SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Sol içi seçim istatistikleri

Sayfa: [ 1 ]

31.08.2007 01:13:35
22 Temmuz seçimleri ileri derecede terörize edilmiş bir ortamda gerçekleşti. Seçmenler sınıfsal eksenden, gerçek sorunlarından tamamen kopuk biçimde etnik ve dini belirlenimli bir zeminde tercihlerini yaptılar. Biz ise, aynı dönemi sınıfsal bir müdahale gerçekleştirmeye çalışarak değerlendirdik. Maalesef gücümüz mevcut ideolojik kalıplardan anlamlı bir kopuşu sağlamaya yetmedi. Seçim sürecindeki çalışmaların yarattığı kitle bağlantısı olanaklarına rağmen sonucu böyle değerlendirmek doğru olur.
Ben, bu sonuçtan sonra, beni delinin posteki sayması türünden bir çabaya yönlendirecek olan, bazı şeyleri merak etmeye başladım: 1- Kutuplaşma terörizmi acaba seçime katılan bütün sol-sosyalist aktörleri aynı derecede mi etkiledi? 2- Epeydir iddia ettiğimiz gibi, örgütsel bütünlüğü ve ilkeselliği parçalamak pahasına gerçekleştirilen bağımsız aday projesi, projeye katılan siyasal yapılarda daha büyük bir yıpranma mı yarattı? 3- Üç büyük ilde gerçekleştirilen milyonluk dev laikçi mitinglerin bu illerdeki sol yapılar üzerinde özel bir olumsuz etkisi oldu mu? 4- Cumhuriyet mitinglerinin en büyük destekçilerinden olan İP bu süreçte nasıl etkilendi?

Sonuçta 2002 ve 2007 yılı seçim verilerini illere göre analiz etmeye karar verdim. İP’i de dahil ederek, kelimenin en geniş anlamıyla, dört sol-sosyalist parti belirledim. Başlangıç olarak Türkiye’yi, bu partilerin seçim taktiklerini göz önüne alarak üçe ayırdım. İlk grup dört partinin de 2007 seçimine katıldığı 45 ili kapsıyor. Bunların arasında büyük illerden yalnızca Adana yer alıyor. Hemen tamamı Orta Anadolu, Karadeniz ve Trakya illeri. İkinci grupta EMEP dışındaki üç partinin seçime katıldığı 23 il bulunuyor. Ankara ve İzmir bu grupta. Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, Mersin, Kocaeli, Konya, Manisa, Yalova, Tunceli gibi özellikli iller de burada yer alıyor. Bunlar, örneğin, Türkiye’nin dört büyük il dışındaki nüfusça büyük ve önemli sanayi, turizm merkezleri, önemli kısmı Batı’da yer alıyor. Son grubun içinde ise 13 il var. Tümü Güneydoğu Anadolu illeri ve burada yalnızca İP ile TKP 2007 seçimlerine katıldılar.

Bu sınıflama bana, EMEP dışındakiler için (bu parti 2002 seçimlerine katılmamıştı), aynı siyasal ortamda mücadele eden partilerin 2002 ve 2007 performanslarını karşılaştırma olanağını veriyor. Oluşturduğum tablolar aşağıda yer alıyor. Sonuçları özetleyelim:

1- EMEP’i de analize dahil edebilmek için önce yalnızca 2007 istatistiklerine bakalım. 2007 için dört parti içinde, EMEP’in seçimlere katıldığı 45 ilde en fazla birincilik alanı (38 il) İP. O’nu 4 birincilikle TKP izliyor. (Tablo 1)

2- 2007’de EMEP’in katılmadığı 23 ilde birincilikler bakımından sıralama yine aynı. (Tablo 1)

3- 2002 seçimlerinde ise en fazla birinciliği İP almış ve O’nu bu kez ÖDP izlemişti. (Tablo 1) Tablo 1 bize TKP’nin durumunda belirgin bir gelişme olduğunun ipuçlarını veriyor.

Tablo 1: Partilerin birincilik ve ikincilik durumları 
 2007 YILI 45 İL
 2007 YILI 23 İL
 2002 YILI 68 İL
 
 
 EMEP-İP-ÖDP-TKP
 İP-ÖDP-TKP
 İP-ÖDP-TKP
 
 
 1. OLDUĞU İL SAYISI
 2. OLDUĞU İL SAYISI
 1. OLDUĞU İL SAYISI
 2. OLDUĞU İL SAYISI
 1. OLDUĞU İL SAYISI
 2. OLDUĞU İL SAYISI
 
EMEP
 2
 27
 -
 -
 -
 -
 
İP
 38
 4
 15
 9
 59
 7
 
ÖDP
 1
 22
 0
 1
 9
 57
 
TKP
 4
 3
 8
 13
 0
 4
 
TOPLAM
 45
 45
 23
 23
 68
 68
 

4- Tablo 2’de ortaya çıkan istatistikler de bunu doğruluyor. 2007 seçiminde 2002 seçimine göre ÖDP seçime girdiği illerin %11.2’sinde oylarını artırabilmişken (kalan (88.8’inde azalmış), bu oran İP için %32.5 (%67.5’inde azalmış), TKP için ise %65. (Tablo 2)

Tablo 2: Partilerin 2007-2002 arasında oylarını artırdıkları ve azalttıkları il sayıları*

 
 Oy sayısı artan il sayısı
 Oy sayısı azalan il sayısı
 Toplam il
 
İP
 26
 54
 80
 
ÖDP
 8
 60
 68
 
TKP
 62
 18
 80
 

*Kırklareli’nin 2002 oy sayısına, YSK’nın ilgili sayfası açılmadığı için ulaşılamadı.

TKP’nin oylarının %10 ve daha fazla oranda azaldığı 10 il var: Ankara (%21), Aydın (%20), Bilecik (%17), Edirne (%38), Eskişehir (%20), İzmir (%19), Kırıkkale (%40), Kırklareli (%24), Ordu (%10), Tekirdağ (%30). Bunların içinde eskiden beri CHP’nin son derece güçlü olduğu Trakya illeri ile Ankara ve İzmir’in yer alması ilginç.

TKP’nin oylarının en fazla oranda arttığı 10 il ise şunlar: Hakkari (%798), Ardahan (%673), Iğdır (%503), Bingöl (%487), Ağrı (%411), Rize (%376), Bitlis (%355), Sivas (%323), Elazığ (%297), Van (%285).

TKP’nin oylarının %50’den daha fazla oranda yükseldiği iller de şöyle: Gümüşhane (53), Balıkesir (%55), Manisa (%63), Diyarbakır (%69), Niğde (%83), Tokat (%89), Bayburt (%90), Bolu (%90), Denizli (%97), Gaziantep (%101), Batman (%107), Malatya (%126), Kocaeli (%149), Şırnak (%160), Adıyaman (%160), Erzurum (%168), Kars (%173), Tunceli (%186), Konya (%189), Maraş (%214), Urfa (%237), Mardin (%247). Denizli, Manisa, Kocaeli, Konya, Gaziantep gibi tarım ve sanayi illerinde oy oranının anlamlı denecek derecede artmış olması önemli sayılabilir.

5- Tablo 3’te 2007 ve 2002 seçimlerine katılan üç partinin yıllara göre performansını seçim bölgelerine göre sunuyorum. Bu tablo da TKP dışındaki partilerin performansındaki düşmeyi açık biçimde gösteriyor. Partilerin dördünün, üçünün ve ikisinin 2007 seçimlerine katıldığı her üç seçim bölgesi için de İP ve ÖDP’nin oyları 2007 yılında azalırken, TKP’nin oyları artmış. Dört partinin seçime katıldığı 44 ilde İP oylarındaki azalma %7.6, ÖDP’deki azalma %29. Üç partinin seçime katıldığı 23 ilde İP oyları %21, ÖDP oyları ise %44 azalmış. İP ve TKP’nin seçimlere katıldığı Güneydoğu illerinde ise İP oyları %30 oranında düşmüş. TKP oylarındaki artış ise sırasıyla %20, %33 ve %32.

Tablo 3: Partilerin 2007-2002 yıllarında aldıkları oyların seçim bölgelerine göre değişimi

 
 2007’de EMEP-İP-ÖDP-TKP’nin seçime katıldığı 44 il için
 
 
 2007’de alınan oy
 2002’de alınan oy
 Fark %
 
İP
 45971
 49713
 -7.6
 
ÖDP
 25022
 35259
 -29.0
 
TKP
 20805
 17317
 +20.1
 
 
 2007’de İP-ÖDP-TKP’nin seçime katıldığı 23 il için (Ankara ve İzmir bu grupta)
 
İP
 59267
 74882
 -20.9
 
ÖDP
 26881
 47763
 -43.7
 
TKP
 36401
 27324
 +33.2
 
 
 2007’de İP-TKP’nin seçime katıldığı 13 il için (İstanbul bu grupta)
 
İP
 21665
 35248
 -38.5
 
TKP
 20028
 15179
 +32,0
 
TOPLAM
 
 
İP (80 il)
 126903
 159843
 -20.6
 
ÖDP (68 il)
 51903
 83022
 -37.5
 
TKP (80 il)
 76874
 59820
 +28.5
 

6- Ankara ve İzmir’i dışarıda tutarak ikinci grupta TKP’nin oy değişimine baktığımızda artışın bu kez %76’ya denk geldiğini görüyoruz. Yani kutuplaşma terörizminin etkilerinin görece daha düşük olduğu illerde TKP’nin başarısı daha yüksek.

Aynı şey son grubu oluşturan 13 il için de söz konusu. İstanbul’u dışarıda tutarak üçüncü gruba baktığımızda TKP’nin oy artışı %254 seviyesine çıkıyor. TKP’nin İstanbul oylarının sayısı her iki seçimde de aynı. Ankara ve İzmir oylarında ise %20’lik azalma var.

Şimdi başta sorduğum soruların yanıtlarına dönebilirim:

1- Seçim dönemindeki siyasal ortamdan partiler aynı derecede etkilenmemiştir. 2007 seçimlerinden TKP oylarını artırarak, İP ve ÖDP ise azaltarak çıkmışlardır. 2007’de, EMEP’in de seçimlere girdiği illerde, TKP’nin elde ettiği birinciliklerin sayısının EMEP’ten fazla olması da önemlidir.

2- EMEP ve ÖDP’nin bazı illerde DTP içinde seçime girmiş olmalarının, belki başka faktörlerin etkisine ek olarak, bu partilerin kendileri olarak seçimlere girdikleri illerdeki başarılarını olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz. Bazı illerde DTP ile bazı illerde ise kendileri olarak seçime girmek, belli ki, kitlede uzaklaşma yaratmaktadır. Belki biraz zorlama olacak ancak şunu da söyleyebiliriz: Bu gidişle ortada ÖDP diye bir şey kalmayacak.

3- Bütün partilerin en fazla derecede oy kaybına uğradığı iller, milyonluk laikçi mitinglerin yapıldığı üç büyük ildir. Bu durum TKP için de geçerlidir. Demek ki eylemdeki kitlesellik özel bir ideolojik etki yaratmaktadır.

4- İP kendi siyasal çizgisiyle uyumlu olarak Cumhuriyet mitinglerine büyük destek vermişti. Ancak sonuç hiç de beklediği gibi olmamıştır. İP’in Ankara’daki oy kaybı %41.3, İzmir’deki %24.4, İstanbul’daki ise %43.8’dir. Her üç ildeki kayıp da oluşturduğum üç bölge ortalamalarının çok üzerindedir. Bu bulgular bizim önemli tezlerimizden birisini doğrulamaktadır: Türkiye’de laiklik (bu haliyle) ve Cumhuriyet, solu tanımlayan kavramlar değildir. Sahipleri de belli ve sol dışındadır. Bu kavramlar üzerinden yapılan her şey ancak kavramların esas sahiplerini güçlendirir. Sol kendisini geliştirebilmek için öncelikle kendi paradigmasını oluşturmalıdır.

TKP’nin Kürt illerindeki büyük oy artışına da kimi rezervler koymak akılcı olur. Bir kere oy sayıları çok küçüktür. Küçük sayılardaki görece büyük artış (sonuç Türkiye’ye göre yine küçük olsa da) yüzdeye çok büyük olarak yansır. Öte yandan bu illerdeki bağımsız adaylara yönelik, DTP içindekiler de dahil, sol kamuoyundaki dar kapsamlı rahatsızlık noktaları, bu artışın nedeni olabilir. Eğer bu doğruysa artış kalıcı olmayabilecektir. Öte yandan, eğer bu illerdeki önemli oy artışı, özellikle sol kamuoyundaki diğer sol yapıları ve DTP’yi eleştiren sol bir duyarlılığın sonucu olarak ortaya çıkıyorsa bu anlamlıdır.

22 Temmuz seçimlerinin sol içindeki en kazançlı partisi şüphesiz TKP’dir. Alınan oy sayısının, tabi ki Türkiye ölçeğinde hemen hiçbir anlamı yoktur. Ayrıca bu kazanç TKP’nin sol içinde hegemonik bir güç olarak, eğer buna önem verilecekse, sivrilmesine de yetmemektedir. Ancak bütün bunlar, yine de, TKP’nin gelişme eğilimini görmeyi engellememelidir. Ortada net bir kazanç vardır. Diğerlerinin oyu azalırken TKP’ninkinin, üstelik bu koşullarda artmış olması, bize, çok küçük de kalıcı bir zeminin yakalandığını gösterir. Bunun geliştirilmesi yine siyasal mücadelenin işi olacaktır.


CEMREM 04.09.2007 21:24:49
birgün herkes bişeylerin farkına varacak.SABIR başka bişey değil...


Sayfa: [ 1 ]