evrensel ahlak arayışlarından bahsediyorum;
İnsanı merkeze koyduğunu, tam anlamıyla insancıl olduğunu iddia eden bütün yaklaşımlar, aslında insana bir güvensizlik içindedirler. Temelde insanın kendi başına ne yapacağını bilemeyeceğini, başıboş kaldığında milletin birbirinin gözünü çıkaracağını düşünürler. O yüzden eski ahlak yasalarını yıkmak çok hoştur; ama yerine yenisini koymamak nedense korkunç gelir. Bence bundan korkulmasının sebebi, bilinmez ve kontrol edilemez olmasıdır. Çünkü insanlar bugüne kadar ahlak normlarından bağımsız yaşamamışlardır. İplerin koptuğu, milletin birbirinin gözünü çıkardığı zamanlar ise; ahlak normlarının geçerli olduğu fakat kontrol mekanizmasının kaybolduğu zamanlardır.
Ahlak normlarının atılıp yerine birşey konulmadığında nihilizmin, boşluk duygusunun ve bunun gibi pek çok kötü şeyin ortaya çıkıp insanı mutsuz ve kötü -daha olumsuz ne varsa ondan- yapacağı düşüncesi vardır. Bunun da hiçbir temeli yoktur. İlk örneklendirme denemesi çocuklardır. Genelgeçer ahlaktan haberi olmayan, kendine göre değerleri de olmayan çocukların bencil ve aptalca davranışları ahlakın yokluğunda düşülecek duruma örnek gösterilir ki ne kadar beyhude bir çaba olduğu açıktır herhalde. Çocukların ahlaktan haberi olmadığı gibi, daha pek çok şeyden de haberleri yoktur.
bunun günümüzde uygulama bulan hali "insan hakları"dır. bence bu tamamen bir hukuksal çalışmadır. günün ve dünyanın şartlarına uygun olacak şekilde hukuki temeller koyma çabasıdır. böyle ele alındığında gayet uygun görünüyor. fakat "insan hakları"nın felsefi bir dal olduğunda ısrar edenler de az değil. ve bunun yanlış olmasının yanısıra; tehlikeli olabileceğini düşünüyorum. hukuksal bir sistem ortaya değişebilecek kurallar yasalar koyar ama bunun felsefi temelli olduğunu söylemek, ortaya evrensel doğru ve yanlışlar koyduğunu iddia etmektedir.
"insan hakları" gibi eşitlik/barış çağrılarından yola çıkan birşey bile, evrensel doğrular "insanın tanımı" gibi şeyler ortaya koyduğunda; faşizm'in yürüyeceği yolların taşlarını döşer. elinizde kesin doğrular varsa, onları savunmak için yapacağınız şeyler çok daha kolay meşrulaştırılacaktır. avrupa'nın dünyanın geri kalanını geliştirmek için yapacakları sınır tanımayacaktır. yani insan haklarının felsefi bilgilere, gerçeklere dayandığını söylersek iki tarafı kesen bir bıçağı biliyor olacağız. yanlış anlaşılmasın; bu dönemde insan haklarının karşısında değilim; evrensel doğruların, evrensel ahlakın karşısındayım.
bu karşıtlık pratikte anlamlı bir duruş bulabilir mi? burasını daha tam düşünmedim. ama insanlara güvenmek gerektiğini düşünüyorum. şimdilik insan haklarını savunmak doğru olabilir, ama bunu öyle yapmalı ki; yeri gelince onlar da silinebilsin.
|