SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sanat Çalışmalarımız

Konu: şiir yaşanmamışlıkların haykırışıdır...

Sayfa: 1 [ 2 ] 3 4 5 6 7 8 9

03.09.2007 17:33:16
sırlarımızı ve çeliğimizi verdiğimiz sular

çekiliyor eski topraklardan

yeni volta boyları ufukta

yepyeni tanımlar aranıyor

dünyayı değiştirmek isteyen varoluşumuza

biliyoruz ki buradan görünmez

Çünkü Büyük Umutsuzlardır dünyayı değiştirecek olan

 

dipsiz bir öfke kadar derin

dipsiz bir banknot gibi dolaşımda

ne kadar uzak görünüyordu bize

oysa geldik. işte burasındayız


ANKA21 03.09.2007 17:33:53
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL

03.09.2007 17:37:33
çok severim bu şiiri Smiley eğer...!

03.09.2007 17:41:01
kokladığın gülün kokusu kalmış sende

baktığın denizin tuzu

geçtiğin iklimlerin masalı sinmiş üstüne

kuzeydeki pencere açık

göçebe bin bir gece

 

sözcükler sökülmüş bir anıyı

ne kadar tamamlayabilirse

bir andır eski defterlerin

güneşinden vurur yüzüne

yazsam olmaz dersin

kimi zaman sırf bunun için

yazmaya değerse de

kuzeydeki pencereyi açarken

yere düşen defterden görünür:

eksik kule, yırtık nehir

sımsıkı kapatmış olsak da

bizi ürperten anıları hayatımızın

eski defter ya da kuzeydeki pencere

tanrı çizmiş bıçağıyla,

kaderimi alnıma.

kaçak bir mahkum sayarak beni.

kalabalıktan biri olsamda,

korkak parmaklar gösterir beni.

geceler, boğazıma geçirmiş pençesini

geceler, karanlık gözlerle mermi

kusmakta madeni hıçkırıklar

kaçırırken uykumu,

tanırım seni ey ölüm

saklanma...

mermiden gülüşün vardı senin....

 

gücünü

öfkemden alırken, hayat

sahnesinin yalan dostları,

yalnızlığım, hayatımın tek sırdaşı,

senide kaçırır, bu gürültüler...

volta atarken paranın yoldaşları,

kanaryalarsa hapiste.

seslerine takılmış kirli bir çığlık,

yakıyor mazimin mutluluğunu

gel artık usandım,

saklanma ey ölüm

mermiden gülüşün vardı senin...

03.09.2007 17:48:29
SERSERİ BENİM YAZDIKLARIMI EKLEME BURAYA.. Smiley

03.09.2007 17:57:09
Kahin ha Smiley hehe
ironini sevsinler..

03.09.2007 18:02:57
dosta aitse ne denir ki... 
söz yiter .. geriye ne kalır ?

03.09.2007 18:53:17
dar ağacına çekilmiş tüm sabahlar adına...
seni fısıldıryorum ilmek tadında
we yaşan işte bu diyorum...
ama yaşamak..
..bir ortamın çaresiz tutsağa olmaktır...

03.09.2007 18:57:38
değişen bir şey yoktu, aynı sokaklardaydı bata çıka
yürüdüğümüz, durup kıyısında kustuğumuz aynı
cami avlusuydu, aynı bıçaktı dokundukça
parmakuçlarımız ıslandıkça, ağzımız kalınlaştıkça
kabardıkça sesimizin ulaştığı yerlerimiz
aynı bıçaktı girip girip çıkan yalnızlığımıza

kan akmazdı çünkü kandan daha anlamlıydı sevgimiz
canımız acımazdı elbet birbirimizden
acı yoksul bir köylünün kara sabanına takılan
altın dolu küpü sırtlamaktı, sarı bir hatıraydı
savrulup giden bir yaprağın ardında bıraktığı


03.09.2007 19:03:51
Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
 
Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri


Gitmek. Bir hançeri inceltip
Okyanusa daldırmak isteği
Ya da düşebilmek atlasların
Dışına ki ey kalbim
Yalnızsın bu yolculukta da
Gitmek. O kaos duygusu, aklın
Sarsıntılarla yorgun düşüşü
Bilincin kamaşması belki de.
Rehin bırakılacak bir şey yok
Unuttuklarından başka.
Gitmek. Bir büyü gibi saran
Ağrılar yumağı, kışkırtılmış
Düşlerdir ki sen şimdi
Esirgeme kendini kalbim
Kederin o derin yalnızlığından
 


diyorum hep diyeceğim acıyan her yanımda bir dosta da düşer bunun acısı dile getirdiğin ve söylemeden bulduğun için sağol:)

03.09.2007 19:04:38
gülüşlerim wardı benim
bir zamanlar yarin yüzünde unuttuğum...
sonra da istemeye yüzüm tutmadı...
şimdi bir çocuk gibi
licenin taranmış kahwelerine bakıyorum..
hüzün alıyorum delik duwarlardan..
we istiyorum
mermilerin sessizliğini!

03.09.2007 19:07:22
Aykırı anlamlar arayıp durma 
güz biter sular köpürür de 
kapanmaz gülüşünün açtığı yara 
uçurum olur cellat olur her gece 
   
Her gece yeniden bir talan başlar 
acı ses olur, ses deli bir yağmur 
eski bir eylüle gireriz böylece 

Sığındığım her yer adınla anılır 
ben girerim, sokağı devriyeler basar 
bir de gülüşün eklenir kimliğime


03.09.2007 19:09:05
kimliği paslanıyor eski bir anarşistin ceplerimde...
sözü namluna sürmelisin
en kimliksiz yanımdan wurmalısın beni....

duraklar war mıdır bu kentte bilinmez
ama her gece bir durak olurum
..seni götüren otobüsün durması için!
nafile..

03.09.2007 19:11:13
Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada 
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık 
Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda 
Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide 
Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor 
Ya da erteletiyorum biletimi son anda 
Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam 
Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin 
Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık 
Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek 
Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi 
Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık 
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için 
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara 
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr 
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada 
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı 
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü 

03.09.2007 19:11:24
yüreğini kanatlarına takma
kırılır kanatların..
uç...
uç..ları kırık bir sewda war şimdilerde...
kör bir kurşun yoktur
her kurşun bilir adresini
we bundandır yarin içimden çıkmaması...


Sayfa: 1 [ 2 ] 3 4 5 6 7 8 9