SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe

Konu: Her etik öğreti bir ahlak dersi peşinde midir?

Sayfa: [ 1 ]

racing kerem pasa 02.09.2007 00:49:13
sartre'ın kendinden akıl istemeye gelen öğrencisine verdiği akıl "ne istiyosan onu yap"tır. fakat eninde sonunda birtakım insancıl değerlerden bahsetmeye döner. yine de hayatın öznel gerçekliğine bırakamaz ahlaki seçimleri; insanlığa güvenemez...

insan felsefesi alanında yazan herkesin; eninde sonunda kendi kibirliliğinde; kendi bildiği bir insan kavramını geri kalana dayatmak ve temel ahlak yasalarını kendi istedikleri biçimde belirlemek peşinde olduklarını düşünüyorum. burada en büyük kazığı kant kakmış, geri kalanı da çevresinde dönüp durmuş. varoluşçuluğun tam buradan çıktığını düşündüğüm anda değer de değer.. diyip durmaya başladı adam. ahlaksızlığın ahlakını ortaya koymamız, daha doğrusu yaşamamız mümkün müdür?

Saif 02.09.2007 00:50:04
Öğretenin ahlaktan ne anladığına bağlı değil mi bu biraz da?

Hangi öğretiye baksanız kendi içinde tutarlıdır ve yaratıcısının ahlak anlayışına uygundur zira...

racing kerem pasa 03.09.2007 19:02:22
evrensel ahlak arayışlarından bahsediyorum;

İnsanı merkeze koyduğunu, tam anlamıyla insancıl olduğunu iddia eden bütün yaklaşımlar, aslında insana bir güvensizlik içindedirler. Temelde insanın kendi başına ne yapacağını bilemeyeceğini, başıboş kaldığında milletin birbirinin gözünü çıkaracağını düşünürler. O yüzden eski ahlak yasalarını yıkmak çok hoştur; ama yerine yenisini koymamak nedense korkunç gelir. Bence bundan korkulmasının sebebi, bilinmez ve kontrol edilemez olmasıdır. Çünkü insanlar bugüne kadar ahlak normlarından bağımsız yaşamamışlardır. İplerin koptuğu, milletin birbirinin gözünü çıkardığı zamanlar ise; ahlak normlarının geçerli olduğu fakat kontrol mekanizmasının kaybolduğu zamanlardır.

Ahlak normlarının atılıp yerine birşey konulmadığında nihilizmin, boşluk duygusunun ve bunun gibi pek çok kötü şeyin ortaya çıkıp insanı mutsuz ve kötü -daha olumsuz ne varsa ondan- yapacağı düşüncesi vardır. Bunun da hiçbir temeli yoktur. İlk örneklendirme denemesi çocuklardır. Genelgeçer ahlaktan haberi olmayan, kendine göre değerleri de olmayan çocukların bencil ve aptalca davranışları ahlakın yokluğunda düşülecek duruma örnek gösterilir ki ne kadar beyhude bir çaba olduğu açıktır herhalde. Çocukların ahlaktan haberi olmadığı gibi, daha pek çok şeyden de haberleri yoktur.

bunun günümüzde uygulama bulan hali "insan hakları"dır. bence bu tamamen bir hukuksal çalışmadır. günün ve dünyanın şartlarına uygun olacak şekilde hukuki temeller koyma çabasıdır. böyle ele alındığında gayet uygun görünüyor. fakat "insan hakları"nın felsefi bir dal olduğunda ısrar edenler de az değil. ve bunun yanlış olmasının yanısıra; tehlikeli olabileceğini düşünüyorum. hukuksal bir sistem ortaya değişebilecek kurallar yasalar koyar ama bunun felsefi temelli olduğunu söylemek, ortaya evrensel doğru ve yanlışlar koyduğunu iddia etmektedir.

"insan hakları" gibi eşitlik/barış çağrılarından yola çıkan birşey bile, evrensel doğrular "insanın tanımı" gibi şeyler ortaya koyduğunda; faşizm'in yürüyeceği yolların taşlarını döşer. elinizde kesin doğrular varsa, onları savunmak için yapacağınız şeyler çok daha kolay meşrulaştırılacaktır. avrupa'nın dünyanın geri kalanını geliştirmek için yapacakları sınır tanımayacaktır. yani insan haklarının felsefi bilgilere, gerçeklere dayandığını söylersek iki tarafı kesen bir bıçağı biliyor olacağız. yanlış anlaşılmasın; bu dönemde insan haklarının karşısında değilim; evrensel doğruların, evrensel ahlakın karşısındayım.

bu karşıtlık pratikte anlamlı bir duruş bulabilir mi? burasını daha tam düşünmedim. ama insanlara güvenmek gerektiğini düşünüyorum. şimdilik insan haklarını savunmak doğru olabilir, ama bunu öyle yapmalı ki; yeri gelince onlar da silinebilsin.

kopil118 13.09.2007 13:58:27
ahlak denilince aklma nicce gelir o belki de tüm yaşamı boyunca ahlak dersi verenleri eleştirmiştir ve ne yazıktır ki bunu onun karamsarlığına yormuşlardır. Oysa ki üst insanda açıkça dile getirdiği gibi etik kuralları başkaları değil sen bulacaksın. Sonuçta o beyni sana kafatasının üzerinde ağırlık olarak taşı demiyor.

deniz 13.09.2007 14:54:38
evet bir yazımda ben de ahlağın ancak bireye özel olabilceğini ve kendi bilinci ile şekillendirilmesi gerekiğini söylemiştim. diğer türlü ahlak aslında baskın güçlerin hoşnutluğu çerçevesinde şekillenir ve kişiyi kalıpları içine hapseder.

Ruler of the Ruins 03.03.2008 11:17:25
Bu karşıtlık bireysel bir gelişmenin temellendirmesiyle vucut bulabilecektir, insanlıktan bahseden toplumla ilgili ifadeler içeren her yargı hiç şüphesiz genellemeler ve tanımlar içerecektir.
"İnsanlara güvenme isteminin" bile bir korunma mekanizmasının ürünü olduğunu düşünürsek yalnızca bireyleşirken güçlenmek tanımları ve öğretileri anlamsızlaştıracaktır, bunun dışında güvenme istemi dahi masumluğunun yanında bir tahakküm içermektedir şüphesiz..

Aslında insanların ve toplumların birbirlerine karşılıklı bağımlılıkları da bu noktada bir sorun olarak karşımıza çıkmakta çünkü ilişkilerimizi düzenleyecek ve kollayacak kuralların standardizasyonu üstümüzde bir yerlerde yapılmakta..
Hepinizi pasif, nihilist direnişe çağırıyorum Smiley


Sayfa: [ 1 ]