|
||
| Descartes in en ünlü sözlerindendir:Düşünüyorum öyleyse varım ... Bu sözü kendime göre yorarsam şu sonuç ortaya çıkıyor:Düşünemeyen şey yoktur... Açıklama:Düşünüyorum öyleyse varım=düşündüğüm için varım=var olmamın sebebi düşünmem=o halde düşünmeyen şey var olamaz=Düşünemeyen şey yoktur... ![]() Bu söz hakkındaki düşüncelerinizi iletirseniz sevinirim...
|
||
|
||
Descartes in en ünlü sözlerindendir:Düşünüyorum öyleyse varım ... Bu sözü kendime göre yorarsam şu sonuç ortaya çıkıyor:Düşünemeyen şey yoktur... Açıklama:Düşünüyorum öyleyse varım=düşündüğüm için varım=var olmamın sebebi düşünmem=o halde düşünmeyen şey var olamaz=Düşünemeyen şey yoktur... ![]() Bu söz hakkındaki düşüncelerinizi iletirseniz sevinirim... ![]() "Düşünüyorum öyleyse varım" Peki bu bağlamda düşünmeyen şeyler yok mudur? Mesela bitkiler düşünemezler,bu olmadıkları anlamına mı gelir? |
||
|
||
| pri güzel bi yaklaşım.. ama descartesin bitkileri de düşünerek söylediğini sanmıyorum
|
||
|
||
| Ben evolutionist'in yaklaşımına istinaden söyledim. -Duyularımız bazen bizi aldattığına göre,hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığını farzetmeliyim. -Burada sobanın karsısında oturduğumu nasıl bilebilirim. -Bundan emin olamam. Rüyada da hayal görüyor olabilirim. -Yada muzip bir şeytan benimle oyun oynayabilir -Kuşku duyamayacağım tek şey; birşey düşünüyor olmam. Rüya gördüğümü,benimle alay edildiğini yada bir bedenim olmadığnı bile düşünsem,bu böyle.. -İşte buldum! DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM.. (Descartes) |
||
|
||
Alıntı Duyularımız bazen bizi aldattığına göre,hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığını farzetmeliyim. -Burada sobanın karsısında oturduğumu nasıl bilebilirim. -Bundan emin olamam. Rüyada da hayal görüyor olabilirim Biraz daha açayım: Uykudan uyanmadığın sürece gördüğün rüya senin için gerçektir. Aynen öylede bizi kim temin edebilirki şimdi biz uykuda değiliz ve rüya görmüyoruz. Belki de ölüm uyanmanın adıdır. |
||
|
||
| düşünmüyorum öyleyse yokum peki düşünmediğimi nasıl bilebiliyorum? |
||
|
||
| Bence Descartes burada, felsefenin ana başlıklarından (sorunsallarından) ikisi olan Varoluş'u ve Bilgi'yi aynı anda tanımlama çabası içerisine girmiş. Varoluşu kendi varliğimizin bilgisine (gerçeğe) yaslıyor ve tabiri caizse bir taş ile 2 kuş vuruyor. Helal olsun Descartes'a. Descartes'a benden saygılar! | ||
|
||
| "Düşünüyorum o halde varım" değildir sözün aslı, bu yargının mantıksal bir bağlamı yoktur "o halde" gibi. Bu türkçeye çevirisinde oluşan yanlışlıktan ötürüdür.. Çünkü metodlar kitabında bu sözü çıkarabilmek için descartes, tüm güdülerini, mantığını, algılarını, bilgisini ve mantığını işin içinden çıkarmıştır, çünkü mutlak doğruyu bulma yolunda, onun yolunu şaşırtacak tabelalardır bunlar. Yokluktan ulaşabileceği ilk doğru olan Düşünüyorum <-> varım yargısına varmıştır. Bu yargının tam bir türkçe çevirisi olmadığı için anlam kargaşası oluyor ama bu mantık üstü bir laftır, tersini tartışamayız.. Daha fazlası için kitabı okumanız gerekiyor, descartesin metodu, doğruluğundan şüphe ettiği herşeyi elemek ve son ihtimali ele almaktır, zor yoldur ve mantık üstü bir yol izlemiştir. Bunu anlatabileceğimi sanmıyorum, okuyup üstüne çok düşünmek gerekiyor.. |
||
|
||
| Kainat ağacının şuurlu meyvesidir insan. Kainat; insan aynasında kendisini seyrediyor. Bütün bir kainat, varlıksal gerçeğinin onayını insan düşüncesinden(ruhundan) alıyor. Ruh olmazsa madde, kendine ait habersizlikte yoklukla eşdeğer olur. Baksanıza büyük bir dağa ilişkili olduğu alan kapladığı yer kadardır ve kendini bilmez bir öksüzlük içindedir. oysa bir sivrisinek maddesinin küçüklüğüne rağmen bütün dünya benim der gibi özgürdür. Demekki asıl kıymet maddede değildir.(Metaryalistler burada biraz düşünsün) Artık varın siz insanı düşünün. |
||
|
||
| Düşünüyorum öyleyse varım=düşündüğümü farkediyorum o zaman varım=var olmamı farketmemin sebebi düşünmem=o halde düşünmeyen şey var olduğunu farkedeceğini düşünemeyeceği için var olduğunu bilemez=Düşünemeyen şey var olduğundan habersizdir. | ||
|
||
Kainat ağacının şuurlu meyvesidir insan. -------------------------------------------------------------------------------------------------Kainat; insan aynasında kendisini seyrediyor. Bütün bir kainat, varlıksal gerçeğinin onayını insan düşüncesinden(ruhundan) alıyor. Ruh olmazsa madde, kendine ait habersizlikte yoklukla eşdeğer olur. Baksanıza büyük bir dağa ilişkili olduğu alan kapladığı yer kadardır ve kendini bilmez bir öksüzlük içindedir. oysa bir sivrisinek maddesinin küçüklüğüne rağmen bütün dünya benim der gibi özgürdür. Demekki asıl kıymet maddede değildir.(Metaryalistler burada biraz düşünsün) Artık varın siz insanı düşünün. sen hiç yoktan var olanı gördünmü yada var olanın yok oldugunu |
||
|
||
Alıntı sen hiç yoktan var olanı gördünmü yada var olanın yok oldugunu Yokluk ve varlık çok hızlı süreklilik halindedir. Sınırlı duyularımızla bunu laboratuvar masasına yatırır gibi tespit edemeyiz. Düğmeye basarak açtığın lamba aslında sürekli olarak çok hızlı bir şekilde yanıp sönüyor ama biz bunu göremiyoruz. http://sifirforum.com/din_felsefesi/ynt_big_bang_zaferi_ve_ateistlerin_yobazligi-t25392.0.html;msg324830#msg324830 |
||
|
||
| bana göre, aklımızı kullanabildiğimiz sürece hayatın içinde bir rolümüz olacağı ve birşeyleri irdeliyip çözüm yada sonuca ulaşabileceğimizdir nacizane fikrim budur bana katılan varmı acaba | ||
|
||
bana göre, aklımızı kullanabildiğimiz sürece hayatın içinde bir rolümüz olacağı ve birşeyleri irdeliyip çözüm yada sonuca ulaşabileceğimizdir nacizane fikrim budur bana katılan varmı acaba Mahçup bir edayla belirtmene gerek yok. Bağırarak söyle. Ayrıca ''katılan var mı'' şeklinde yerine ''katılmayan var mı'' daha hoş olmaz mıydı? Çünkü sana katılanlar buraya sana katıldığını belirtmek için yazsa site kilitlenir. ![]() |
||
|
||
| duyularımızla algılanmanın bir sonucu olarak descartes bunu öne sürüyor olabilir. Benim de aklıma şu örnek gelmiyor değil. Dişim ağrıyor. Ama dişimin ağrıdığını düşünmezsem o zaman ağrıdığını da hissetmem. O halde şöyle denilebilir mi beyin duyguları yönetir. Ki bu doğrudur.Descartes de bir yerleri ağrıdığı için mi bu sözü ortaya atmış kimi bilir. Ama filozoflar genelde böyledir. Ufak bir şeyden bir şeyler ortaya atarlar bu tüm insanlığı bir anda kasıp kavurur. Sonra da sürü gibi peşinden sürükler. Galiba filozofluğun en temel yöntemi bu olsa gerek. | ||