SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Tarih

Konu: Yusuf Halaçoğlu'na açık mektup

Sayfa: [ 1 ]

01.09.2007 12:23:51
Tarihçinin belgesiz konuşmayacağını, gerçekleri ortaya çıkarmak için belgelerin şart olduğunu söylediniz. Ranke'nin ruhu şad olsun. Ayrıca, 1915'teki tehcir sırasında hayatta kalma mücadelesi veren Ermenilerin kendilerini Alevi Kürt olarak tanıttıklarını ve bu 'dönme'lerin listesinin de elinizde olduğunu da eklediniz. Ölümden zor 'dönen' bu kişilerin listesini, meşakkatli bir araştırmacılık sonucu elde etmiş olmalısınız. Bu araştırmayı 'niye' yaptınız diye sormayacağım, ancak yetkin araştırmacılığınızdan ben ve benim gibi belge fakiri diğer tarihçiler de faydalanmak isteriz. Dolayısıyla aşağıdaki sorulara 'belge'leriyle yanıt vermenizi isteyebilir miyiz?
1) 14 Mayıs 1331 (1915) tarihli "Vakt-ı Seferde İcraat-ı Hükûmete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-u Muvakkat" kim için çıkarılmıştır ve hangi illere uygulanmıştır? Murat Bardakçı'nın yayınlamış olduğu Talat Paşa'nın defterleri sahte midir?
2) 13 Eylül 1331 (1915) tarihli 'Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesi Hakkında Kanun-u Muvakkat' nedir?
3) Bu Kanun, 18 Zilkade 1333-14 Eylül 1331 tarih ve 2303 sayılı Takvim-i Vakayi'de yayımlanmış mıdır?
4) Bu kanun gereğince, tehcir edilenlerin malları, alacakları ve borçları, bu iş için kurulacak komisyonların her şahıs için ayrı ayrı düzenleyecekleri mazbatalardan yola çıkılarak mahkemelerce tasfiye edilmiş midir? Bu 'tasfiye' ne demektir?
5) 'Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesine Mütedair 17 Zilkade 1333 Tarihli Kanun-u Muvakkatın Suret-i İcraiyesi Hakkında Nizamname'ye göre kaç tasfiye
komisyonu kurulmuştur?
6) Nizamnamenin 1. maddesine göre ilgili kişilerin taşınmaz mallarının cetvelini 'Defter-i Hakanî' kayıtlarından çıkaracak heyet, mahallin en büyük mülkiye memuru tarafından, en büyük maliye memurunun başkanlığında, vergi, tapu ve nüfus idarelerinden ve varsa vakıflar idaresinden alınacak birer memurdan mı oluşturulur?
7) Tasfiye komisyonuları Dâhiliye ve Adliye nezaretlerinin birlikte tayin ve ilân edecekleri her yerde kurulmuş mudur?
Bu yerler nereleridir?
8) 13 Eylül 1331 (1915) tarihli Kanunun 3'üncü maddesine göre tehcir edilen Ermenilerin paraları, terkedilmiş malları, mevduatı ve alacakları, komisyon başkanı veya vekili tarafından mı belirlenir? Sonra ne yapılır? Paralar, sahipleri adına emanet olarak mal sandıklarına mı yatırılır?
9) Aynı Kanunun 4'üncü maddesi gereğince terkedilmiş mallar üzerinde hak iddia edenler, yani Tehcir'e tabi tutulmuş Ermeniler, kanunun yürürlük tarihinden (14 Eylül 1331) itibaren iki (2) ay ve yabancı ülkedekiler ise dört (4) ay içinde komisyonlara asaleten veya vekâleten müracaat mı edeceklerdir? Ve her çeşit tebligat için komisyonun olduğu
yerde ikametgâh adresi göstermeğe mecbur mudurlar?
10) Tehcir edilen Ermenilerin bankalarda mevcut mevduatlarına haciz konmuş mudur? Bu mevduatın miktarı nedir?
11) Osmanlı Hükûmeti niye 08.01.1336 (1920) tarihinde "Ahar Mahallere Nakledilmiş Olan Eşhasın 17 Zilkade 1333 Tarihli Kararname Mucibince Tasfiyeye Tabi Tutulan Emvali Hakkında Kararname"yi yürürlüğe koymuştur? Kararnameye göre Vakıflar Hazinesi ve Maliye Hazinesi adına tescil edilen taşınmaz mallar iade edilecek ve eski sahipleri adına tescil edilecek midir? Bu söylenenler yerine getirilmiş midir? Bu kararname, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 14 Eylül 1338 tarih ve 284 sayılı Genel Kurul kararıyla niye reddedilmiştir?
12) Anayasa Mahkemesi'nin 31.07.1963 tarih ve 11468 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 22.04.1963 tarihli ve E.1963/4, K.1963/94 sayılı kararında şöyle bir madde var mıdır: "06 Ağustos 1340 (1924) tarihinde malının başında bulunmayanlar, bu tarihten sonra Türkiye'ye dönseler de, malları Hazine'ye intikal etmiş olduğundan kendilerine geri verilmez." Bu Hazine'ye intikal etmiş malların bedeli nedir?
Satılmış olabilirler mi? Kimlere?
13) Tehcir edilen Ermenilerin malları, alacakları ve borçlarının sağlıklı bir şekilde izlenmesi amacıyla emval-i metrûke mevzuatına göre defterler tutulmuş mudur? 28.10.1331 (1915) tarihli nizamnamenin 19'uncu maddesi ile iki ayrı defter tutulması öngörülmüş müdür? Bu defterlerden birisi, borç ve alacakların kaydedildiği defter, diğeri de metrûk malların cari hesaplarının tutulduğu defter midir?
14) Aşağıdaki telgrafta belirtilen illerdeki Tasfiye Komisyonları'nın tuttuğu bu DEFTERLER, NEREDEDİR?
15) Son sorumuz: Dahiliye Nazırı Talat Paşa böyle bir telgraf çekmiş midir? Bu telgraf ne anlama gelmektedir?
DH. ŞFR, 59/239
Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
İskân-ı Aşâyir ve Muhâcirîn Müdîriyeti
Umûm : 813
Şifre
Erzurum, Adana, Ankara, Bitlis, Haleb, Hüdâvendigâr, Diyârbekir, Sivas, Trabzon, Ma'mûretülazîz, Konya, Edirne Vilâyetleriyle Urfa, İzmit, Canik, Karesi, Kayseri, Karahisâr-ı Sâhib, Eskişehir, Niğde, Kütahya, Mar'aş Mutasarrıflıklarına ve Tekfurdağı, Adana, Cebel-i Bereket, Kozan, Yozgat, Ankara, Erzurum, Bitlis, Haleb, Mar'aş, Antakya, Hüdâvendigâr, Gemlik, Bilecik, Diyârbekir, Sivas, Merzifon, Tokad, Samsun, Ordu, Trabzon, Konya, Ma'mûretülazîz, İzmit, Adapazarı, Eskişehir, Sivrihisâr, Kayseri, Develü, Niğde, Karahisâr-ı Sâhib, Urfa Tasfiye Komisyonları Riyâsetine
Ermenilerden metrûk emvâl-i menkûlenin tûl müddet muhâfazasıyla ziyâ'dan vikâyesi ve memleketimizde İslâm mü'esseselerinin teksîri zımnında müslümanlardan mürekkeb olmak üzere şirketler teşkîliyle emvâl-i menkûlenin şerâ'it-i münâsebe ile kendilerine i'tâsı şirketlerin te'mîn-i bekâsı içün şirket mü'essis ve hey'et-i idâresiyle mümessillerinin erbâb-ı nâmus ve iktidârdan intihâbına dikkat olunması hisse senedâtına esnâf ü zürrâ'dan iştirâk ettirilebilmek içün senedlerin yarım veya bir liralık olmak üzere ihrâcı sermâyenin ecnebi ellere düşmemesi içün nâma muharrer olması ve buna makîs şerâ'it-i sâ'irenin ittihâzıyla İslâm ahâli beyninde de hayat-ı ticâretin inkişâfına ihtimâm ve bu bâbdaki teşebbüsât ve netâyic-i icrâ'ât ve mu'âmelâtdan peyder pey nezârete de ma'lûmât i'tâ buyurulması.
Fî 24 Kânûn-ı Evvel

zuğaşi berepe 07.09.2007 00:13:53
Türk Tarih Kurum (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Tarih Vakfı'nın kendisini ırkçılıkla suçlayan açıklamasına cevap verdi.   
 
 
Açıklamada imzası bulunan şahısların 'Ermeni soykırımı olmuştur' diyen kişiler olduğunu anlatan Halaçoğlu, "Benim söylediklerim Ermeni diasporasının iddialarını çürütmektedir. Onlar 1,5 milyon kişinin ortada olmadığını, dolayısıyla öldürüldüğünü söylemektedir. Benim çalışmam ise bunların nerede olduğunu ortaya koyuyor. Ermeni diasporasının iddialarını ellerinden almış oluyoruz. Bana karşı bildiri yayınlayanlar da Ermeni soykırımı oldu diyenler." şeklinde konuştu. Kendisinin ırkçılıkla suçlanmasına anlam veremediğini kaydeden Halaçoğlu, "Aslında herkes bir şeyi ibretle izliyor. Benim beyanatlarım var, deşifre edildi. Konuşmalarımın ne kadar saptırıldığını herkes görüyor. Beni ırkçılıkla suçlayanların daha önceki açıklamalarına bakın kimin ırkçı olduğu daha iyi anlaşılır. Benim ırkçılıkla alakam yok. Bunlar ideolojik yaklaşımlar. O zaman hiç kimse tarih çalışması yapmasın. Kendine tarihçi diyerek açıklama yapanların arasında hayatında arşiv görmemiş, tarih defterlerini okumasını bilmeyen insanlar var." diyor.

Kendi açıklamalarının ne Alevileri ne de Kürtleri hedef aldığını söyleyen TTK Başkanı, "Araştırma yapmak bilime aykırı ise bilim adamlarının görevine son verelim. Hani bunlar bilimsel çalışmadan yanaydı. Ben kimsenin soyunu sopunu araştırmıyorum. Benim açıklamalarıma dikkatle bakılsa kendini Kürt veya Alevi olarak niteleyen vatandaşlarımız lehine bir açıklama yaptığımı görürler. Kötüleme amaçlı değil." dedi. İsteyenlerin ABD arşivlerine bakabileceğini, kaç Ermeni'nin isim değiştirip Türkiye'de kaldığının orada da görüleceğini vurguladı. Halaçoğlu, şunları kaydetti: "Benim açıklamalarım, 1,5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü iddiasını ortadan kaldırmış oluyor. Kendileri bu kadar Ermeni vardı, neredeler diye soruyorlardı. Bende çıkıp söyledim. Demek ki ölmemişler, yaşıyorlar. Demek ki onlar bugüne kadar yalan söylemişler. Bu Ermeniler ölmemiş, benim söylediklerimin karşısına belge çıkarsınlar. Eğer benim söylediğim ırkçılıksa kimse kendine Kürt, Ermeni, Fransız demesin. Açıklamalarım bugüne kadar Ermeni diasporasının ortaya attığı iddiları çürütüyor. Bu yüzden fena halde bozuldular. Tepkinin nedeni bu."

Tarihçi-yazar Abdurrahman Kütük de Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun, 'Tehcirden kurtulmak için kendilerini Kürt ve Alevi olarak gösteren Ermeniler var' sözlerinin tarihî gerçeklere dayandığını söyledi. Çukurova'daki birçok Ermeni ailenin de Türklüğü ve Müslümanlığı seçtiğini ileri süren Kütük, Halaçoğlu'nun kamuoyuyla paylaştığı bilgilere, yaptığı araştırmalarda birçok kaynakta rastladığını savundu. Kütük, "1909 ve 1915 yıllarında Çukurova'da da bazı Ermeni aileleri Türklüğü ve Müslümanlığı seçti. Bugün bu kişiler bizim için birinci sınıf vatandaşlardır ve geçmişleri hiçbir şekilde sorgulanmamaktadır. Doğu'da da bazı Ermeniler, Alevi ve Kürtlere sığınarak kendi istekleriyle din değiştirmişlerdir. Hatta bazı Yahudiler de Türklüğü ve Müslümanlığı seçmişlerdir." dedi. Kütük, Türkiye Cumhuriyeti'ne düşman çevrelerin, Halaçoğlu'nun lokal birer örnek teşkil eden açıklamalarını bilinçli olarak çarpıttığını ileri sürdü.

Tarih Vakfı ırkçılıkla suçlamıştı

Tarih Vakfı'nın eski ve yeni yönetim kurulu üyeleri, yaptıkları ortak açıklamada, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nu 'tarihçi olmanın sorumluluğuyla hareket etmeye' çağırmıştı. Aralarında Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Edhem Eldem ve Prof. Dr. Şevket Pamuk, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. İlhan Tekeli, Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mete Tunçay, İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Esra Danacıoğlu, Hacettepe Üniversitesi'nden Doç. Dr. Suavi Aydın'ın da bulunduğu Tarih Vakfı yöneticileri açıklamalarında, kimliklerin tarih içinde değiştiğini, dönüştüğünü ve farklılaştığını belirterek, "O nedenle bazı 'Kürt' aşiretlerinin uzak geçmişte 'Türkmen kütlesi' içinde gözükmesinin, kimlik bakımından bir anlamı yoktur. Onlar bugün kendilerine ne diyorlarsa, hangi dili konuşup aidiyetlerini hangi çerçevede açıklıyorlarsa, kendilerini nasıl hissedip tanımlıyorlarsa odurlar." ifadelerine yer verildi. Açıklamada, Halaçoğlu, 'ırkçılık' yapmakla suçlandı. İstanbul, aa
 


Sayfa: [ 1 ]