“Artık ne kahramanlar, ne korkaklar, ne ordular, ne de generaller kaldı.”
ABD’General Patton 2. Dünya Savaşının muzaffer komutanı olarak Berlin’e girdiğinde.
1 Eylül’ün Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Barış Günü olarak ilan edilmesinin 20. yılı. İkinci Dünya Savaşının insanlığa yaşattığı acıların yeni savaşları önleyebileceği düşüncesiyle 1946 sonrasını barış dönemi olarak adlandıranlar yanılmış görünüyor.
1946 dan bugüne yaşanan bölgesel ve iç savaşlarda 25 milyona yakın insan öldürülmüş, 40 milyon’un üzerinde insan yaşadıkları topraklardan zorla çıkarılmış ve savaşların yarattığı ağır yoksulluk koşularına terk edilmiş durumda. Ve halen Dünyanın yirmi’yi aşkın bölgesinde çatışmalar devam ediyor. Üstelik çatışmaların yarattığı tahribatlar çatışmaların bitmesiyle sona ermiyor. Tahrip olan sosyal ve doğal çevre, açlık ve sağlık sorunları, kara mayınları sorunu v.b sorunların yarattığı tahribatlar çatışmaların sona ermesinden sonra da devam ediyor.
Rakamlara göre dünyada barış için harcanan her 1 dolara karşılık, silahlanmaya 2000 Dolar harcanıyor.Dünyada silahlanma için harcanan her on doların 4 doları ABD’ye gidiyor.Uluslararası silah tekellerin kasalarına giren her dolar yeni bir ölüm makinesi ve yeni bir savaş olarak karşımıza çıkıyor. Her savaş bir “düşman”a ihtiyaç duyuyor. Silah tekellerinin kiralık hükümetleri ve küresel medya düşman yaratmada da üzerlerine düşeni yapıyor. 11 Eylül konseptinin düşmanı “terör” ve “ teröre destek veren ülkeler”! Üstelik tam da üniformalı ve yasal terör tartışmaları başlamışken…
11 Eylül sonrasının “güvelik” imajlı politikaları barışı sağlamak ve korumakla görevli uluslar arası mekanizmaları etkisizleştirip dünyanın her yerinde önce insan haklarının ve özgürlük alanlarının yeni düzenlemelerle kısıtlanmasını, otoritenin ve militarist yaklaşımın güçlenmesini beraberinde getirdi. Yaratılan yeni düşmanın ülke(leri)si bombalarla işgal ediliyor, yer altı ve yerüstü zenginlikleri talan ediliyor ve bütün bu utanmazlık televizyonlardan naklen savaş olarak bizim ve çocuklarımızın hafızasına işleniyor. Savaş ve şiddeti olağanlaştırıp, insani değerlerimize yabancılaşmamız için. Medya; ekranlardan yansıyan her acıyı ötekinin acısı haline getirip öyle pazarlıyor. Dünyanın; eşitlik, özgürlük, adalet ve dayanışma temelli; ırk, cinsiyet, dil,din vb. tüm farklılıkları insan hak ve özgürlüklerine dayalı ortak değerler üzerinde geliştirerek bir arada yaşamak olan barışa her zamanki kadar ihtiyacı var. Bu bilinçle milyonlarca insan ABD ve müttefiki ülkelerin hükümetlerinin ve medyanın propagandasına rağmen Paris’te, İstanbul’da, New York’ta , Brüksel'de, Atina’da, Manila’da, Roma’da ve dünyanın dört bir yanında Savaşa Hayır, Başka Bir Dünya Mümkün sloganları ve mum yakma eylemleri ile Irak’ın işgalini ve savaşı protesto ettiler. Irak işgaline fiili olarak katılan ülkelerdeki sivil toplum örgütleri kendi hükümetlerinin Irak’a ilişkin politikalarını kınadılar. İspanya’da barış yanlılarının gücü ve propagandaları hükümeti alaşağı etti.
Yanı başımızda süren ırak savaşı ve ülkemizde 15 yıl süren ve ardında 3700’e yakın köy ve mezranın boşaltılması, yüz binlerce insanın zorla yaşam alanlarından çıkarılması, binlerce faili meçhul cinayet ve kaybedilen insan, eğitim, sağlık, beslenme ve barınma hakkından yoksun bırakılan ve sokakların teslim aldığı binlerce çocuk, 40 bine yakın ölü ve yaralı bırakan ve bu gün gelinen noktada yeniden başlama eğilimi gösteren çatışma ortamı ve militarist yaklaşımlar barışın Ortadoğu, ülkemiz ve bizim açısından da ne kadar elzem olduğunu ortaya koyuyor.
İnsan hakları savunucularının yıllardır yaptıkları çağrılara rağmen Kürt sorunu başta olmak üzere bütün toplumsal sorun alanlarında militarizme teslim olmuş, politikasız ve siyasi iradeden yoksun hükümetlerce yok sayılan demokratik barışçıl yaklaşıma her zamanki kadar ihtiyacımız var. Biz insan hakları savunucuları olarak farklılıklarımızı çatışma değil eşitlik nedeni sayıyoruz. Kahramanların, korkakların, orduların, generallerin ve silahların olmadığı bir dünyayı yaratıncaya dek barış için mücadele etmeye devam edeceğiz. 2004 yılının Dünya Barış Gününde bir kez daha yineliyoruz:
Biz Barış İçinde Yaşamak istiyoruz.
Barış İstiyorsan
Barış’ın Yanında ol…. İHD
insanlığı savunan herkes savaşıyor dares..sende savaşıyorsun...
EYVALLAH KARDEŞİM DOZA ME AŞİTİYE
|