|
||
| ......................... | ||
|
||
| Kendisi ile barışık olmayanın barıştan yana savaşım vermesi elbetteki düşünülemez. | ||
|
||
| Barış Derneği ve NHKM öncülüğünde PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği ile ortaklaşa düzenlenen 1 Eylül Barış etkinliklerinin ikinci günü büyüklerin de ilgiyle izlediği bir çocuk oyunu ile başladı, dans gösterisi, plastik sanatlar performansı, şiir ve müzik dinletileri ile devam etti. İstanbul'da NHKM bahçesinde Barış Derneği ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin öncülüğünde PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği ile ortaklaşa düzenlenen 1 Eylül Barış etkinliklerinin ikinci günü, Mask-Kara Tiyatrosu tarafından sergilenen "Sen Ben Yok Biz Varız" isimli çocuk oyunu ile başladı. Çocuklara emperyalizmin çirkin yüzünü anlatmayı hedefleyen ve seyreden çocuklar tarafından beğeniyle takip edilen oyun, başladıktan bir süre sonra kültür merkezinin bahçesinde oturan yetişkinlerin de ilgisini çekti. Böylece etkinliklerin tek tiyatro gösterisi, çocuk oyunu olarak tasarlanmasına karşın her yaştan insana hitap etmeyi başardı. Günün ikinci etkinliği Aytül Hasuncular tarafından sunulan Barışa Dans isimli dans gösterisi idi. Bu gösteri de kültür merkezinin bahçesinde bulunanlar tarafından ilgi ile izlendi. Daha sonra Nazım Hikmet Kültür Merkezi Müzisyenler Atölyesi ve Plastik Sanatlar Topluluğu tarafından "Ezgilerle Barışın Resmini Yapmak" isimli etkinlik sergilendi. Plastik sanatçılarının yaptıüı, İsrail'in Filistin'de inşa ettiği duvarı simgeleyen temsili duvar çocukların öncülüğünde çok sayıda insanın katılımı ile, müzik eşliğinde yıkıldı ve duvarın arkasından barışı simgeleyen bir resim çıkarılmış oldu. Bir sonraki etkinlik PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Sanat Cephesi tarafından gerçekleştirilen "Şairlerden Barış Şiirleri..." isimli şiir dinletisi idi. Adı geçen kurumların da desteklediği Barış Derneği'nin 1 Eylül bildrgesinin okunmasının ardından çeşitli şairlerden barış konulu şiirler okundu. Günün son ve en çok beğeni toplayan etkinliği ise Gülcan Altan Grup tarafından verilen "Barışa Şarkılar" isimli konser idi. Gülcan Altan'ın güzel sesi ve çoğu Vedat Sakman bestelerinden oluşan, ama Latin ezgilerinin de önemli bir yer tuttuğu zengin repertuar, izleyiciler için tam anlamı ile bir ziyafet oldu. Samsun'da 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında KESK, TMMOB, DİSK, TTB, Halkevleri, ADD, Altı Nokta Körler Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, TKP, EMEP, ÖDP ve SDP tarafından önce ortak basın açıklaması yapıldı ardından bir barış paneli gerçekleştirildi Dün Mecidiye Caddesi Konak Sineması önünde toplanan sendika, oda, dernek ve parti üyeleri adına yapılan basın açıklamasında, "Bugün 1 Eylül'ün anlamı Irak'ta, Lübnan'da Filistin'de taş üstünde taş bırakmayan ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı mücadele etmektir. Bugün 1 Eylül'ün anlamı, Türkiye'yi Ortadoğu'nun ikinci İsrail'i haline getiren, Lübnan'da İsrail'in, Irak'ta ABD'nin yükünü hafifleten, Türkiye'nin emperyalist yağmaya açılmasına göz yuman, başta İncirlik olmak üzere ülkeyi boydan boya ABD'nin savaş üssü haline getiren anlaşmalara imza atan işbirlikçi AKP hükümetine karşı mücadele etmektir" denildi. "Kahrolsun ABD emperyalizmi", "katil ABD Ortadoğu'dan defol", "katil ABD işbirlikçi AKP", "yaşasın halkların kardeşliği" sloganlarıyla bitirilen basın açıklamasının ardından eylem katılımcıları bildiri dağıtarak Barış Paneli'nin yapılacağı DSİ Konferans Salonu'na geldiler. Barış paneli Panel öncesi, Barış Derneği'nin 1 Eylül Dünya Barış Günü Bildirgesi'ne dikkat çekilerek İnsanlığın on yıllardır "bölenlerin" sesini dinlediği, artık "birleştirenlerin" sesinin üstün gelmesi gerektiği vurgusu yapıldı. İnsanlık dışı saldırılar, savaşlar ve karanlık eylemlerde yaşamını kaybedenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından başlatılan panele, NHKM ve Barış Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Aydın ve Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli panelist olarak katıldılar. İzleyicilerin soruları ve değerlendirmeleriyle aktif biçimde katıldığı panelde Orhan Aydın'ın etkili sunumu coşkulu alkışlarla desteklendi. "Bu ülkenin aydınlık yüzü barışa olan sevdasındandır. Bu ülkenin üzerinden 12 Mart'ta, 12 Eylül'de askeri darbeler geçti. Faşist cunta yönetimi altında ezildi insanlar ama bu ülke insanlarının barışa olan sevdasını yıkamadılar. Bu ülkede yıkılamayan en temel duygu barış duygusudur; bu bütün dünyada böyledir. Savaşların çokça var olduğu bu 21. yy dünyasında arkasında durulması gereken en önemli duruştur barış. Ülkenin önümüzdeki günleri karanlığa gideceğe benziyor. Bu ülkenin tekrar aydınlık günlere gelebilmesi öğretmenlerin, öğrencilerin, işçilerin, aydınların kısacası herkesin ülkenin aydınlık geleceği için mücadele etmesinden geçer. Ülkesine, toprağına sahip çıkmasından geçer. Bugün biz kendi ülkemizde barışı istiyorsak eğer bu yurtseverlik mücadelesinden geçer" dedi. Barış için: Renan Bilek şarkıları, Orhan Aydın şiirleri Panel sonrası etkinliğin ikinci bölümünde Orhan Aydın barış için şiirler, Renan Bilek barış için şarkılarla izleyicilerin coşkusunu doruğa çıkardılar. Nazım Hikmet'in barış ve mücadele şiirlerini Orhan Aydın'ın seslendirmesinin ardından güzel ezgileriyle Renan Bilek dinletisiyle sona eren etkinlikte Kübalı karikatürist Ares'in barış karikatürleri de sergilendi. |
||
|
||
| barışı sürekli olarak savaşın içerisinde olan ve savaşı körüklemek isteyen insanların söylemesi bana çok garip geliyor. Yarın 1 eylül dünya barış günü dün 30 ağustos'tu ve benim içinde dünyada barış günüydü. İnsanları anlamak güç. Bu güçlük yüzünden inancım şu barış istiyorsan savaşa hazır ol.. | ||
|
||
| En büyük özlemimiz BARIŞ'tır. | ||
|
||
| herkesin dünya barış günü kutlu olsun:) İkinci Büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya‘yı işgaliyle başladı. Ardında elliikimilyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı. Mayıs 1945`de son buldu. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi. 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun. 2005 yılının 1 Eylülünde, bu gün, hepimiz biliyoruz: Dünyanın bir çok yerinde yaşanmakta olan çatışmalar, savaşlar ve terör insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve insanın en temel evrensel hakkı olan "yaşama hakkı"nı elinden almaktadır. Küresel eşitsizliğin yarattığı yoksulluk, yoksulluğun getirdiği açlık, açlığa eklenen savaş ve çatışmalar, olağan bir duruma gelmiştir. Dünyanın efendisi ABD, "özgürlük getirme" iddiası ile Irak‘ı cehenneme çevirdi. İnsanlığın bütün değerleri ve kazanımları bütün dünyanın gözleri önünde, ayaklar altına alındı. Şimdi bütün dünyada terör bahanesiyle, anti-terör yasaları, kısıtlamalar ve anti demokratik uygulamalar hayata geçirilmekte. Ülkemizde de yıllardır süren ve çözülmeyen sorunlar; yeniden çatışmanın ve toplumsal gerilimin yükselmesine yol açmakta. Yirmi yıla yakın süredir devam eden çatışma ortamının, sorunun çözümünü zorlaştırıcı bir işlev gördüğü de bir gerçek. Türkiye‘nin bütün sorunları gibi, adına ister "Kürt Sorunu" diyelim, ister "Güneydoğu Sorunu" diyelim, bu sorunun da demokratik ve barışçı yollardan çözümünden başka her türlü yol ve yöntem toplumsal barışı zayıflatır. Toplumsal gelişimi engeller. Bir an önce silahın susması gerekmektedir. 1 Eylül Dünya Barış Günü‘nde buna her zamankinden fazla ihtiyaç var. Toplumun bütün kesim ve kurumlarının benzer duyarlılığı göstermesi durumunda sorunun çözümünün kolaylaşacağı açıktır. 2004 1 Eylülünde demiştik. Gene tekrarlıyoruz: Biz, şiddet ve baskı politikalarında ısrar edenlerin, çok kimlikli çok kültürlü bir toplumsal modeli dışlayarak, barışın kalıcı hale getirilmesinden kaçınanların, iç ve dış politikada, gerilim yaratmaktan medet umanların, demokratikleşmeyi AB ile pazarlıkların sınırında tutup, hak arama mücadelesini anti-demokratik olarak görenlerin, yasal düzenlemelerdeki gelişmeleri bile hayata geçirmeyenlerin, barışın önünde en büyük engel olduğunu biliyoruz. Biz, barışın, demokrasinin ve insan haklarının yerleşmediği bir ülkede emekçilerin haklarının korunmasının olanaklı olmadığını da biliyoruz. Biz, bütün dünyada ekilen nefret tohumlarına, halklar arasında yaratılan düşmanlığa karşı barış istiyoruz, bölge halklarıyla dostluk ve kardeşlik içinde yaşamak istiyoruz, halkların kültürel ve insani haklarına saygı gösterilmesini istiyoruz. Biz, yayılmacı ve teslimiyetçi bir dış politika izlemeyen, savaşa, işgale ve talana ortak olmayan, demokratik, sosyal hukuk devleti niteliğine sahip, kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi, görüşü ne olursa olsun, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak yaşayabileceğimiz, ülkemizin ve toplumumuzun bir daha savaş ve şiddeti yaşamaması için öncelikle demokratikleşmeye yönelik çözümlerin benimsendiği, bağımsız, demokratik ve barış içinde bir Türkiye istiyoruz. Evet, biz biliyoruz: Başka bir yaşam mümkün! Başka bir dünya mümkün! _______________ |
||