|
||
| Önceki meclisi, cumhurbaşkanı seçemez hale getiren açılım Sabih Kanadoğlu'ndan gelmişti. Yeni meclis için benzer bir denemeyi Hüsamettin Cindoruk yaptı. Ona göre, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi konulu anayasa değişikliği referandum aşamasına gelmişken, meclis cumhurbaşkanı seçimi yapamazdı. Kimse dinlemedi. Bu hukuk icatlarını yapanlar ve "laik cumhuriyeti" bu ve benzeri yollarla canla başla korumaya uğraşanlar, sadece dinlememekle kalmıyorlar. Bu kesim bir süredir düşünmüyor da! Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi fikri, aslında AKP açısından fazla ideolojik ve propagandif bir çıkıştı. AKP, karşı tarafın halktan mutlak bir kopuş yaşadığını saptamış ve bu yönelimin bir tür yumuşak karın olduğunu görüp hamle yapmıştır. Yoksa halkın kullanacağı oyların AKP'ye istediği cumhurbaşkanını hemen seçtirme imkanı vermesi pek akla yatkın değildi. Sistem bellidir ve yüzde 50'nin altında bir oyla parlamento çoğunluğunu elde etmek mümkün olabilmektedir. Ama cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği bir uygulamada, muhtemelen iki adaylı son turda seçilmek için yarının üstüne çıkmak gerektiği açıktır. Bu durumda AKP'nin kendini avantajlı hissedeceği platform halk oyu değil vekil oyudur! Buna karşılık düzenin AKP karşıtı bütün kesimlerinin birlikte, makul ve belli ölçülerde karizmatik bir aday çıkarmaları Çankaya'yı "kurtarma"nın biricik formülü olurdu. Bu çevreler Çankaya'yı kurtarmak üstüne kurulu bir strateji geliştirmişlerdi. Öyle biliyorduk... Sonuçta geçtiğimiz bahar aylarında halk oylamasıyla seçim yapılması halinde cumhurbaşkanı seçtirme şansı zayıf görünen AKP, bugün seçim olsa, kuvvetle muhtemelen, isterse Gül'ü isterse Erdoğan'ı elini kolunu sallaya sallaya seçtirecek konuma gelmiştir. Meclisi kazanma olasılığı hiç gündeme gelmeyen laik muhalefet ise artık halkı da kaybetmiştir. Laisizmin bir kez daha cumhuriyet mitingleri düzenlemesi hayli güçtür. Elbette Türkiye çok değişken bir ülkedir ve bu tahmini tablo yarın öbür gün farklılaşabilir. Ancak bugünkü veriler, olası değişimlerin AKP'nin karşısına düzen içi güçlü bir alternatifin dikilmesi yönünde herhangi bir işaret vermemektedir. Bugünkü CHP'nin kısa süre içinde MHP'nin de gerisine yuvarlanması kaçınılmaz görünmektedir. Düzen solunda yeniden yapılanma girişimlerinin laik-milliyetçi değil liberal bir eksene oturacağı da anlaşılmaktadır. Ama liberal solculuk, AKP'yi küçültmez, tersine besler... Peki CHP ve etrafındakilerden ibaret olmayan "Birinci Cumhuriyet"e ne olmuştur? Anlaşılan bu kesimler AKP karşıtlığını toparlayacak makul ve azıcık karizmatik bir aday çıkarmaktan bile umudu kesmişlerdir. "Bu millet adam olmaz" sözü bunlar için "biz adam olmayız"a dönüşmüştür. Yukarıdaki seçenek akıllarına gelmişse bile "nerde öyle aday" diyenlere kimsenin cevap veremediği tahmin edilebilir... Halktan kopuşun sonu budur. Karşımızda gecikmiş burjuva devriminin kaderi duruyor. Bu bir iflastır. Fikirsiz, kitlesiz, dengeler üstüne kurulan bir modernleşme duvara çarpmıştır. Ancak bu çarpışmadan ne çıkacağı henüz belirginlik kazanmaktan çok uzaktır. Kimse tek seçeneğin dolara tapan imamlar olduğunu düşünmemelidir. Çünkü "biz adam oluruz" diye düşünenler henüz sözlerini söylemiş değildir. |
||
|
||
Çünkü "biz adam oluruz" diye düşünenler henüz sözlerini söylemiş değildir. bak bu konuda katacağım laflarım var. bizim insanların ne kadarda boşta bulunduklarını ve kendilerini tatmin etmek için de olsa sözlerini esirgemediklerini hepimiz biliyoruz. emin ol, eğer bu "adamlık" noktasına inançları olsa hemen söylenirdi. nasıl olsa ülke gündemi meşgul değil, herkes bir şekilde yan gelip yatıyor. GÖBEKLERİNİ KAŞIMALARI için zamanları yok.. |
||
|
||
Ancak bu çarpışmadan ne çıkacağı henüz belirginlik kazanmaktan çok uzaktır. Kimse tek seçeneğin dolara tapan imamlar olduğunu düşünmemelidir. Çünkü "biz adam oluruz" diye düşünenler henüz sözlerini söylemiş değildir.
Aslında sözler çoktan söylenmiş edilen yeminler edilmiştir. Tablo açık ve nettir.Körler ve sağırlar birbirlerini ağırlar. |
||