|
||
| sosyalizm, yani şu demek ki, dayı kızı, sosyalizm, senin anlayacağın yani, el kapısının yokluğu değil de imkansızlığı. ekmeğimizde tuz, kitabımızda söz, ocağımızda ateş oluşu hürriyetin, yahut, başkası yel de, sen yaprakmışsın gibi titrememek, bunun tersi yahut... sosyalizm, devirmek dağları elbirliğiyle, ama elimizin öz biçimi, öz sıcaklığını yitirmeden. yahut, mesela, sevgilimizin bizden ne şan, ne para, vefadan başka bişey beklemeyişi... sosyalizm, yani yurttaş ödevi sayılması bahtiyarlığın, yahut, mesela, -bu seni ilgilendirmez henüz- esefsiz, güvenle, emniyetle, gölgeli bir bahçeye girer gibi girebilmek usulcacık ihtiyarlığa, ve hepsinden önemlisi, çocukların ama bütün çocukların, kırmızı elmalar gibi gülüşü... |
||
|
||
| çocukların ama bütün çocukların, kırmızı elmalar gibi gülüşü... |
||
|
||
| Şeyh Bedrettin Destanı... | ||
|
||
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli, belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı, aklının aydınlığına sorular sormayalı, dokunmayalı sıcaklığına karnının. Yüz yıldır bekliyor beni bir şehirde bir kadın. Aynı daldaydık, aynı daldaydık. Aynı daldan düşüp ayrıldık. Aramızda yüz yıllık zaman, yol yüz yıllık. Yüz yıldır alacakaranlıkta koşuyorum ardından. |
||