı. 
Yaşamının sonlarına doğru, tüm dünyadaki komünistler tarafından "putlaştırılmıştı". 5 Mart 1953'te öldü. Ölümünden sonra Kruşçev, Stalin'in işlediği insanlık suçlarını açıkladı.
 
Stalin = Çelik Adam. 1913'ten sonra bu takma adı kullanmıştır.
 

ilimunati 10.05.2006 18:24:14
Stalin kollektivizasyon politikasını 1929'da başlattı. Buna göre topraklar üzerindeki tüm özel mülkiyet kaldırılacak, her köylü belirli bir kotayı devlete vermek zorunda kalacak ve kendi mahsulünü satamayacaktı. Belirlenen kota yine çok yüksekti ve köylülerin bunu karşılamaları için ellerindeki herşeyi vermeleri gerekiyordu
Ukrayna'da, kırsal nüfusun zorunlu kollektifleştirmeye direnmesine bağlı olarak yaşanan büyük açlığa gelince, bir kaç ay içinde 6 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır
1931'de devlet genel kollektivizasyon politikası gereği, yılda toplam 18 milyon ton mahsul alan Ukrayna'dan 7.7 milyon ton tahıl talep etti. Bu, zaten çok zor hayatta kalan köylüleri neredeyse açlıktan ölecek oranlara getirdi
Kollektivizasyon sonucunda, Ukrayna köylüleri en az 4 milyon ölüyle en ağır kaybı verdi. Kazakistan'da yine aynı uygulama sonucunda bir milyon insan öldü. Kuzey Kafkasya'da ve Kara Topraklar'da da ölü sayısı bir milyondu. Stalin, tek bir emirle 6 milyon insanı ölüme göndermişti.
“insan kasabı” denince aklımıza bunu en güzel başaran mahluk gelir; Joseph Stalin..

Halefi Kruşçev bile onun 1923-1953 arasındaki kabus dolu yıllarını anlatırken şöyle demekten kendini alamaz: “İnsanlık tarihinin en barbar dönemi” Volga Kızıl Akarken adlı hatıratında merhum Şevki Bektöre’nin şu hatırasını hep hatırlarım; Sibirya mahkumları Stalin hastalandığında duvarlara Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kelimelerinin Stalina Spaset Rasiu(Rusçasının ilk harflerini(SSSR) kazıyorlar ama kendi aralarında bunu şöyle okuyorlardı: Smert Stalin’in ölümü Rusyanın kurtuluşu olacaktır.) 

Stalin’in yaptıklarına zaman zaman değineceğiz. İnkarın insanın nasıl canavarlaştırdığını, Allah tanımamanın ne kadar korkunç bir şey olduğunu, dine sırt dönmenin ne büyük bir fecaat olduğunu anlayabilmek için..

Yakınlarda izlediğimiz Çöküş filminden bir sahneyi hatırlayalım; Hitler, çılgınlık nöbetlerinden birinde şöyle haykırıyordu: “Keşke yıllar önce bütün üst düzey komutanları idam etseymişim, Tıpkı Stalin’in yaptığı gibi.”

Stalin 1937’de Ordu’da büyük bir kıyım harekâtı başlattı: 5 Mareşalden üçü, 16 ordu komutanından on dördü, 8 amiralden sekizi, 67 kolordu kumandanından altmış biri, 133 tümen komutanından yüz otuzu, 599 Tugay komutanından iki yüz on biri, 11 Harp komiseri yardımcısından on biri tasfiyeye uğradı. 35 bin subay kadrosundan yarısı ya idam edildi, ya hapsi boyladı.

Ordu komitesindeki bu zaafı iyi değerlendiren Nazi yönetimi, Sovyetlere saldırmakta bir beis görmemiş ve ilk taaruzlarda büyük zaferler kazanmıştı. Öyle ki kısa zamanda 1,5 milyon Sovyet askeri esir edilmişti. ABD ve İngiliz genelkurmay raporları Rus ordularının Almanlar karşısındaki şansının 3 ay kadar olduğunu belirtmişlerdi. Ama tam bu sırada tarihi değiştirecek bir şey oldu: Şimdiki Sibirya soğukları gibi, 150 senedir görülmemiş bir soğuk 1941 kışında bastırdı ve Almanları asıl o yendi. 
17 Şubat 1990. Uğur Mumcu Stalin konusunda yaptıkları tartışmada İlhan Selçuk’a cevap veriyor:
‘Stalin döneminde Sovyetler Birliği’nde 786 bin kişi kurşuna dizilmiş. Stalin ve Hitler... İki kanlı diktatör, ikisi de insan kasabı...’dır diyor kendisi de bir solcu olan Uğur Mumcu.
"bir insanın ölümü dramatik, on insanınki trajiktir. bir milyonun ölümü ise sadece bir istatistiktir", diyebilecek kadar caniliği meslek edinebilmiş insan müsveddesi dir Stalin. ben bir komünist olmasamda Stalin iktidara gelince Lenin adını silmeye, kendini çok okuyan kültürlü biri gibi göstermeye çalışır. Leninin karısı Nadezda’yı kötüleyen, yemekte dosta sohbet ettiği kişileri az sonra tutukladan ( Yakovlev gibi...) iyi bir örgütçü fakat hileçi, despot, açımasız yalnız kalmaktan nefret edip bunalan, doğuştan vahşi yaratışlı (danstan yorulmuş kızını dansa davet edip “yoruldum” cevabı üzerine eli ile saçlarını kavrayıp çeke çeke salonun ortasına getirmesi ... gibi) kızı Suetlanka’nın ülkesinden kaçıp ABD’ye iltica ettirecek kadar soğuk, duygusuz. Kimseye güvenmeyen, iyi içki içen, hayatının sonlarına doğru hafızası zayıflayan, tek korktuğu kişi olan kendisinden sonra casuslukla suçlanan Beria’dan aşırı çekinen, yanlış kollektif-leşme politikaları ile (1928- 1933) tüm rusyadaki tarım ve hayvancılığın yarı yarıya azalıp, milyonlarca Rusun açlıktan ölmesini özellikle Ukrayna’da yamyamlık olaylarının görülmesine sebep olan, halka baskı ve takip uygulayan başına sansür, işçiyi sarhoş, köylüyü aç bırakan, politbüroyu rantçıların merkezi yapan Stalin, hayatının son zamanlarında felç olur, 1953 yılında ölür bu insan kasabı. ha bu arada bunları yaparken aldığı ğüç 1 darwinin evrim teorisi 2 marksizmdir hiç kuşkususuz.

ilimunati 10.05.2006 18:26:25
Stalin adıyla tanınan tarihin en büyük diktatörlerinden biri olan Yosif Visaryonoviç Cugaşvili, 21 Aralık 1879'da Gürcistan'ın Gori kasabasında doğdu. Babası kundurucaydı. Gençken girdiği papaz okulundan devrimci militanlara katılmak üzere ayrıldı  ve Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin bolşevik kanadı saflarında yer aldı. 
Uzun yıllar Sibirya'da sürgünde kaldı. Lenin'in 1917'de Finlandiya'ya gitmesinin ardından Sverdlov'la birlikte partinin yönetimini üstlendi. Ekim Devrimi'nden sonra Lenin'in başkanlığındaki Sovyet hükümetinde Milliyetler Halk Komiseri oldu.
Lenin'in ölümünden az önce Komünist Partisi genel sekreteri oldu. 1920-1930'larda sağ ve sol ideolojik mücadele adına binlerce insanı sürgünlere gönderdi. Özellikle bu sürgünler ve idamlar yoğunluklu olarak Türkler’e karşı oluyordu. Stalin "iktidarın için her yol meşrudur" sözünü tam anlamıyla uygulayarak milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu.
Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944'te sürgüne gönderilmesini sağladı.
Josef Stalin,  "Planlı ekonomi", "Kollektivizasyon" ve "Endüstrileşme" uygulamaları ile 1928-1936 yılları arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini sağladı. Kendisiyle aynı fikirde olmayanlara karşı baskı uygulanmasını sağlayan "halk düşmanı" kavramının babası oldu. 
İkinci Dünya Savaşı sırasında parti liderliği, hükümet başkanlığı ve sovyet orduları başkomutanlığı görevlerini birarada yürüttü. Sovyetler Birliği'nin müttefiklerin yanında Nazi Almanyası'na karşı kazandığı zafer uluslararası alanda prestijini artırdı..
"Amerikan Emperyalizmi"ni suçlayarak, 1945'ten sonra Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine komünizmi dayattı. 
Yaşamının sonlarına doğru, tüm dünyadaki komünistler tarafından "putlaştırılmıştı". 5 Mart 1953'te öldü. Ölümünden sonra Kruşçev, Stalin'in işlediği insanlık suçlarını açıkladı.
Stalin kollektivizasyon politikasını 1929'da başlattı. Buna göre topraklar üzerindeki tüm özel mülkiyet kaldırılacak, her köylü belirli bir kotayı devlete vermek zorunda kalacak ve kendi mahsulünü satamayacaktı. Belirlenen kota yine çok yüksekti ve köylülerin bunu karşılamaları için ellerindeki herşeyi vermeleri gerekiyordu
Ukrayna'da, kırsal nüfusun zorunlu kollektifleştirmeye direnmesine bağlı olarak yaşanan büyük açlığa gelince, bir kaç ay içinde 6 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır
1931'de devlet genel kollektivizasyon politikası gereği, yılda toplam 18 milyon ton mahsul alan Ukrayna'dan 7.7 milyon ton tahıl talep etti. Bu, zaten çok zor hayatta kalan köylüleri neredeyse açlıktan ölecek oranlara getirdi
Kollektivizasyon sonucunda, Ukrayna köylüleri en az 4 milyon ölüyle en ağır kaybı verdi. Kazakistan'da yine aynı uygulama sonucunda bir milyon insan öldü. Kuzey Kafkasya'da ve Kara Topraklar'da da ölü sayısı bir milyondu. Stalin, tek bir emirle 6 milyon insanı ölüme göndermişti.
“insan kasabı” denince aklımıza bunu en güzel başaran mahluk gelir; Joseph Stalin..

Halefi Kruşçev bile onun 1923-1953 arasındaki kabus dolu yıllarını anlatırken şöyle demekten kendini alamaz: “İnsanlık tarihinin en barbar dönemi” Volga Kızıl Akarken adlı hatıratında merhum Şevki Bektöre’nin şu hatırasını hep hatırlarım; Sibirya mahkumları Stalin hastalandığında duvarlara Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kelimelerinin Stalina Spaset Rasiu(Rusçasının ilk harflerini(SSSR) kazıyorlar ama kendi aralarında bunu şöyle okuyorlardı: Smert Stalin’in ölümü Rusyanın kurtuluşu olacaktır.) 

Stalin’in yaptıklarına zaman zaman değineceğiz. İnkarın insanın nasıl canavarlaştırdığını, Allah tanımamanın ne kadar korkunç bir şey olduğunu, dine sırt dönmenin ne büyük bir fecaat olduğunu anlayabilmek için..

Yakınlarda izlediğimiz Çöküş filminden bir sahneyi hatırlayalım; Hitler, çılgınlık nöbetlerinden birinde şöyle haykırıyordu: “Keşke yıllar önce bütün üst düzey komutanları idam etseymişim, Tıpkı Stalin’in yaptığı gibi.”

Stalin 1937’de Ordu’da büyük bir kıyım harekâtı başlattı: 5 Mareşalden üçü, 16 ordu komutanından on dördü, 8 amiralden sekizi, 67 kolordu kumandanından altmış biri, 133 tümen komutanından yüz otuzu, 599 Tugay komutanından iki yüz on biri, 11 Harp komiseri yardımcısından on biri tasfiyeye uğradı. 35 bin subay kadrosundan yarısı ya idam edildi, ya hapsi boyladı.

Ordu komitesindeki bu zaafı iyi değerlendiren Nazi yönetimi, Sovyetlere saldırmakta bir beis görmemiş ve ilk taaruzlarda büyük zaferler kazanmıştı. Öyle ki kısa zamanda 1,5 milyon Sovyet askeri esir edilmişti. ABD ve İngiliz genelkurmay raporları Rus ordularının Almanlar karşısındaki şansının 3 ay kadar olduğunu belirtmişlerdi. Ama tam bu sırada tarihi değiştirecek bir şey oldu: Şimdiki Sibirya soğukları gibi, 150 senedir görülmemiş bir soğuk 1941 kışında bastırdı ve Almanları asıl o yendi. 
17 Şubat 1990. Uğur Mumcu Stalin konusunda yaptıkları tartışmada İlhan Selçuk’a cevap veriyor:
‘Stalin döneminde Sovyetler Birliği’nde 786 bin kişi kurşuna dizilmiş. Stalin ve Hitler... İki kanlı diktatör, ikisi de insan kasabı...’dır diyor kendisi de bir solcu olan Uğur Mumcu.
"bir insanın ölümü dramatik, on insanınki trajiktir. bir milyonun ölümü ise sadece bir istatistiktir", diyebilecek kadar caniliği meslek edinebilmiş insan müsveddesi dir Stalin. ben bir komünist olmasamda Stalin iktidara gelince Lenin adını silmeye, kendini çok okuyan kültürlü biri gibi göstermeye çalışır. Leninin karısı Nadezda’yı kötüleyen, yemekte dosta sohbet ettiği kişileri az sonra tutukladan ( Yakovlev gibi...) iyi bir örgütçü fakat hileçi, despot, açımasız yalnız kalmaktan nefret edip bunalan, doğuştan vahşi yaratışlı (danstan yorulmuş kızını dansa davet edip “yoruldum” cevabı üzerine eli ile saçlarını kavrayıp çeke çeke salonun ortasına getirmesi ... gibi) kızı Suetlanka’nın ülkesinden kaçıp ABD’ye iltica ettirecek kadar soğuk, duygusuz. Kimseye güvenmeyen, iyi içki içen, hayatının sonlarına doğru hafızası zayıflayan, tek korktuğu kişi olan kendisinden sonra casuslukla suçlanan Beria’dan aşırı çekinen, yanlış kollektif-leşme politikaları ile (1928- 1933) tüm rusyadaki tarım ve hayvancılığın yarı yarıya azalıp, milyonlarca Rusun açlıktan ölmesini özellikle Ukrayna’da yamyamlık olaylarının görülmesine sebep olan, halka baskı ve takip uygulayan başına sansür, işçiyi sarhoş, köylüyü aç bırakan, politbüroyu rantçıların merkezi yapan Stalin, hayatının son zamanlarında felç olur, 1953 yılında ölür bu insan kasabı. ha bu arada bunları yaparken aldığı ğüç 1 darwinin evrim teorisi 2 marksizmdir hiç kuşkususuz.


Sayfa: 1 2 [ 3 ]