SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: mutlu değilsen yanlışsın

Sayfa: [ 1 ]

03.09.2007 16:10:05
At ve köpekti asıl sohbet temaları. Semaverler şehri Tula ile Moskova arasında buluşan Anton Çehov, Lev Tolstoy ve ressam Repin'in bazı güncel tartışmalarının dışındaki kapsamlı uzun sohbetlerinin sebebinin, sahip oldukları at ve it olduğu rivayet edilir.
Yakın akrabaları ve hizmetliler, dünyanın bu meşhur insanlarının iç dünyalarını birbirlerine pek açmadıklarını ve hatta sakladıklarını aktarıyor. Uzmanlık alanlarıyla ilgili az konuşmuş çok yazmışlar demek ki. Rusya'nın kare ası dört büyük edebiyatçısından biri Çehov'dan geçenlerde söz etmiştik. Bu kez de yolumuz çağdaşı ve komşusu Lev Nikolayeviç Tolstoy'un evine düştü. Başkent Moskova'nın 184 kilometre güneyinde, Tula kentine çok yakın olan Tolstoy'un evi, bir kasaba büyüklüğündeki orman bahçe karışımı bir yeşillik cennetiyle kuşatılmış şirin iki katlı bir yapı. Evi çevreleyen orman ve bahçeler, başlangıçta bir Rus Knyaz'ı (derebeyi) tarafından kuş cenneti yapılmak üzere satın alınmış.

Dede Tolstoy tarafından satın alınan yer, 1847 yılında evin en küçük erkek kardeşi olması avantajıyla Lev Tolstoy'a kalmış. Müzeye çevrilen ev, günümüzde sadece Ruslara değil tüm dünya toplumuna miras olarak kalmış. Rusya'nın Kızıl Meydan'la sınırlı olmadığını düşünen turistler, Çehov, Repin ve Tolstoy'un evini ziyaret ederek geçmişi anlamaya çalışıyor. Günde 16 saatlik çalışmayı, sağlam aile yapısı, Yasnaya Polyana tepesinin güzelliği ve dindarlık ile birleştiren faktörün Tolstoy'u eşsiz dünya klasiği yaptığı söyleniyor. Meşhur eseri Savaş ve Barış'ı kurguladığı alt kattaki odası, biraz eski zindanların mimari yapısı izlenimini veriyor insana, doğrusu. Ancak manzarası balkondan efsuni yeşillikle kuşatılan aşağıdaki göle bakan ikinci kat, adamı hemen şair yapacak atmosfere sahip. Hikayesini kimsenin bilemediği Kur'an-ı Kerim de, Tolstoy'un odasının gösterişli yerindeki rafın en sağ üst köşesinde duruyor halen.

Dünya klasiği Tolstoy'un felsefesi; hünerli ve mutlu yaşamaktır. Anahtar olarak da sevgiyi kullanır. "Mutlu olmak; havayla, güneşle, yıldızla, otla, ağaçla, hayvanla ve insanla... Demek ki, hayatın kurallarını ihlal etmemişsin. Mutlu değilsen herhangi bir yerde yanılmışsın, demektir. Yanlışları aramak, neredeyse onu düzeltmek lazım.'' diyor Tolstoy. Yasnaya Polyana tepesini, kendisini Allah'a yakın bulduğu bir yer olarak tanımlıyor. Tarihteki tüm büyük önderler gibi o da hep dağı sevmiş. Meşhur Rusların aksine heykel istemedi. Evinin bulunduğu ormanın en güney noktasındaki çayın yayına gömülme isteğiyle sınırlı kaldı vasiyeti. Ortodoks Hıristiyanlarının mezarlarına pek de benzemeyen kabri, halen de çamların gölgesinde yeşil. Uzay ötesini anlamaya çalıştığımız günümüzde, tabii ki, profesyonel insan profili için Anthony Robins, Edwar De Bono'nun fikirleri ile McKensie şirketi ve Stockholm Ekonomi Enstitüsü'nün çağdaş öğretileriyle beslenmemiz lazım. Ancak hammaddenin sağlamlığı için isim ezberlemenin ötesine geçerek modern bir bakış açısı ile öğrenmeliyiz klasikleri.

 

03.09.2007 22:10:21
"İdeal insan mutlu insandır." diye düşünürdüm eskiden.
(ideal insan : insanın default değeri anlamında, katıksız, normal.)

Artık o kadar da emin değilim.
"Mutlu isen yanlışsın" daha yakın duruyor.

03.09.2007 22:31:26
sanmam Smiley

03.09.2007 22:43:23
Default insan bulmak isterdim..
bide "default" un türkçe alternatifini bulmak isterdim.

son tango 16.07.2008 06:46:23
Mutlu değilsen herhangi bir yerde yanılmışsın, demektir. Yanlışları aramak, neredeyse onu düzeltmek lazım.''

demiş ya tolstoy..10 numara bi yorum olmuş bence ..tersinden bakarsak,mutsuzlukların kaynağını araştırmak lazım..bulmak,çözmenin yarısı zaten..geriye onları yok etmek,uzak tutmak kalıyor cünkü..

fikir 16.07.2008 08:31:35
Bazı mutluklar vardır, anlıktır. Uzun zaman diliminde mutsuzluğa dönüşür.

Bazı mutsuzluk vardır, zaman süzgecinde mutluluğa dönüşür.

Mutluluk doğrunun veya mutsuzluk yanlışlığın bedeli değildir.

Birbirlerini doğururlar, özletmek için...

Hatta bazen "mutluluk ve mut şansa bırakılmıştır..."

matrix 16.07.2008 12:58:48
mutlu olmak....

ne demek mutlu olmak..insanın istediklerine sahip olması diyebilirmiyiz.. böyle düşündüğümüzde... peki kim mutlu olabilir.. hayattan çok şey isteyen , kendisi ve sevdiklerinin hayatını garanti altına almak isteyen insan mutlu olabilirmi...asla.. çünki hayatın garantisi yoktur , isteklerin sınırı yoktur.. böyle insanlar sonsuz bir girdapta hayatlarının nasıl bittiğini anlamadan sona gelirler...

  Peki mutluluk aza kanat  etmekmidir.. Çok felsefi görüş bunu destekler.. Olanlarla mutlu olmayı bilmek gerek der.. Bu geçerli bir görüşmüdür düşünelim.. Bu görüşte hayat ile savaş mantığı yok edilmiş olur.. İyiye çalışmak yerine her şeye razı olup pasifize olmaya doğru yönlendirir.. Her şeyi kendi mutluluğu çemberinde daraltığı için bencil bir yapı gelişir.
.
  Peki mutluluk nedir... Mutluluk herkesin zannettiği gibi kendini düşünmekle ilintili değilidir.. İnsan sırf kendisi için çabaladıkça yükünün dahada ağırlaştığının farkında değildir.. İnsan kendi değil insanlık için çabaladığında ve başarıya ulaştığında mutlu olabilir ancak.. Kendi bencilliğinden sıyrıldığı için vicdanı rahattır.. Kendi içindeki hesabında aklanan insan en mutlu olabilecek insandır.. İnsanların mutluluğu ona kendi mutluluğundan daha fazla haz verir..

Mutluluk yaşanan hazlar değildir ,gülmek, eylenmek değildir.. Bunlar içkinin verdiği mutluluk gibi beynin uyuşması ile gerçeklerin unutluduğu geçici haz anlarıdır.. ..Mutluluk ruhun doyduğu andır.. Ruh kendiyle başbaşa kaldığında mutluysa mutludur.. Gerisi sadece unutmaya çalışmaktır..
 
  Kendin için istemek kendi yükünü çoğaltır.. İnsanlık için istemek yükünden dağıtıp rahatlamak huzura kavuşmaktır..

son tango 16.07.2008 17:36:15
azla yetinerek mutlu olmak için önce acı testinden gecilmesi gerekir...


Sayfa: [ 1 ]