|
||
| Belki renkleri gerçek olmayan evrendeki ışığın küstah kırılma-yansıma oyunlarına boyun eğmediği için hayatın negatifini alıp gerçekte var olan,kirlenmemiş olan,renklerin çokluğunda ve parlaklığında kendinden düşmemiş olan duru ,saf anlamları yoğunlaştırdığından.. Belki öyle uçucu bir tonda,gider ayak yarı kırılı yarı hırçınlaşarak duruşlarından.. Belki hep bir hüznün aynası gibi gizli bir bulanıklığı taşıdıklarından.. Belki gidilemeyecek ama hep özlem olan bir yerlere atıf gibi durduklarından ve hüznün,düş kırıklığın zincirlerini kırıp,alabildiğine özgürleştirdiklerinden... Belki hayatın sadece iki rengi,ölüm ve bekleme;gizem ve yokluk;varlık ve çelişki ;siyah ve beyaz oldukalrından. Belki burukluğun kokusunu taşıdıklarından.. Belki zıtlıkların tek biribirini doğurarak yarattığı yaşam tonuna ,griye dönüştüklerinden ve hayat çoktan yanmış ve her şey bir külrengine dönüşmüş olduğundan ve artık griden ötesinde olanı algılayamadığımdan.. Siyah -beyaz fotoğraflarda insanı,hayatı,anlamı ve sözü seyretmeyi başka türlü seviyorum. Sen de siyah-beyaz fotoğrafın tutkunlarından mısın? Neden seni de bu renksizlik büyülüyor? Ve acaba siyah beyaz fotoğrafda etkileyici olmak daha mı kolaydır?
|
||
|
||
| siyah beyaz foto ları ben de seviyorum. ama onların da özellikle yakıştığı yerler var. insan resimleri özellikle yakışıyor. bunda sanırım renklerin bazı algılara baskın gelerek öldürmesinin etkisi var. renk olmadığında gerçekleri daha net görebiliyoruz belki de |
||
|
||
Siyah beyazın ayrı bi nostaljisi var abi. Sırf fotoda değil sinemadada ben çok seviyorum. Bi başka ruh havası estiriyor insanın etrafında. Nostalji iyidir ya hele siyah beyaz olursa
|
||
|
||
| Çünkü siyah-beyaz fotoğrafta hakim olan fotoğrafın öznesidir; renkler görüntünün önüne geçmemiştir. Renkler çoğu zaman görmemiz gerekeni kapatır, nesnenin asıl özelliğini örter. Oysa siyah-beyaz fotoğrafta sadece o nesneyi algılamamıza yetecek sadelikte bir tonlama vardır; sen ve görüntünün arasına renklerin yalancılığı girmemiştir... | ||